GeriMagazin Aldatırsan yakalanırsın... Yakalanırsan böyle olursun...
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aldatırsan yakalanırsın... Yakalanırsan böyle olursun...

Aldatırsan yakalanırsın... Yakalanırsan böyle olursun...

Hakan Yılmaz, Kanal D’de yarın akşam ilk bölümü yayınlanacak “Koca Koca Yalanlar” dizisiyle 5 yıl aradan sonra ekrana dönüyor. Aralık ayında eşiyle birlikte gittiği otelin lobisinde saldırıya uğrayan Hakan Yılmaz’ı 12 kilo vermiş yeni haliyle görünce çok şaşırdım... 5 yılda neler yaptığını, kızlarını, ailesini, aldatmanın sonuçlarını eğlenceli bir dille anlatan yeni dizisini konuştuk...

◊ 5 yıl aradan sonra ekrana dönüyorsun, en son “Üç Arkadaş” vardı değil mi?

- Evet, Memduh Ün’ün aynı adlı filminden uyarlanan “Üç Arkadaş” dizisinde rol aldım. Üç arkadaştık, bir de engelli genç kızımız vardı. Yani toplamda 4 kişiydik, dizi de 4 bölümde bitti. Herkese birer bölüm yazdılar. (Gülüyor)

◊ 5 yıl ara televizyon için uzun bir süre... Unutulurum diye korkmadın mı?

- Hayır, çünkü bu 5 yılda neredeyse ayın 10-12 günü sahnedeydim. Tiyatro hep devam etti. Şimdilerde “Yetersiz Bakiye”de rol alıyorum. Bir de benim yönettiğim, Ebru Cündübeyoğlu ile oynadığımız “Ölü’n Bizi Ayırana Dek” oyunu var. Güzel gidiyor, şimdiye dek 400’e yakın oyun sahneledik.

◊ Hiç, “Eyvah niye ekranda yokum” demedin mi?

- Yok, çünkü ben ekranda var olduğum sürece, var olan bir adam değilim. Neredeyse 24 yıldır bu işi yapıyorum. Ekranda olmayız, sinemada oluruz. Ki araya sinema filmi de sıkıştırdım, tiyatro da devam etti.

◊ “Ölü’n Bizi Ayırana Dek” de kadın-erkek ilişkisi üzerine kurulu bir oyun değil mi?

- Evet, ama onun konusu biraz daha değişik... Karı koca bir sabah, bir cesetle uyanıyorlar. O cesedin üzerinden ilişkilerini sorguluyorlar. Daha entrikalı.

◊ Tiyatro dışında neler yaptın bu arada?

- Gergedan Yapım adlı bir organizasyon şirketim var. O şirketle konserler düzenledik. Mesela bu sene Haluk Levent’in Çeyrek Asır Açık Hava konser turnesini yapıyoruz.

SORUNLU ERKEKLERİ BANA OYNATIYORLAR

◊ Geçenlerde “Ayrılsak da Beraberiz”deki rol arkadaşın Janset’le çekilen fotoğrafını sosyal medyada paylaştın. O kare epey ses getirdi. Bunca yıl geçmesine rağmen dizinin unutulmaması seni şaşırttı mı?

- Janset’i 10 senedir görmüyordum, oyunumu izlemeye geldi. Spontane fotoğraf çektirdik. Fotoğrafı da Instagram’a yükleyince caps’ler başladı. O dizi, 1999 yılında yayınlanmaya başladı, insanların biraz daha gençliğine değdi. TRT’nin ilk önemli işlerinden biriydi ve Türkiye’nin ilk sitcom’uydu. 18 sayfa senaryosu vardı, sadece 22 dakika sürüyordu. Sabah sete gelip akşam çekimi bitiriyorduk. 500 bölüme yakın sürdü.

◊ Şu an öyle bir iş gelse, parmağınızın ucuyla yaparsınız herhalde...

- Sen ne diyorsun, şu an 100 sayfa çekiyoruz, 120 dakika. Büyük koşuşturmaca... Yani yazana da, oynayana da, çekene de zor...

◊ “Ayrılsak da Beraberiz” kadın-erkek ilişkisi üzerine kuruluydu. Ondan sonra “Yalancı Romantik” ve “Yahşi Cazibe” dizilerin geldi. “Koca Koca Yalanlar”ın konusu da aynı... Kariyerin bu yönde mi ilerliyor?

- Sorunlu erkekleri bana oynatıyorlar. (Gülüyor) Kadınları anlamayan erkek tipleri bana çok iyi gidiyor herhalde. Hep böyle denk geldi, bu tarz roller hoşuma da gidiyor.

◊ Gerçekten hoşuna gidiyor mu? Sıkılmıyor musun aynı tarz rollerden?

- Yeni işimde sitcom hiç istemedim. Çünkü yaptığım işlerin çoğu sitcom tarzında, stüdyoda çekilen işlerdi. Ben daha dışarıda, yaşayan dokularda çekilen işler istedim. O yüzden de bu kadar uzun süre bekledim. Bu hikaye de sıcak geldi. Hem senaryosunu, hem de oyuncu kadrosunu çok beğendim. Dizide evli ve 3 çocuğu olmasına rağmen sevgilisiyle yaşamaya çalışan bir adamı canlandırıyorum. Bu da benim oyuncu olarak açlığımı gideriyor.

ALDATAN ERKEĞİN BAŞINA  NE GELİRİ GÖSTERİYORUZ

◊ Kaç bölüm çektiniz?

- 2 bölüm çektik, şimdi 3’e başladık.

◊ Dizi ne zaman başlıyor?

- Yarın akşam ilk bölümü Kanal D’de ekrana gelecek...

◊ Dizide canlandırdığın mali müşavir Ahmet, kaç yıllık evli?

- 17 yıllık evli. En büyük çocuğu 16 yaşında. Aslında karısını seviyor ama artık onunla arkadaş gibi olmuş. Kafası bir yerden sonra dönüyor. Bir arkadaşının da gazıyla dışarıda başka bir hayat olduğunu fark ediyor. Ve bir kıza vuruluyor. Kız önce sevgilisini kıskandırmak için ona yakın davranıyor, hatta “ben o kartaloza bakar mıyım” diyor ama o kartaloza bakıyor.

◊ Bir aldatma hikayesi yani... Dizinin hikayesiyle ilgili gelen ilk yorumlar ne oldu?

- Sosyal medyada tanıtımlar dönünce, ‘aldatmayı normalleştirmeyin’, ‘yine kadınlar aldatılıyor’ gibi tepkiler aldık. Ama sadece kadınlar değil, erkekler de aldatılıyor. Biz burada aldatmayı normalleştirmekten ziyade aldatan erkeğin başına ne geliri gösterip “yapmayın oğlum” diyoruz. (Gülüyor) Biraz da öğretiyoruz.

Aldatırsan yakalanırsın... Yakalanırsan böyle olursun...

 Kimse boşanmak için evlenmiyor

 ◊ Dizinin adı “Koca Koca Yalanlar”... Senin hayatında söylediğin en büyük yalan neydi?

- 49 yaşındayım, illa ki yalan söylemişimdir. Özellikle gençken... Ancak hayatımın akışını değiştirecek, başımı derde sokacak yalanlar söylemedim. Dürüstlük her zaman iyidir. Felsefem, net ve açık olmak.

◊ 2009’da 10 yıllık evliliğin sona erdi, şimdi Elif Yılmaz’la evlisin...

- Hayat bu, kimse boşanacağım diye evlenmiyor. Önemli olan iyi bir şekilde bitirebilmek. Hele de arada çocuk varsa... Çocukları düşünüyorsun bir yerden sonra. 2 tane kızım var. Biri ilk eşimden, diğeri ikinci eşimden... Büyüğü 15, diğeri de 5 yaşında.

◊ İkinci evliliğini yapalı ne kadar oldu?

- 6 yıl oldu, gayet de güzel gidiyor. Karımı da seviyorum.

◊ “Evlilik aşkı öldürüyor” lafı doğru mu?

- Hayır, aşkın ölmesinin evlilikle alakası yok. Sevgiliyken de aşk ölebilir. Evlilik sadece bir imza. Demek ki bir yerden sonra kopuyorsun, devam ettirecek enerjiyi bulamıyorsun.

 Kızım istediğini giyer, karışmam

  15 yaşında genç kızlığa adım atan bir evladın var... Nasıl bir duygu?

- Ergenliğe adım atınca, dil pabuç kadar oluyor. “Beni anlamıyorsunuz” diyor bazen. Empati kuruyorum, ben de onun yaşındayken annem ve babama aynı cümleleri söylüyordum. Bazen anlamamız da mümkün olmuyor. Onun dengesini kurmaya çalışıyorum.

O da oyunculuğa meraklı mı?

- Evet, kızımın ileride bankacı ya da mühendis olacağını düşünmüyorum. Müzik ve oyunculuğa yatkınlığı var, onlardan birini seçecek galiba.

Yarın öbür gün Hamdi Alkan’ın kızı Zeynep Alkan ya da Mehmet Ali Erbil’in kızı Yasmin Erbil gibi sosyal medyaya koyduğu fotoğraflar tartışılsa, baba olarak ne hissedersin?

- Biz ona sosyal medyayı akıllıca kullanmasını öğretiyoruz. Diğer şeyler onun karakterine kalmış. Tabii ki benim kızım istediğini giyip, istediği fotoğrafını paylaşabilir.  Ona kısıtlama getiremem. Biz ona aklı verelim de, o 18’inden sonra nasıl isterse yapsın. Sonuçta kendi hayatını kendi şekillendirecek.

 Şiddetin artmasında dizilerin etkisi olamaz

◊ Son yıllarda ekranda daha çok şiddet var, bunun toplumdaki şiddet olaylarını tetiklediğini düşünüyor musun?

- “Diziler örnek oluyor” lafına katılmıyorum. İnsanların kendilerine dizilerden örnek alması çok saçma geliyor. Yani neden biri, dizide izleyip kadına şiddet uygular ya da silah eline alır? İnsan, örneğini ailesinden alır.

◊ Geçen yıl sen de saldırıya uğradın... Kabadayı dizilerinden etkilenmemiş midir?

- Ben adamın bir diziden etkilenip de bana saldırdığın düşünmüyorum. Kendince canı başka bir şeye sıkkındı herhalde... Keşke benim dizimi izleyip beğenmeseydi de öyle saldırsaydı.

◊ Son yıllarda taciz tecavüz olayların sayısı mı, bizim duyarlılığımız mı artıyor?

- Bence bunlar hep vardı, ama şimdi sosyal medya sayesinde herkes duyuyor. Son 8-10 yıldır sosyal medya patladı da olanı hemen öğreniyoruz. Ama bunların dizi ya da televizyondan dolayı olduğunu düşünmüyorum. Bu bence bir hastalık, bunu yapan da hasta.

◊ Ceza olarak idamdan yana mısın?

- Yok, ne idamı ya? Atacaksın içeri, dışarı çıkmasın ki bir daha yapmasın. Ya da yapmak isteyen için caydırıcı ceza olsun. İdam kolay çözüm... İdama karşıyım, yaşam tarzıma uygun bir şey değil.

Demokrasi diyorsan sandıktan çıkanı kabulleneceksin

 ◊ Aralık ayında eşin Elif’le birlikte gittiğiniz Etiler’deki bir otelde saldırıya uğradınız. Size saldıran kişiden şikayetçi oldun, nedir son durum?

- Süreç yargıda. İlk dava görüldü. Bir de bize o eylemi yapan arkadaş, başka suça da karıştı. Şu an tutuklu. Bize saldırmasının cahilliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Çünkü ne o beni, ne de ben onu tanıyorum.

◊ Aranızda geçmişten gelen bir husumet yok muydu?

- Yok, kendisini hiç tanımıyorum. 30 yaşlarında bir adam, aklı o arada gitti herhalde. En çok da ailesi adına üzülüyorum. Çünkü ailesiyle görüştüm, onlar da çok üzgün. Ancak sonuçta böyle bir olay oldu, onu geri alamıyoruz. Yargı süreci devam ediyor.

SAĞDA SOLDA SİYASİ GÖRÜŞÜMÜ TARTIŞMAM

◊ Karşı taraf, senin hükümete küfür ve hakaret ettiğini, bu nedenle sana saldırdığını iddia etti. Bu iddiaya ne diyorsun?

- Bu savunmanın, Türkiye’de 8-10 yıldır kaçış noktası olduğunu düşünüyorum. Ben şimdi eşimle gece saat 2’de bir otele gideceğim ve otelin kapısından girerken devlete küfür edeceğim, mümkün mü böyle bir şey? Bu, film sahnesinde bile olmaz. Bu savunmayı yaptığı hatanın çıkış yolu olarak gördü. O Keşke deseydi ki, ”Ben bu adamı sevmiyorum” ya da başka bir bahane bulsaydı. Bunu mahkemede de dile getirdim.

◊ Olayın ardından yaptığın basın toplantısında “Benim görüşüm sandıktadır” dedin. Siyasi görüşlerini açıklamaz mısın?

- Ben oturup da sağda solda siyasi görüşümü tartışacak bir adam değilim. Ben tüm Türkiye’ye iş yapıyorum. Kimseyi siyasi görüşü, cinsel tercihi ve dini inancına göre ayıran biri değilim.

Benim ailemdeki kadınların yarısı başörtülü. O yüzden bu iddiaya çok güldüm. Benim sol görüşlü bir hayat tarzım var.

Babam, memur adamdı. Evimizde Bülent Ecevit’in fotoğrafı dururdu. Sol görüşlü büyüdük yani.

Ama benim sağ görüşlü bir sürü arkadaşım da var. Ben gidip sandıkta nasıl yönetilmek istiyorsam ona oy atıyorum. Sol ya da sağ görüşe değil.

◊ Bülent Ortaçgil geçenlerde “Sandıktan çıkan sonuca saygı duyulmalı. Yüzde 52’yi yok mu sayacaksınız? Muhalefet bunu kabul etmeli” açıklaması yaptı. Sen son seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsun?

- Demokrasi diyorsan, sandıktan çıkan sonuçları kabullenmek zorundasın. Hangi taraftan olursan ol...

Sol kesim de gelse, sağ kesim de gelse, insanlar kutuplaşmasın yeter. Bir arada yaşamak zorundayız, ki yaşıyoruz da. Sadece böyle arada ufak tefek çatlaklar oluyor. O da dünyanın her yerinde var.

◊ Sanat camiasının duruşu ne olmalı?

- Sanatçıların birleştirici olması lazım. Sanatçılar dahil herkesin görüşlerini bildirip, herkesin de görüşlere saygılı olması gerek. Kimsenin başkasının giyimine kıyafetine, görüşüne karışmaması lazım.

Aldatırsan yakalanırsın... Yakalanırsan böyle olursun...

 ALİ KOÇ’UN ÇOK İYİ ŞEYLER YAPACAĞINA İNANIYORUM

 ◊ Son dönemde arkadaş ortamında en çok konuştuğun konu ne?

-  Son 1 aydır dizinin muhabbetini yapıyoruz. “Bize sıcak geliyor, seyirciye sıcak gelir mi” diyoruz. Biraz da Fenerbahçe’yi konuşuyoruz. Ali Koç’un gelmesi bizi mutlu etti. Ben de oyumu ondan yana kullandım.

◊ Kongre üyesi misin?

- Evet. Fenerbahçe bizde babamdan gelen bir şey. Babam beni ilk kez maça 9 yaşında götürdü, Fenerbahçe ve Trabzon maçıydı. O zamandan beri de Fenerbahçeliyim. Ali Koç’un çok iyi şeyler yapacağına inanıyorum, genç bir kafa. Aziz Yıldırım da takım için önemli işler yaptı ama artık görevini tamamlandığını düşünüyorum.

◊ Ali Koç’un estirdiği centilmenlik rüzgarını ben de sevdim...

- Üslup çok önemli. Çok sert yapıldığını düşünüyorum. Çok belaltı vuruluyor. Onları destekleyenlerin de yukarıdan gördükleri gibi birbirlerine sert girdiklerini görüyorum. Twitter’da filan okuyoruz. Benim çok siyasi paylaşımlarım olmaz, daha çok okuyucuyum ben. Ancak işlerimi, benimle ilgili şeyleri paylaşıyorum. İnsanlar çok acımasız, birbirlerini çok sert bir şekilde linç edebiliyorlar. Ne kadar yanlış. Karşı karşıya geldiğinde sana söyleyemeyecekleri şeyleri, klavyede yazıyorlar. Eleştiri yapsınlar tabii ama terbiye sınırları içerisinde.

DONALD TRUMP, SİTCOM KARAKTERİ GİBİ

◊ Doları konuşmuyor musun hiç?

- Doları takip edemiyoruz. Ama bunun küresel bir sorun olduğunu düşünüyorum. Ben ilk Donald Trump seçildiğinde eski tweet’lerimde de vardır, yazdım ki “Donald Trump dünyayı yeniden dizayn edecektir.” Çünkü ben onu siyasetçi olarak da görmüyorum.

◊ Ben de tam, ‘Donald Trump deyince aklına ne geliyor’ diye soracaktım.

- Donald Trump bana şaka gibi geliyor. Ben hayatta seçilmez diyordum. Hani ne biliyim Levent Kırca, Donald Trump  taklidi yapıyormuş gibi. Gerçek gibi gelmiyor, sitcom karakteri gibi
bir adam.

◊ Dolar yatırımın var mı, bozdun mu ya da neye yatırım yapıyorsun?

- Dolarım yok, yatırımı çocuklara yapıyoruz. Yaşamaya çalışıyoruz.

Talk show  formatı ömrünü doldurdu

 Bir ara “Hakan Bey” diye talk show programı yaptın, neden uzun sürmedi?

- O programın yapımını da ben üstlenmiştim. Maddi problemlerden dolayı olmadı, iflas ettim. Baktım cebimde bir gün 100 lira kaldı. O dönem ki yönetime dedim ki, “Abi 80 kişi çalışıyoruz. 16 haftadır para ödemediniz.” “Ödeyeceğiz, ödeyeceğiz” dediler, öyle kaldı. Hukuki yollardan paramı aldım ve programı bitirdim.

Nasıl bakıyorsun talk show programlarına, eskisi kadar artık ekranda yoklar...

- Talk show zor bir iş. Bize kanaldan teklif gelince güzel bir ekip kurup denedik. Ama zor... Türkiye’de bunu hakkıyla yapan 2 isim vardı; biri Okan Bayülgen, diğeri Beyazıt Öztürk... Hayat güncelliyor kendini. Gençler artık çok farklı şeyler izliyor. O formatın ömrünü doldurduğunu düşünüyorum.

 Televizyonun son 5-6 yılı...

 ◊ “Ayrılsak da Beraberiz”in yayınlandığı dönemle bugünü kıyasladığın zaman aradaki fark ne?

- Eskiden 3-4 özel kanal, bir de TRT vardı. Dizi süreleri daha azdı. İzleyiciler, dizileri daha çok sahipleniyordu. İnternet dizileri, YouTube’lar filan yoktu. Şimdi kızımdan biliyorum, her şeyi internetten izliyor. TV açma alışkanlığı yavaş yavaş kayboluyor. TV’nin son 5-6 yılı diyorum.

◊ Geleneksel televizyonculuk bitecek mi?

- Bence yavaş yavaş bitecek.

◊ Senin internet dizin var mı?

- Geçen sene Okan Bayülgen’in şirketiyle güzel bir demo çektik. Ama yayınlayacak bir platform olmadı. Belki ileride olur.

◊ Ekranda izlediğin diziler neler?

- Son 2 yıldır doğru düzgün bir şey izleyemiyorum. Çünkü oyunlar ve turnelerim var. Kendi dizimi bile yayın günü izleyemeyeceğim, çünkü çalışıyorum.

◊ Tiyatro para kazandırıyor mu?

- Kazandırıyor tabii, yaşatıyor. Ama büyük paralar edinemezsin. Bir TV dizisi ya da film gibi olmuyor.

◊ Televizyonda dizilerinin bu kadar çok artmasından sonra tiyatronun öleceği iddiasına ne diyorsun?

- Tam tersi, tiyatro dünyanın eski mesleği, asla ölmez. İstanbul’da artık bir sürü tiyatro salonu var, herkes kendi tarzına uygun oyun bulabiliyor.

◊ Önümüzdeki günlerde nerede sahneye çıkacaksınız?

- Eylülde İstanbul’da başlayacağız, birçok salonda sahneye çıkacağız. Her yeri dolaşıyoruz. Salon buluyoruz ama kiraları çok fazla.

◊ Sanatta eğlence vergisi yüzde 1’e düşecek sanırım.

- Bence de düşsün çünkü bilet fiyatları kazanca göre pahalı geliyor. Tiyatro aslında maliyetli bir iş. O da bilet fiyatlarına yansıyor. Gerçi Avrupa ile karşılaştırdığınız da 4’te 1’i bizim bilet fiyatları.

Kilolar kortizon yüzündendi bırakınca 12 kilo verdim

 ◊ 1969’lusun 50 yaşına geliyorsun... 50 yaş seni korkutuyor mu?

- Hayır, 50 benim beden yaşım. İçim 50 değil, hâlâ 25’lerdeyim. Çocukken 50’li yaşlar benim için “amca” filandı. Ben kendimi hiç öyle amca filan olarak görmüyorum.

◊ Belki de tam da bunun adı yaşlılık işte...

- Yapma ya! (Gülüyor) Her yaşın ayrı bir güzelliği var. Ruhum 50 olsa, ben bu işleri yapabilir miyim? Ruhum, bedenimi destekliyor. “Yürü oğlum sen 50 değilsin, koştur” diyor.

◊ Şaka bir yana seni çok fit gördüm, spor filan mı yapıyorsun?

- 12 kilo verdim. Bende kronik ürtiker çıktı. 5 yıl boyunca kortizon kullandım ve şiştim. En popüler işleri yaptığım zaman, 82 kilolardaydım. Kortizondan gözaltlarım şişti. 3 yıl önce bıraktım, 12 kilo verdim. Onun yanında sağlıklı yaşamaya devam ettim. Düzenli bir hayatım var zaten. Evimde yemeyi çok seviyorum. Spor da yaptım tabii.

◊ Kariyer olarak istediğin yerde misin, mutlu musun?

- İyiyim, çok mutlu bir hayatım var. Sevdiğim işi yapıyorum, sahnedeyim. Yıllar sonra içime sinen bir iş oldu, ekrandayım. Onun heyecanı var. Seyirci nasıl bulacak diye merak ediyorum, iyi bulacağını düşünüyorum.

◊ Diğer rol arkadaşlarınla enerjin nasıl?

- Çok iyi, hepsi birbirinden değerli. İlk başlarda en önemli şey oyuncular arasındaki uyumdur... Siz de ilk bölümü izlediğinizde hissedeceksiniz, sanki 10’uncu bölüm. Çünkü herkes çok inanarak girdi işe. Çok iyi oyuncularla çalıştığımı düşünüyorum bugüne kadar. Tek başıma olsam bir şey yapamam. Bu bir ekip işi. Cem Yılmaz bile filmlerinde çok iyi isimlerle çalıştığı için çok iyi işler çıkarıyor. Ekip çok önemli. Biz ekip işi yapıyoruz.

◊ Tek başına sahneye çıkma gibi fikrin var mı?

- Yok, öyle bir yeteneğim yok. Tek başıma sıkılırım ben ya! (Gülüyor)

 Dizinin künyesi...

 Limon Yapım’ın yapımcılığını üstlendiği Koca Koca Yalanlar dizisinde Hakan Yılmaz, Evrim Alasya, Selen Uçer, Pelin Öztekin, Ferdi Sancar, Rüzgar Aksoy ve Tuğçe Karabacak rol alıyor. Gül Abus Semerci’nin senaryosunu yazdığı dizinin yönetmenliğini Osman Taşçı ve Burcu Alptekin üstleniyor...

Aldatmayan erkek yoktur, yakalanan erkek vardır!

Dizinin tanıtımlarında geçen ve Hakan Yılmaz’ın canlandırdığı Ahmet’in arkadaşının söylediği “Aldatmayan erkek yoktur, yakalanan erkek vardır” sözünü de sordum Hakan Yılmaz’a... “Bu sözün doğru olduğuna inanıyor musun” dedim, şu yanıtı verdi:

“Yakalanıyorsa aldatıyor demektir...  Aldatıyorsa da yakalanması kesin gibidir...

Dolayısıyla bu yolun sonu yol değildir.

Aldatmasınlar da, yakalanmasınlar da...

Zaten biz bu dizide erkeklere aldattıkları halde nasıl duruma düşeceklerini anlatıyoruz.”

 

 Yaban Mersinli Vegan Pasta | Tüm Mucize Lezzetler Videoları İçin Tıklayınız...

Yaban Mersinli Vegan Pasta | Mucize LezzetlerMucize Lezzetler'in bugünkü menüsünde Yaban Mersinli Vegan Pasta var! Gülçin Çavdarcı'nın enfes tarifi ile sizlerle...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle