Boşlukta sallanan adam

Güncelleme Tarihi:

Boşlukta sallanan adam
Oluşturulma Tarihi: Nisan 24, 2020 08:53

‘Arkadaşlarım’, yaklaşık 100 yıl önce yazılmış bir ilk roman. Emmanuel Bove, Fransız edebiyat çevrelerine kabul edilmesini sağlayan bu ilk romanında rastgele seçilmiş ama çok iyi gözlenmiş kesitlerle ‘küçük adam’ın amaçsız hayatını sergiliyor.

Haberin Devamı

1898 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti Emmanuel Bove. Garsonluk, bulaşıkçılık, işçilik, tramvay şoförlüğü yaptı. Öykülerini bir gazetede okuyan Colette’le tanışması kaderini değiştirdi. Onun desteğiyle yazdığı ilk romanı ‘Arkadaşlarım’ (1924), büyük beğeni kazandı. Öyle ki Bove’yi Proust ve Dostoyevski ile karşılaştıranlar bile olmuştu. Avrupa’da faşizmin yükselişine pek çok yazar gibi Bove de tepkisiz kalmadı. Gazetelere anti-faşist yazılar yazdı, Alman işgali başladığında eserlerini yayımlamayı reddetti ve karısıyla birlikte ‘yeraltı’ hareketine katıldı. 1945’te hayata veda eden Bove, kısa yaşamına 22 roman sığdırmıştı.

YALNIZLIK NE GÜZEL VE NE HAZİN ŞEY
Bove’nin ekonomik yazma tarzının hayranları arasında Rainer Maria Rilke, Samuel Beckett, Philippe Soupault, André Gide, Max Jacob gibi yazarlar sayılabilir. ‘Arkadaşlarım’ın -Bove’nin yazısının benzersizliğini ortaya koyan- daha ilk cümleleri, söz konusu hayranlığı anlamamızı sağlıyor: “Uyandığımda ağzım açık. Dişlerim paslı. Akşamdan fırçalasam iyi olacak ama hiç o gayreti gösteremiyorum. Gözkapaklarımın köşesinde yaşlar kurumuş. Omuzlarımın ağrısı geçmiş. İnatçı saçlar alnıma dökülmüş. Parmaklarımı ayırıp saçlarımı arkaya tarıyorum. Boşuna. Yeni bir kitabın sayfaları gibi tekrar dikelip gözlerimin üstüne düşüyorlar. (...) Tavanda rutubet lekeleri var, tavan çatıya çok yakın. Duvar kâğıdı yer yer kabarmış. Mobilyalarım, eskicilerin kaldırımlara yığdığı döküntülere benziyor. Çingene sobamın borusu bezle sarılı, sanki bir diz gibi.”
Bu hazin tablonun gözlemcisi, hikâyenin anlatıcısı ve kahramanı Victor Baton’dur. Olaylar 1910 sonlarında, Paris’te geçer. Victor, I. Dünya Savaşı’na katılmış, üç yılını cephede geçirmiş, sol elinin sakatlanmasıyla terhis olmuş genç bir adam. Şimdi işsiz ve yetersiz bir ‘malul gazi’ maaşıyla geçiniyor.

Haberin Devamı

Victor yoksulluğundan ama özellikle yalnızlığından bıkmış bir halde. Yüksek umutları var ama umutlarını gerçekleştirecek eylemleri yok. Saygın evlilik ve aniden gelecek bir servet hakkında hayaller kuruyor. Ancak ufukta bir fırsat göründüğünde ya tuhaf mazeretlerle ya da aşırı hevesiyle onları heba ediyor. Kendine acımayla kendini önemsemenin, kötücül duygularla insancıllığın, özveriyle bencilliğin, büyük umutlarla küçük hesapların çatıştığı iç dünyasıyla Victor, varlığının hikâyesini kısa, basit, anlaşılır cümlelerle anlatan ‘hüzünlü palyaço’yu andırıyor.
Bu kısa romanda, zenginlik hayalleri kurarak yaşayan ama günlerini rutubetli odalarda, salaş meyhanelerde, Paris’in izbe sokaklarında geçiren Victor’un hayal kırıklıklarını izliyoruz. Bir grup Parislinin ve şehrin net bir tasvirini sunan hikâye başladığı gibi biterken “Ah! Yalnızlık ne güzel ve ne hazin şey!” diyecektir Victor: “Kendimiz seçtiğimizde nasıl da güzel! Bize yıllarca dayatıldığında nasıl da hazin!”
‘Arkadaşlarım’da Bove, daha sonra pek çok romana konu edilecek bir insan tipi, bir ‘kaybeden’ portresi çiziyor. Aşağı yukarı aynı dönemde yaşadığı Kafka’nın kahramanlarını hatırlatan, umutsuzca kabul etmek istediği topluma bir türlü uyum sağlayamayan, kendisini boşlukta hisseden, o boşlukta sallanan bir adam portresi bu. Okuyucunun nefret etmese bile yakınlık da kuramayacağı türden bir karakter. Tiksinti yaratmaması Bove’nin anlatımındaki ironi sayesinde. Victor’un hayatı bir düşüş değildir; ne yükselir ne de düşer, zira o zaten en alttadır. Hikâyenin sonunda, başladığı yerdedir.

Haberin Devamı

AYRINTILARI YAKALAMAK
Acıklı bir ironiyle yazılmış bu kısa ama hacimli romanda Victor’un trajedisi, olayları komik bir şekilde yanlış anlamasından kaynaklanır. İçinden çıkılmaz bir ‘facit daire’de devinip durur.
‘Arkadaşlarım’ın ilk bakışta basit gibi görünebilecek bir üslubu var. Günlük konuşma dilinin akıcılığını kısa ve net cümlelerle yansıtıyor. Bu basitlik Bove’nin karakteristiğidir. Süslemesizdir tarzı; anlatı çoğunlukla isimlerden ve fiillerden müteşekkildir, sıfat ve zarflardan bilhassa kaçınır. Bove’nin ayrıntılara gösterdiği titizliği övmek gerekiyor. Çok iyi yakalanmış ayrıntılarla neredeyse hiçbir şey olmadan her şeyi gösterir... Karakterlerin giysileri, mobilyaları, eşyaları küçük fırça darbeleriyle büyük anlamlara açılırlar. ‘Arkadaşlarım’ın teknik ustalığı, bunların hem yaşam tarzını hem de kahramanın iç dünyasındaki karmaşayı gerçekte anlattığından çok daha fazlasıyla iletebilmesindendir.
20. yüzyılın ilk yıllarının yoksul kentsel yaşamını, toplumsal yarılmayı, yarılmanın bireylerin zihnindeki yansımalarını ayrıntılarda yakalıyor ve görselleştiriyor Bove. Romanı okurken Yeni Dalga filmleri geldi aklıma. İki dünya savaşı arasında zorluklarla mücadele eden yoksul ve çaresiz insanları konu edinen filmler gibi Bove de gerçekliğin yakın çekim görüntülerini yakalamış.
Kısa bir hikâye ama tam kararında. Zira biraz daha uzun olsa Victor’un iç karartıcı döngüsü okuyucuyu da ‘cinnet’in sınırlarına sokabilirdi. Bu haliyle çok etkileyici...

Haberin Devamı

Boşlukta sallanan adam
Arkadaşlarım
Emmanuel Bove
Çeviren: Ebru Erbaş
Can Yayınları, 2020
152 sayfa, 19 TL.

BAKMADAN GEÇME!