Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Keşke kapılar hep açık kalsaydı...

    EFNAN ATMACA efnanatmaca@gmail.com
    05.10.2017 - 13:26 | Son Güncelleme:

    ‘Aç Kapıyı Ben Geldim’ mübadelenin iki yüzünü anlatıyor. Gidenlerin yaşadığı acıyla onların torunlarına bıraktığı yürek yangınını aynı kitapta birleştiriyor. Çünkü her satırı hüzünlü bir mübadele hikâyesinin yanı sıra yaklaşık yüz yıl önce verilmiş ‘siyasi’ bir kararın insanların kaderlerini nasıl değiştirdiğini anlatıyor.

    Mübadele, Ege’nin iki yakasının taşına toprağına sinmiş en acıklı türküdür bu coğrafyaya doğmuş insanların dilinde. Neredeyse hepimizin ailesinde vardır bu acıklı türkünün kahramanı olmuş birileri. Evini, yurdunu, sevdiklerini, anılarını bırakıp giden insanlar... Metin Köse’nin ‘Aç Kapıyı Ben Geldim’ adlı kitabı da işte bu acıklı hikâyelerden biri. Köse, Safranbolu’dan göçen mübadillerin hikâyesini konu alıyor kitabında. Çok tanıdık elbette. Yüzyıllardır bir arada yaşayan insanların ‘siyasi’ bir kararla artık hiç bilmedikleri bir toprağa, bir dile göçe zorlanmalarının hikâyesi. Yordan’ın, Stefan’ın, Fani’nin, Despina’nın... Ve onlar giderken gözyaşı dökenlerin... Ancak Köse’nin kahramanları bu kadar değil. Yazar kitabında sadece mübadeleyi değil, mübadelenin yıllar sonra bile insanların üzerindeki etkisini de anlatıyor.

    YORDAN İLE GÜLDANE
    Kitap iki zamanda geçiyor; bir yandan mübadele hikâyesi devam ederken bir yandan 2014 yılına gidip yerli ve yabancı bir turist grubunun mübadillerin hikâyesine tanık olan topraklara yaptığı gezi anlatılıyor kitapta. Mübadele hikâyesinin kalbinde Hıristiyan Yordan ile bülbül sesli Müslüman kızı Güldane’nin aşkı var. Arkadaşlarıyla birlikte küçük orkestrasıyla müzik yapan kemancı Yordan, bir kına gecesi kadınların oturduğu kafes denen bölmeden gelen güzel sese vuruluyor. Gel git zaman iki genç birbirini tanıyor, âşık oluyor. Ama aralarında iki engel var; biri din, biri mübadele. Gençler bu dertler arasında aşkını yaşarken Safranboluluları yaklaşan sonun hüznü sarıyor. Yazar kitapta o süreci belgeleriyle birlikte yeniden anlatıyor. Halkın mübadeleye engel olmak için verdiği direnci, yapılan yazışmaları kitapla birlikte bir kez daha hatırlıyoruz. Yazar, okurla paylaştığı kısa kısa anekdotlarla yüzyıllardır birlikte yaşayan bu iki halkın ahenginin de altını zarifçe çiziyor. Beklenen son gelirken iki âşığın birlikte kaçmaktan başka şansı kalmıyor. Ve onlar için yepyeni bir macera başlıyor.
    Kitabın günümüz bölümünün kahramanları ise birbirini Yunanistan’da bulan iki mübadil çocuğu: Kuşadası’ndan Girit’e giden ailenin kızı Filiz ile Safranbolu mübadelesiyle yerinden olan ailenin oğlu Andon. Yazar Tekin, Safranbolu’yla ilgili kimselerin bilmediği pek çok hikâye bilen gizemli şair Murat ve son anda meslektaşının yerine geçmek zorunda kalan aslen Safranbolulu ancak buradan kaçmayı seçen rehber. Tüm kahramanlar Safranbolu’da kendileriyle ilgili gerçekleri arıyor. Aralarında mübadele, edebiyat, aşk üzerine pek çok konuşma geçiyor. Yazar hem bizi bu iki hikâyenin nasıl birleştiği üzerine düşünmekten biraz alıkoymak hem de entelektüel tartışmalara sokmak için edebi konulara yer veriyor.

    Anlayacağınız üzere bu iki hikâye birleşiyor. Üstelik oldukça dramatik bir şekilde. ‘Aç Kapıyı Ben Geldim’ özellikle bu iki hikâyeyi birleştirmesi açısından dikkat çeken bir kitap. Çünkü her satırı hüzünlü bir mübadele öyküsünün yanı sıra yaklaşık yüz yıl önce verilmiş ‘siyasi’ bir kararın insanların kaderlerini nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Etkileri, sertliği, acıları bugün bile gencecik insanların yüreğinde onarılmaz yaralar açmış bu ‘siyasi’ karar devletlerin insanların bir arada yaşamasına nasıl izin vermediğinin bir kanıtı. Belli ki bu yaralar geçmez, bu acılar dinmez ancak yaşananlar belki bugünün ‘siyasi’ kararlarına örnek olur. Kim bilir...
    Keşke kapılar hep açık kalsaydı...
    AÇ KAPIYI BEN GELDİM
    Metin Köse
    Doğan Kitap, 2017
    320 sayfa, 26 TL.

    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı