GeriKitap Sanat ‘Piyano tuşlarını kırana kadar çalmış olabilirim!’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Piyano tuşlarını kırana kadar çalmış olabilirim!’

‘Piyano tuşlarını kırana kadar çalmış olabilirim!’

21. İstanbul Caz Festivali’nde Genç Caz yarışmasını kazanıp beş yıl boyunca olgunlaşmayı bekleyen Cazzip Project’in ‘Stories’i, çok iyi bir ilk albüm. “Oynuyoruz bir şeylerle, kalıbından çıkarıp zorluyoruz” diyen yetenekli üç genç; Aslı Özer, Erhan Ertetik ve Ertuğrul Biber’le grubu ve albümü konuştuk.

Cazın küçük ama mutlu müzisyen, dinleyici, yapımcı, yayıncı, organizatör, tanıtımcı döngüsünde yaşayıp giderken aramıza yeni katılan arkadaşlarla umutlanmamak işten değil. 21. İstanbul Caz Festivali’nde Genç Caz yarışmasını kazanıp beş yıl boyunca olgunlaşmayı bekleyen Cazzip Project ilk albümü ‘Stories’le söz konusu umudun bu aralar en güçlü kaynaklarından biri. ‘Yaşasın yeni bir caz albümü’ hevesine binaen değil, gerçekten çok iyi bir ilk albüm olması açısından durum önem arz ediyor. Yetenekli üç genç müzisyenin özenle düzenleyip seslendirdiği son derece özgün ve kompleks bestelerden oluşan ‘Stories’ bir yönüyle daha mühim. Bu albüme dek caz kaydı yayımlamamış TMC anaakımın dışında kalan bir müziğin sorumluluğunu ve temsilini üstlenerek ‘Stories’le birlikte çok değerli bir ilk adım atmış oldu. O zaman yeri gelmişken, yapımda ve yayında emeği geçenlere teşekkür edip Cazzip Project’ten Aslı Özer (piyano), Erhan Ertetik (bas) ve Ertuğrul Biber’e kulak verelim.

İstanbul Caz Festivali’nin Genç Caz yarışmasını kazanarak Cazzip Project’in açılışını yaptınız ama üçünüzün bir araya geliş hikâyesiyle başlayalım.
Aslı Özer: Ben Güç Gülle’den birebir caz teori eğitimi alıyordum. Erhan (Ertetik) ve Ertuğrul (Biber) da MMA’dan (Modern Müzik Akademisi) Güç Hoca’nın öğrencileriydi. Güç Hoca hepimizi tanıyor. Yaptığım parçaları, tarzımı, nasıl bir yetkinliğim olduğunu biliyor. Besteler vardı elimde ve bunları bir trio veya quartet olarak çalmam lazımdı. Bu enerjinin kiminle uyumlu olacağını bildiği için bir gün telefon açtı ve “MMA’da süper çocuklar var, tanışman lazım, hemen bir araya geliyorsunuz” dedi. Başlangıçta Ertuğrul yoktu ama gelince çok şükrettim. Tanıştık ve bir provaya girdik. O zaman elimde ‘7 Motions’ vardı. Bu biraz da kompleks bir parça olduğundan oturtalım istedik ve oldu.

‘7 Motions’da mikro tonlar duyuyorum ve tam Güç Gülle dokunuşu diyorum. Albümün genelinde de hissediliyor.
Erhan Ertetik: Hocamızın dokunuşları var tabii. ‘7 Motions’da bir swing kısmı var. Aslı melodik ve armonik kullanımları, ritmik değişiklikleri seviyor. Güç Hoca da öyle... O da bizim müziğimize yakın. Ve hocamızın olduğu provalarda iyi çalıyorduk.
Aslı: Güç’ün oradaki etkisi, mesela araya bir swing eklemek veya davul solonun altını doldurmak gibi; ama en önemlisi de çok bilgili ve değerli bir insan olarak bizi bir araya getirmesi ve motive etmesi. ‘7 Motions’ı iyi çalınca, grup budur diyerek devamını getirdik.

‘HIP’e hip mi diyoruz? Standart trio sound’unu sevsem de ve parçaların tamamı iyi düzenlenmiş olsa da, nefesli duymaktan hep hoşnut kalan biri olarak beni içine ilk çeken parça ‘HIP’ oldu. Siz oradaki nefesliyi nasıl duydunuz?
Aslı: ‘HIP’, Hands In the Pocket aslında, eller cepte. Erhan çok uzun diye onu söylemek istemedi; ‘Hip’ aşağı ‘hip’ yukarı derken o zaman kalsın dedik!
Erhan: Parçanın ilk düzenlemesi çok başkaydı. Başka bir parçadan çıktı aslında. Parçanın girişi üstüne Aslı çok güzel bir melodi yazdı. Trio olarak çaldık, ilerlettik ama kaydederken brass’la kaydedelim dedik. Kayıtta da Samet (Kocamemiş) çok keyifli çaldı, sağ olsun.

Bir diğer favorim ‘Blue Days’deki bas yürüyüşü muazzam.
Erhan: ‘Blue Days’ aslında en zor parçamız. Duygusu çok yoğun bir parça.
Aslı: Bas solonun altında inanılmaz bir yükseliş var, Ertuğrul başka şekilde dolduruyor, Erhan da patlatıyor.

Diğer parçalar için de söyleyebilirim hem duygu hem de yapısal olarak parçalar katman katman ilerliyor ve bu çok iyi duyuluyor.
Aslı: Sanırım Cazzip’in özelliği bu. Bir melodinin içinden başka melodi, bir ritmin içinden başka bir ritm çıkıyor. Örneğin ‘HIP’ dört dörtlük bir parça ama araya altı sekizlik bir bölüm koyduk, orada ruhu değişti. Bunu doğal bir şekilde yapmaya çalışıyoruz, dolayısıyla en sevdiğimiz şey. ‘7 Motions’ ve ‘Blue Days’de de ritm anlamında bu geçiş çok hissediliyor. Sınırları nasıl aşabiliriz ve bunu nasıl natürel bir hale getirebiliriz hissi. Oynuyoruz bir şeylerle, kalıbından çıkarıp zorluyoruz.

Peki Erhan ve Ertuğrul’a ortak sorum olacak. Kıraç, Gülşen, Bora Öztoprak gibi isimlerle de çalıyorsunuz. Bunu olumsuz görmüyorum ama merak ediyorum, avantaj ve dezavantajlar üzerinden düşündüğümüzde, pop müzikle caz arasındaki geçişi duygu ve teknik olarak nasıl sağlıyorsunuz?
Erhan: Çok zorladığı zamanlar oluyor. Bir gün evde Charlie Parker ya da Coltrane deşifre ederken “Akşam Sezen Aksu’dan şunu çalacağız” diye mesaj geldiği oluyor. Bu, hayatın gerçeklerinden biri ama motivasyonu düşürebiliyor. Olumlu anlamda bakarsak da pop müzik müzisyenliği çok yönlü geliştiriyor; eşlik yönün, tanımadığın insanlarla birlikte çalma yeteneğin gelişiyor, ya da bir barda çalarken istek gelince bilmediğin bir parçaya eşlik ediyorsun. Ben çok fazla stüdyo kaydı çaldığım için bu anlamda bana faydası var. Çalıştıklarımızı uyguladığımız alan gibi...
Ertuğrul Biber: Olumlu yönü tabii ki var, biraz daha yorucu. Gece hayatının yoruculuğunun yanında biraz daha iş gibi, yapman gereken şeylerin hepsi belli. Müzik adına pek bir özgürlük yok. Ama keyifli yanları var. İkisi de güzel. Michael Jackson’a çalmak isterdim ama cazı niye seviyorsun dersen, çok özgür. Caz hayat gibi bir şey.

Güzel mevzu açtınız. Yerli-yabancı, yaşayan-yaşamayan, kime çalmak isterdiniz?
Aslı: Ben Sting.
Ertuğrul: Sting’e iki. Ben’in (Wittman) yerinde olmak isterdim.
Erhan: Ben Gil Scott isterdim. Çok seviyorum. Geçen sabah 7-8 gibi Gil Scott dinliyordum.

Aslı’ya dönersek, Türkiye’de kendi sözlerini, müziklerini yazan çok sayıda kadın vokalistimiz var ama enstrümantalist az.
Aslı: Ben piyanoya altı yaşımda klasik müzikle başladım. Sonra vokale sarıp piyanoyu kapattığım bir dönem var. İki sene hiç piyano çalmadım. Sonra geri döndüm. O zaman progressive müzik dinliyordum, Dream Theater önümü çok açtı. Caza geçince kendimi çok özgür hissettim. Sınırları aşınca kendimi tanımaya başladım. Kendimi bulmaya başlayınca bu enstrümana yapışmam gerektiğini anladım. Çok örnek aldığım insanlar da var, mesela Hiromi. Mükemmel enerjik bir kadın ve ben de enerjik bir insanım. Ben de piyano tuşlarını kırana kadar çalmış olabilirim. O duygu yoğunluğu beni çok özgürleştirdi. İşin kadın kısmına gelirsek, ciddi bir eksiklik var. Kendimize güvenmemiz lazım.
Cazzip Project’in ‘Stories’ albüm tanıtım konseri, 4 Nisan Çarşamba saat 21.00’de Moda Sahnesi’nde.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle