‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’

Güncelleme Tarihi:

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 15, 2023 07:00

Ekranda yıldızı bu sene parladı. Masmavi gözleri, saf duruşu ve yeteneğiyle dikkat çekti. Pek aklında yokken girdiği bu yolculuğu şöyle anlatıyor: “Setin üçüncü günüydü, ‘Her şeyi bırakıyorum, ben buraya aidim ve bu işi yapacağım’ dedim.” Eylül Tumbar’la buluşuyor, ilk söyleşisinde keşfedilme hikâyesini, bilinmeyenlerini ve hayatını konuşuyoruz: “Benim kendimle bir yarışım var, ayrıca kendime karşı epey acımasız olduğumu da söyleyebilirim.”

Haberin Devamı

Eylül Tumbar daha 21 yaşında. Çekime tüm enerjisiyle geliyor. Gözleri gerçekten ekranda daha önce canlandırdığı karaktere adını veren ‘Bambi’ye benziyor. Çok heyecanlı. Çünkü bu onun ilk gazete söyleşisi. Yine de gayet idmanlı gibi, her soruya cevap veriyor. Adını yakında daha sık duyacağımız Eylül’le başlıyoruz sohbete.

◊ Bu kış dijital bir projeyle hayatımıza girdin. İzleyen herkes seni konuştu. Şimdi de yeni dizinle başrole terfi ettin. Ama hakkında pek bilgiye ulaşamadım...

Evet çünkü bu ilk röportajım (gülüyor). O yüzden çok heyecanlıyım.

◊ O zaman herkesle birlikte biz de seni tanıyarak başlayalım. Tumbar çok ilginç bir soyadı, ne demek?

‘Tumbar’ aslında İspanyolca kökenli bir kelime. Rakibini devirmek anlamına geliyor. Gladyatörlerde kazanan kişiye ‘tumbar’ derlermiş. Ama ailede İspanyol yok, nereden geldi bilmiyorum.

◊ İnsanlar adıyla, soyadıyla yaşar derler. Sen de öyle ‘rakipleri deviririm’ dürtüsüyle mi yaşarsın?

İddialıyım ama benim iddiam daha çok kendime karşı. Hırslıyım ama kendi potansiyelimin en iyisini yapma konusunda bu hırsım. Benim kendimle bir yarışım var, ayrıca kendime karşı epey acımasız olduğumu da söyleyebilirim.

Haberin Devamı

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’



◊ Çeşme’de doğup büyümüşsün...

Evet, ailem İzmirli. Çeşme’de büyüdüm. Çeşme küçük bir yer olduğu için herkes birbirini tanırdı. Bu nedenle aşırı samimi, iç içe ve herkesle aile gibiydik. Babam barmen, annemse resim yapıyor. Bir de 16 yaşında bir erkek kardeşim var.

◊ Nasıl bir hayatın vardı?

Ailem çok eğlenceli, samimi ve rahat, onlarla arkadaş gibi büyüdüm. Her konuda beni desteklediler. Çocukluğum plaj ve sahillerde geçti. İlkokul, ortaokul ve liseyiyse hep eğlenerek ve dolu dolu geçirdim. Annem ve babam hâlâ Çeşme’de yaşıyor.

◊ Çocukken oyunculuk hayalleri kuranlardan mıydın?

Hayır, hatta çocukluğumdan beri belgesel izleme tutkunuydum. Biliminsanı ya da doktor olacağım diye düşünürdüm. Lisede de sayısalcıydım, tıp fakültesi yazacaktım ama sonra bir karar değişikliğiyle İzmir Ekonomi Üniversitesi Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nü seçtim. Okurken de kendimi İstanbul’da buldum.

◊ Neden geldin İstanbul’a?

Aslında oyunculuk eğitimi almaya da 14-15 yaşlarında başlamıştım. O sırada tanıştığım bazı kişiler “Sen bu sektöre girmelisin” diyordu. Düşünmüyordum, hatta ‘asla’mdı oyunculuk.

◊ Nedendi bu mesafe?

Her zaman arka planda çalışmayı seven biriyim. Okulun, tabiri caizse inek öğrencilerindendim. Mesela bana 2 bin matematik sorusu ver, bir günde hepsini çözmek hoşuma gider. Ama bu sırada çevremdekiler deneme videolarımı çekiyorlardı. Bunlardan biri, bir dijital platforma yollandı. ‘Biz Kimden Kaçıyorduk Anne?’ projesi için teklif geldi. Karakter çok hoşuma gitti ve yapabilirim dedim.

Haberin Devamı

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’



◊ İlk kamera karşısına geçtiğin anı hatırlıyor musun?

Evet, donup kalmıştım, herkes bir şey söylüyordu, “İki adım ileri git, üç adım geri git...”

◊ Bu işi meslek olarak seçmeye nasıl karar verdin?

Sanırım setin üçüncü günüydü, ‘Bu işten çok keyif alıyorum ve bu alanda daha fazla ne yapabilirim’ diye düşünürken yakaladım kendimi. Ve “Her şeyi bırakıyorum, ben buraya aidim ve bu işi yapacağım” dedim. Onu keşfetmek ve o anı yaşamak çok güzel ve özeldi.

◊ Seni ne cezbetti bu meslekte?

Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor.

◊ Şimdi geldiğin nokta sana ne hissettiriyor? Heyecan, korku, tedirginlik, panik...

Soğukkanlıyım. Heyecanlıyım ama bir yandan da kendimi evimde gibi hissediyorum. Bulunduğum konum bana rahat hissettiriyor, sanki olmam gereken yer burasıymış gibi... Korku ve endişeden ziyade adlandıramadığım bir heyecanım var ve bu da bana haz veriyor. İzleyiciler benimle empati kurarken ben de kamera karşısında onlarla iletişimde olmanın heyecanını yaşıyorum.

◊ Ulusal bir kanalda başrol oynamak seni korkutuyor mu?

Korkutucu değil ama TRT’de olması sorumluluğu arttırıyor. Herkesi enerjik tutmalı, hep dik durup pozitif olmalısınız.

◊ Karakterin Alize’yi nasıl anlatırsın?

Alize cıvıl cıvıl ve çok inatçı bir karakter. Zaten bir inat uğruna evleniyor, o yüzden dizinin adı da ‘Kendi Düşen Ağlamaz’. Alize’nin kendi ettiğini bulduğu bir hikâye bu. Eğlenceli bir iş, Alize ve Serkan karakterinin yaşadıkları dışında çok güzel bir aile komedisi aynı zamanda.

◊ Sence kendi düşen ağlamaz mı gerçekten?

Bence kendi düşen ağlar da kimseye göstermeden ağlar.

◊ Daha önce dram-polisiyede oynadın. Bu sefer romantik komedi. Hangisi daha zevkli?

Her karakterin kendine özgü bir ritmi, enerjisi var. Bu nedenle birine daha zor ya da kolay diyemem. İkisi de bir yerlerde var olan karakterler. İkisinin de oyunculuğuma kattığı çok fazla şey oldu, olmaya devam ediyor. Alize’den de çok şey öğreniyorum, setteki ortamımız da eğlenceli ve keyifli.

◊ Alize yalan bir evlilik yapıyor, sen böyle bir şeye cesaret edebilir miydin?

Hayır, yapamam. İçime sinmeyen hiçbir şeyi sadece inat uğruna yapmam mümkün değil.

◊ Partnerin Enes Koçak’la sizi çok yakıştırdılar. Nasıl bir ikili oldunuz?

Enes çok uyumlu ve yetenekli. Onunla çalıştığım için çok mutluyum gerçekten.

Haberin Devamı

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’

 

KENDİME DIŞARIDAN BAKSAYDIM BEN SEVER MİYDİM?

◊ Sosyal medyadaki 27 bin takipçin bir anda 300 bine çıktı. Tanınmak ve şöhret nasıl bir şey?

Şöhretin çok bir hissi yok bence.

◊ Başrol oynamanda güzellik ne kadar etkili?

Kişinin karakteri beslemesi için güzelliği ve özellikle bir aurasının olması gerekiyor. Çünkü insanlar kendilerine güzel ve samimi gelen şeyleri izliyorlar. Ama işin tamamı bu değil bence. Güzelliğin etkisi yarı yarıya diyebilirim. İzleyici seni tanıdıkça da güzelliği değil Eylül’ü ya da o karakteri izlemek istiyor.

◊ Estetiğin var mı?

Estetiğim yok, yaptırmam da diye düşünüyorum. Çok olumlu bakmıyorum ama yaptıranlara da saygı duyuyorum tabii. O kadar fazla yorum geliyor ki, mesela “Neden burnun böyle”, “Burnundan izleyemedim” diyenler oluyor. Bu tip yorumlar alarak bunlardan etkilenip estetik yaptıranlara da hak veriyorum. Yani herkes kendini nasıl iyi hissediyorsa onu yapmalı diye düşünüyorum.

◊ Sen burnunu yaptırır mısın?

Yok, o kadar seviyorum ki burnumu, asla gerek duymuyorum.

◊ Sosyal medya eleştirileri seni ne kadar etkiliyor?

Aslında herkesin kendine ait bir fikri olabileceğini kabul edince her şey çok daha kolay oluyor. Tabii olumsuz yorumlar da olacak. Düşünüyorum, kendime dışarıdan baksaydım ben sever miydim diye, bazen diyorum ki “Evet, haklılar”, bazen de olumlu yorumları haklı buluyorum, okuyorum, dikkat ediyorum ama bu eleştirilerin modumu düşürmesine izin vermiyorum.

Haberin Devamı

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’

RİSK ALMAKTAN ÇEKİNMEM

◊ Eylül’ü kısaca nasıl anlatırsın?

Uyumluyum fakat sanırım kendimi daha çok düşünmem gerekiyor. Hırslıyım ve eğlenceliyim.

◊ Kendine bir öğüt verecek olsan...

“Kendi üzerine bu kadar gitme ve kendine bu kadar yüklenme” derdim, çünkü kendime karşı biraz fazla acımasızım.

◊ Kendin hakkında şaşırtıcı bir şey söyleyecek olsan...

Her an her şeyi yapabilirim. Aslında Aslan burcuyum, yükselenim de Başak. Bir yandan kontrollüyümdür, her şey planlı olsun isterim ama bir noktada da risk almaktan hiç çekinmem.

◊ Hayat motton nedir?

Her şeyin tadını çıkarmak. Bunu çoğu zaman başarıyorum ama bazen kontrolüm dışında bir şeyler olunca ister istemez ipin ucu kaçabiliyor.

Haberin Devamı

◊ En büyük kırılma anın neydi?

İstanbul’a ilk geldiğimde,“Acaba yapabilir miyim, tek başıma nasıl yapacağım” diye bir tedirginlik yaşadım. Sanırım ilk işimde “Tamam, ben artık buradayım” dediğim an kırılma anımdı.

 

OKUMAYI SEVİYORUM

◊ Yemeklerimi kendim yapmayı, mutfakta vakit geçirmeyi seviyorum. Et insanıyım, bonfile, antrikot yapmayı çok seviyorum. Bazen kendi kendime YouTube’dan videolar açıp özel soslar hazırlıyorum.

◊ Sınırlarımı olabildiğince zorlayıp yurtdışında da bir şeyler yapabilmek istiyorum. Sinema okuduğum için işin arka tarafına da ilgim var. Her yönüyle sinemayı keşfetmek istiyorum.

◊ Okumayı çok seviyorum, çocuk kitabı bile okurum. Psikoloji kitapları, Freud okumayı ve romanları tercih ederim. Bunlar oyunculuğuma ek bir şeyler katıyormuş gibi hissediyorum. Yazmayı, özellikle de senaryo yazmayı seviyorum.

◊ Keman çalıyordum, piyanoya başladım ama sanırım enstrüman çalma konusunda çok yetenekli değilim. Başarılı olamadım.

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’

Genç oyuncu âşık olma hissini çok sevdiğini söylüyor.

GECENİN 4’ÜNDE ‘CANIM DONDURMA ÇEKTİ’ DEDİĞİMDE GETİRMESİ GEREKİYOR

◊ Nasıl bir âşıksındır?

Âşık olduğumda tam âşık olurum.

◊ Nasıl yani?

Kendimi kaptırırım, yani aptal âşık derler ya, tam öyle oluyorum, çok seviyorum.

◊ Aşkı kaç kere yaşadın ki?

Bir kere. O ilişkim bitti. Ama seviyorum o hissi.

◊ Nasıl biri ilgini çeker?

Ben ilişkide sanırım baskın karakterim, o yüzden böyle eğlenceli ve bana uyum sağlayabilecek, her an her şeyi yapabilecek biri olması lazım. Gecenin 4’ünde “Canım dondurma çekti” dediğimde, benim için getirmesi gerekiyor.

◊ Bir erkekte en çok neye tahammül edemezsin?

Kıskançlığa tahammülüm yok.

◊ İlk randevuda ilk dikkat ettiğin şey nedir?

Dış görünüşü.

‘Başka biri olmak bana özgür hissettiriyor’


◊ Bir asansörde bir saat biriyle kapalı kalıyorsun, yanında kim olsun?

Christopher Nolan, belki ondan bir iş kapardım (gülüyor).

◊ Sosyal medyadan aldığın en garip iltifat ne?

Bazen şiir gibi şeyler yazıyorlar. Geçenlerde birini okudum. “Çöle yağmur, kutuplara güneşsin” gibi bir şeyler yazılmıştı, çok komikti. Ama bir yandan da hoşuma gidiyor tabii bu ilgi.

◊ Yapmaya başlayınca duramadığın bir şey söyle...

Sabahları ciğerlerim yanana kadar koşuyorum, duramıyorum.

◊ Bir ünlüyle yemek yeme fırsatın olsa kimi seçersin?

Jim Carrey.

BAKMADAN GEÇME!