GeriKitap Sanat Le Guin ile son randevu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Le Guin ile son randevu

Le Guin ile son randevu

Fantastik ve bilimkurgu edebiyatın, ocak ayında kaybettiğimiz feminist kalemi Ursula K. Le Guin’in kurgu dışı yazılarından oluşan bir derleme ‘Sözcüklerdir Bütün Derdim’. Roman gibi bir solukta okuyacağınız bir çalışma değil belki ama sayfalarında bolca ilham, rehberlik bulacaksınız. Le Guin’e dört başı mamur veda etmek için bulunmaz fırsat.

Le Guin’in vefatından sonra yayımlanan ‘Sözcüklerdir Bütün Derdim’ üzerine bu yazıyı yazmak için masaya oturuyorum. Tam o sırada, her daim açık duran Açık Radyo’da ‘Yerdeniz Büyücüsü’ okumasına denk geliyorum. İçimi bir heyecan kaplıyor, Le Guin evreninden işaret almışım gibi...
Dilimize kazandırılan bu son Le Guin eseri, kurgu dışı yazılarının bir derlemesi. Ağırlıklı olarak 2000-2016 arası üretimini kapsıyor. Bazıları, aslında ödül törenlerinde, konferanslarda yapılmış konuşmaların gözden geçirilmiş hali.
Kitap birkaç bölümden oluşuyor. İlk bölümde konuşmalar, makaleler, daha önce yayımlanmamış parçalar var. Bu bölümde Le Guin size, adeta gözlerinizin içine bakarak konuşuyor. Kurgu eserlerini okuduğunuz bir yazarın size hayattan, yazarlıktan, büyüdüğü evden, edebiyat dünyasından konuşması, mizah duygusuna şahit olmak açıkçası heyecan verici.
Ardından kitap tanıtımları ve yazarlar üzerine alınmış notlar ile kitap incelemeleri geliyor. Edebiyat eleştirmenliğine bakışını şöyle tarif ediyor: “Kötü bir kitaba dair acımasız bir eleştiriyi okumaktan zevk almak suç değil. Gelgelelim vicdan azabı çektiğim, kendimi yazarın yerine koyup halini düşündüğüm ve utandırma hoşnutluğundan utandığım için böyle bir eleştiri yazmanın tadını çıkaramıyorum. Beğenmediğim bir kitaba giriş yazısı yazmayı veya beni çokça ilgilendirmeyen bir yazar hakkında uzun uzun kalem oynatmayı kabul etmedim hiç.” Le Guin’in, adını sıklıkla andığı yazarlar Borges, Saragamo, Marquez, Mary Shelly, Tolkien ve Virginia Woolf. J. K. Rowling’in eserlerine mesafeli yaklaştığı da anlaşılıyor.

Finalde ise 1994 Nisan’ında bir haftalığına gittiği Hedgebrook kadın yazar kolonisinde kalırken tuttuğu günlük var. Burada geçirdiği ilk gün, kısa öyküsü ‘Man Of The People’ı yazmaya başlıyor ve bir hafta dolarken öyküyü tamamlıyor.
Kendi adıma, kitap sayesinde, hayranı olduğum bir yazarı yoğuran fiziki koşulları, günlük rutinlerini, farklı başlıklardaki fikirlerini birinci ağızdan öğrendiğime mutluyum. Le Guin vedasında bile özellikle kadınlara ilham vermeye devam ediyor. Bütün o muhteşem romanları, öyküleri yazan kadın, hayatı nasıl görüyordu? Kadınlık ve erkeklik hakkında ne düşünüyordu? Nasıl bir evde büyüdü? Bir alt tür olarak ‘küçümsenen’ bilimkurgu edebiyatına dair düşünceleri neydi? Virginia Woolf’tan neler öğrendi? E-kitaplar, konsan yayınlar hakkında ne düşünüyordu?...
Kitaptaki en favori eseri olduğu bilgisini önsözde verdiği ‘Bir Sanat Eserinde Yaşamak’ adlı makalesi, aynı zamanda kitabın en uzun metinlerinden biri. İçinde büyüdüğü evi anlatıyor. 2008 yılında, Paradoxa dergisinde daha önce yayımlanmış. Mimar Bernard Maybeck tarafından tasarlanan ev, San Francisco’da bulunuyor ve Maybeck külliyatında Schneider Evi olarak biliniyor. Onu, bugün tanıdığımız yazar haline getiren ilham kaynaklarından biri, belki de ilki... “Bu yazıyı yazarken, bir romanın nasıl olması gerektiğine ilişkin fikirlerimin çoğunu, en nihayetinde o evde yaşayarak öğrenip öğrenmediğimi merak ettim. Eğer öyleyse, belki de tüm hayatım boyunca o evi kelimelerle yeniden inşa etmeye çalışmışım” diyor.

ANNELİK VE YAZARLIK ÜZERİNE
“Hayatta iki uğraşım oldu: Orta sınıftan Amerikalı bir entelektüel/eş/ev hanımı/üç çocuk annesi olmak ve bir yazar olmak. Bu iki işi aynı anda yapmanın kolay olduğunu iddia etmeyeceğim fakat mevzubahis hayatın sonuna yaklaşmışken şunu söyleyebilirim ki bu iki taraf arasında bazı kaçınılmaz çatışmalar görsem de hiçbir bağdaşmazlık yok aslında. Çok az fedakarlık gerektirdi, ne sanat için hayattan ne hayat için sanattan feragat ettim.”

MEZAR TAŞIMDA SADECE İSMİM OLSUN 
2011’de kadın edebiyatı üzerine kaleme aldığı ancak daha önce hiç yayımlanmamış ‘Kaybolan Büyükanneler’ başlıklı yazısında şöyle diyor Le Guin: Ben dünya güzeli sayılmam ama yine de kendime “O Çirkin ve Süssüz Bir Kadındı” yazan bir mezar taşı hazırlamıyorum. Ben bir büyükanneyim ama başucuma “Birinin Büyükannesi” yazan bir mezar taşı da koymayın. Bir gün mezar taşım olduğunda, üstünde sadece ismim olsun istiyorum. Fakat bundan da öte, yazarının cinsiyetiyle değil, yazılışının kalitesiyle ve eserin değeriyle yargılanan kitapların üstünde görmek istiyorum ismimi.

Le Guin ile son randevu
SÖZCÜKLERDİR BÜTÜN DERDİM
HAYAT VE KİTAPLAR ÜZERİNE YAZILAR
Ursula K. Le Guin
Çeviren: Damla Göl
Hep Kitap, 2018
416 sayfa, 34 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle