Memur zammı tartışması yutturmacadır

Hürriyet Haber
18.07.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Başından beri memur zammı konusundaki tartışmalara güldüm ama geçemedim. Çünkü bu işin altındaki yutturmacayı ortaya çıkarmak gerekiyordu.

Ortada üç partiden oluşan bir koalisyon ve bu koalisyonun içinde, çeşitli zorlamalarla grup kuracak sayıya ulaştırılmış bir minik parti vardı ki seçime girdiği takdirde yüzde bir oy alması bile kuşkuluydu.

Bu partinin ‘‘yirmi’’ sayısına nasıl ulaştırıldığını hatırlamak hiç de imkânsız değildi. Bu konuda aklımda kalanları yazacağım.

28 Şubat süreci başladıktan sonra Refahyol koalisyonu haziran ortalarına kadar süregeldi. Durum kritikti ve Erbakan istifasını verdi. Tansu Çiller'in başbakanlığı konusunda mutabakat metni ve güvenoyu için yeterli sayıda imza Cumhurbaşkanı'na verildi. Ne var ki Demirel görevi Sarışın Güzel Kadın'a vermedi.

Görev birkaç gün beklendikten sonra Mesut Yılmaz'a verildi. O sıralarda DYP'den seri istifalar başladı.

Bu istifalar Refahyol'un sonunu ve Anasol-D'nin başını getirdiler.

* * *

‘‘Fırıldak’’ olarak nitelenen ve etik ve moral açıdan savunulacak hiç bir yanı olmayan söz konusu zat da 7 Haziran günü DYP'den istifa ederek 18 Temmuz'da MHP'ye, 28 Aralık'ta da DTP'ye geçti. O zaman kimsenin sesi çıkmadı. Kıyamet, söz konusu zat DTP'den istifa ettiği için koptu ve kıyametin asıl nedeni de bu zatın DYP'ye girmesinin engellenmesidir.

Eğer söz konusu zat DYP ve RP dışında bir partiye girecek olsaydı, gene ses seda çıkmayacaktı.

Demek ki mesele aslında yapay kanla bir siyasal partinin yaşatılmasına yönelikti. Ve bu parti, değersizlik duyguları içinde kıvranıyordu.

Bu partiye biraz soluk aldıracak bir formül gerekiyordu. Gündemde memur zamları vardı ve kamuoyu zam konusunda daima hassas olurdu.

O halde DTP atağını bu konuda yapabilir ve sonunda birkaç puan ek zam koparırsa, en azından adını duyurabilirdi.

Mesut Yılmaz'ın bu işten gocunduğu filan da yoktu. Memur zammı konusu Yılmaz'ın artık taşımak istemediği hükümet yükünü bir an önce bırakıp kaçmasına neden olabilirdi. Böylece tokmağı başkasının elindeki davulu boynunda taşımaktan bıkan Yılmaz da rahatlardı.

Bütün bunlar ülkenin bu sistemle gitmediğini ve bir seçime doğru hızla koşulduğunu gösteriyordu.

* * *

Ancak bu olaydaki yutturmaca tek yutturmaca değildir. Türkiye yıllar yılıdır ‘‘yutturmaca ve göz boyamacılık’’la yönetilmektedir.

Sistem, düzen, organizasyon, ilke, kararlılık gibi unsurlar devlet yönetiminde yoktur. Sistem kişisel kinler, kişisel çıkarlar ve kişisel yutturmacalar üzerine bina edilmiştir.

Halka yutturulmaya çalışılan şey, bu kişisel kin ve çıkar kavgalarının ülke için yapılmakta olduğu yalanıdır.

Ahlaksızlığı, bizim çıkarımıza olduğu zaman alkışlamamız, çıkarımıza aykırı olduğu zaman şiddetle teşhir etmemizin nedeni de budur.

Böylesi bir durum bizim de filozofik ahlaktan yoksun bir düzenin ortağı olduğumuzu gösterir. Bu düzeni reddederek yenisini kurmaya çalışmadığımız takdirde hiçbir şeyden yakınmaya hakkımız yoktur.

Bu kadar!













Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı