Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Kendiliğinden oluşan Eqho…

    GÜLDEHAN AYSAN guldehanaysan@gmail.com
    13.10.2017 - 12:26 | Son Güncelleme:

    ‘Eqho’, İlke Hatipoğlu, Berke Hatipoğlu, Nedim Ruacan ve Başar Ünder dörtlüsünün yeni projesi. Yayımlanan ilk çalışmaları olan ‘Square One’ adlı EP’leri, iTunes’da yayımlandığı hafta uluslararası listelerde ilk 10’a girdi. Eqho ekibiyle bir araya geldik...

    Başar Ünder, Berke Hatipoğlu, İlke Hatipoğlu ve Nedim Ruacan

    Bir grup düşünün, her üyesi her işe el atabiliyor. Sınırlar silik. Ve her şey DIY, kendileri yapıyor...Müzisyenlerin on parmağında on marifet kısacası, yapımcılığa kadar üstleniyorlar. Yetenekliler, becerikliler bir de üstüne mütevazılar... Farklı janrlardan tınılar içeren elektronik müzikleri, doğaçlama çıkıyor. İçlerinden gelen sesi takip edip, müziğe aktarıyorlar. Yukarıdaki satırlar, ‘Eqho’ projesinin yaratıcılarını bir miktar anlatıyor. ‘Eqho’, İlke Hatipoğlu, Berke Hatipoğlu, Nedim Ruacan ve Başar Ünder dörtlüsünün yeni projesi. Yayımlanan ilk çalışmaları olan ‘Square One’ adlı EP’leri, iTunes’da yayımlandığı hafta uluslararası listelerde ilk 10’a girdi. İlk videoyu ‘Sunshine, So Bright’ için çektiler, YouTube’da izlenebiliyor. Farklı bir düzenlemeyle sunacakları konserleri de yakında. Konser için “Umuyoruz sonbahar gibi, farklı bir düzenle sahnede olabiliriz. Klasik anlamdaki grup konserlerinden farklı bir canlı performans seti planlıyoruz” diyorlar. YIllardır ayrı ayrı müzikle uğraşan dörtlü, iki sene önce bir araya geliyor. Adeta birbirlerine çekiliyorlar ve hemen üretmeye başlıyorlar. Devamını kendileri anlatsın, zira dördüyle beraber güzel bir sohbet ettik Minoa’da...

    ‘Eqho’ projesinden başlayalım...
    Berke Hatipoğlu: İlke’yle ben bir filme şarkı yaptık, film müziklerinin tamamı değil de, filmin finalinde çıkacak parçayı... İlke’yle sadece ikimizin yaptığı ilk işti bu. Sonra onun kayıtları esnasında, bunda akustik davullar olsa çok güzel olur deyip Nedim’i aradık. Elektronik öğeler içeren bir çalışmaydı. Nedim de Başar’dan bahsetti. Onunla beraber yaptıkları işleri anlattı. Sonra Başar’ın stüdyosuna gittik. Başar’la Nedim, ‘Joint Idea’daki stüdyoyu ortak kullanıyorlardı. Başar’la tanışmak için stüdyoya gittiğimiz gün müzik de yapmaya başladık.
    O sırada daha farkına varmamıştık ama, meğer aynı filmin, film müziklerini de Başar yapıyormuş zaten. Özkan Aksular’ın yönettiği ‘Münafık’ isimli bir korku filmi. Özkan, Başar’dan bahsetmişti bize. Filmin müziklerini ve seslerini bu alanda çok iyi bir arkadaşım yapıyor diye... Altın Portakal ödülü almış...
    Başar Ünder: Biz galada karşılaştık ilk defa...
    BH: Evet. Sonra Nedim vasıtasıyla bir araya geldik. Sonra herhalde neredeyse 8-10 ay hiç adını koymadan session halinde stüdyoda çalışmaya başladık. O sırada birbirimize alışma, bir sound oluşturma, nasıl bir müzik yapıyoruz sorularına cevap bulma süreciydi. Her şey aslında çok organik bir şekilde, çalarak oluştu.
    Baktık ki o session’lar esnasında bir şeyler de yazıyoruz. Cover çalmadık hiç. Hep tazeydi çaldıklarımız. Bunları biraz şarkı formatında derlesek, dedik.
    Sonra da onları kaydetmeye başladık. Çok güzel işler çıktı bu kısa sürede.
    Nihayetinde bu işin adını koyalım artık, dedik. Elimizdekileri yayımlayalım. Toplamda hepsi 1,5-2 sene sürdü.
    Aslında çok malzeme ürettik, onun sadece küçük bir kısmını yayımladık şimdi. Çünkü prodüksiyon biraz vakit aldı. Diğerleri üzerinde çalışıyoruz.
    Sık yayın yapmak istiyoruz aslında. Bir sürü şarkı yazıyoruz, üretiyoruz. Ama yayımlamak başka bir süreç. O kısım daha yavaş müziği yaratmaya nazaran.
    Şimdiden bir sonraki yayının hazırlığına geçtik. Ne zaman stüdyoya girsek şarkı olabilecek bir şey oluşuyor. Onun üzerine sonra çalışmak gerekiyor tabii. Ama yeni bir albümü de kısa vadede yayımlayalım istiyoruz.
    Nedim Ruacan: Çıkardığımız EP ‘Square One’ gibi, 4’lü, 5’li bir düzenle çıkacak diğer çalışmalar da. Bizim için hem finansal açıdan hem de organizasyon olarak daha rahat oluyor.
    Ben, Berke ve İlke’yi çok eskiden tanıyorum. Onları hep dinlerdim. Kadıköy’de herkes enstrümanını kendi taşıyıp gidip gelirken, ta o zamanlardan 90’lardan beri arkadaşlığımız var. Hep de birlikte çalmak isterdik ruh olarak. Doğru zaman bugüne denk geldi. Bir telefonla başladı. Çok da güzel bir parça çıktı ilk yaptığımız iş, film müziği. Hemen bir uyum oldu bir araya gelince. Ardından Başar’ın eklenmesi olağanüstü oldu. Bir şekilde, bir araya geldiğimiz bir durum oldu. Kendiliğinden...
    İlke Hatipoğlu: Gruptaki görev dağılımı da o kadar kendi kendine oluştu ki, kimse bir diğerine sen şunu yap demedi. Kimin eli bir konuda hızlıysa, rahatsa o alanı aldı ve her şey çok çabuk gelişti.
    BH: Klasik bir formatımız yok aslında bizim. Önden adı konmuş görev tanımlarının olmaması çok avantajlı oldu. Nedim, mesela davul çalıyor; ama grupta davul çalmıyor aslında. Yani yaptığı işe davul çalmak demek, çok eksik bir tanım olur. Çünkü herkesin müziğe katkısı biraz gruptaki görev tanımından bağımsız ve geniş. Bir sürü alanlar kesişiyor. Sanki herkes grubun prodüktörü gibi çalışıyor. Sınırlar çok silik aramızda. İlk sound’u ve müziği oluştururken, bu kadar silik sınırlar olması çok serbest bırakıyor grubu. Başka bir müzik yapmak istediğin zaman, çok önemli bir şey o sınırların olmaması.

    Kendiliğinden oluşan Eqho…
    Eqho’nun sound’unu tarif edin desek? Var mı tarifi?

    BÜ: Büyük oranda elektronik diyebiliriz, çünkü imkânlarından çok faydalanıyoruz. Ama sonuçta bir rock hissiyatı da var, alternatif hissiyatı da var. İnsanlar dinledikleri zaman, kesinlikle elektronik diyorlar müziği tanımlarken. Hiç düşünmeden. Çok bir janr içine sokmaya da gerek var mı, bilmiyorum. Hatta daha da ileri gidersek, herkes kendi müziğini yapıyor aslında grupta... Ve herkes aslında kendi sound’unu getiriyor. Dolayısıyla, bir yapımcı grubu gibi bir taraftan. Herkes kendi enstrümanını ve sound’unu ayrı ayrı buraya getirmiş oluyor. Bu da ‘Eqho’yu ilginç kılan bir şey bence.
    Herkesin bireysel sound’u, bir araya geldiğimizde başka bir şeye dönüşüyor.
    İH: Tabii, bu aslında hepimizin, birbirimizin bireysel sound’unu da çok sevdiğimiz için mümkün, birbirimizin yaptıkları kulağımıza iyi geldiği için. Ben kendi adıma, bu grupla çalmaya başladıktan sonra bir aydınlanma yaşadım. Özellikle son 1 sene içinde kafamdaki birçok şey değişime uğradı. Kendimi çok daha iyi hissettiğim yerlere gitti ve o da gelişip tekrar müziğe yansıdı. Şu anki provalarda bile evriliyoruz.
    BH: Rock ve alternatife kadar barındıran elektronik müzik diyebiliriz. Bir şarkının içinde de bazı janrlara yaklaşıp uzaklaşan durumlar oluyor. ‘İstersen’ pop-rock’a daha yakın, ama mesela ‘Sunshine, So Bright’ elektronik.

    Projenin adı Eqho, nereden geliyor?
    NR: Dinamik bir isim. Kısa bir kelime.
    BH: Sesle ilgili çağrışımları da var.
    NR: Evet. Biraz elektronik müzik kısmına da gönderme yapıyor.
    BÜ: Ses işleme tarafına da dokunuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı