William Stoner’ın ‘sıradan’ hayatı

Güncelleme Tarihi:

William Stoner’ın ‘sıradan’ hayatı
Oluşturulma Tarihi: Eylül 24, 2020 14:20

Edebiyat tarihinin ıskalanmış yazarlarından olan ve 2013’te deyim yerindeyse tekrar keşfedilen John Williams, ‘Stoner’da bir adamın sıradan hayatını ve yer yer sinir bozan tavırlarını; sıradanlığının aslında ne kadar sıradışı olabileceğini anlatıyor.

Haberin Devamı

Edebiyat tarihi, ıskalanmış ve değeri geç anlaşılmış yazar ve kitaplarla dolu. John Williams ve yayımlandığı 1965’ten 50 yıl sonra kıymeti bilinen ‘Stoner’ adlı romanı, bu durum için önemli bir örnek.
İlk roman taslaklarını İkinci Dünya Savaşı sırasında, ABD Hava Kuvvetleri’nde görevliyken kaleme alan Williams’ın kitapları, küçük yayınevleri tarafından okurla buluşturulduğu yıllarda fazla ilgi görmemişti. 2013’te, deyim yerindeyse tekrar keşfedilen ve okurların yoğun ilgisiyle karşılaşan ‘Stoner’la birlikte Williams’ın diğer kitapları da önemli satış rakamlarına ulaştı. Williams, bir adamın sıradan hayatını ve yer yer sinir bozan tavırlarını; sıradanlığının aslında ne kadar sıradışı olabileceğini anlatıyor romanda.

BİR FIRTINANIN ORTASINDA
Bir çiftçi ailesinin çocuğu olan William Stoner, ziraat mühendisliği okumak üzere gönderildiği üniversitede edebiyata merak salar; hayatı izlemek ile hayatı yaşamak arasında bocalamaya başlar, kendisini bunlardan birini seçmeye çalışırken bulur.
Dünyanın kendisine büyük geldiğini hissedince güvenli alan diye nitelediği, üniversitede ve okulun bulunduğu kasabada kalmaya karar veren Stoner’ın yaşamındaki bir başka kırılma da böylece gerçekleşir.
Dışarıdan bakıldığında yaşamı silik gibi görünse de Stoner, koca bir fırtınanın ortasına düştüğünü hissediyor. Böylece ‘her ne olursa olsun’ ayakta kalmaya uğraşırken kasabada ve üniversitede bir muamma olarak anılıyor ömrü boyunca: “William Stoner’ın ismine kazara rast gelen bir öğrenci, çok da üzerinde durmadan onun kim olduğunu merak edebilir fakat bu merak, gelişigüzel bir soru olmanın ötesine geçmez. Hayattayken Stoner’a pek de özel bir kıymet vermeyen meslektaşları, şimdi kendisinden nadiren bahsediyor; yaşını başını alanlar için onun adı, hepsini bekleyen sonun hatırlatıcısı, gençler içinse geçmişe dair hiçbir anlam ve kendileriyle ya da kariyerleriyle ilişkilendirebilecekleri hiçbir kimlik çağrıştırmayan bir seda yalnızca.”
Edebiyata âşık olan Stoner, ikinci büyük aşkını ise kasabadaki tutukluğunu üzerinden atar atmaz son derece püriten bir ailede yetişen bir kadınla yaşıyor. Bu ilk aşk çabuk bitince mutsuz evliliği sırasında yasak ilişkinin tadına bakıyor.
Stoner, bir yandan dünyayı tanımaya, diğer yandan benliğinin kilitli kapılarını açmaya çalışıyor. Bu sırada, hem kendisi hem de aşk yaşadığı kadınlar, birer samimiyet ve sevgi testinden geçerken ‘müşterek sıkıntılar’ ve ‘suskun keder’ de kapıda bekliyor. Bir tür savaş hali bu; dünya savaşlarının gölgesinde Stoner, içindeki muharebeyi anlamaya, zafer ve yenilgileri hazmetmeye çabalıyor.
Bütün bunlar olurken Stoner, duygu patlamaları yaşamıyor; her şeyi sakin ve sessizce karşılıyor, kendisini mevcut durumdan kurtarmak için pek bir şey de yapmıyor. Kısacası, kendisiyle bir mücadele veriyor ama bunu, fazla yorulmadan gerçekleştiriyor ve çoğunlukla karşısındakini yıpratıyor.
Williams, kendisini izleyen; zihninde yer etmiş ve bazen takıntıya dönüşmüş kişilerle uğraşırken kırılan, seven, üzülen ve üzen, bunlar olurken tekdüzeliğinden ödün vermeyen Stoner karakteriyle etrafımızdaki benzer tipleri görmemizi istiyor adeta.

STONER

William Stoner’ın ‘sıradan’ hayatı

John Williams
Çeviren: Özlem Güçlü
Yapı Kredi Yayınları, 2020
228 sayfa, 28 TL.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!