GeriKitap Sanat ‘Nefret nefreti sonlandırmaz’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Nefret nefreti sonlandırmaz’

‘Nefret nefreti sonlandırmaz’
Colson Whitehead

Colson Whithead, ‘Nickel Çocukları’nda yine sarsıcı bir hikâyeyle çıkıyor okuyucusunun karşısına. Siyah derili bir çocuğun düştüğü ıslahevinde başından geçenleri anlatan ‘Nickel Çocukları’, ırk ayrımcılığından yola çıkarak kötülüğün ırk, renk, dil, din, cinsiyet ve hatta yaş ayrımı yapmayan doğasını tartışıyor.

Türkçede ‘Asansör’, ‘Bölge Bir’ ve ‘Yeraltı Demiryolu’ romanlarıyla tanıdığımız Colson Whithead, 1969’da New York’ta, Afro Amerikan kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Harvard Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra yeniden New York’a yerleşti ve Village Voice gazetesinde yazmaya başladı. Edebiyat kariyerine 1999’da yayımlanan ‘Asansör’le parlak bir giriş yapan Whithead, sonraki romanları -’John Henry Days’, ‘Sag Harbor’, ‘Apex Hides The Hurt’, ‘Noble Hustle’ ve özellikle de ‘Bölge Bir’- ile başarısını sürdürdü ve çok sayıda ödüle değer bulundu. Columbia ve Princeton gibi üniversitelerde yaratıcı yazarlık dersleri veren Whithead’i önemli yayın organlarında eleştiri yazıları da yayımlanıyor.

5 SENT BİLE ETMEYEN HAYATLAR
2014 yılı. Florida eyaletinin başkenti Tallahassee’nin yakınlarındaki bir bölgede yapılan kazılarda mezarlık ortaya çıkar. Parçalanmış kafatasları, saçmalarla delik deşik olmuş göğüskafesleriyle 50’ye yakın cesedin yığıldığı bu toplu mezarlık üç yıldır kapalı olan Nickel Islahevi’nin yeniden hatırlanmasını sağlamıştır.
Eyalet tarafından 1899’da, Florida Endüstri Erkek Okulu adıyla açılan, “Suç işleyen gençlerin tehlikeli suçlulardan uzakta fiziksel, zihinsel ve ahlaki eğitim alacağı, ıslah edileceği ve amaç sahibi, iyi bir vatandaşa uygun bir karakterle, onurlu ve dürüst bir adama uygun bir meslek veya beceriyle mezun olacağı bir reform okulu”dur Nickel. İsmini 1949’da, okul yönetimine getirilen ıslahatçı Trevor Nickel’i adından almıştır ama bu isim oraya kapatılan çocuklara göre, hayatlarının 5 sent bile etmediğini vurgulamaktadır, zira o tarihlerde nikel 5 sentlik para birimidir.
Gizli mezarlık haberi ulusal haber kanallarına yansıdığında, New York’ta yaşayan Elwood Curtis adlı eski bir Nickel Çocuğu artık geri dönme zamanının geldiğini düşünür. Sadece Florida’ya değil ama aynı zamanda unutmaya çalıştığı geçmişine de...
Böylelikle biz de onunla birlikte geçmişe gidiyoruz; 1962 yılına... Büyükannesiyle yaşayan Elwood, 15 yaşında. Kendisini geliştirmeye çalışan, akıllı, idealleri olan, kısacası Frenchtown kasabasındaki yaşıtlarından farklı bir genç. Üstelik Noel’de aldığı bir hediye -Martin Luther King’in düşüncelerini dile getirdiği bir plak- sayesinde siyahların özgürlük mücadelesine de yakınlık duyuyor. Bu, “Elwood’un aydınlanmasının işareti. Hakikatin çatırtısı...”
Ancak Elwood’un aydınlanması birkaç yıl sonra, lise eğitimini sürdürdüğü sırada karanlıkla kuşatılır. Haksız yere tutuklanacak, yoksullukları nedeniyle savunması gerektiği gibi yapılamayacak ve Elwood kendisini cehennemden farksız bir yerde, Nickel Islahevi’nde bulacaktır.
Genç adamın Nickel’de yaşadıklarını tahmin etmek zor değil. Ama yine de hayatını idame ettirmeyi başarıyor, ta ki ne hale geldiğinin farkına varana kadar; “Uyum sağladığı ve başını belaya sokmadığı için Nickel’i zekâsıyla alt ettiğini sanmıştı. Oysa mahvolmuştu aslında. Dr. King’in hapishaneden yazdığı mektuplarda anlattığı siyahlardan birine dönüşmüştü; bu adamlar yıllar boyunca baskı altında yaşadıktan sonra öyle kayıtsız ve uyuşuk bir hale geliyorlardı ki sonunda zulme uyum sağlıyor, ancak acı çekince rahat ediyorlardı...”
Elwood buradan kurtulmak için tek bir şansı olduğuna karar verir: Nickel’i yok etmek...

KÖTÜLÜĞÜN RENGİ YOK
Colson Whithead, romanın sonuna eklediği yazıda ‘Nickel Çocukları’nın kurmaca bir hikâye ve tüm karakterlerin kendi hayal ürünü olduğunu, ancak Florida, Marianna’daki Dozier Erkek Çocuk Okulu’nun hikâyesinden esinlendiğini vurgulamış. Kısacası yazarın kurmaca cehennemi hiç de hayali sayılmaz.
Whitehead’in daha önce okuma fırsatı bulduğum üç romanında da benzer sorunlar farklı hikâyeler ve düzlemlerde işlenmişti. Mesela ‘Asansör’de toplumsal eleştirisini polisiye bir hikâyeye yedirmiş, ‘Bölge Bir’de ‘yaşayan ölü’ temasını korku kalıplarını tersyüz ederek kullanmış, ‘Yeraltı Demiryolu’nda köle olarak dünyaya gelen genç bir kadının özgürlük mücadelesini tarihsel fantezi türünde dillendirmişti.
Whithead’in anlatıları ister geçmişi isterse geleceği ele alsın, her zaman insanlığın evrensel tarihine ve günümüze gönderme yapıyor. ‘Nickel Çocukları’ da diğer Whitehead romanları gibi insanın insana karşı acımasızlığını, şiddetini ve adaletsizliği meşrulaştıran zihinsel mekanizmaları tartışmaya açan bir roman. Kötülük ve tehlike sadece ‘Bölge Bir’in hastalığa yakalanmış, leşe dönmüş varlıklardan kaynaklanmıyor. Kötülük bu toplumun içinde saklı... Farklılıkları, aslında mazlumları, güçsüzleri yok etmekte ırk, dil, din, cins, yaş ayrımı yapmayan, yasa tanımayan bir kötülükten söz ediyorum. Tıpkı ‘Nickel Çocukları’nda dillendirildiği gibi:
“Yasayı değiştirtebiliyordunuz ama insanları ve birbirlerine davranışlarını etkileyemiyordunuz. Nickel ırkçı bir yerdi -orada çalışanların yarısı hafta sonu Klan kostümlerine bürünüyordu kesin- ama Turner’a göre, burada kötülük ten renginden daha derine uzanıyordu. Spencer’dı kötülük. Spencer, Griff ve çocuklarının buraya gönderilmesine izin veren tüm ebeveynler. İnsanlardı kötülük.” Elwood’a göre “Nickel’in zalimliğini yönlendiren yüksek bir sistem yoktu, fark gözetmeyen bir kin vardı ve insan ayırt etmiyordu”.
Elbette çok daha derinlemesine işlenebilecek ve yakın tarihin -yakın coğrafyanın- insanlık dramlarıyla kolaylıkla ilişkilendirilebilecek bir roman. Whitehead siyasi ve toplumsal meseleleri hem hikâyesinin merkezine alıyor hem de bu meseleleri bireysel hikâyelere yedirerek işliyor. Adaletsizliği, acımasızlığı, şiddetin bireylerde yarattığı travmayı, üzerlerinde sınırsız bir güce sahip oldukları halde kölelerden-ötekilerden ödü kopan beyazları bütün çıplaklığıyla sergilerken bütün adaletsiz iktidarları hedefleyen Whitehead, umudu -bir suikasta kurban giden- Martin Luther King’in sözleriyle beslemiş:
“Bizi hapse atmanıza rağmen sizi seveceğiz. Evlerimizi bombalamanıza, çocuklarımızı tehdit etmenize rağmen, ne kadar zor olsa da, sizi seveceğiz. Kukuletalı saldırganlarınızı gecenin bir yarısı mahallelerimize göndermenize, bizi sürükleyerek evlerimizden çıkarıp ıssız yollara götürmenize ve öldüresiye dövüp bir kenara atmanıza rağmen sizi seveceğiz. Şuna hiç kuşkunuz olmasın; sizi acı çekme yetimizle bitap düşüreceğiz ve bir gün özgürlüğümüzü kazanacağız.”

NICKEL ÇOCUKLARI ‘Nefret nefreti sonlandırmaz’
Colson Whitehead
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Siren Yayınları, 2019
216 sayfa, 25 TL.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle