GeriMagazin Bir kez birlikte çalıştık o da yetti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir kez birlikte çalıştık o da yetti

Bir kez birlikte çalıştık o da yetti

Sevilen oyuncu Selçuk Yöntem bu sezon da “Milyonluk Resim” adlı yarışmayla ekranda, “Benim Adım Feuerbach” oyunuyla da tiyatro sahnelerinde olmaya devam edecek. Şimdilik anlaştığı bir dizi yok... “Yeni sezon öncesi kızın Iraz ve eşin Cihan’ın da olduğu bir röportaj yapmak istiyorum” dedim. “Biz hiç aile röportajı vermedik ki” dediler... Neyse ki aile dostu kontenjanından ikna ettim kendilerini. Buyurun Cihan, Iraz ve Selçuk Yöntem, ilk kez hep birlikte karşınızdalar...

İlk defa röportaj veriyorsunuz, öncelik o yüzden sizin...

- Cihan Yöntem: 1979 yılında Ankara Devlet Konservatuvar Bale Bölümü’nden mezun oldum. Mezun olduğum zaman henüz 17 yaşındaydım. Reşit olmadığım için ailem mahkemeden ‘kazai rüşt’ denilen bir karar çıkarttı. Böylece 1 ay sonra Ankara Devlet ve Opera Balesi’nde memur olarak çalışmaya başladım. İlk olarak kordo baleydim, daha sonra solist dansçı oldum. Ardından da başöğretmenlik yaptım ve oyunlara koreografiler hazırladım.

Nerelerde eğitim verdin?

- Cihan Yöntem: 10 yıl kadar Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde dans ve hareket dersi verdim. Bahçeşehir Üniversitesi’nde de eğitmenlik yaptım.

Hâlâ çalışıyor musun?

- Cihan Yöntem: Ankara Devlet ve Opera Balesi’nden geçen yıl emekli oldum. Şimdi projeler üzerinden Bursa Belediyesi ve İzmir Belediyesi ile çalışıyorum. Bir de bu yıl Tatavla Sahne ile oyun hazırlıyorum.

Hangi oyunu sahneleyeceksiniz?

- Cihan Yöntem: Metin Balay’ın oyunlaştırdığı “Küskün Yüreklerin Türküsü” adlı eseri çalışacağım...

Sana gelelim Iraz... Oyuncu babanın, oyuncu kızı. Sen neler yapıyorsun?

- Iraz Yöntem2004 yılında Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler

 Bölümü’nü bitirdim. Sonra 2 sene Şahika Tekand’la stüdyo oyunculuğu üzerine çalıştım ve profesyonel oyunculuk hayatıma başladım. 2011 yılında da Kadir Has Üniversitesi’nde Drama Bölümü’nde yüksek lisans yaptım. Ayrıca oyunculuğun yanı sıra kendi tiyatromuzda yöneticilik ve yazarlık da yaptım.

 Hangi tiyatro?

- Iraz Yöntem: Tiyatro Hâl...

Tiyatro devam ediyor mu?

- Iraz Yöntem: Şu anda aktif olarak devam etmiyor. Taşınma kararı alıp sahnemizi kapattık. Ekonomik şartlar şu an elvermediği için de yeniden sahneyi açmadık. Ancak bu 3 yıllık süreç içinde Oyuncular Sendikası’nda yönetim kurulu üyeliği yaptım. Şimdi de yeni bir oluşum içindeyim, adı Tiyatro Kooperatifi.

Nedir bu Tiyatro Kooperatifi?

- Iraz Yöntem: Kabaca, İstanbul’da özel tiyatroların bir araya gelmesiyle kurulan ekonomik birliktelik çatısı. 1-2 Eylül tarihlerinde tanıtım toplantıları yaptık. Detaylarını da önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacağız.

Oyunculuk teklifleri gelmiyor mu?

- Iraz Yöntem: Birtakım teklifler var, görüşmeler de yaptım ama şu anda aktif olarak işin daha çok örgütlenme alanında çalışıyorum. Bir de Gazete Müstehak diye bir sitemiz var. Orada her ay e-dergi çıkarıyoruz. Ekim ayından itibaren yeni sayılarımız çıkmaya devam edecek.

 Tanıştıktan 3.5 ay sonra evlendik

  Kaç yıldır evlisiniz?

- Cihan Yöntem: 36 bitti.

Nasıl tanıştınız?

- Selçuk YöntemAslında biz Cihan’la konservatuvarda aynı dönemlerde okumuşuz ama hiç karşılaşmamışız. Onun sınıfından başka insanları tanıyordum ama Cihan’la hiç rastlaşmadık. Sonra Cihan, bir oyunla Avrupa turnesine gidecekken bir anda ekipten çıkartılıyor. Benim de o zaman bir tiyatro oyunum vardı, bale binasında provalar yapıyorduk. Cihan’la da o dönemde kantinde tanıştık.

- Cihan Yöntem: O zamanlar, Selçuk Devlet Tiyatrosu’nda, ben de Devlet Balesi’ndeydim.

- Selçuk Yöntem: İkimiz de profesyonel olarak çalışıyorduk. Benim oyunum opera binasında olmasa, Cihan turneye gitse tanışamayacaktık.

- Cihan Yöntem: Bir de şöyle durum var, ben Selçuk’la tanışmadan önce tayinimi İstanbul’a çıkartmıştım. Ama İstanbul’da sadece 1 ay kaldıktan sonra Ankara’ya geri döndüm. Ben döndüğümde ise Selçuk tayinini İstanbul’a çıkarmak üzereymiş...

ANKARA BİZİM İÇİN HÂLÂ ÇOK ÖZEL

Romantik bir evlilik teklifi aldın mı?

- Cihan Yöntem: Hayır, hatta evlilik teklifi almadım. Biz 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde birlikte olmaya başladık. 13 Temmuz’da da evlendik... O 3.5 ay, sohbet, sinema ve tiyatroyla geçti. Selçuk’un o zamanlar bir bekar evi vardı. Orada otururken bana “Sen artık gitmesen, burada kalsan” dedi. Kalış o kalış. (Gülüyor)

Kaç yıl yaşadınız Ankara’da?

- Selçuk Yöntem: Ben konservatuvara girdikten sonra 2000 yılına kadar Ankara’da yaşadım. Devlet Tiyatrosu’ndan çok erken istifa ettim, emekli oldum. Serüvenim İstanbul’da devam etti. Ama Ankara bizim için hâlâ çok özel.

Sık sık gidiyor musunuz Ankara’ya?

- Selçuk Yöntem: Tabii... Çünkü Ankara’da dostlarımız ve unutulmaz anılarımız var. Her gittiğimizde de yeni bir soluk aldığımızı hissediyorum.

- Cihan Yöntem: Benim ailemin hepsi İstanbul doğumlu. İçlerinde bir tek ben Ankara doğumluyum. En fanatik Ankaralı da ben çıktım. Ankara benim için çok özel. Konservatuvar yılları, Selçuk, Iraz... Hayatım, Ankara.

- Iraz Yöntem: Ankara’dan ilk ayrılan bendim. 17 yaşındaydım... Annem uzun bir süre İstanbul-Ankara arasında mekik dokudu. Fiilen İstanbul’a gelişi en geç onun oldu.

Hâlâ da en çok gidip gelen Cihan sanırım.

- Iraz Yöntem: Evet! (Gülüyor)

 Cihan’la tanışmadan önce Iraz’ı rüyamda gördüm

  Kızına Iraz adını nasıl koydun?

- Selçuk Yöntem: Konservatuvara girdiğim ilk sene, Fakir Baykurt’un “Irazca’nın Dirliği” kitabını okuyup çok etkilenmiştim. Orada Irazca karakteri vardı... Çok cevher bir Anadolu kadınıydı. Kızım olursa adını Iraz koyacağım dedim. Hatta Cihan’la tanışmadan önce Iraz’ın 2 yaş halini rüyamda gördüm.

Iraz doğduğunda rüyanda gördüğün kıza benziyor muydu?

- Selçuk Yöntem: Aynısıydı.

- Cihan Yöntem: Evet, hamileyken bana da tarif etmişti. Kıvırcık saçlı, şöyle burunlu diye...

- Selçuk Yöntem: Sonra “Kızımız olacak, adını da Iraz koyacağım” dedim.

Selçuk Yöntem’in kızı olmak senin için avantaj mı, yoksa bunun ağırlığı sana dezavantaj olarak mı geri döndü?

- Iraz Yöntem: Buna nasıl objektif bir cevap verebilirim bilmiyorum ama insanların algısıyla gerçek durum arasında çok fark olduğuna eminim.

Ne gibi?

- Iraz Yöntem: Bir kere örnek bir baban varsa ve toplumun nezdinde tanınan biriyse onun başarısına ulaşabilmek kolay değil. Bu çok büyük bir mücadele alanı. Birey olarak başarman gerekenden daha fazlasını yapman lazım. Tabii o benim için Selçuk Yöntem değil, babam. Ama her zaman böyle kulağımın arkasında, kendi sorumluluğumdan başka bir sorumluluk varmış gibi hissediyorum. Dolayısıyla adımlarımı, sözlerimi herkesten biraz daha fazla tartmam gerektiğini hissediyorum.

Sunuculuk, aktörlüğün bir kolu

  Sunuculuğunu üstlendiğin “Milyonluk Resim” daha önce yayınlanmamış bir format olmasına rağmen büyük ilgi gördü...

- Selçuk Yöntem: Bunu senden duymak sevindirici... Yarışmamız görsel ve bilgi hafızasının karışımı. Bu seyircinin de ilgisini çekti... Doku tuttu, çok iyi reaksiyon aldı.

Yeni sezonda da devam edecek mi?

- Evet...

“Büyük Risk” ve “Kim Milyoner Olmak İster”... Sanki biraz oyunculuktan uzaklaştın mı?

- Selçuk Yöntem: Yok, çünkü onları sunarken de dizi, sinema ve tiyatro yaptım. Sadece 5-6 yıldır yoğunluktan tiyatroya ara vermiştim. Ama geçen yıl “Benim Adım Feuerbach” oyunu ile sahneye geri döndüm. Öte yandan baktığınız zaman bu yarışmaları sunmak da aktörlüğün bir kolu. Çünkü canlı performans var. Her seferinde değişik kişilerle, değişik atmosferdesiniz. O doğaçlama duygusunu her daim diri tutmanız lazım, ki bu da aktörlüğün en zor yanı.

Genelde oyuncular, sunuculuğu pek kotaramıyor...

- Selçuk Yöntem: Yapan da var, yapamayan da... Ama aslında bu da bir rol esasında. İyi oynarsanız, yaparsınız. Çünkü sunucu rolü bir piyeste de karşınıza çıkabilir. Canlı formatta bir yarışma programı sunmak, tiyatronun ta kendisi.

Yarışmada sunucuyu mu oynuyorsun yani?

- Selçuk Yöntem: Evet, sunucuyu oynuyorum ve karşımda seyirci var. Bunu da mesleğimin bir parçası olarak görüyorum.

Dizi niye yok?

- Selçuk Yöntem: Dizilerin bir televizyon filmi uzunluğunda olması, beni sektörden uzaklaştırdı. Şartların giderek ağırlaşması nedeniyle daha seçici oldum. Bir de benim dizi serüvenimde çok güzel işler var. İnsan biraz da rol alacağı yeni işlerin onların üstüne çıkmasını istiyor. Bu buluşmalar da kolay olmuyor.

Bir kez birlikte çalıştık o da yetti

AŞK-I MEMNU’NUN TEKRAR  REYTİNGİ YARIŞMAMI GEÇMİŞ

“Aşk-ı Memnu”nun eski bölümleri hâlâ yayınlanıyor ve reytinglerde hep üst sıralarda. Nedir bu işin sırrı?

- Selçuk Yöntem: Gerçekten o işin üzerinde bir büyü, bir peri tozu var. Oyuncuları, yönetmeni, kanalı ve şirketiyle güzel bir buluşmaydı. “Aşk-ı Memnu”nun öyle bir dokusu var ki, ne zaman yayınlansa, nerede rastlarsan tekrar seyretmeye başlıyorsun. Hatta tekrar bölümü, benim yarışmayı geçmiş, çok sinirlendim. (Gülüyor)

 Oradaki ekip arkadaşlarınla hâlâ görüşüyor musunuz?

- Selçuk Yöntem: Hepsiyle görüşüyorum ama başta yönetmenimiz Hilal Saral olmak üzere Zerrin Tekindor, Hazal Kaya, Kıvanç Tatlıtuğ’la daha sık bir araya gelip hasret gideriyoruz.

ADNAN BEYİ TANIMIYORUM

Yıllar geçmesine rağmen Adnan Bey olarak anılmak sinir bozucu değil mi?

- Selçuk Yöntem: Sen ne kadar bozulursan bozul, bir kere Adnan Bey’i oynamışsın, bitti. Ki bunda bozulacak bir şey de yok.

- Cihan Yöntem: Ankara’da bir oyun çalışırken, TRT’den “Selçuk Yöntem’le ilgili bir program hazırlıyoruz, sizinle de röportaj yapabilir miyiz” diye aradılar. Ben de provada olduğumu, tiyatroya gelirlerse görüşebileceğimizi söyledim. Neyse geldiler, “Kaç yıldır evlisiniz” diye sorular sormaya başladılar. Sonra röportajı yapan kız, “Adnan Bey nasıl biridir” diye sordu. Ben de “Adnan Beyi tanımıyorum” dedim. (Gülüyor)

İzlemiyor muydun diziyi?

- Cihan Yöntem: İzledim ama ben nereden bileyim Adnan Bey nasıl biridir? Ben Selçuk’u tanıyorum. “Selçuk’la ilgili bir şey sormak istiyorsanız cevaplayayım da Adnan’ı tanımıyorum” dedim.

Selçuk’un ekrandaki bütün işlerini izler misin?

- Cihan Yöntem: Tabii ki...

Onun dışında ekranda başka bir iş izlemiyorsun değil mi?

- Cihan Yöntem: Doğru, televizyon izlemiyorum.

Cep telefonun da çok eski bir model... Çalışıyor mu hâlâ bunlar?

- Cihan Yöntem: Evet, hatta sen ‘bu eski modelleri yaşlılar kullanıyor’ diye yazmıştın.

Neden akıllı telefon kullanmıyorsun?

- Cihan Yöntem: Tipim uygun değil. (Gülüyor)

Selçuk’la WhatsApp’ta yazışmıyor musun?

- Cihan Yöntem: Hayır... Ben bir tek “alo” diyorum, zaten mesaj da çekiyor telefonum. (Gülüyor) İşimi görüyor, bu kadar yeter.

 KIZIMA DİZİDE BİLE KÖTÜ DAVRANAMAM

 Genç oyuncular evleniyorlar, sonra bir bakıyoruz daha 1 yıl geçmeden boşanmışlar. Siz de sanat dünyasındasınız ama 36 yıldır mutlu bir evliliğiniz var, nedir bunun sırrı?

- Cihan Yöntem: Sevgi ve saygı çok değerli. Biz birbirimizi çok seviyor ve sayıyoruz. Ama bunun dışında Iraz dahil olmak üzere üçümüzün de başka bir hayatı var. Hepimizin yaptığı başka işler var. Bence sır da burada.

Üçünüzün yolu hiç aynı projede kesişmedi mi?

- Cihan Yöntem: Selçuk’la yıllar önce bir oyunda birlikte çalıştık. Sonra bir daha çalışmama kararı aldık. Bir kez yetti... (Gülüyor)

Sorun kimden kaynaklandı?

- Cihan Yöntem: Tabii ki Selçuk’tan kaynaklandı. (Gülüyor)

BENDE DESTEK YOK KÖSTEK VAR

Evliliğinizin kaçıncı yılında oluyor bu?

- Selçuk Yöntem: 6 veya 7. senesinde. Bazıları yakınlarıyla çalışabilir ama bizde o doku tutmadı. Evde beraber yemek yap, tatile birlikte çık. Sonra git birlikte oyun çalış, olacak şey değil. Bir maraza çıkıyor muhakkak. Çalışmamak en iyisi. Başkaları da iş yapsın. O benle çalışacağına başkası çalışsın, o da para kazansın.

Iraz’la aynı projede yer almak istemez misin?

- Iraz Yöntem: Öyle bir arzumuz hiç olmadı.

- Selçuk Yöntem: Mesela bir dizide Iraz, başka bir ailenin kızı ve kötü biri. Ben de ona rol gereği kötü davranıyorum filan, bana duygu olarak pek hoş gelmiyor. Kızıma dizide bile kötü davranamam.

- Iraz Yöntem: Ben annemle çalıştım. Hem oyuncu, hem de yönetmen olarak... Oyuncu olarak çalışmaktan ben de babam gibi hiç memnun kalmadım. Benim yönetmen olduğum projede ise çok keyif alarak çalıştık. Ve şuna karar verdik, biz beraber çalışabilen bir ikiliyiz ama ikimizin de sahne üstünde ya da sahne arkasında olması lazım.

- Cihan Yöntem: Iraz’la bir müzikal yaptık. Yönetmen Iraz’ın oynayacağını söylediği zaman benim nutkum tutuldu. Ve büyük bir amatörlük yaptım. Çok uzun yıllardır koreografi yapıyordum ama kızımla çalışmanın neye denk düştüğünü bilemedim. Onu kayırmayacağım, derken Iraz’ı öteledim, yok saydım. Bugün olsa aynı saçmalığı yapmam.

- Iraz Yöntem: Üstelik benim de profesyonel olarak ilk oyunumdu.

- Cihan Yöntem: Hatta ekiptekiler çok sonra Iraz’ın benim kızım olduğunu öğrendiler.

Sıfır torpil yani.

- Cihan Yöntem: Bende destek yok, köstek var. (Gülüyor)

 Kenan’la aynı ekolden geliyoruz

Kenan Işık’tan sonra “Kim Milyoner Olmak İster”i sunmak nasıl bir duyguydu?

- Selçuk Yöntem: “Kim Milyoner Olmak İster” daha önce benim televizyonda seyrettiğim tek programdı. Kenan’ın bilgisini, ağırlığını ve karizmasını hayranlıkla izliyordum. Ve izlerken “Ben bu programı sunsam nasıl olur” diye aklımdan çok geçti. Ardından “Büyük Risk” maceram başladı, benim için tecrübe oldu. Sevgili Kenan’ın rahatsızlığı olunca da yarışmayı sunmamı teklif ettiler, ben de kabul ettim.

Teklifi kabul ederken hiç tereddütlerin olmadı mı, izleyici Kenan Işık’tan sonra beni yadırgar mı diye?

- Selçuk Yöntem: Biz Kenan’la aynı ekole sahibiz. Kökenimiz devlet tiyatrosu. Duygumuz, tonlamamız ve bakış açılarımız birbirine çok benziyor. Onun için yarışmayı sunarken yumuşak bir giriş yaptım. Kenan’ın ekolünü hiç bozmadım. İnsanlar da yadırgamadılar. Yarışma, 1 yıl geçtikten sonra benim oldu.

Sen bıraktıktan sonra yarışmayı izledin mi, Murat Yıldırım’lı versiyonu?

- Selçuk Yöntem: Yok... Ben de her gece çekim yaptığım için ona zamanım olmadı. 

 Umarım bir gün herkes şöhret olur da aradığının  o olmadığını anlar...

Selçuk Yöntem nasıl bir baba?

- Iraz Yöntem: Çok eğlenceli bir baba. Hatta ben 8 yaşında babama, “Ya sen ne kadar eğlenceli bir adamsın” demiştim. O da bana “günaydın” diye karşılık vermişti. (Gülüyor) Dışarıdan sert görünebilir ama gerçekten inanılmaz eğlenceli biri. Bu tarafını da herkes çok keşfedebilmiş durumda değil. Bir de bizim aramızda çok yaş farkı yok.

Kaç yaşında anne-baba oldunuz?

- Selçuk Yöntem: 29

- Cihan Yöntem: 21

Çok erken yaşta anne olmuşsun.

- Iraz Yöntem: Evet, biz annemle beraber büyüdük. Ama babamla da öyleydi. Çocukken puzzle’lar, legolar en eğlendiğim oyuncaklarımdı. İkisini de oyunlarıma çok dahil etmişliğim var. Bir de çok küçük yaşta okuma yazma öğrendim.

Kaç yaşında?

- Iraz Yöntem: 4 yaşında... Evde o kadar çok kitap vardı ki, benim için en büyük merak unsuru onlardı. Dolayısıyla çok erken yaşta okumaya başladım. Annem ve babam en büyük örneğimdi. Yataklarının başucunda hep bir kitap olurdu.

Baba-kız ritüelleriniz var mıydı?

- Iraz Yöntem: Babamla her hafta İstiklal’e çıkardık, sinemaya giderdik. Ardından kitapçılara gider, koltuklarımızı doldurana kadar kitaplar alırdık. Bunlar çok düzenli yaptığımız şeylerdi. Ancak onun tanınırlığı arttıkça bunları yapamaz hale geldik. Bir de hayatın ritmi bizi bunlardan alıkoymaya başladı.

Ün artıkça mutsuzluk da artıyor mu?

- Selçuk Yöntem: Mutsuzluk olarak değerlendirmek doğru olmaz. Ama biraz özgürlüğün ve yaşam alanın kısıtlanıyor. Daha özenli ve sorumlu davranmak gerekiyor. Çok ünlü düşünürler bile şöhretin hüzünlü bir kavram olduğunu, büyük bir yalnızlık getirdiğini söylüyorlar. Haksız da değiller. Jim Carrey’nin çok güzel bir lafı var; “Umarım bir gün herkes paraya ve şöhrete kavuşur. Ve böylece aradıklarının bu olmadığını anlar” diye. Hakikaten insan ne isteyeceğini bilmeli. Ben hiçbir zaman şöhret olmak üzerine bir hayat yaşamadım. Sadece işimi iyi yapmaya çalıştım. Şöhret de beraberinde geldi... Benim için şöhretli insanlar, bizim dönemimizin yıldızlarıydı. Çünkü onlara ulaşmak kolay değildi. Onlarla fotoğraf çektirmek bile bir vakaydı. Ama şimdi izleyici sokakta karşılaştığın an tabancasını çeker gibi telefonunu alıp fotoğraf çektiriyor.

RASTLANTISAL ŞÖHRET, RASTLANTISAL BÜYÜMEZ

Artık şöhret olmak da çok kolay. Bir dizide oynuyorsun, bir gecede ünleniyorsun...

- Selçuk Yöntem: Önemli olan kalıcılık... İkinci dizide bakıyorsun, yok olup gitmiş... Sonra seni hiç kimse bir daha dizide oynatmıyor. Rastlantısal şöhret, rastlantısal büyümez. Muhakkak sonunda kendi yetersizliğine gelir. Binlerce örneği var.

- Cihan Yöntem: Biz Selçuk’la flört ederken “Yaban Ördeği” diye bir oyun oynuyordu. Beni davet etti, ilk kez Selçuk’u sahnede o oyunda izleyecektim. Oyun başlamadan önce nasıl dua ediyorum, “İnşallah yetenekli bir oyuncudur” diye. Yetenekli değilse olamaz, biter yani. Limon bile satsa, insan iyi satmalı. Ben hayata öyle bakıyorum. Sonra Selçuk sahneye çıktı ve çok mutlu oldum.

- Selçuk Yöntem: Sonra aynı şey benim için geçerli oldu, o beni oyununa davet etti. “Allah’ım kötü bir balerinse ben ne yapacağım” dedim. (Gülüyor) Neyse onu izleyince ‘tamam’ dedim.

Bunu birbirinize itiraf ettiniz mi?

- Cihan Yöntem: Evet, daha sonra Selçuk’a itiraf ettim. O da bana, “ben de seni aynı duygularla izledim” dedi.

Iraz’dan Selçuk’un eğlenceli bir baba olduğunu öğrendik, peki nasıl bir eş?

- Cihan Yöntem: Eğlenceli ve duygusal... Yükseldi mi inemeyen! (Gülüyor) Selçuk’un şöyle bir anısı var: Yıllar önce Devlet Tiyatrosu’nda genel müdür seçimleri vardı. Her hafta kim genel müdür olacak diye toplantılar yapılıyordu. Bu toplantılardan birinde Selçuk, birisiyle karşılıklı atışmaya başlamış.

- Selçuk Yöntem: Ben sesimi yükseltim, böyle olması lazım filan diye karşımdakine bağırıyorum. Oradakilerden biri bana dedi ki; “Abi ikiniz de aynı şeyi söylüyorsunuz.” Ben de, “Öyle mi, yükseldim ama şimdi inemem” diye karşılık verdim.

- Cihan Yöntem: Selçuk’un “Yükseldim hemen inemem” sözü bizim repliğimiz oldu. Selçuk’un içi çok dışarıdadır. Öfkesini de kırılganlığını da içinde tutamaz. O anda patlayacak ve yükselecek. Ama hiç kin tutamaz, çabuk unutur.

 Çok devrildik, kalktık

  36 yıl boyunca bu evlilik hiç sendelemedi mi, kritik dönemlerinden geçmediniz mi?

- Cihan Yöntem: Olmaz mı hiç, biz de çok kritik dönemlerden geçtik. Çok devrildik, kalktık. Ama biz birbirimizi seviyoruz değil mi Selçuk? (Gülüyor)

- Selçuk Yöntem: Dostluk ve saygıyı elde tutarsanız, birliktelik devam eder. Ama hiçbir şey başladığı gibi olamaz, mümkün değil. İnsanın doğasına aykırı.

İkinci evlilikler erkekler için daha avantajlı mı oluyor?

- Selçuk Yöntem: Evet benim ikinci evliliğim ama 5 kere evlenen erkekler de var. Ama bir türlü olmuyor. Önemli olan bunlardan ders çıkarmak, deneyim almak.

 Okuldan çıkabilmek için Kültür Bakanını aradık

Konservatuvar yıllarında sizin sınıfta kimler vardı?

- Selçuk Yöntem: Tarık Ünlüoğlu, Melek Baykal, Derya Baykal, Mehmet Ali Erbil, Zuhal Olcay, Nesrin Kazankaya... Bizim dönem çok zengindi.

En yakın arkadaşların kimlerdi?

- Selçuk Yöntem: Tarık Ünlüoğlu, Mehmet Ali Erbil ve Levent Öktem. Babamın oturmam için bana verdiği bir ev vardı... Onlar da bana güya misafirliğe geliyorlardı ama her gün bendeydiler.

Neler neler yaşamışsınızdır kim bilir?

- Selçuk Yöntem:

Hem de neler... Bir gece bende yemek yiyeceğiz, müdür yardımcısı okuldan çıkmamıza izin vermiyor. Biz de rehberden dönemin Kültür Bakanı Rıfkı Danışman’ın numarasını bulup aradık. Rahmetliye “Evde tiyatro tarihi çalışacağız ama müdür yardımcısı izin vermiyor” dedik. O da, “Siz dersinizi çalışın, ben izni alırım” dedi. Ardından okulu arayıp “Bu öğrencilere izin verin” diyor. Müdür yardımcısı da Tarık’ın kendisini işlettiğini zannediyor, “Gelirsem oraya seni gebertirim” diye karşılık veriyor.

Sosyal medya ile  insani duygular kayboldu

  Geçen hafta Fazıl Say’ın annesi vefat etti. Ünlü sanatçı annesinin cenaze namazının ardından sosyal medyada linç edildi. Say da eleştirilere duygusal bir yazı ile karşılık verdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?

- Selçuk Yöntem: Fazıl’ın yazısı içten ve duyguluydu. O kadar güzel anlatmış ki derdini, bir insanın annesiyle vedalaşması kadar hazin bir şey olamaz.

- Cihan Yöntem: Onu yazanlar, anneyi kaybetmenin ne olduğunu biliyorlar mı? Benim annem uzun yıllar rahatsızdı. Biraz ablam, biraz ben baktım. Selçuk ve Iraz için çok büyük bir endişeydi, annemin gidişinden sonra benim ne hale geleceğim...

Kaç yılında kaybettin?

- Cihan Yöntem: 2010...

- Selçuk Yöntem: Terbiye ve gelenekleri bu topluma yeniden kazandırmamız lazım. Sosyal medya çıktı, mertlik bozuldu. İnsani duygular kayboldu.

- Iraz Yöntem: Her konuda ayrışabiliriz ama bazı gerçekler çok evrenseldir, ölüm gibi. Acılarda ortaklaşmamız lazım.

Çünkü o acı, yarın öbür gün senin de onun da başına gelebilir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle