GeriKitap Sanat Mükemmeliyet, ritm duygusu, güç, zarafet: İdil Biret
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mükemmeliyet, ritm duygusu, güç, zarafet: İdil Biret

Mükemmeliyet, ritm duygusu, güç, zarafet: İdil Biret
İdil Biret / DepoPhotos

Piyanist İdil Biret, plak kaydına başlamasının 60’ıncı yılını ve 75’inci yaşını özel bir projeyle kutluyor. İdil Biret Arşivi’nce yayımlanan ‘Tüm Stüdyo Kayıtları’ kutusunda Arthur Rubinstein hariç 20’nci yüzyılın tüm büyük ustaları ve Biret’in kuşağının piyanistleri için hazırlanan külliyatlardan daha fazla kayıt var. Baroktan çağdaş müziğe 300 yıllık piyano repertuvarından seçmeler 130 CD’ye sığdı. Gelecekte yayımlanacak konser kayıtlarıyla alanında rekor kırmaya hazırlanan Biret “Ne kimseye yetişmek ne de geçmek gibi bir arzum oldu. Tek idealim doğru müzik yapmaktı” diyor.

Kişisel azminizin dışında, hangi özel koşullar Türkiye’de doğan bir piyanistin bu sıra dışı başarıya ulaşmasını sağladı; hangisi eksik kalsa gerçekleşmezdi?
Eğer Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün önerisi üzerine 1948’de TBMM tarafından çıkarılan özel yasa ile Paris’e gidip küçük yaşta büyük pedagog müzisyen Nadia Boulanger ile çalışmamış olsaydım, Paris’te heyecan verici konserler dinleme şansını bulmamış olsaydım, olağanüstü kişiliğe sahip, nefesi doğru almayı bana öğreten, kendi metodunu geliştirmiş bir hoca olan Andree Bonneville’e rastlamamış olsaydım, büyük piyanist Wilhelm Kempff ile tanışıp 11 yaşında Paris’te Mozart’ın iki piyano için konçertosunu birlikte çalma mutluluğuna erişip sonra onunla çalışma fırsatını elde etmeseydim birçok yönüm eksik kalırdı. Şunu da eklemek isterim; Ankara’da Mithat Fenmen ile çalışmam önemliydi. Müthiş bir insan, fevkalade bir hocaydı. Ona çok sey borçluyum. Paris’te rastlayacağım mükemmeliyetçi hocaların dünyalarına beni psikolojik bakımdan en doğru şekilde hazırlamış, ödün vermemeyi öğretmişti.

HÂLÂ ÇABUK EZBERLEYEBİLİYORUM
Genç Horowitz bir konser sonrası tebriğe gelen ustası Arthur Schnabel’e neden Liszt uyarlamaları gibi eserleri repertuvarına almadığını sormuş. “Bach’ın yapıtlarını öğrenmeye ancak zaman bulabiliyorum” yanıtını almış. Siz Chopin, Rahmaninov, Beethoven, Brahms, Liszt külliyatlarıyla ve 20. yüzyıl bestecileriyle yetinmeyip Liszt’in Beethoven senfonileri uyarlamalarını da ilk kez kaydetmiştiniz. Sadece konçerto repertuvarınız 100’ün üstünde. Bu kadar geniş repertuvarın bedeli, hayatı bir kenara bırakıp çalışmak mıydı?
Daha dört yaşındayken duyduğum ve hoşlandığım her müzik parçasını (orkestra, oda müziği, solo) bir dinleyişte hatırlıyor ve piyanoda çalabiliyordum. Zaten bu yüzden nota okumayı öğrenmeyi hiç sevmemiştim. Yamru yumru bulduğum bu acayip şekilleri öğrenmek için neden vakit geçirmeli, diye çocuk aklımla düşünürdüm. Şimdi ise notaları günlerce inceleyip, yazılanları doğru yapıp yapmadığımı sorgulayıp duruyorum. Ama hâlâ çabuk ezberliyorum; çok karmaşık modern eserler olan Pierre Boulez’in 1. ve 3. Sonat’ını 1,5 ayda öğrenip kaydettim. Schönberg’in bir eserinin (Op. 23 Parçalar) zor bir kısmını bir türlü öğrenemiyordum. Bu eseri çalacağım resitale giderken trende uyuya kalmışım. Uyandığımda öğrenmiştim. Buna karşılık günü de pek güzel yaşarım. Uzun çalışmalar ardından kendimi hep mükâfatlandırır müzik dışında istediklerimi de yaparım. Bu dağa tatile gitmek, antika pazarlarını gezmek, kitap okumak, denizde yüzmek, şehirde gezinti olabilir. Şimdi her haziranda Göçek Koyu’nda yaptığımız üç haftalık mavi yolculuğu heyecanla bekliyorum.

Mükemmeliyet, ritm duygusu, güç, zarafet: İdil Biret

İlk yayımlanan plağınızı elinize aldığınızda geleceğe dair ne düşünmüş, ne dilemiştiniz? Hayallerinizin ötesine geçebildiniz mi?
İlk uzunçaları kaydettiğimde 17 yaşındaydım. Kayıt mühendisi sinema çekimlerinde kullanılan metodları tatbik etmeye meraklıydı. Eserleri sahife sahife çalmamı ve böyle kaydetmeyi istiyor, ben ise eserin bütün bir bölümünü çalmadan bir şey yapamıyordum. Sonunda, benim arzu ettiğim gibi çalıştık. Plak yayımlanınca kutlama falan olmadı. O sıralarda gelecek için tek düşüncem, isteğim geniş bir repertuvar kurmaktı. Her hafta bir piyano konçertosu, ayrıca, bir klasik, bir romantik, bir de modern eser öğreniyordum. Paris’te oturduğumuz apartmanda komşularla bazen sorunlarım oluyordu; özellikle modern eserlere (Bartok, Prokofiyef gibi) tahammül edemiyorlardı. Ben de onların şerrinden kurtulmak için evdeki eski duvar piyanosunun içine gazete kâğıdı doldurdum ve öyle çaldım. Böylece piyanonun tokmakları tellere değil kâğıtlara çarpıyor, ses çıkarmıyordu. Sonuç olarak hayal kurmayıp isteklerimin peşinden yürüdüğüm ve bugün geçmişteki isteklerimin ötesine geçtiğim söylenebilir.

Bu maratonda önceki kuşaktan kimlere yetişmeye, kimleri geçmeye çalıştınız?
Ne kimseye yetişmek ne de kimseyi geçmek gibi bir isteğim oldu. Ben müziği bir yarış, maraton gibi görmedim hiç. Bu nedenle hiçbir piyano yarışmasına da girmedim (ama ileride jüri üyeliği yaptım). İdealim müziği doğru yapmaktı. İsteğim de bana ilham veren büyük piyanistlerden bunun nasıl yapılacağını öğrenmekti. Örneğin Wilhelm Kempff’den çok şey öğrendim; onun pedal tekniği bana çok şey kazandırdı. O benden hep sade olmamı isterdi. Hep söylediği, “Abartma, abartma, bırak müziği kendi haline” idi. Rahmaninov’un plaklarını ilk dinlediğimde idealimdeki piyanisti bulduğumu anladım. Onun çalışındaki sadelik, piyanistik mükemmeliyet, ritm duygusu, dinamizm, güç, zarafet hayalimdeki sentezdi. Plaklarını defalarca aynı heyecanla dinledim, analiz ettim, ne yaptığını, nasıl yaptığını keşfetmeye çalıştım. Büyük usta Alfred Cortot ile iki yıl çalışma fırsatım oldu. Cortot’nun müthiş müzik zekâsı, piyanodan elde ettiği inanılmayacak güzellikte ve derin bir tını vardı. Bir yeri bana göstermek için piyanoya oturduğunda, elde ettiği derin, asil ses eşsizdi. Bunu yaparken bütün vücudunu omuzlara güç vermek için kullandığını görüyordum. Arthur Schnabel’in mükemel yorumları, inanılmaz egalitesi, Walter Gieseking’in eserleri bir bütün yapması, icralarındaki ilham verici sabırsızlık, eşsiz piyanistik imkânları... Wilhelm Backhaus’un çalışındaki büyüklük ve sade asalet, Artur Benedetti-Michelangeli’nin klavyeden elde ettiği ses ve tını, Edwin Fischer’ın çalışındaki doğruluk, Vladimir Horowitz’in dehşetli piyano sanatı, Arthur Rubinstein’ın çalışının değişik stillere fevkalade uyum sağlaması, sade ve hep asil kalan icraları, Emil Gilels ve Sviatoslav Richeter’in birbirinden farklı ama aynı derecede etkileyici mükemmeliyetleri beni çok etkiledi.
O yıllarda, yani benim yetiştiğim 1950’lerde, büyük piyanistlerin paylaştığı ortak nokta ciddiyetleriydi. Müziği içten sevip ona hizmet etmek istiyorlardı. Müzik onlar için bir araç değil, amaçtı. Etki yapmak için tek bir nota çalmazlardı. Bu büyük insanlar yok artık. Bugün her şey bambaşka. Ün yapmak, başkalarının önüne geçmek, daha çok para kazanmak, maddiyat maalesef çok öne geçti. Sahnelerde varlık sürdürebilmek ancak böyle mümkün ne yazık. Bu benim dünyam değil.

Bu kutuda olmasını istediğiniz, fakat yer alamayan kayıt var mı?
Bu 75’inci yıl projesi olduğu için 2017’de kestik. O tarihe kadar yapılan kayıtlar kutuda... Bu sene nisanda Belçika’da kaydettiğim Debussy’nin eserlerinin ve eylülde İngiltere’de kaydedeceğim iki Mozart konçertosunun da bu büyük kutuda olmasını isterdim. Bir de, yeni elime geçen, 1980’de Almanya’da bir radyo orkestrasıyla yaptığım Cemal Reşit Rey’in orkestra ve piyano için ‘Katibim Çeşitlemeleri’ kaydı var. Bunun da Ulvi Cemal Erkin ve Adnan Saygun’un konçertolarıyla birlikte bu kutuda olmasını isterdim. Ama geç temin edildi.

YORUMCU ZAMANLA DEĞİŞİP SONRA BAŞA DÖNEBİLİR
Bu kayıtlar dönem fotoğrafları kabul edilebilir. Muhtemelen bugün bu eserleri aynı üslupla çalmıyorsunuz. Piyanistlik serüveniniz kaç önemli dönemeçten geçti?
Tempo değişiklikleri olabilir. Örneğin Rahmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu Boston Senfoni Orkestrası ile verdiğim konserde (1963) çok süratli çaldım. Sonra 1997’de yaptığım stüdyo kaydında tempo daha ağır. Şimdi ise yine hızlı tempo tercih ediyorum. Bu konuda dönemlere ayırmak mümkün değil. Pek çok değişmeler olabilir, sonra tekrar başa dönülebilir.

Bugüne kadar kaydetmek isteyip zaman bulamadığınız için bu kutuda yer almayan besteci ya da eserler?
Skriyabin’in ve Haydn’ın bazı piyano sonatları, piyano ve orkestra için Stravinski’nin ‘Kapriçyo’, Strauss’un ‘Burleske’ ve Debussy’nin ‘Fantezi’ eserleri, Alkan ve Medtner’in bazı solo piyano eserleri...
Farklı dinleyici grupları göz önüne alınırsa 130 kaydın hangi sırayla dinlenmesini önerirsiniz?

Kronolojik olarak en başta Bach, Mozart, Beethoven, en sonda ise Schönberg, Boulez, Ligeti, Ertuğrul Oğuz Fırat ve Ateş Pars... 1700’lerin başından 2000’lere, yaklaşık 300 yılı kapsayan bir dönem. 60 yılı aşkın konser yaşamı, 150 CD kaydı hayata dair sonsuz öğrenme sürecinin bir parçası kabul edilirse bu serüvenden öncelikle hayat adına çıkarttığınız en önemli üç ders nedir?
Hep inandığınızı bilerek yapmak. Kendine karşı hep dürüst olmak. Doğru olup olmadığınızı sorgulamak. Aradığınız ideali ancak kendiniz bilebilirsiniz... Önemli ve önemsizi birbirinden ayırmak, öncelikleri tespit etmek, ufak günlük olayları büyütmemek. Kendini sürekli eğitmek. Yaptığınız işe odaklanmak, derinine inmek.

Peki müzik adına çıkarttığınız en önemli üç ders?
Söylediklerim müzik için de geçerli.
1959’da ilk LP’sinin sevincini yaşayan İdil Biret’le karşılaşsanız ona ne söylemek isterdiniz?
Çalışmaya devam. Yolun ancak başındasın. Bilginin de tekniğinin de daha çok gelişmesi gerek.

BESTELERİM YAYIMLANMAYACAK
Besteleriniz bir gün gün ışığına çıkıp CD’ye dönüşecek mi?
Brahms’ın 3. ve 4. Senfoni’leri için yaptığım solo piyano uyarlamaları Almanya’da Schott Yayınevi’nce 2018 ve 2019’da basılacak. Bunların CD kayıtları bu kutuda mevcut. Bestelerimin yayımlanmasını ise şimdilik düşünmüyorum.

CD notlarında eşiniz Şefik Yüksel, büyük plak firmalarının Naxos solisti olduğunuz için uzun yıllar tüm dünyada konser ve plak kayıtlarınızı engellediğini, hatta sadece ilgililerin bildiği ‘kara liste’ye alındığınızı tanıklarıyla yazmış. Bu engeller çalışmanızı nasıl etkiledi?
Bu konularla hiç ilgilenmedim, etkilenmedim. Bana kalsa umursamaz, bir şey yapmazdım. Şefik üst düzey iş adamı olarak hepsiyle mücadele etti. Durdurulmak istenen iki büyük projenin (Beethoven Senfoni uyarlamaları/6LP-EMI ve Chopin’in bütün eserleri/15CD-Naxos) gerçekleşmesini sağladı. Kara liste konusu ise çok üzücü. Ne yazık 1930’ların Almanya’sındaki bu uygulama orada yine başka şartlarda bugün de devam ediyormuş. Daha üzücü olan, bana bu kötülüğü yapan firma ve onunla anlaşmaları olan sanatçıların Türkiye’de el üstünde tutuluyor olması. Utanmaları gerekir bunları yapanların. Şefik büyük kutuya konulan kitapta ‘Son Söz’ başlıklı yazıda olanları ilk kez açıkladı.

Çalışmalarınızı noktalamak için belirli bir hedefiniz var mı?
New York’ta Arthur Rubinstein’in 89 yaşındayken Brahms’ın 1. Konçerto’sunu çaldığı konseri unutamıyorum. Yaşama sevinci olan, sağlığı da yerinde bir piyanist çalışmalarına işte böyle devam etmeli, diye düşünmüştüm o zaman. Hâlâ böyle düşünüyorum. Nisanda yapılan Debussy’nin Prelüdler 1. Kitap, Etüdler 1. ve 2. Kitap ve bazı diğer eserleri dışında bu yıl eylülde Mozart’ın iki piyano konçertosunu (Nr. 25 ve 27) kaydedeceğim. Önümüzdeki senelerde de repertuvarımda olup henüz kaydetmediğim 40 civarı konçertonun bir kısmını kaydetmek isterim. Orkestralı kayıtlar çok masraflı olduğundan, bu projelerin gerçekleşmesi önemli ölçüde finans kaynağı bulunmasına da bağlı.


Mükemmeliyet, ritm duygusu, güç, zarafet: İdil Biret


Yorumları Göster
Yorumları Gizle