GeriKitap Sanat ‘Opera dünyasında Maria Callas obsesyonu var’...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Opera dünyasında Maria Callas obsesyonu var’...

‘Opera dünyasında Maria Callas obsesyonu var’...

Seattle Senfoni Orkestrası'nın sanat yönetmeni şef Ludovic Morlot yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın bu akşam Lütfi Kırdar’daki konserinde sahneye çıkacak görkemli bir kariyere sahip yıldız soprano Angela Gheorghiu, opera efsanesi Maria Callas’la ilgili ağır konuştu: “Opera dünyasının Callas’la ilgili bir obsesyon geliştirdiğini düşünüyorum. Lütfen gözlerimizi ve kulaklarımızı açalım!”...

Dünyaya soprano olarak isminizi duyurduğunuz La Traviata Operası’ndaki Violetta rolü kariyerinizin dönüm noktası gibi görünüyor. İmza rolünüz buydu diyebilir miyiz?
Violetta gerçekten de beni 1994 yılında uluslararası bir star yapan roldü. Fakat Londra, New York, Viyana gibi dünyanın önde gelen operalarındaki çıkışım Violetta rolünden çok önceydi. Aslına bakarsanız Violetta imza rollerimden sadece bir tanesi. La bohème’deki Mimì, Tosca’daki Adriana Lecouvreur, Romeo ve Juliet’deki Juliet veya Faust’taki Marguerite’i de bu roller arasında sayabiliriz. Hatta hiç canlı sahnede söylemediğim ama kaydını yaptığım Madama Butterfly, Trovatore, Carmen de var. Ben kariyerimde söylediğim her rolü benimsiyor ve sahipleniyorum. İnsanların beni bu rollerle özdeşleştirilmesi benim için harika bir şey.

Sir Georg Solti bir röportajında, birlikte gerçekleştirdiğiniz ilk prova için şöyle diyor: ‘o kadar etkileyici ve güzeldi ki bittiğinde konuşamıyordum’. Siz bu provada ne hissetmiştiniz?
Bu sözlerin devamı da şöyle: ‘Ağladım. Dışarı çıkmak zorunda kaldım. Bu kız öyle bir harika ki, her şeyi yapabilir’ Benim gibi gencecik bir kız öyle bir durumda nasıl hissedebilirdi ki? Küçüklüğümden beri sesim ve yeteneğim konusunda kendime güvendiysem de dünyanın en saygın şeflerden birinin takdirini almak inanılmaz onur vericiydi. Sir Georg Solti ile prova sürecinden özellikle orkestra provalarını hatırlıyorum. Bir keresinde batonu asistanına bırakıp Royal Opera House salonunda dolaşarak sesimin farklı yer ve açılarından nasıl tınıdığını dinliyor ve sesimin orkestrayla en iyi şekilde nasıl dengeleyebileceğini not alıyordu. Hayatımda ilk ve son kez bir şefin böyle bir şey yaptığını gördüm. Dolayısıyla bu kalbimde taşıdığım çok özel bir anı. Açılış gecesinden önce bile sihirli ve büyük bir başarının geleceği hissediliyordu.

ASLA BAŞKASINI KOPYALAMAYIN, KENDİNİZ OLUN!
Opera dünyasının süper starlarından birisiniz. Bu biraz klişe bir soru olabilir ama siz kendinizi nerede görüyorsunuz? Kendinize varis olarak gördüğünüz genç bir soprano var mı?
Bana verilen, opera starı, diva gibi unvanların gayet farkındayım ve bu tarz iltifatları 25 yıldır alıyorum. Ben bir opera şarkıcısı, bir opera starı olarak doğdum. Bu yüzden yerinde buluyorum bu sıfatları. Tarihte ‘Diva’ ismi sadece operadaki kadın şarkıcılara verildi fakat günümüzde oyuncu, model veya pop starları da bu sıfatlarla anılıyor. Erkeklere bile Divo denilmesi beni güldürüyor.
Komik buluyorum. Opera dünyasında birçok insanın kalbinde farklı rollerle, resitaller veya kayıtlar aracılığıyla güçlü bir iz ve intiba bıraktığım için şanslıyım. Kimseyi kendime bir varıs olarak görmem çünkü kendimi de herhangi birinin varisi olarak görmüyorum! Bugün ve geçmişte opera sahnesinde hayat verdiğim tüm rollerde ve kariyerimde yaptığım her şeyde gerçekliğimi ve özgünlüğümü korudum. Bu benim tarzım başka hiç kimsenin değil. Burada genç nesil şancılara bir nasihatım var. Herkesi dinleyin ama asla başkasının kopyası olmayın, kendiniz olun!

Birçok kez Maria Callas ile karşılaştırıldınız. Fakat bir röportajınızda bazen Renata Tebaldi sizin için daha doğru bir rol modeli olabileceğini söylüyorsunuz. Hatta onu daha bile çok beğendiğinizi ifade ediyorsunuz. Buna rağmen Callas ile bir dueti içeren çok da ses getiren bir albümünüz var.
Maria Callas’ın varisi olduğumu kabul etmiyorum. Hatta bu karşılaştırmayı oldukça yüzeysel buluyorum çünkü sadece geçmişte ünlü olduğu için yapıldığını düşünüyorum. Unutmayalım ki Callas kariyerini sonlandırdığında 40 yaşındaydı ve çok az rol alıyordu. Onları da söyleyemiyordu artık… Callas’la düet yapmamın nedeni ikimizin de EMI/Warner Classics plak şirketi ile çalışmamız. Evet, Renata Tebaldi’yi çok seviyorum ama Virginia Zeani, Monterrat Cabballe, Claudia Muzio, Leontine Price, Maria Cebotari, Rosa Ponselle gibi dönemlerinin diva ve starlarını da çok seviyorum. Opera dünyasının Callas’la ilgili bir obsesyon geliştirdiğini düşünüyorum. Lütfen gözlerimizi ve kulaklarımızı açalım!

‘Opera dünyasında Maria Callas obsesyonu var’...

Henüz söylemediğiniz ama çok söylemek istediğiniz bir rol var mı?

Evet, Manon Lescaut! Puccini’ye ve bu esere tapıyorum. Meslektaşlarımla birlikte bu rolü sahneye taşıyacağım mükemmel bir fırsat bekliyorum. Puccini o kadar güzel müzik yazıyordu ki. Özellikle kadın karakterlerindeki ince nüanslara bayılıyorum. Fedora da çok sevdiğim bir rol; şu ana kadar sadece albüm kaydını yaptım.

Hangi rolleri oynayacağınız konusunda çok net fikirleriniz var. Otello’daki Desdemona karakterinin sınırları olduğunu söylüyorsunuz. Açıklayabilir misiniz?
Hangi parçaları seslendireceğim veya seslendirmeyeceğim, yapabileceklerim ve yapamayacaklarım konularında çok net bir bakış açım var. Ayrıca beni hayatımda asla yanıltmayan çok iyi bir artistik iç güdüm var. Bu tarz net bir bakış açısına sahip değilseniz uzun soluklu bir kariyer sürdüremezsiniz. Desdemona’ya gelirsek; bu rolü üstlenmek isterim ama Puccini’nin kadın karakterleri veya Verdi’nin kadın kahramanlarıyla karşılaştırdığımda Desdemona’nın kişiliği sönük kalıyor. Söylediği müzik çok güzel olsa da ışığı yok. Günümüzde şancılar makine gibi çok şarkı söylüyor. Bu yüzden de sesleri gidiyor. Bir opera şarkıcısı ve opera starı olmak için neyi yapıp yapamadığını bilecek. Kendine sadık kalacak kadar zeki olmak, en az iyi bir ses veya yeteneğe sahip olmak kadar önemli. Kariyerim boyunca evet’ten çok hayır demişimdir. Tam da bu yüzden hala şarkı söylüyorum ve sesim hala taze ve genç!

İstanbul’da ikinci kez konser veriyorsunuz. İlki 2007 yılındaydı. İstanbul ve Türkiye ile ilgili hatıralarınız ne?
İstanbul’u çok seviyorum. Burada çok güzel zaman geçirdiğimi hatırlıyorum. Birkaç yıl önce İstanbul’a tatil için de geldim. Bodrum’da da konser verdim. Türkiye harika bir ülke. Maalesef bu sefer hava nedeniyle ve sesimi korumak için otelde daha çok zaman geçirdim. Türk izleyicisiyle tekrar kavuşmayı dört gözle bekliyorum....

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle