‘Bir Balık ve Yengeç’in ortasında kaldım, çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar’

Güncelleme Tarihi:

Oluşturulma Tarihi: Ocak 21, 2024 07:00

Gupse Özay, Hazal Türesan ve Esra Ruşan... Bu üç yetenekli başarılı kadını bir araya getiren, bu hafta vizyona giren ‘Lohusa’ filmi oldu. Senaryosu Gupse Özay imzalı film bir anne-babanın doğumdan sonraki 40 gününü merkezine alıyor. Üç isimle buluştuk; güldürme garantili filmlerini, kadın olmayı, anneliği ve aşkı konuştuk.

Haberin Devamı

Çekim günü stüdyoda hummalı bir çalışma var. Bir odada Gupse Özay hazırlanıyor, diğerinde Hazal Türesan giyiniyor, Esra Ruşan son dokunuşları yapıyor. Bu üçlünün inanılmaz bir enerjisi var. Gupse sürekli düşünen, üreten bir beyne sahip. Esra hafif soğuk dursa da aslında çok eğlenceli. Hazal ise tam bir sevgi kelebeği... Karşılarındakini iki dakikada avuçlarının içine alıyorlar. Bazen gerçekten atışıyorlar sanıyorsunuz ama aslında ustaca şakalaşıyorlar. Ve başlıyoruz muhabbete...

- Birbirinizi daha önce tanıyor muydunuz? ‘Lohusa’ filmi için nasıl bir araya geldiniz?

Gupse Özay: Rüyamda gördüm (gülüyor). Şaka tabii... Esra arkadaşım zaten ama onu hayal ettiğimi bilmiyordu. Ben de bu hayal edişimi yönetmene söylememiştim ikisine de baskı olmasın diye. Sonra bu birliktelik çok organik şekilde gerçekleşti. Hazal zaten herkesin tanıyıp hayran olduğu bir oyuncu. İlk ‘merhaba’ deyişimde kendisine âşık oldum. Ve kendi adıma güzel, aşk dolu bir film oldu.

Haberin Devamı

- Üçünüz de şahanesiniz, eminim setiniz de çok eğlenceliydi... Bunlar bir yana, birlikte neler yaşadınız?

Esra Ruşan: Gupse’yle yakın arkadaşız, sette de daha çok vakit geçireceğimizi düşünüyordum. Ama onun film çekme sürecindeki takıntısını gördüm. Karavandan çıkmayan, sürekli ezberini yapan, çok çalışkan bir hali vardı; adeta ‘2C sınıfından Gupse’.

Hazal Türesan: Biraz kaprisli diyebilir miyiz?

Esra Ruşan: Diyebiliriz (gülüyor)... Hazal’la her saniye yan yanaydık ama onun da beslenmeyle ilgili birtakım takıntıları var. “Ne olur bir lahmacun yiyelim” dediğimde “Aşkım ben glüten yemem, et yemem, onu yemem, bunu yemem” diyor. Ağız tadıyla bir kebap yiyemedim yani.

- Sen bayağı çekmişsin o sette...

Esra Ruşan: Sorma!

Hazal Türesan: Aşkolsun, sana kokoreç alıp gelmedim mi ben?

Esra Ruşan: Evet, sevdirdi kendini be!

Gupse Özay: Ben bir Balık (Esra Ruşan) ve Yengeç’in (Hazal Türesan) ortasında kaldım. Aslan burcu olarak inanılmaz perişandım. Çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar, mesela kuş uçsa “Ne güzel uçtu” diye birbirlerine sarılıyorlar. Bir de bu ikisinin anlaşmasına çok sevindim. Çünkü Esra zor biri Hakan.

Haberin Devamı

Esra Ruşan: Yalan, hiç de zor biri değilim.

- Hazal peki senin gözünden nasıllardı?

Hazal Türesan: Gupse senaryoyu yazdığı için onu daha çok seviyorum tabii. Esra’yı çok beğeniyordum, doğal, güzel ama bana soğuk biri gibi geliyordu. Sanırım gerçekten de öyle biraz. İçinde sıcak, sevgi dolu ama çok temasla gösterebilen biri değil. Gupse de öyle, sevgisini başka yollarla anlatıyor.

Esra Ruşan: Biz Gupse’yle bunca yıldır arkadaşız, sadece bir kere, o da durduk yere beni öptü.

- Yıllar sonra mı?

Esra Ruşan: Evet, dublaj stüdyosundaydık. Ne yapacağımı bilemedim. Ben de onu öpmeli miyim, seni seviyorum mu demeliyim?

- Oysa Gupse sen çok bıcır bıcır biri gibi duruyorsun...

Haberin Devamı

Gupse Özay: Herkesi sevmeye meyilli bir tipim ama gerçekten sevme ve özlemi nadiren yaşarım.

- Bu film dostluk üzerine bir hikâye anlatıyor. Dostluk size ne ifade ediyor?

Gupse Özay: Bu film kadınlar ve anneler birliğini, birlikte oluşu destekliyor. Ama bu, başkaları mutlu olsun diye kendimizi heba edelim demek değil. ‘Karşı tarafı anlayalım, şeffaf olalım, birbirimizi yermek üzerine bir hareketimiz olmasın’ demeye çalışıyorum.

‘Bir Balık ve Yengeç’in ortasında kaldım, çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar’

- Birbirinizle dostluğunuzu nasıl anlatırsınız?

Esra Ruşan: Biz sıkı dostlarız.

Gupse Özay: Ben hemen sıkı diyemeyeceğim. Bak bunda bile yalan söyleyemem. Hazal’ı daha yeni tanıyorum. Esra’nın daha manyaklıklarını görmedim. Bir de hayal kırıklıklarından çok korkarım, duygusuz gibi görünüp en duygusallarıyım bence. Bizimki ümit veren bir dostluk.

Haberin Devamı

- Gupse’nin canlandırdığı Burcu karakteri lohusalık döneminde ortalığı adeta birbirine katıyor. Siz böyle bir arkadaşınız olsa bu kadar anlayışlı olabilir miydiniz?

Gupse Özay: Bir yere kadar anlardım. Artık insanı eyleyemediğimi fark ettim. 40 yaşına geliyorum, içimden geçeni artık bam bam söylüyorum karşı tarafa.

- Bu dürüstlüğün canını acıttığı oluyor mu?

Gupse Özay: Karşı tarafa üzecek şekilde yapmıyorum, iyi geleceğini düşündüğüm bir narsistlikle yapıyorum.

- Biri filmi beğenmediğini söylese, sen de anlayışla karşılar mısın?

Gupse Özay: Sırf beni acıtmak için söylüyorsa anlıyorum ve sallamıyorum ama beni iyiye sevk eden bir dürüstlükse hemen ciddiye alıp değerlendiriyorum.

Haberin Devamı

LEONARDO DİCAPRİO’YA MEKTUP YAZMIŞLIĞIM VAR

- Arkadaşlarınızın sizde en çok değiştirmek istediği özellik nedir?

Hazal Türesan: İyi niyetim.

Gupse Özay: Ben paniğim, sabırsızım... Yoruculuğum olabilir diye düşünüyorum.

Esra Ruşan: Benim kötü senaryo üretmem sende de var, o bizim ortak yanımız.

- Kaostan mı besleniyorsunuz biraz?..

Gupse Özay: Gece 3.00’te mesaj atıyor “Şu belgeselde şu sahneyi gördün mü, volkan patlayacak içinden uzaylılar çıkacakmış” diye. Ben de “Aaaa” diyerek koşup izlemeye başlıyorum.

- Bir asansörde bir saat kapalı kaldınız, yanınızda kimi istersiniz?

Gupse Özay: Kapalı yer korkum var.

Hazal Türesan: Tom Hardy olabilir.

Esra Ruşan: Ben Elon Musk diyorum.

- Bir erkekte ilk neye bakarsınız?

Hazal Türesan: Gülümsemesine.

Esra Ruşan: Ben zekâya bakarım.

Gupse Özay: Ben de galiba öyle.

‘Bir Balık ve Yengeç’in ortasında kaldım, çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar’

- İlk âşık olduğunuz ünlü kimdi?

Gupse Özay: Leonardo DiCaprio, hatta kendisine mektup yazmışlığım var. 

Esra Ruşan: Birkaç İyi Adam diye bir grup vardı, hepsine âşık gibi bir şeydim.

- Sevgilinizin odasında bir obje olsanız ne olurdunuz?

Esra Ruşan: Çok iyi bir hoparlör.

Hazal Türesan: Şarj aleti, hep yanında götürmek zorunda.

Gupse Özay: Çok kıskandım cevabını. Hoparlör ne ya... Vizyona bak, yok eşimin krem rengi pantolonu olmak isterdim (gülüyor).

ERKEĞİ DE KADINI DA ANLATAN, ANLAYAN BİR EŞİTLİK PEŞİNDEYİZ

- Sizce komedi oynayan biri gerçek hayatta da komik olmalı mı?

Gupse Özay: Mesela bu iki kadın komedinin de dramın da tillahını yapıyor. Mükemmel yetenekliler. Ama gerçek hayatta da komikler. Ben komik olmayan birinin komedi yapabileceğine inanmayanlardanım. Çünkü zamanlama çok önemli. Karşı tarafla sohbet ederken nerede güldüreceğini bilir ve
hissedersin.

- Sen hiç dram yapmadın Gupse. Kendini kapattın mı o alana?

Gupse Özay: Evet, kapalıyım.

- Neden?

Gupse Özay: Aslında 40’tan sonra planlarımda var, dram da üretmek isterim. Ama kendim dram izlerken ya da içinde bulunduğum sahne dramatikse biraz hoşlanmıyorum galiba, o da hayatın bir gerçeği ama mutsuzluğu da sevmiyorum.

- Sinemada erkek hikâyeleri daha fazla sanki. Senin hikâyelerindeyse genelde kadınlar başrolde. Zorluğunu yaşadığın oldu mu?

Gupse Özay: Afişte kadın ağırlıklı bir görsel varsa, erkekler o filme tek başlarına bilet alırken görülmek istemiyorlar, hâlâ da böyle.  ‘Barbie’ filmine bile bazı erkeklerin kadın filmi diyerek gitmediklerini biliyorum. Yeni nesilden de böyle demeçler var. Bunu kıranlardan biri olmak çok mutlu ediyor bizi. Ama bu arada sadece kadın filmleri de yapmıyorum, bu filmde de erkeği de anlatan, anlayan; kadını da anlatan, anlayan bir eşitlik peşindeyiz. Aslında kadın önde değil, kadın ve erkek yan yana gibi bir durum gösteriyoruz ama biraz daha yolumuz var diye hissediyorum.

‘Bir Balık ve Yengeç’in ortasında kaldım, çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar’

AŞKI BEN ERİME HALİ GİBİ BULUYORUM

- Filmde kadın-erkek ilişkilerine de değiniliyor. Günümüzde bu ilişki nasıl değişti? (Herkes Hazal Türesan’a kafasını çeviriyor) Neden herkes Hazal’a bakıyor?

Esra Ruşan: Bekâr çünkü.

- Sen de bekârsın?

Esra Ruşan: Ben bir kere evlendim, boşandım...

Gupse Özay: Esra’yla biz nedense Hazal’ı evlendirmeye çalışıyoruz. Onunla ilgili çalışmalara başlayacağım.

- Aşkı anlatsanıza o zaman...

Esra Ruşan: Hazal aşk kadını, Yengeç burcu, anlatır sabaha kadar.

Hazal Türesan: Aşk insana çok iyi geliyor; konuşman, enerjin, yaptığın işi yapış şeklin değişiyor. Benim için hayatın her alanında kendimi mükemmel hissetmemi sağlayan bir duygu. 

Gupse Özay: Sen karşı cins olarak diyorsun ama bu herhangi bir şey de olabilir. Mesela ben Hazal’ın işine de âşık olduğunu düşünüyorum. Şu an çocuğum olduğu için aşkın başka bir versiyonunu yaşıyorum. Göz göze gelip bir şey yaptığında her an erimek gibi bir şey... Eşime de aynı paralelde bir aşkım var. Aşkı ben erime hali gibi buluyorum.

- Çok güzel benzetmeymiş. Siz Barış’la (oyuncu Barış Arduç) 10 senedir birliktesiniz, 4 yıldır da evlisiniz. Aşk evlenip imza atınca şekil değiştirir, hele bir de çocuk sahibi olunca başka bir şeye evrilir derler. Gerçekten öyle mi?

Gupse Özay: Yaşanan ilişki türüne göre bu değişebilir, bilemeyiz, belki biraz gergin ilişkiyi çocuk daha da gerginleştirir, biri özgürlükçüdür, imza atınca psikolojisi bozulur, kaçar falan. Ama bizde öyle olmadı. Zaten beraber yaşıyorduk, evli gibiydik, evliliği ben aynı çatı altında yaşamak gibi kabul ettiğim için böyle söylüyorum. Çocuktan sonra da üç kişi bir araya geldiğimizde “Burası bir yuva, üçümüz bir takımız” gibi bir duygu geliyor ve o çok hoşuma gidiyor.

- Filmde eşine lohusa döneminde çok da yardım etmeyen bir eş var. Senaryo sana ait Gupse. Tabii “Barış da biraz öyle miydi” diye sormak gerekiyor?

Gupse Özay: Gerçekten herkes beni o anne, kocamı da Barış zannediyor ama biz değiliz. Ben doğum yaptığımda Barış, ‘Kulüp’ dizisi çekimlerine devam ediyordu, setten iki gün izin alabilmişti. Sonra da ‘Alparslan’ dizisine geçti. Ben onu iyi baba mı kötü baba mı analizini yapacak kadar göremedim. Eve geldiği anda da büyük bir zevkle ve şevkle her şeyi yaptığı için bana pozitif baba olarak yansıdı. Filmde kendi oynadığım karakter ve kocamı oynayan karakteri betimlemek için çok fazla hikâye dinledim, arkadaşlarıma baktım, sosyal medyayı inceledim. Babalara şunu söyleyeceğim ama kırılmasınlar; “Benlik bir şey yok ki, ben mi emzireceğim” gibi bir mantıkları var, bu öyle değil, olmamalı, filmde de bunu söylüyoruz.

‘Bir Balık ve Yengeç’in ortasında kaldım, çok duygusallar, her şeye ağlıyorlar’

LOHUSALIKTA ÇOK ZORLANDIM, BOŞANDIM HATTA!

- Gupse ve Esra siz annesiniz. Lohusalığınız filmdeki karakter kadar zor mu geçti?

Esra Ruşan: Valla çok zorlandım. Bayağı, boşandım hatta. Aslında 1,5 sene sonra boşanma kararı aldık. Gençlikten ebeveynliğe geçtiğin bir dönem, bir yandan da küçücük bir çocuk var elinde, emziriyorsun, kilo almışsın... Yalnızsın, dışarı çıkmak istiyor ama vicdan azabı çekiyorsun. En büyük sorun orada yaşadığın vicdan azabı zaten. Şu an bile aklım kızım Gün’de, birazdan evde olacak ve ben evde olmayacağım...

Gupse Özay: Jan Asya 16 aylık. Ben psikolojik olarak da biraz panik bir tipim. Kötü senaryoları çok değerlendiren bir zihnim var. Yalnızlıktan ziyade fiziksel olarak yoruldum. Sürekli çocuğun başında duruyordum, biri “Sen git, yat, ben bakarım” deyince tamam deyip tekrar gözetlemeye geçiyordum manyakçasına. Uyuyor çocuk, ne olabilir ama ben ya dönerse, emziği yutarsa gibi kötü senaryolarla kendimi sabote ettim, hayatım kaydı benim gerçekten Hakan.

- Hikâyeyi de bu süreçte mi yazmaya karar verdin?

Gupse Özay: Aslında başka bir şey yazıyordum. Çocuğum içeride uyurken, konsantre olmaya çalışırken olmadı.  Instagram’a birkaç video koydum. “Ne olur artık lohusa dönemini konuşalım” gibi bir istek geldiğini gördüm ve hızlıca yazdım.

- Temelde bu filmin derdi ne?

Gupse Özay: En özü bence herkes birbirine açık ve dürüst olursa gerginlik azalabilir. Kimse ben mükemmelim, yardıma ihtiyacım yok yalanını atmazsa, babalar “Benlik bir şey yok” demek yerine “Benlik bir şey var mı” derse harika olur.

O İNSANLAR FİLTRESİZ KENDİLERİNE DE BAKAMIYORDUR

- ‘Lohusa’da sosyal medya fenomeni bir anne var. Yaşamı yalan üzerine kurulu gibi. Sizce bizler sosyal medyada ne kadar dürüstüz?

Gupse Özay: Filmde Hazal’ın canlandırdığı bir influencer anne var. Anneler o dönemleri çok makyajlı, çok sıkıntısız bir şey gibi gösterdikleri zaman bunun aksini yaşayan kadın üzülüyor. Filmdeki mesaj da o, yorgunsan da “Biraz yoruldum” lafını etmek karşı tarafı biraz daha iyi hissettirebilir. “Çocuk da yaparım”, “Ben uykusuz kalmıyorum ki” yalan...

- Genel olarak sosyal medyayı nasıl yorumluyorsun?

Gupse Özay: Ben kusurlu hali göstermeyişe kızıyorum. İnsanların kendini filtresiz göstermeye ve filtresiz birine bakmaya tahammülü yok.

Hazal Türesan: Zaten filtresiz kendine de bakamıyor insanlar.

Gupse Özay: Evet, bu tehlikeli geliyor bana. Müthiş bir özgüvensizlik, gerçek olmayan duygular...

- Herkes sanki mükemmel anne, lohusa... Neden mükemmel olmaya bu kadar takıntılıyız?

Gupse Özay: Hepimiz narsistiz bence, özel olduğumuzu düşünüyoruz veya kabul görmeye çalışıyoruz.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!