GeriKitap Sanat Yazdık, çizdik Nâzım diye!
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yazdık, çizdik Nâzım diye!

Yazdık, çizdik Nâzım diye!
Nazım Hikmet

Türkçe, hiç kuşkusuz en büyük iki şairine sahip çıkıyor. Yunus Emre ve Nâzım Hikmet... İlki 700 yıldır yaşıyor, ikincisi de şiiriyle öyle yaşayacak. Her zaman bir ‘kültürel muhalif’ olarak üstelik! Kırmızı Kedi Yayınları, art arda yayımladığı dört Nâzım Hikmet kitabıyla büyük şairin okurlarına, ölümünün 55’inci yılında dört dörtlük bir armağan sunuyor.

‘Yazdık Nâzım Diye Diye!’ kitabından düştü bu başlık aklıma.
Zühtü Bayar ile Günel Altıntaş’ın Türkiye’den ve dünyadan şair ve yazarlardan derledikleri Nâzım Hikmet’le ilgili yazılar, şiirler yer alıyor. Güzelim ‘Soyut’ dergisi yayınlarından 1974’te çıkmış. Okumuştum, küçük, hoş bir kitaptır. Yeniden basılmış mıdır, bilmiyorum.
Türkçe, hiç kuşkusuz en büyük iki şairine sahip çıkıyor. Yunus Emre ve Nâzım Hikmet... İlki 700 yıldır yaşıyor, ikincisi de şiiriyle öyle yaşayacak. Her zaman bir ‘kültürel muhalif’ olarak üstelik! İktidarın kalemleri son zamanlarda bir ‘kanon’ sorgulamasına soyundular. Bir muhafazakâr edebiyat dergisinde birkaç ay önce üç şair oturmuş konuşuyorlar. Nâzım Hikmet’ten ‘o zat’ diye söz ediyor biri. Diğeri de “Meydanların ateşi düştükçe onun şiiri de sönüyor!” gibi bir şey diyordu. ‘O zat’, yani şiirimizin en büyüğü! Geçenlerde de biri ‘Sait Faik, Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal’ için ‘abartılmış şöhretler’ gibi bir şey yazmıştı, dedim ki kendi kendime “Bari Sabahattin Ali’yi de ekleseydi dört dörtlük olurdu!”
Fakat öyle olmuyor işte, ‘kültürel iktidar’ parayla, ilanla, destekle de hiç olmuyor kardeşler; ucunda hapis de var, sürgün de, sansür de var, ölüm de, eh zaten bunları yaşayıp büyük şair, yazar olanlardan da, bu arkadaşların olmak için bayıldıkları ‘kültürel iktidar’ değil ‘kültürel muhalefet’ oluyor, haliyle de çok iyi oluyor!

Artık Nâzım Hikmet’e ‘vatan haini’ diyen kalmadı pek, yeni çıkan kitapların tanıklıkları da tam tersine, ülkesini, dilini, Anadolu’yu, İstanbul’u ne kadar çok seven bir şair olduğunu gösteriyor. Tanıklıklara bile gerek yok, şiirlerinden biraz okumak yeter! Bugünlerde ‘Büyük Gurbetçi’mizle ilgili dört kitap yayımlandı. Üçü tanıklık eden, biri de yaşamını çizgilere döken kitaplar.
Nâzım Hikmet’in ‘gerçekleşmeyen’ aşkı, ünlü opera sanatçılarımızdan soprano Semiha Berksoy. Nâzım’ı görmeye Çankırı Hapisanesi’ne gidiyor. İzleniyor. ‘Milli Şef’ İnönü devri. “Memlekete Komünizm gelecekse onu da biz getiririz, size ne oluyor?” diyen meşhur Ankara Valisi Nevzat Tandoğan makamına çağırtıyor Semiha’yı. ‘O komünisti, adi, rezil adamı’ niye görmeye gittiğini soruyor. “Onu seviyorum!” diyor iki kez Semiha. Bunun üzerine vali, “Tamam görün, ama bari giderken bizim haberimiz olsun!” diyor. Maazallah “Kimi seveceğine de biz karar veririz!” diyebilirdi!
Nâzım Hikmet ve ‘Tosca’sı Semiha Berksoy’un ‘Mektuplaşmalar’ından oluşan kitapta her ikisinin el yazılarının yanı sıra Semiha’nın yaptığı resimler de yer alıyor. Bunların pek çoğu da Nâzım ve onun şiirleri için yapılmış resimler: ‘Kerem Gibi’, ‘Çankırı Hapisanesi’nde Ziyafet’, ‘Nâzım Hikmet’in Ölümünü Bana Haber Veren Van Kedisi’...
Nâzım’dan ayrılışının nedenini, onun ‘İnkılapçı bir genç’ olarak ‘İnkılap’ı her şeyin üstünde tutması ve Semiha’nın da buna saygı göstermesidir. 21 Ağustos 1936 tarihli mektubunda bunu bildirir Nâzım’a, ama umudunu da korur: “İkimiz de büyüyelim, dallarımız havada birbirine karışacaktır.” Bu gerçekleşmez ne yazık ki, Semiha’nın “Senin hürriyetinle yaşıyorum” dediği şair ona tespihini gönderecektir. Kim bilir belki de ‘kavuşamazsın aşk olur’ dedikleri tam da Nâzım ile Semiha aşkı içindir.

MOSKOVA’DAKİ NÂZIM’IN DİRENCİ
Orhan Karaveli, ‘Tanıdığım Nâzım Hikmet’i, onu Moskova’da ziyaret eden Türk gazetecilerinden hayatta kalan son kişi olarak yazmış. Diğerleri hayatta olmayan gazeteciler Ömer Sami Coşar ve Ahmet Şükrü Esmer. Ağustos 1960’ta Nâzım’ı ziyaret etmek de hayli cesaret istiyor ve gazeteciler de bu nedenle çok suçlanıyorlar. Karaveli, çevirmeni Ekber Babayev’in de bulunduğu uzun sohbetler ediyor şairle. İki kitapta da dikkat çeken şey, Nâzım’ın inancını, umudunu hiç yitirmemesi, hatta dışardakileri teselli etmesi: “Ben rahat, ümidli ve kuvvetliyim. Sabır etmesini öğrendim.”
Moskova’da Nâzım’la karşılaştığında onun samimiyetinden çok etkilenir Karaveli. Nâzım’ın tam anlamıyla bir özlem şairi olduğunu anlar. Yurt özlemi, dil özlemi, insan özlemi, her şeyden de önce hürriyet özlemi.
Karaveli bol kaynakçalı kitabında geridönüşlerle Nâzım’ın yaşından soyuna kadar tartışmalı konulara dalıyor, özellikle gençliğine dair anlattıklarını ilk ağızdan dinleme olanağı sunuyor. Nâzım’ın Mevlâna’dan Çanakkale Şehitleri’ne, oradan Kuvayı Milliye’ye, sosyalizme uzanan şiir çizgisini de örnekleriyle anlatıyor.
Nâzım’ı yazanlar olduğu gibi hem yazan hem çizenler de var. Müjdat Gezen’in ilk 1978’de yayımlanan ‘Çizgilerle Nâzım Hikmet’ kitabının çizeri de Savaş Dinçel. İki ünlü tiyatrocunun işbirliğiyle doğan kitap, sanırım Türkiye’deki ilk çizgibiyografilerden biri. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından toplatılıp hamur edilen kitabın yazarı ve çizeri de bir süre tutuklu kalmalarına karşın, hamur edilmeden kurtulmuşlar! Kitabın Tommiks, Teksas okutur gibi Nâzım okutmasını arzu ediyor hazırlayanlar ve başarıyorlar. Sanırım şimdi çizgili kitapların da çoğalmasıyla, özellikle genç okurlar Nâzım’ı yaşamı, aşkları, politik serüveni ve şiirleriyle daha yakından tanıyacakları bu kitabı bir çizgi’roman kahramanı’ gibi de okuyacaklardır. Nâzım da aynı zamanda bir roman kahramanı sayılmaz mı zaten kısacık ömründe yaşadıkları ve yaptıklarıyla!
‘Bu Dünyadan Nâzım Geçti’. Vâ-Nû’nun bu klasik başyapıtı, Kırmızı Kedi’nin, şairin ölümünün 55’inci yılında okurlarına sunduğu dördüncü armağan. Nâzım’ın çocukluk ve gençlik arkadaşı Vâlâ Nureddin’le Kurtuluş Savaşı günlerinden 1917 Ekim Devrimi’nin 3. yılını yaşayan Sovyetler Birliği’ne gidişleri, orada üç yıl üniversitede okumaları, politik kavgaları, şiirleriyle tam bir yol hikâyesi. Edebiyatçılığının yanı sıra asıl gazeteciliğiyle tanınan Vâ-Nû’nun bir roman kurgusuyla yazdığı kitap, Nâzım’ın ‘yoldaş’lığının hakikiliğini, çocuksuluğunu, saflığını anlatırken, öte yandan yer yer onun hatalarını da açıkyüreklilikle dile getiriyor. Yalnızca bir yoldaşlık değil aynı zamanda bir yol ayrımının da kitabı ‘Bu Dünyadan Nâzım Geçti’.
“Haziran Nâzım’dır duygusunu pekiştiren dört kitap.
“Güzel haziranlar göreceğiz çocuklar!” diyor sanki büyük şairimiz.

Yazdık, çizdik Nâzım diye


Yorumları Göster
Yorumları Gizle