Gündem Haberleri

    IŞİD Erdoğan’ı rehin aldı

    Eraydın AYTEKİN Mustafa TURAPOĞLU - Fatih YILMAZ / DHA
    03.08.2014 - 00:23 | Son Güncelleme:

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “IŞİD aslında bir başka kişiyi rehin almış, Ortadoğu’nun şamar oğlanına döndü” dedi. Tokat’a gelen Kılıçdaroğlu, soruları yanıtlayarak, özetle şunları söyledi:

    IŞİD’LE PAZARLIK VAR

    (Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın IŞİD'in elindeki Türk Konsolosluğu rehinelerin bugün, yarın serbest kalabileceği yönündeki açıklamasıyla ilgili) Zamanında Musul Konsolosluğu'nun boşaltılması yönünde hükümet uyarılmasına rağmen boşaltılmadı, bu yüzden şu an 49 vatandaşımız rehine. Orada bayrağımız indirildi ama Recep Tayyip Erdoğan'dan ses çıkmadı. IŞİD'e ‘terör örgütü’ diyemedi. Kendi bayrağı indirilecek, vatandaşı rehine alınacak ama sesi çıkmayacak. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. IŞİD aslında bir başka kişiyi rehin almış durumda. O da Recep Tayyip Erdoğan. Neden uyarıldığı halde Musul Konsolosluğu boşaltılmadı? Şimdi oradaki vatandaşlarımızın serbest bırakılmasından dolayı seviniyoruz. Asıl sorulması gereken, hangi gerekçe ile zamanında boşaltmadınız orayı? Şimdi bunu kendi siyasi kariyeri için kullanmaya çalışacak. Nasıl? Bayrağı indirildiği için mi? O nedenle bir pazarlık var, görüşmeler var onu biz biliyoruz. IŞİD'le bir pazarlık var. IŞİD'in elinde silahlar var. Silahların da Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildiğini de gayet iyi biliyoruz. Türkmenlere yardım gidiyor dediği de yanlış. Onlara yardım gittiği de yok. Zaten Türkmen liderler de 'Bize yardım falan gelmedi' diyor.

    ŞAMAR OĞLANINA DÖNDÜ

    Türkiye, Ortadoğu'da bataklığa sürükleniyor, bu konuda herkesin oturup şapkayı önüne koyup düşünmesi gerek. Askerlerin başına çuval geçirildi, ses yok. Musul Konsolosluğu'nda 49 vatandaşımız rehin alındı, ses yok. Bayrağımız indirildi, ses yok. Nasıl bir tablo bu? Ortadoğu'da itibarı sıfır olan bir Türkiye var. Erdoğan dünyanın lideriymiş. Dünyanın liderine bakın. Allah’ın büyüklüğüne bakın. Kendi ağzıyla diyordu 'Telefon açıyorum Obama'ya telefonuma çıkmıyor. Abdullah Gül Bey’e rica ettim bari sen telefon et diye.' Böyle lider olur mu? Yalnız kalmış, Ortadoğu'nun şamar oğlanına dönmüş bir lider.

    BÖYLE SİSTEM Mİ OLUR

    Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi 3 aday eşit şartlarda yarışamıyor. Bir tarafta Başbakan var, bütün devletin imkânlarını kullanıyor. Benim ödediğim vergi ile kendisi propagandasını yapıyor. Ben o vergiyi niye ödedim? Erdoğan gidip propaganda yapsın diye değil. Devletin valisi, kaymakamı, emniyet müdürü herkes Erdoğan için çalışıyor. Yani böyle bir seçim sistemi mi olur? Her tarafta Erdoğan'ın posterleri var. Bu ne akla getiriyor biliyor musunuz? 1940'ların Almanyası. Oralarda da sadece diktatörlerin fotoğrafları olurdu. Böyle bir tablo olur mu? Hangi eşit şartlardan bahsediyoruz? Birisi iman kuvveti ile bilgisi ile birikimi ile yola çıkmış, adil bir seçim olsun diyor ve tarafsız bir cumhurbaşkanı olsun diye propaganda yapıyor. Bunun haksız olduğunu bütün dünya görüyor. Avrupa Güvenlik İş Birliği Teşkilatı'nın da bu konuda rapor vermesi kadar doğal bir şey olamaz.

    NEDEN KORKUYOR

    (Erdoğan'a bir çaycı tarafından 9 bin 999 lira bağışlamasının hatırlatılması üzerine) Çaycıya sormak lazım. Demek iyi para kazanıyor. Ayda 30-40 bin lira kazanıyor ki onu da vermiş. O paraların nasıl toplandığını biliyoruz. Kimlerin nasıl baskı kurduğunu biliyoruz. Vatandaşın şunu düşünmesi lazım. Ya arkadaş 3 kişisiniz üçünüz seçime giriyorsunuz. Bir televizyon programına çıksanız da üçünüze aynı soru sorulsa her birinizin vermiş olduğu cevaba bir bakalım. Neden korkuyor Erdoğan, neden çıkmıyor. Obama korkmuyor çıkıyor. Almanya’da, Fransa'da liderler çıkıyorlar televizyonlara korkmuyorlar. Ama Erdoğan korkuyor, neden?

    YAZIK OLUYOR BU ÜLKEYE

    Kafayı takmış İstiklal Marşı şöyle oldu, İstiklal Marşı böyle oldu diye. Ya sen prompter’den İstiklal Marşı’nı okuyamadın ya prompter’den. Yani yazılı metin var, yazılı metinden İstiklal Marşı’nı okuyamadın. Şimdi İstiklal Marşı üzerinden propaganda yapıyor. Mardin'de Kuran-ı Kerim'i eline aldı. Ya siyasette hepimizin üzerinde inandığı bir kitabı kullanmak ne kadar doğrudur, ne kadar ahlakidir. Bu memlekette İstanbul'da Kuran-ı Kerim yakıldı. Bizim bir milletvekilimiz yanan Kuran-ı Kerim'i Meclis kürsüsünden gösterdi. Erdoğan bir şey söyledi mi, söylemedi. Niye söylemiyor? Senin ülkende yakıldı Kuran-ı Kerim. Yakanlar kimdi, onun dostlarıydı. O yüzden bütün vatandaşlarımız kesinlikle şunu bilsinler: İnandığınız ne kadar değer varsa o değerlerin tamamını Recep Tayyip Erdoğan kullanıyor. Böyle acımasız bir adam. Yazık oluyor bu ülkeye.

    Sizin dininiz size benim dinim bana

    CUMHURBAŞKANI adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, laiklik ve demokrasinin iki temel kuralları olduğunu belirterek, “Lekum dinikum veli dini. (Sizin dininiz size benim dinim bana, ayeti). Demokrasi ise fikir, teşebbüs ve inanç hürriyetidir” dedi. Seçim turunu dün Hatay’da sürdüren İhsanoğlu, önce Samandağ’a gitti. Burada Hz. Hızır türbesini ziyaret etti, dua okudu. İlçeye giriş ve çıkışında yol boyu büyük ilgi gören İhsanoğlu’na vatandaşlar, bereket getirmesi dileğiyle pirinç ve kolonya savurarak sevgi gösterisinde bulundu. İhsanoğlu, Samandağ’da Gezi protestolarında hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in adı verilen parkta halka hitap etti. Selamlamasını Arapça yapan ve halktan alkış alan İhsanoğlu, şunları dedi:

    KOMŞUDA ATEŞ VARSA

    “Bu güzel karşılamayı hayatımda hiç unutmayacağım, ilk defa böyle bir şey görüyorum. İlk kez güzelliğin sembolü kolonya, bereketin sembolü pirinçle beni karşıladınız. ‘Şükran fikom’ (Size teşekkür ederim). Biz kardeşlik istiyoruz, Suriye ile Irak ile. Biz birleştirmek isterken, birileri bizleri ayırdı. Bu ayrılığı gayrılığı bitirmek istiyoruz. Orta Doğu’da komşularımızla barış içinde yaşamak istiyoruz. İşbirliği ve dayanışma istiyoruz. İçerideki rahat, huzur ve refahımız ancak komşularda da olursa olsun. Ama orada ateş varsa bu olmaz. Bizi düşman etmek isteyenlerin bu oyunu önümüzdeki Pazar günü bozacağız.

    LEKUM DİNİKUM VELİ DİNİ

    Bizim laiklik ve demokrasi iki temel kuralımızdır. ‘Lekum dinikum veli dini’. Demokrasi ise fikir, teşebbüs ve inanç hürriyetidir. Bu iki kural toplumda da huzur oluşturur, Türkiye’nin itibarını da artırır. Bunlar özel hayata dahi karışıyorlar, bunlar şaşırmışlar. Onun için 10 Ağustos’ta sandığa gidiniz ve oyunuza sahip olunuz.” Şükrü KÜÇÜKŞAHİN / HATAY

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı