‘O üçlünün sinerjisi bizde de olmak zorundaydı’

Güncelleme Tarihi:

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’
Oluşturulma Tarihi: Şubat 04, 2023 07:00

Mahsun Kırmızıgül, Özcan Deniz ve Haluk Levent... Şarkılarıyla ve hayat hikâyeleriyle Türk müzik piyasasına damga vurdular, hep gündem oldular. Müzik yolculuğuna birlikte çıkan bu isimleri buluşturan ‘Prestij Müzik’ dönemi, şimdi ‘Prestij Meselesi’ filmiyle beyazperdede. Onları canlandıran üç isim, Mahmut Kırmızıgül, Onur Gözeten ve Ali Erkin Acır’la buluştuk: “Üç sanatçı da hiç pes etmemiş. Tam da bu sebepten aslında bir umut hikâyesi.”

Haberin Devamı

Mahsun Kırmızıgül’ü filmde oğlu Mahmut Kırmızıgül canlandırıyor, hık demiş babasının burnundan düşmüş. Sadece fiziksel olarak da değil, ses tonu, tavırları... Mahmut babasıyla çok gurur duyan bir çocuk ve çok mütevazı. Filmde babasını oynadığı için kendi bebekliğini kucağına aldığı bir sahne bile var, “Sanki ‘Prestij Meselesi’ değil de ‘Inception’ı (Başlangıç) çektik gibi hissettim” diyor. Özcan Deniz’i oynayan Onur Gözeten, Deniz’le ilk tanıştığımız yılları düşünün, işte oradaki genç çocuğa çok benziyor. Haluk Levent’i canlandıran Ali Erkin Acır’a gelirsek, bana önce Freddie Mercury’yi anımsatıyor. Ama filmde uzun saçları, bıyıksız hali, yüz hatları ve özellikle ağız yapısıyla Levent’e çok benziyor. Üç isim de çok heyecanlı ve gerçekten aralarında sıkı bir dostluk bağı kurmuşlar...

Haberin Devamı

Fotoğraflar: Muhsin Akgün/MAStüdyo

Prestij Müzik’in hikâyesinde size en dokunan ne oldu?

Mahmut Kırmızıgül: Ben babamın yaşadığı şartlarda büyümedim. O beni güzel şartlarda büyüttü. Bunu sağlayan da onun başarılarıydı. Başarıya giden yolda yaşadıkları bizi çok etkiledi. Annemle üniversitedeyken evleniyor, yoksul... Deniyor olmuyor, deniyor olmuyor... Ama pes etmiyor. Bu diğer isimler için de geçerli, hiçbiri pes etmemiş. Tam da bu sebepten aslında bir umut hikâyesi diyebilirim.

Onur Gözeten: Sahilde yürüdüğümüz bir sahne var. Orada Hilmi Topaloğlu’nun bu kadar insanı birleştiriyor olması çok etkileyiciydi. Yardımcı yönetmenimiz de Hilmi Topaloğlu’nun oğluydu.

Mahsun, Haluk ve Özcan’ın yola çıkma hikâyesi dedik. Ama bu sizin de yola çıkış hikâyeniz gibi...

Mahmut Kırmızıgül: Kesinlikle, o üçlünün sinerjisi bizde de olmak zorundaydı. Düşünün, onlar bir şey başarıyordu. Biz de aslında ilk defa bir şey başarıyorduk.

Onur Gözeten: Benim daha önce oyunculuk deneyimlerim olmuştu ama bu büyük bir proje. Sanatla ilgilenen insanların bir yerlere gelme çabası. Biz de aynı çabaiçindeyiz.

Siz bu filmden ne ders çıkardınız?

Ali Erkin Acır: Film aslında şunu söylüyor: Bir insan bir işi çok severse, umut ederse, birilerini taklit etmek yerine fark yaratmaya çalışırsa, bu umut onlara yeter. Bu film de genç sanatçılara umut olur inşallah.

Haberin Devamı

Bu roller için nasıl seçildiniz?

Onur Gözeten: Mahmut yıllardır bu role hazırlanıyordu (gülüyor).

Mahmut Kırmızıgül: Bu bir otobiyografi ve babamın filmi. 5-6 sene önce bu film konuşulurken, herkes bir anda bana döndü. O şekilde seçilmiş oldum.

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’

Bir insanın babasını oynaması zor mu, yoksa kolay mı?

Onur Gözeten: Böldüm ama bir soru sorasım var. Filmde Mahmut’un kendi bebek halini kucağına aldığı bir sahne var. Nasıldı?

Mahmut Kırmızıgül: Evet, beni en etkileyen sahne de o oldu zaten. Bu kadar yakından tanıdığım birini oynamak tabii büyük avantaj. Çocukken tatillerde babamla Diyarbakır’a giderdik. Geniş bir ailemiz var. Oradaki insanları gözlemlerdim hep. Babam hızlı konuşan, Doğu’dan gelen ve birçok şey başaran biri. Hayatım boyunca aslında onu analiz etmişim.

Haberin Devamı

Dezavantajları nelerdi?

Mahmut Kırmızıgül: Baba-oğul ilişkisi iş dünyasında bazen farklı olabiliyor. Ama babam çok sabırlı biri. Arada başka frekanslara geçtiğimiz, kimsenin anlamadığı dilde konuştuğumuz oldu ama başardık.

İlk oyunculuk deneyimin mi?

Mahmut Kırmızıgül: Evet, Amerika’da film ve televizyon yapımcılığı okudum. Şimdiye kadar hep kamera arkasındaydım, prodüksiyon sürecini iyi biliyordum. Ama kamera önünde olmak bambaşka...

Gelelim Özcan Deniz ve Haluk Levent’e... Siz nasıl seçildiniz?

Ali Erkin Acır: Benim menajerim yoktu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda okuyorum. Hayalim akademisyen olmaktı. Bir arkadaşım “Bir iş geldi, çok belirgin bir tip arıyorlar” dedi. “Kim o” dedim. “Haluk Levent’in gençliği” dendi. Gençlik fotoğrafını gönderdiler. Baktım, gerçekten benziyorum.

Haberin Devamı

Daha önce benzetirler miydi?

Ali Erkin Acır: Hayır, Can Bonomo, Freddie Mercury, Prince’e benzeten olmuştu. Görüşmeye gittim. Gürkan Topaloğlu “Çok andırıyorsun ama kilo vermen lazım” dedi. 17 kilo verdim. Mahmut da benim gibi rol için zayıfladı.

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’

Mahmut Kırmızıgül: Babam İstanbul’a geldiğinde 65 kiloymuş. Ben 85 kiloydum, 12 kilo verdim.

Peki, sen nasıl Özcan Deniz oldun?

Onur Gözeten: Özcan Abi’nin gençliğini üç sene önce ‘Seni Çok Bekledim’ dizisinde canlandırmıştım. O yüzden yeniden seçildim. Eski işimde Özcan Abi’yle tanışma fırsatım olmuştu. Bu arada ben de
bir önceki rolümden dolayı yaklaşık 55 kiloya düşmüştüm. Arkadaşlarımdan farklı olarak Özcan Deniz’in o zamanki kilosuna gelmek için 13 kilo aldım.

Haberin Devamı

Çok ikonik ve kült isimler. Bu karakterlere nasıl hazırlandınız?

Ali Erkin Acır: Her şarkıcının imza hareketleri vardır. Duruşlarında, ayak atışlarında, ellerinde...
O hareketleri kaptık.

Bizim onlar gibi sesimiz olsa star olurduk zaten

Dinler miydiniz bu üç ismin şarkılarını?

Ali Erkin Acır: Ben rock ve Anadolu rock seviyorum. Şöyle bir anım var. 2 yaşında babamın omuzlarında izlediğim ilk konser Haluk Levent’in Avcılar’daki konseriymiş. Odamda başucumda posterleri varmış küçükken. Kendi kendime totem yapmışım herhalde. Ama filmde Haluk Levent’in daha önce bilmediğim pek çok şarkısıyla da tanıştım.

Mahmut Kırmızıgül: Ben de öyle, babamın bilmediğim şarkılarıyla karşılaştım.

Neden?

Onur Gözeten: Çünkü filmde Prestij Müzik’in ilk kuruluş yılları anlatılıyor. 

 “Alişan bu filmde neden yok” sorusunun cevabı da burada sanırım...

Onur Gözeten: Evet, çünkü film Alişan’ın Hilmi Topaloğlu’yla çalıştığı tarihleri kapsamıyor. Film bu üç ismin yola çıkış hikâyelerini anlatıyor, yani kronolojik olarak uymuyor.

Şarkıları siz mi söylüyorsunuz?

Ali Erkin Acır: Hayır, Mahsun Hoca zaten başta “Sizde o ses yok” dedi.

Onur Gözeten: Bizim onlar gibi sesimiz olsa star olurduk zaten. Bu bir yönetmen tercihidir. Zaten Mahsun Hoca, bu tarz filmlerde tercihinin böyle olduğunu söylemişti.

Peki, eski kayıtlar mı çalındı?

Mahmut Kırmızıgül: Bazıları sanatçıların
o dönemki kayıtlarıydı, çünkü filmi çektiğimiz stüdyoda kaydedilmiş, gerçek ses kayıtları elimizde vardı. Bazıları bu isimler tarafından yeniden okundu. Ve kendi sesleri kullanıldı.

Ali Erkin Acır: Ama üçümüz de bağıra çağıra şarkıları söyleyerek çok fazla çalıştık. Bütün şarkıları ezberledik. Çünkü çekimler sırasında sesin oturması lazımdı, yüzün gerçekten söylüyor gibi o hale bürünmesi gerekiyordu, bu sebeple aslında biz de çekimlerde bir yandan bağıra bağıra şarkıları söyledik.

Mahmut Kırmızıgül: Hiçbir başarı tesadüf değildir

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’

*Ben Prestij ailesinin tam içine doğdum. Ünlü çocuğu olmanın hem avantajları hem dezavantajları vardı. Çok büyük bir sanatçının oğluydum hep. İster istemez bir kıyaslama yapıyorlardı. Boynuz kulağı geçecek mi merak ediyorlardı. Oysa bizim çok güzel bir ilişkimiz oldu. Babamla iki arkadaş, kardeş gibiydik.

*Film ve televizyon yapımcılığı okudum. İşin biraz daha arka tarafındaydım. Birkaç yerden yazın dizi teklifi gelmiş bile. Kısmet artık...

*İlk defa oyuncu gözünden babamı değerlendirdim. Sana bir direktif veriyor, bu kamerada bir resme dönüşüyor. İnanılmaz bir gözü var.

* Hayat mottom ‘Hiçbir başarı tesadüf değildir’. Babam diye söylemiyorum, çok çalışkan biri. Yaptığı 6 filmle 16 milyon kişilik gişe yapan, ülkemiz için önemli bir değer. Onunla gurur duyuyorum.

Ali Erkin Acır: Her zaman inandığın yolda yürü

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’

* Adanalıyım. Annem kadın girişimci. Babam teknisyen. Bir kız kardeşim var.

* Oyunculuk sevdam ortaokulda bir öğretmenimin desteğiyle başladı. Lise son sınıfta tiyatro dışında başka bir meslekte tutunamayacağımı anladım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın seçmelerini kazanmak imkânsız gibi geliyordu ama kazandım.

* Haluk Levent, çok kendine has biri. Rock müziği yeniden şahlandırmak istemesi ve başarması çok güzel. O dönemlerde de çok yardımsever bir insan olması çok etkileyici. 

* Hayat mottom  ‘Her zaman inandığın yolda yürü’. Bunu yaparken de ne sadece akılla
ne sadece vicdanla hareket et. İkisinin ortak paydasını oluşturmak.

Onur Gözeten: Karşılaşırsam ona “Helal olsun” derim

‘O üçlünün sinerjisi  bizde de olmak  zorundaydı’

 * Aslen Malatyalıyım. İstanbul Fatih’te doğup büyüdüm. Annem ev hanımı, babam esnaf. Üç kardeşiz.

* Lise tiyatrosunda başladım. Sonra her şey akışta gelişti. 

* Özcan Deniz’in çocukluğu beni çok  etkiledi. Çok zor geçmiş. O da çok küçük yaşta atılmış mesleğe. Ben de 17 yaşımda evimden ayrılıp Kadıköy’e gittim ve bir sahnenin kulisinde yattım kalktım. Özcan Abi de Almanya’ya gitmiş.

* Bugün karşılaşsak ona “Helal olsun” derim. Çok çalkantılı bir magazin dönemine denk gelmişler. Yapmak istedikleri tek şey sanatken kişilerin ego çatışmaları devreye giriyor. Bunlarla mücadele etmek ve sahnede olmak gerçekten çok zor.

BAKMADAN GEÇME!