Lastikler LASDER’e aküler TÜMAKÜDER’e

Güncelleme Tarihi:

Lastikler LASDER’e aküler TÜMAKÜDER’e
Oluşturulma Tarihi: Ocak 16, 2011 00:00

Otomobil kullanırken havaya saldığımız karbondioksiti ve diğer zararlı gazları bir kenara bırakalım; araçlarımız lastiğinden motor yağına kadar birçok başka atık çıkarıyor. Türkiye’de şimdilik araçlar için üç tür atık geri dönüşümü yapılıyor. Ne mutlu ki bunların ayrı toplanması ve kontrolü ev atıklarına göre bir nebze daha kolay

OTO LASTİKLERİ: Lastik Sanayicileri Derneği (LASDER) ömrünü tamamlamış lastiklerin Türkiye çapında örgütlenmiş satıcı, servis, tamirci ve benzer yerlerden toplanıp geri kazandırılmasını sağlıyor. Brisa, Continental, Goodyear, Michelin ve Pirelli firmaları tarafından kurulan derneğe Baytur, Çelik Motor ve İncitaş da üye. LASDER üyelerinin satışları, toplam yenileme pazarının yaklaşık yüzde 75’ini temsil ediyor. Tüketici olarak eğer lastiklerinizi yeniliyorsanız, eski lastiklerinizi bu satış noktasında bırakmanız gerek. Bunlar daha sonra LASDER’in yüklenicileri tarafından satış noktalarından bedelsiz olarak alınıyor. İskele kenarlarına asılan lastiklerin geri dönüşümleri de yönetmeliklere göre bunları kullanan kurumlara yüklenmiş. Ancak LASDER istek olursa bu tür lastikleri de toplatıyor. Lastikler geri kazanımda granül, çelik tel, rejenere kauçuk ve benzeri ürünle dönüşebiliyor. LASDER 2010 yılında, yasal yükümlülüğü olan 62 bin 500 bin ton lastik miktarını da aşarak uygun metodlarla geri kazanım sağlamış. (216) 445 74 90.

AKÜMÜLATÖR: Atık akülerin en tehlikeli yönü içlerinden bulunan sülfürik asit ve kurşun. İkisi de ölüme neden olabilecek düzeyde tehlikeli. Yine akü yapımında kullanılan plastik malzeme de doğaya bırakılmaması gereken bir atık. Bir litre asitli suyun toprağa dökülmesiyle yaklaşık 400 litre içme suyu kullanılmaz hale geliyor. Akünüzü değiştiriyorsanız eski akülerinizi değiştirdiğiniz serviste bırakın. Bunların geri dönüşüme gönderilmesi de onların sorumluluğunda. Sizden bunu toplayan servisler de geçici depolara teslim ediyorlar. Elinde atık aküsü olanlar bunları, bakanlıkça yetkilendirilmiş derneklerin geçici depolarına da teslim edebilirler. Bu konunun organizasyonu için bakanlıkça yetkilendirilmiş iki kuruluş var: Aküder’in 444 27 25 atık akü hattını arayabilirsiniz. Yahut TÜMAKÜDER’in yetkili noktalarını www.tumakuder.org adresindeki haritaya girerek bulabilirsiniz.

ATIK MOTOR YAĞLARI : Atık motor yağları toplanması en zor atıklardan. Yasal olarak atık motor yağlarını toplama yetkisi motor yağı üreticilerine ve tek yetkilendirilmiş kuruluş olan Petrol Sanayi Derneği (PETDER)’e verilmiş durumda. Bunlar dışında kişi ve kuruluşların toplaması yasak. PETDER tarafından altı yılda toplanan atık motor yağlarıyla 380 bin kişilik bir nüfusun bir yıllık elektrik enerji ihtiyacına eşdeğer bir enerji geri kazanımı sağlanmış.
* Doğaya bırakmayın çünkü: Atık hale gelen motor yağları doğaya bırakılırsa su, toprak ve hava kirliliğine yol açar, insan sağlığına zarar veriyor. 1 litre atık motor yağı yeraltı suyuna karıştığında yaklaşık 800 bin litre suyu kirletebilir.
* Yakmaya kalkmayın çünkü: Havaya salınan uçucu ağır metaler kanserojen etki yapıyor.
* Kanalizasyona dökmeyin çünkü: Atık yağlar kanalizasyon sistemini tıkıyor, arıtma sistemine zarar veriyor, esasen evsel nitelikte atıkların arıtılması üzerine projelenen arıtma tesislerinin çalışmasını da engelliyor.
* Kaçak üretime gitmesine izin vermeyin çünkü: Bunlar trafikte gördüğünüz kapkara egzoz gazı çıkaran araçlarca kullanıyor ve yine havayı kirletiyorlar.
Motor yağınız değişim yapılan serviste kalmalı. Bir tüketici olarak sizin de teslim ettiğiniz yağın yetkilendirilmiş kuruluşa teslim edilip edilmediğini sorabilirsiniz. Bu, yağı alan servisler için yasal bir zorunluluk.

O DA BİR YEŞİL
İsmail Hacıoğlu (Oyuncu)
Çocuklarım da mercan yesin


Çevre konusunda duyarlı olduğumu düşünüyorum ama tüketirken bu bildiklerimi fazla hayata geçirebildiğimi düşünmüyorum. Bence en büyük çevre sorunumuz trafik. Küresel ısınma nereye doğru gidiyor bilmiyorum ama ocak ayının ortasındayız ve hala kar göremedim. İstanbul’u hiç yeşil bulmuyorum. Evimin karşında 15-20 metrekare bir yeşil alan var ve onunla idare ediyordum. Şimdi sırf daha yeşil olduğu için İstanbul’un dışında bir yerlere taşınıyorum. Denizlerde 21 çeşit balık türünün çoğalması için herkes üstüne düşeni yapmalı, ben çocuklarımın da mercan ya da istavrit yiyerek büyümesini istiyorum.

Bİ’ŞEY YAPMALI
Isınıyor muyuz yoksa soğuyor muyuz


Yeşil Bilgi Platformu’nun web sitesi www.yesilbilgi.org ‘Küresel Isınma mı/Soğuma mı’ başlığı altında bir mikro site hazırladı. Mikro siteye www.yesilbilgi.org/isinmamisogumami adresinden ulaşılabilir. Sitede Mithat Bereket’in bu konuda hazırladığı araştırma dosyasından hareketle, 2009’un sonunda başlayan ve bazı bilim adamları tarafından mini buz dönemi olarak nitelendirilen soğuklarla ilgili olarak, kamuoyunun merak ettiği tüm sorulara yanıt aranıyor. TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, WWF Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak ve İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu gibi birçok uzmanın görüşlerine yer veriliyor.
Sitede yer alan uzman görüşlerinden 9 Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Yaşar’ın görüşleri dikkat çekici: “Türkiye’de, insanların aklına sıcaklık denince kuraklık geliyor, daha doğrusu bilinçaltımıza bu şekilde yerleştirildi ama gerçekte sıcaklık demek, yağış demektir. Örneğin bir tencere suyu ateşe koyun ve ısıtın. Ateşi ne kadar çok açarsanız buharlaşma o kadar çok olur. İklimlerde de yağmurun ana öğesi olan buharlaşma sıcaklıkla doğru orantılı olarak artar. Okyanus suları ne kadar çok ısınırsa buharlaşma ve dolayısıyla yağış miktarı artar. Bu nedenle bilimde Küresel Isınma dönemlerine ‘Yağmur Çağı-Rain Age’, küresel soğuma dönemlerine de ‘Buzul Çağı-Ice Age’ denir. Çünkü her 1 derece sıcaklık artışında yağışlar yüzde 2 civarında artar. Özetle, kuraklık demek sıcaklıların düşmesi demektir.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!