GeriKitap Sanat ‘İzleyicisinin kalbiyle konuşan bir müzikal’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘İzleyicisinin kalbiyle konuşan bir müzikal’

‘İzleyicisinin kalbiyle konuşan bir müzikal’
Notre Dame de Paris

Victor Hugo’nun kült aşk hikâyesi ‘Notre Dame’ın Kamburu’ndan uyarlanan ‘Notre Dame de Paris’ müzikali bu kez orijinal dilinde, Fransızca olarak İstanbullu izleyicilerle buluşuyor. Zorlu PSM Ana Tiyatro’nun ev sahipliği yapacağı gösteri öncesinde müzikalin bestecisi Riccardo Cocciante ile bir araya geldik.

Akrobasi, müzik ve dans dolu hazin bir aşkın öyküsü... Victor Hugo’nun ölümsüz eserinden sahneye uyarlanan, dans ve müziğin harmanlandığı gösteri ilk kez 1998’de, Paris’te sahnelenmişti. Üzerinden geçen 20 yıla rağmen kostümleri, sahne tasarımı ve atmosferiyle izleyicisini dönemin Paris’ine uzanan bir yolculuğa çıkaran ‘Notre Dame de Paris’, toplam 21 performansla 9-25 Mart tarihleri arasında Zorlu PSM sahnesinde olacak. Guinness Rekorlar kitabında ‘ilk yılında en çok izleyiciye ulaşan müzikal’ olarak yer alan gösteri; henüz bebekken katedrale bırakılan kambur, sağır ve herkesin ‘çirkin’ olarak gördüğü Quasimodo’nun ‘güzeller güzeli’ Esmeralda’ya duyduğu aşkı konu alır. Bu hazin aşk üzerinden sevgi ile nefretin, iyilik ile kötülüğün kıyasıya mücadelesidir aslında bize sunulan.
Şehrin ünlü Notre-Dame de Paris Kilisesi’nin yapısını da sahneye taşıyan müzikalin sözleri Luc Plamondon’a, müzikleri ise Riccardo Cocciante’ye ait. ‘Notre Dame de Paris’in en bilinen şarkısı ‘Belle’ ise son 20 yılın en başarılı Fransızca şarkısı olarak anılmakta. ‘Romeo&Juliet’, ‘Le Petit Prince’ gibi müzikal çalışmalarda da imzası bulunan besteci Riccardo Cocciante, ‘Notre Dame de Paris’i “Dokunduğu insanların kalbiyle konuşan bir eser” olarak tanımlıyor.
Sekiz dilde, 20 ülkede, 4 bin 500’den fazla sahnelenen ‘Notre Dame de Paris’ müzikali, 9-25 Mart tarihleri arasında, Zorlu PSM Ana Tiyatro’sunda izlenebilir.

‘İzleyicisinin kalbiyle konuşan bir müzikal’

Riccardo Cocciante / Fotoğraf: Alessandro Dobici

Müzikle iç içe bir aileden mi geldiniz? Nasıl başladı müzik yolculuğunuz?
Aslına bakarsak ben kendi kendini yetiştiren bir müzisyenim. Ailemde müzikle ilgilenen biri yoktu. Piyano tuşlarına ilk kez 18 yaşımda dokundum.

Sizi ‘özgün ve sıradışı bir yeteneğe sahip’ şeklinde tanımlıyorlar. Şarkı söylüyorsunuz, beste yapıyorsunuz... Hepsini bir arada yürütmenin bir sırrı var mı?
Bana soracak olursanız bu işin sırrı; içgüdü.

İtalyan bir baba, Fransız bir anne... Farklı kültürlerden beslenen, çokkültürlü bir yanınız olmalı..
Evet, doğru. Aslına bakarsanız bu bir ayrıcalık. Farklı kültürleri bilmek çok önemli. Bana göre müzik de sınırları olmayan tek bir dil, çünkü tercüme edilemez. Müzik ya kalbinize dokundu ya da duyulmadı.

‘Notre Dame de Paris’ müzikali sizi ve kariyerinizi nasıl etkiledi?
‘Notre Dame de Paris’ şimdiye kadar ulaşıp dokunabildiği kişilerin kalbiyle konuşan bir eser oldu. Umarım bunu yapmaya devam edecektir. Bir şarkıcı olarak ise uzun soluklu bir kariyer yapma şansı yakaladım. Bestecilik anlamında ikinci bir kariyere sahip olmak da bana kazandırdığı başka bir ayrıcalık.

Müzikalin en sevdiğiniz karakteri, sahnesi ve şarkısı nedir?
Quasimodo; ‘Dieu que le monde est injuste’ (Tanrı dünyayı yanlış yaptı); ‘Danse mon Esmeralda’ (Dans et Esmeraldam).

Size ilham veren neler var?
Sessizlik dışında, dış dünyadan hiçbir şeye ihtiyacım yok. Çünkü ilham dediğimiz şey içeriden geliyor.

Bir röportajınızda her zaman kendinizi düşünerek, ne hissettiyseniz onu eserlerinize yansıttığınızı söylemişsiniz...
Evet. Bir eser, başkası tarafından yorumlanacak ya da söylenecek bir çalışma haline gelmeden önce, ilk olarak benim tarafımdan hissedilmeli.

‘İzleyicisinin kalbiyle konuşan bir müzikal’






Yorumları Göster
Yorumları Gizle