GeriKitap Sanat Yakarak gerilemek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yakarak gerilemek

Yakarak gerilemek

Fernando Baez, ‘Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi’nde Sümer tabletlerinden bu yana, hem kütüphanelerin doğuşu hem de ‘yakılıp yıkılışı’nı incelerken, insanın bu hastalığının kültürel, dinsel ve tabii sebepleri üzerinde duruyor.

Mademki ‘müzelerin ve kütüphanelerin ülkenin güç yapısına sıkı sıkıya bağlı olduğunu unutmamak gerekiyor’, o halde, mesele gelip bir güç ve iktidar savaşına mı dayanıyor? Kitabı yazan, kütüphaneyi kuran bir yandan güç inşasına soyunurken fırsatını bulduğunda onu yakıp yıkan bu gücü alaşağı mı etmiş oluyor? Üstelik nasıl oluyor da bir eylem hem çok kadim, hem güncel hem de evrensel karaktere bürünebiliyor. Kitapla medenileşen insan / insanlık onu yakmakla barbarlığın iklimine nasıl bu kadar kolay dahil olabiliyor?
Mezopotamya’dan başlayarak 21. yüzyılın eşiğine kadar insan kitap üzerinden adeta bir özkıyım faaliyetine girişmiş durumda. Daha dün gözümüzün önünde yakıldı Saraybosna kütüphanesi. Daha dün gibi taze Irak’ın işgali sırasında yaşananlar. Amerikalılar belki kitapları yakmadılar ama kütüphanelerin ve müzelerin yağmalanışına göz yumdular. Dünya seyretti bunu. ‘İnsanlığın ortak miraslarının yakılıp yıkılmasına sessiz kalmak da o felaketi meşrulaştırmaz mı?’

Fernando Baez, Sümer tabletlerinden bu yana, hem kütüphanelerin doğuşu hem de ‘yakılıp yıkılışı’nı incelerken, insanın bu hastalığının kültürel, dinsel ve tabii sebepleri üzerinde duruyor. ‘Bellek cinayeti’ olarak nitelediği bu eylemin, yok etme kültürüne nasıl evrildiğini araştırıyor. Ona göre ‘tıpkı bugünkü gibi, o zamanlar (antikçağlar) da kültür için iyi zamanlar değildi. Sümer, Asur, Eski Mısır, Antik Yunan, Çin, Roma, Bizans, İslam, ortaçağ Avrupa’sı ve modern zamanlar boyunca insanlık, insanlığın ürettiği kitapları yok etme mücadelesine girişti. Kimse kimseden aşağı kalmadı bu konuda.

İlginç olan, uygarlıkların kitap yoluyla birbirlerini taklit edip ilham alırken aynı zamanda bu suçu önleyememiş olmalarıdır. ‘Güvercin Gerdanlığı’ yazarı İbn Hazm’ın yasaklanan dizelerinden Steinbeck’in ‘Gazap Üzümleri’ne değin her kültürde baskı, yasaklama ve yok etmenin önlenemeyişi antropolojik bir soru / sorun olarak ortada durmaktadır. Latin Amerika’daki İspanyol işgali gözümüzden ırak gibi gözükse bile Aztek kültürüne uygulanan yıkımlar büyüktür.

Baez’in eserinin dikkat çeken bölümlerinden birisi de, ‘Don Quijote’ ile başlayan modern edebiyat eserlerinde yok etme eylemlerinin işlenişidir. 20. yüzyıldan günümüze geldikçe başta faşizmin yükselişi, kültürel ve dinsel bağnazlıklar, savaşlar, sansür ‘nefretin özel bir türü’ olan kitap yakmanın sebep ve durakları olarak beliriyorlar. İç savaşlar, askeri darbeler, Çin ve Sovyetler Birliği’nde gizli kapaklı olup bitenler hep aynı yerde birleşiyor.

Ayrıca, yazarların kendi eserlerine uyguladıkları sansür ve otosansüre de değiniyor Baez. Kafka’nın Max Brod’dan not defterlerinin yakılmasını istemesi, Malcolm Lowry’nin kendi eliyle çıkardığı yangınla yok olduğu söylenen müsveddeler belki kitap korkusu, kültürel nefret kadar ağır değildir ve bir tür yaratıcı yok etme içgüdüsüdür.
Maddi olarak, yeni tekniklerle eski kitapları korumak, dijital ortamlara aktarmak bir güvence olsa bile, insanın kadim güvensizliği devam ediyor.

Yakarak gerilemek

KİTAP KIYIMININ EVRENSEL TARİHİ
Fernando Baez
Çeviren: Tolga Esmer
Can Yayınları, 2018
368 sayfa, 35 TL.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle