GeriKitap Sanat ‘Müzik sizi bir yerlere götürüyorsa iyi müziktir’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Müzik sizi bir yerlere götürüyorsa iyi müziktir’

‘Müzik sizi bir yerlere götürüyorsa iyi müziktir’

Gerard Gibbs’in maharetli klavyesi ve Alex White’ın güçlü davullarıyla tamamladığı James Carter Organ Trio, 29. Akbank Caz Festivali’nin heyecan verici konuklarından. 21 Ekim’de Zorlu PSM’de sahneye çıkacak virtüoz saksofoncu James Carter, efsanevi Ben Webster’ınkileri andıran hızlı ve tutkulu sololarıyla tanınıyor.

Detroit’te müziğe yeteneği olan bir ailenin en genç üyesi olarak doğdunuz. Dolayısıyla ‘iyi müziğin’ ne olduğu konusunda belirli bir anlayışınız var. Şimdiki iyi müzik tanımınız ile geçmişteki arasında nasıl bir karşılaştırma yaparsınız?
Kardeşlerim ve ebeveynim bana gerçekten büyük çeşitlilikte bir sanatsal iklim yarattılar. Kendim çalmaya başlamadan önceki ilk yıllarımda, temel kriterim şuydu: Müzik sizi bir yerlere götürüyorsa, iyi müziktir! Bugün de kriterim çok az değişti. Artık şuna da inanıyorum: Müzik sana diğer dinleyicileri ve orkestra üyelerini harekete geçirmen için gerekli ilhamı vermelidir.

Kariyerinizin, Blues Alley konserleri sırasında Branford Marsalis’in kastı olmanızla değiştiğini söylemek mümkün mü?
O kısa süre içerisinde Wynton (Marsalis) ile birlikte çalmak benim için büyük bir ulusal deneyimdi ve Branford’un koltuğunu dolduracak 16 yaşında bir genç için anaakım medyaya oldukça iyi bir ulaşım olanağı sağladı.
mThe Baritone Nation’dan da bahsedelim. Ruhu ve sound’u konusunda bu ekibi özel kılan şey neydi?
The Baritone Nation, eski standartlarla, güncel bestecilerin yeni müzikleriyle ve kolektif doğaçlamayla bariton saksofonun solo, kolektif, tonal ve metinsel özelliklerini daha derinlemesine keşfetmeyi arzu eden bir gruptu. Bunu yaptığımız zaman iyi zamanlardı.

Vokalistlerle çalışmak nasıldı?
Benim müzik ikizim Ms. Miche Braden. Onun gibi büyük bir vokalistle çalışmanın çok güzel bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Kendini anlam yüklü notaları çalmaya emanet etmek gerçekten büyük bir iş!

‘Caribbean Rapsodi’ özelinde konuşursak... Müziğinizde caz ve klasik müzik melodilerinin birleşmesi ve bağlantısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu iki müzik tarzının bir araya geldiği noktada paylaşılabilecek ortak bir noktanın olduğuna ve bunun sahnenin her iki tarafındaki insanları bir araya getirebileceğine ve sıklıkla yapılması gerektiğine inanıyorum.

Bunu kelimelerle ifade etmenin mümkün olup olmadığını bilmiyorum, fakat müziğinizde duyguları ve tekniği nasıl dengeliyorsunuz?
Basit. Sahnede çalan insanların kullandığı teknik sadece tutku ve duyguların görünür olmasını sağlayan faktördür. Bunu bilen bir sanatçı her türlü sanatsal yolculuğa güvenle çıkabilir.

‘At the Crossroads’ kaydına dönersek, “Caz bir anın sanatıdır” söyleminiz açısından bakıldığında stüdyoda olmakla sahnede canlı çalmak arasında sizin için nasıl bir fark var?
Herhangi bir grubun kayıt için çalması hali, o grubun kolektif gelişmesinin belirli bir somut an için zapt edilmesi ve kaydedilmesi halidir. Canlı çalmak ise tamamen güncel ve anlık ifadeyi temsil eder. Stüdyonun kısıtlamaları yoktur; sahnenin önünde size onay veren, yorumda bulunan ve taze ilham sağlayan bir seyirci vardır.

AKBANK CAZ’DA BUNLARI DA KAÇIRMAYIN!
1. Charles Lloyd Sky Trio/ 23 Ekim 20.30/ CRR
2. Art Ensemble of Chicago/ Bu akşam 20.30/ CRR
3. B’r Şeyler Eks’k/ Bu akşam 23.00/ Bova
4. Mats Eilertsen Trio/ Yarın 19.00/ Akbank Sanat
5. Cazzip Project/ Yarın 21.30/ The Badau Akasya
6. Jakob Bro Trio feat. Joey Baron & Thomas Morgan/ 22 Ekim 20.30/ Zorlu PSM
7. Sarah McCoy/ 23 Ekim 21.30/ Babylon
8. Louis Sclavis Quartet ‘Characters on a Wall’/ 24 Ekim 21.30/ Babylon
9. Bugge Wesseltoft & Erkan Oğur & Friends/ 24 Ekim 21.00/ Moda Sahnesi
10. Pecovic & Kanacki Guitar Duo/ 25 Ekim 19.00/ Akbank Sanat
11. Kokoroko/ 26 Ekim 21.30/ Babylon

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle