GeriSeyahat Noel Viyana’da asalet, Madrid’de eğlence demektir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Noel Viyana’da asalet, Madrid’de eğlence demektir

Noel Viyana’da asalet, Madrid’de eğlence demektir

Noel yaklaşırken Avrupa kentlerinde gezinmeyi çok severim. Her yer ışıl ışıl olur, meydanlar karanfilli sıcak şarap kokar, insanlar daha hoş görülüdür. Ama Noel haftasıyla Noel gecesini birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü 24’ü 25 Aralık’a bağlayan gece birçok kent boşalır, evlere kapanır, aileler baş başa kalır. Siz, kimsesiz sokaklarda ne yapacağınızı şaşırıp kalırsınız. İçinize hüzün basar.

Bir keresinde, Noel gecesinde Zürih’e gitmiştim. Uçakta benden başka en fazla 10 kişi daha vardı. Özel uçağımda yolculuk yapar gibiydim. Havaalanında da kimsecikler yoktu. Hatta giriş damgamı vuracak pasaport polisinin gelmesini beklemiştim.

Dışarı çıktığımda isene soru soracak bir kişi ne bir taksi nede otobüs bulabildim. Soğukta, yalnız, çaresiz kalakalmıştım. Uzun araştırmayla metroyu  bulup son trene yetişmiştim. O akşam açık restoran bulamadığımı da hatırlıyorum. Otelin kötü sandviçleriyle yetinmiştim.

Aynı yalnızlığı yıllar önce İngiltere’nin kuzeyindeki bir kentte yaşamıştım. O akşam bir tek Hint lokantası açıktı ve hiç sevmediğim yemeklerle yetinmiştim.
Onun için Noel gecesi ile Noel haftasınının birbirinden ayrılmasını vurguladım.

Noel haftasında kentlerin caddeleri renkli ışıklarla süslenir. Ağaçlar kristal avizelere dönüşür, Noel pazarları tıklım tıklım dolar. Noel haftasında Orta Avrupa kentleri nedense daha çok hoşuma gider. Viyana, Prag, Budapeşte... Masal diyarına dönerler.

ASİL VİYANA

Bu kentler arasında en favorim Viyana’dır. Bu kenti en güzel Cenap Şehabettin tanımlar: “Viyana’da biraz Paris, biraz Beyoğlu rayihası vardır. Sonradan görme bir şehir olmayan Viyana sokakları adeta insana kollarını açar... Şehirde Habsburg Hanedanı kadar kıdemli bir asalet solunur. Din ve sanat, savaş ve aşk, siyasi hadiseler ve fikir hareketleri burada beraberce yaşamıştır...”

Noel haftasında kalabalıklar Stephanplatz’da toplanır. Havai fişekler atılır, içkiler içilir, danslar edilir. Bu çılgın kalabalığın arasında olmak adrenalimi yükseltir. Bu kente her gidişimde, meydandaki kuklacıların, heykel gibi donmuş kalmış sanatçıların, Noel şarkıları söyleyen grupların, sihirbazların aralarından dolaşıp, Viyana’nın en eski caddelerinden Graben’e giderim. Bir zamanların kale hendeği Noel süsleriyle sarılıp sarmalanmıştır. Kalabalıklar, caddenin renkli ve pırıltılı vitrinlerini seyrederek dalga dalga akıp gider.

Bu ayda Viyana akşamları insanın iliğini dondurur. Üşüdüğüm zaman caddenin ortasındaki sıcak panç (punch) ve sıcak şarap satılan büfelere yaklaşırım. Ortalık mis gibi portakallı, karanfilli rom kokusuyla kaplanmış olur. Kuyruğa girip bir bardak panç alırım. İçkinin sonuna doğru tüm vücudumun ısındığını hissederim. Panç aslında, romun içine dört tropik meyve suyu karıştırılarak yapılan serinletici bir güney içkisidir ama kuzeyde ısınmak için içilir. Pançın verdiği güçle, yürüyüşe bıraktığım yerden devam ederim. Hayta hayta dolaştığım dolambaçlı ışıl ışıl dar sokaklarda, geçitlerde ve avlularda ortaçağı koklarım. Yorulduğum zaman bir kahveye oturup, kayısı marmelatlı ünlü Sachertorte yiyerek damağımı çatlatırım.

Biraz soluklandıktan sonra etrafı seyrederim. Kimisi karşısındakine şnaps kadehini, kimileri şampanya bardağını kaldırır, mutlu Noel dileklerini sunarlar. Tüm yüzlerin güldüğünü, hoşgörü havasının meydanı sardığını görürüm. Noel benim inanışımda olmasa da, bu coşkuya ben de kapılıp giderim.

Bu görüntülerin aynısını Prag ’da da, Budapeşte ’de de yaşarım.

LONDRA’NIN NOEL AĞACI

Noel haftasında Londra’da olmak da beni heyecanlandırır. O hafta, tüm Avrupa’da olduğu gibi şehir ışıklara bürünür. Oxford, Regent caddelerindeki dev mağazaların vitrinleri tiyatro sahnesini andırır. Karlı günlerde Hyde Park patencilerin hücumuna uğrar, Covent Garden tüm cazibesini sergiler.
Londra ’da Noel akşamının merkezi tabii ki Trafalgar Meydanı’dır. Meydanın ortasında, Norveç’teki “Kraliçe’nin Ormanından” kesilip getirilen yaşlı çam ağacı yükselir. Bu ağaç Norveç’in İngilizlere armağanıdır. Havai fişekler atılır, dans edilir, sevgililer kutlamalarda biraz ölçüyü kaçırır, tabii ki ufak tefek kavgalar da çıkar. Ben tüm olup biteni, meydandaki aslanlı heykelin üstünden seyrederim.

SÜSLÜ PARİS

Paris’te de Noel haftası büyüleyici görüntüler sunar şehrin sakinlerine. Aslında Paris’le Noel’i yan yana getirmekte zorlanırım biraz. Kutsal tanımlamaları ona yakıştıramam. Paris’i süslü bir kadına benzetirim. Noel’de, makyajını biraz abartan, koket bir kadına dönüştüğünü düşünürüm. Bu ayda Paris’in caddeleri, ışık selinin aktığı nehirlere benzer. Champs-Elysees caddesinin iki yanındaki ağaçlar, rengarenk meyveler açmış kristal heykellere dönüşür. Mağazalar, bu dünyanın mağazası olmaktan çıkıp, masal dünyasına davet ederler müşterilerini. Noel Paris’te her yönden baştan çıkartıcıdır.

Notre Dame Katedrali, haklı olarak Noel ışıklarından en çok nasibini alan yerlerden biridir. Onun önünde düzenlenen bir Noel partisinde, bu kutsal mekana yakışmayacak kadar sarhoş olduğumu hatırlıyorum. Bütün suç, ısınmak için içtiğim sıcak şarap ve onu banan sunan kızdaydı. O şarabın karanfilli kokusu hâlâ burnumdadır.

Noel ışıklarına bürünen Eyfel Kulesi’ni, Noel gecelerinde gökyüzüne doğru süzülen renkli bir rokete benzetirim hep. Noel haftasında Paris bir şenlik olur.
Ama Noel gecesinde tüm şenlik biter. Eğer gidecek bir yeriniz yoksa, tüm bu renkli kent size kalır. O gece herkes evine çekilir, sokaklar ıssızlaşır, sesler silinir gider. Işıl ışıl bir kentte yapayalnız kalıp hüzünlenirsiniz.

Madrid, bir meydanlar şehridir. Bu kente ne zaman gitsem o meydanlardaki kalabalığı izlemeyi çok severim. Kendimi hep bir şenliğin ortasında bulurum.

MADRİD’DE 12 ÜZÜM

Bu kentte Noel şenliklerinin merkezi Puerta del Sol’dur. Sokak çalgıcıları, sihirbazlar, mim sanatçıları, dansçılar, aşıklar, berduşlar, turistler... Herkes oradadır. Meydanın etrafını çevreleyen kahve ve barlarda yer bulmak olanaksızdır. Müzik ve dans sokaklara taşar. Saat 24.00’ü vurduğu an, Noel adetini bilenler 12 tane üzüm yer. Bu üzüm tanelerinin mutluluk, sağlık, aşk, para getireceğine inanırlar. Ben Noel günlerinde Puerta del Sol’da olmayı çok severim. Bu şenliğin bir parçası olmak, yaşamıma keyif katar. Hele geceyarısı kutsal üzümleri, bir İspanyol dilberinin elinden yiyebilirsem, o Noel gecesini hiç unutmam.
Şimdi, Avrupa kentlerinde olmanın tam zamanıdır. Işıl ışıl geceleri kaçırmamanızı öneririm.

ROMA’NIN NABZI PIAZZA NOVA’DA ATAR

Noel haftası ne zaman Roma’ya gitsem soluğu hemen Piazza Novana’da alırım. Bilirim ki eğlencenin kalbi burada atar ve en güzel Noel pazarı burada kurulur. Dört Nehir Çeşmesi’nin kenar taşlarına oturup meydandaki renk cümbüşünü seyretmekten çok keyif alırım. Tabii meydanın etrafında sıralanmış kahvelerden birinde, bir ölçek cin, bir ölçek vermut, bir ölçek kampariden oluşan Negroni ’yi asla ihmal etmem. Hatta sıklıkla ikinci kadehi de ısmarlarım.

Noel denince, tüm dünyada akla gelen en kutsal yer Vatikan’dır. Roma’ya gittiğimde benim de aklıma gelir tabii ki! St. Peter Meydanı’nın ortasındaki gümüş toplarla bezenmiş dev Noel ağacının etrafında toplanmış dini bütün Katoliklerin arasına karışmak da hoşuma gider. Onlarla birlikte, “Acaba Papa’yı görebilir miyim ” diye ikametgahın pencerelerine bakarken kendimi dini düşünceler içinde bulurum.

Roma’ya Noel haftası gittiğimde, mutlaka Aşk Çeşmesi’ne uğrarım. Orası biraz daha genç havalıdır. Sevgililer Noel’i bahane edip, birbirlerini ateşli öpücüklerle kutsar. Çeşmenin havuzuna sol omzumun üstünden mutlaka bir miktar para atarım ve yeniden Roma’ya gelebilmeyi dilerim. Eğer siz de bir Noel’de Roma’da olursanız, Pantheon Tapınağı’nda düzenlenen Noel ayinini izlemenizi öneririm.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle