GeriMagazin Sonsuza kadar mutluluk diye bir şey yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sonsuza kadar mutluluk diye bir şey yok

Sonsuza kadar mutluluk diye bir şey yok

Pop dünyasının efsanevi vokallerinden Anastacia, dünya turnesi kapsamında Türkiye’ye geldi, Bodrum’da sevenleriyle buluştu. Kendisiyle konser sonrası buluştum, aklımdaki her şeyi sordum. İki kez kanseri yenen 49 yaşındaki şarkıcı, “Sonsuza dek mutlu bir hayatın mümkün olmadığını herkes bilmeli” dedi.

Yolculuk nasıldı?

- Kolaydı, konforluydu. Arabayla kalacağımız yere giderken çok şaşırdım. Daha önce İstanbul’a gelmiştim ama Bodrum’u ilk kez görüyordum. Karşılaştığım manzara karşısında “Bu yer de nereden çıktı” deyiverdim. Büyülendim. Evolution Tour devam ediyor ama 3 gün aramız olduğunda mutlaka buraya geri gelmek istiyorum.

Boş zamanınız olmadı mı hiç?

- Çok az... Kendi küçük tatilimi yapabilecek kadar zamanım olsun isterdim açıkçası. Çünkü geldiğim anda kendimi küçük bir cennette gibi hissettim. Marinada hazırlıklar sürerken de muhteşem bir görüntü vardı. Tatil için İtalya’ya gitmeye gerek yokmuş (gülüyor).

Marinada konser vermek nasıldı?

- Açıkçası konser için hazırlanan mekanlar her zaman muhteşem olmuyor. Nereye gideceğimi, hangi mekanda konser vereceğimi her zaman seçemiyorum. Burada çalmak gerçekten çok güzeldi.

Gelmeden önce herhangi bir konuda beklentiniz var mıydı?

- Yoktu. Ama bu kadar modern bir yer de beklemiyordum. Uzun aradan sonra yeniden Türkiye’ye geldiğimde, kültürün geliştiğini gördüm.

Sizi güçlü bir kadın ve başarılı bir şarkıcı kılan nedir?

- Sanıyorum bu benden önce annemden başlıyor. Son derece bağımsız ve özgür bir kadındı. Bana “Dışını değil içini kullan” diyen de odur. Dış görünüşünüz uzun süre aynı kalmaz ama içiniz hep aynıdır ve onu beslemeniz gerekir. Ben de insanları dış görünüşleriyle değil hareketleriyle yargılamayı öğrendim. Bunu başkalarına da aktarmaya çalışıyorum. Mesela küçükken kız kardeşimin bebeklerini izin istemeden alırdım, bazen de kazayla kırardım.

Annem o zaman kardeşime yeni bebek alır, kırılan bebeği de “Bu senin yeni bebeğin” diye bana verirdi. “Bu ne kadar kötü bir bebek” demek yerine oturur onlarla doktorculuk oynardım. Kötü bir şeyi iyi bir gibi görmeyi daha o zamanlarda öğrendim. Buna tezat olarak bütün hayatım sağlık sorunlarıyla geçti. Yani kötü olana değil iyi olana odaklanabilmeniz gerek.

Ama şu an gayet sağlıklı ve genç görünüyorsunuz. Bu işin sırrı nedir?

- Müzik sektörüne girdiğimde 30 yaşındaydım, o zaman da 20 zannediyorlardı. Her zaman genç gösterdim. Ama bu ömrümün sonuna kadar sürmeyecek tabii ki. Aslına bakarsanız daha çok mum ışığı ya da loş ışıkta iyi görünüyorum, bir de iki saatlik profesyonel makyajın etkisi (gülüyor).

Sahneye çıktığınızda hâlâ çok heyecanlanıyor musunuz?

- Hayır, ama sahneyi başka biriyle paylaştığımda gergin oluyorum. Luciano Pavarotti, Celine Dion ya da Elton John ile sahne aldığımda çok gergin olduğumu hatırlıyorum. Özellikle de “Bu gerçek mi?” dediğimi. Ama diğer yandan yaptığım işe güveniyorum.

Sonsuza kadar mutluluk diye bir şey yok

ERKEKLE DE ERKEKSİZ DE MUTLUYUM

Sesinizdeki R&B, soul tonu nereden geliyor? Bir melezlik var mı?

- Yok. Hiç eğitim de almadım. Sahneye çıkmadan alıştırma da yapmam. Hangi notadan şarkı söylediğimi bilmiyorum. Bu benim için bir lütuf. Babam ve annem müzikle ilgilenirdi ama ben ikisinin de yolundan gitmedim. Ben bu işi yapabilirim dediğim zaman da herhangi bir rol modelim yoktu. Yalnız sevdiğim herkes siyahiydi. Şirketim o dönem bir risk alarak istediğim gibi müzik yapmama izin verdi ve bu tuttu.

“Artık 20’li yaşlarımdan daha seksi, bilge ve kadınsı hissediyorum” diyordunuz. 30 yılda ne değişti?

- Özgüven ve cesaretim arttı. Gençken uzun boylu, mavi gözlü olmak istiyordum. Büyürken sende olmayanlara sahip olunca mükemmel görüneceğinizi sanırsınız ya, o durum. Bunu yapmayı bıraktığımda “Bu benim” dedim. Kabullenmeliydim. Yaşlandıkça zaten hayat seni bilgeleştiriyor. Özellikle bir kadın olarak kendine iyi davranmaya başlıyorsun. Gençken kendime hiç nazik davranmadığımı kabul ediyorum. Öte yandan başkalarını seviyor ve onların mükemmel olduğunu düşünüyordum.

Mutlu olmak için aşk şart mı?

- Bir erkekle de erkeksiz de mutluyum. Bütün kadınların bunu hissetmesini istiyorum. Kendi başlarına da kendilerini iyi hissedenler, sonra başkalarıyla mutluluğu arayabilirler.

Sonuçta hepimiz Sindirella hikayesiyle büyüdük. Birini bulup, âşık olup, sonsuza dek mutlu olmak... Sonsuza dek mutlu bir hayatın mümkün olmadığını herkes bilmeli.

Bu şart da değil. Mesela kanserden ölebilir, uçak kazasında kaybolabilirdim. Bunun bilincindeyim ve her anımdan keyif almaya çalışıyorum.

Bakın burada muhteşem bir gün batımı izledim, acayip mutlu oldum. 5 dakika izledim ve bitti ama o 5 dakika yetti.

 KADINLAR BAZEN ÇOK KÖTÜCÜL OLABİLİYOR

 ◊ Kadın hareketine destek veriyorsunuz. Söylemlerinizle Mee Too hareketinin da yanındasınız. Kadınlara vermek istediğiniz mesaj nedir?

- Açık söyleyeyim, bugüne kadar başıma “Bir erkek bana bunu yaptı” gibi bir hikaye gelmedi.

Başlangıçta masum bir genç kızdım evet ama her zaman biraz fazla güçlüydüm. Kaldı ki erkeklerin de böyle anları olduğunu düşünenlerdenim. Bu adamların da zayıf olduğu anlamına gelmesin, sadece kadınlar bazen çok kötücül olabiliyor!

Sorunuzun yanıtına gelince...  Kadınlar böyle hareketlerle güç kazandı, sesimiz daha gür çıkmaya başladı. Şimdi bunu nasıl kullanacağımız önemli. Bir-iki yıl içinde kadınların bireysel olarak nasıl ayakta duracağı ve nasıl seslerini çıkaracağına bakmalıyız.

Daha birçok ülkede şartlar değişmiş değil, sorun devam ederken sevinmek için çok erken. Ben bağımsız bir kadınım, bununla gurur duyuyorum ama dışarıda buna sahip olmayan çok kadın var.

 HÂLÂ AŞKA İNANIYORUM

Hâlâ aşka inanıyor musunuz?

- Tabii ki. En başta işime aşığım. Kariyerimin başlarında bir şeyleri kaybetmekten, kaçırmaktan korkuyordum. O arada eğlenmeyi kaçırdığımı fark ettim. Şimdi 5 insan da olsa konser alanında 10 bin insan da, çıkıp şarkı söylemenin keyfini yaşıyorum. Küçük mekanlar bile olsa “Biz bize samimi bir konser oldu” diyorum. “Hâlâ bunu yapabiliyorum” diyorum. Çünkü kanser tedavisi için radyasyon alırken “Tanrım lütfen sesim gitmesin” diyordum. Şarkı söyleyemiyordum.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Son 24 Saatte Magazin Gündemi (29.06.2018)İşte son 24 saatte yaşanan magazin olayları…

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle