GeriKitap Sanat 'Müzik engel tanımaz, birleştiricidir.'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Müzik engel tanımaz, birleştiricidir.'

'Müzik engel tanımaz, birleştiricidir.'

'Hükümsüz Caz’ adını verdiği çalışmaları ile Türkiye’nin dört bir yanında bulunan kadın cezaevlerinde caz konserleri vermek üzere yola çıkan Dilek Sert Erdoğan ile projesini konuştuk.

Hükümsüz Caz fikri nereden doğdu? 
Önce bu konuda beni yüreklendiren çok kıymetli sanatçı dostum Pınar Ayhan’a teşekkür etmem gerekiyor. Aklıma ektiği bu tohumu filizlendiren, hayata geçiren çok güçlü bir ekip var bu işin arkasında elbette ki. Soner Karadağ, Deniz Koğacıoğlu ve Ömür Uzel’den oluşan çekirdek dev ekibimiz. Kadın konusunda yüksek hassasiyetim var. Ben bir müzisyenim ve müziğin birleştirici gücüne inanıyorum. Yapabildiğim en iyi şey olduğunu düşündüğüm müzik yoluyla  kucaklaşmak istedim onlarla. Kimimiz içeride, kimimiz dışarıda çekiyoruz hükmümüzü bu hayatta çünkü. Ama kadın ister içeride ister dışarıda olsun toplumun ayrılmaz bir parçasıdır, her durumda katkıda bulunur, üretir, hayata katılır. Bunu yapmak için müzik, sanat çok etkili bir yol. Bize bu konuda destek veren Adalet Bakanlığı, Edirne AB Bilgi Merkezi, AB Türkiye Delegasyonu, Edirne Kadın Girişimciler Kurulu, cezaevinde çocuk parkı yapılmasını sağlayan sponsorlarımız, Edirne ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cezaevi Müdürlükleri hepsine çok teşekkür ediyorum.

Cezaevlerinde caz konserlerini gelenekselleştirmeyi düşünüyor musunuz?
Gelenekselleştirmek değil de ulaşabildiğim her yere gidip mümkün olduğunca çok kalbe dokunmak istiyorum. Şimdiden iki konser sonunda yaklaşık 1500 kişi dinledi bizi, daha ne olsun. Çocuklarımıza oyun parkı yapıldı, biraz olsun dünyalarını renklendirmek için duvar ressamı Kadriye Kolaş, duvarları boyadı.

‘Hükümsüz Caz ‘ adını verdiğiniz konserlerinizde amacınız onlara cazın duygusuyla dışarıyı hissettirmek mi?
‘Beğen ’butonu üzerine kurulmuş milyar dolarlık bir endüstri var. İnsanların kendilerini daha az yalnız hissetmeye, değer görmeye ihtiyacı var diye düşünüyorum. Bizlerin işi duyguya, hissetmeye dayalı bir iş, kısacası işimiz insanla. Cazcı, türkücü, popçu şucu bucu gibi ayrımlara gerek yok. Hepimiz kadınız, dilimiz ortak. Türkiye’de ne yazık ki elit müziği gibi algılanan caz müziğiyle onları tanıştırıp biraz moral vermek, merhaba biz size geldik diye kucaklaşmak sadece amacım.

Konserlerinizden beklentileriniz nelerdi? 
Cezaevinde caz mı diye şaşkınlıkla tepki verenlere en güzel cevap oldu konserler. Her yaştan, değişik sosyal çevrelerden ve faklı ülkelerden gelen hükümlü kadınlarımızın coşkusu, alkışları, gözyaşları ve kahkahası bizim beklentimizin o kadar üstünde idi ki şaşkınlıktan ve mutluluktan dilimiz tutuldu. Meşhur ‘Blues Brothers’ filminin final sahnesini hatırlarsınız. Son konserde 300 kadar dinleyicimiz ile yaşadığımız coşku hepimizin aklına bunu getirdi. Başından sonuna kadar oturmadan alkış kıyamet dans edip eşlik ettiler bize. Hükümlü kadınlarımız, infaz memurlarımız, ekibimiz ve hatta tüm protokol davetlileri kendimizi bu coşkuya kaptırdık.

Türkiye’de insanların caz müziğine karşı önyargıları var. Bunun size engel olacağını düşünüyor musunuz?
Müzik engel tanımaz. Birleştiricidir. Hangi dilde hangi tür olursa olsun duyguları ifade etmenin en etkili yoludur. Değil engel teşkil etmek keşke daha önce gitseymişim diye kızdım kendime.

Konserlerinizi erkek mahkumlar için de yapmayı düşünüyor musunuz?
Bu proje Kadınlar Günü çerçevesinde başladı. Pozitif ayrımcılık diyelim. Beyler şimdilik kusura bakmasın ama belli olmaz.

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle