Gündem Haberleri

GÜNDEM

    İş Sanat’la müziğe doyacaksınız

    Hürriyet Haber
    29.09.2010 - 16:15 | Son Güncelleme:

    İş Sanat, 11. sezonunda İstanbul’u dünyaca ünlü yıldızlarla buluşturmaya devam ediyor. İlte sezon programı ve sanatçılar

    11'nci sezonunu 3 Kasım Çarşamba günü açacak olan İş Sanat’ın 2010–2011 sezon programı düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. İş Bankası Kurumsal İletişim Müdürü Suat Sözen, İş Sanat Yönetmeni Meriç Soylu ve İş Sanat Müzik Direktörü Serdar Yalçın’ın katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında, yeni sezonda sanatseverlerin beğenisine sunulacak etkinliklerle ilgili detaylar basın mensuplarıyla paylaşıldı.

    İş Sanat’tan Fazıl Say’la görkemli açılış

    Meriç Soylu, 3 Kasım akşamı İş Sanat’ın 11. sezonunun perdelerini açacağı ilk konserinde ülkemizin yetiştirdiği en önemli piyanistlerden Fazıl Say ve onursal şefleri Gürer Aykal yönetimindeki Türkiye’nin önde gelen senfonik topluluklarından Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın bir araya geleceği müjdesini verdi. Piyanistliğinin yanı sıra çok yönlü sanatsal projeleri, besteciliği ve doğu ile batı kültürleri arasında kurduğu yeni köprülerle de günümüzün en üretken sanatçılarından kabul edilen Fazıl Say’ın konserde Ravel'in piyano konçertosunu yorumlayacağını belirten Soylu, BİFO’nun gecede Rus romantizminin en büyük temsilcilerinden Tchaikovsky’nin 4. senfonisini de seslendireceğini söyledi.

    İŞ SANAT 2010-2011 SEZONU PROGRAMI
    SANATÇILAR BİLGİ NOTU


    AÇILIŞ KONSERİ: BORUSAN İSTANBUL FİLARMONİ ORKESTRASI & GÜRER AYKAL & FAZIL SAY

    Fazıl Say
    Say, 1995’te New York’ta yapılan kıtalararası yarışmanın da birincisi olarak parlak konser kariyerine başlamıştır. Ayrıca, besteci yönüyle başarılar kazanan sanatçı, oratoryolar, piyano konçertoları, çeşitli formlarda orkestra, oda müziği ve piyano eserleri, şan ve piyano için çok sayıda şarkı bestelemiştir. Bu eserler arasında Nazım ve Metin Altıok Ağıtı başlıklı oratoryolar, 4 piyano konçertosu, Zürih Üniversitesi’nin siparişi üzerine Albert Einstein’ın anısına yazdığı orkestra eseri, Mozart’ın 250. doğum yılında Viyana’daki Kutlama Komitesi’nin siparişi dolayısıyla bestelenen Patara adlı bale müziği vardır.

    Beş kıtada sürdürdüğü konserleri ve yankı uyandıran CD'leriyle bütün dünyada aranan bir piyanist olan Fazıl Say, derinlikli yorum kavrayışı nedeniyle günümüze kadar 20 uluslararası ödülle onurlandırılmıştır. Sunduğu konserlerle her yıl yüz binlerce müzikseverin hayranlığını kazanan sanatçı, New York Filarmoni, St. Petersburg Filarmoni, Amsterdam Concertgebouw, Viyana Filarmoni, Çek Filarmoni, İsrail Filarmoni, Orchestre National de France, Tokyo Senfoni gibi orkestralar eşliğinde çağımızın tanınmış şefleriyle konser vermiş, 2007 Floransa Festivali'nin kapanış konserinde Zubin Mehta'nın yönettiği Floransa Orkestrası ile yirmi bin kişi tarafından izlenen bir açık hava konseri sunmuştur. Yine 2007 yılında Montreux Caz Festivali'nde piyano jürisinin başkanlığını yapan Say'ın, Türk saz şairi Aşık Veysel'in Kara Toprak adlı halk şarkısından esinlenerek bestelediği piyano parçasını da içeren aynı başlıklı CD, Amerika'da Bilboard listelerinde 6. sıraya yükselmiştir. 2008'de Avrupa Birliği tarafından "Kültür Elçisi" unvanıyla görevlendirilen Fazıl Say, doğu ve batı kültürleri arasında yeni köprü kurmayı amaçlamıştır.

    Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası
    Temelleri 1993 yılında atılan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) çoksesli müziğin Türkiye’de geniş kitleler tarafından benimsenmesine katkıda bulunmak için oluşturuldu. Yurtiçi ve yurtdışında büyük başarılar kazanarak, 1999 yılında senfonik bir orkestraya dönüştürülmesinin ardından genel müzik yönetmenliği ve sürekli şefliğine Gürer Aykal getirildi. Önceki sezonlarda Vadim Gluzman, Alfredo Rolando Ortiz, Alexander Rudin, Suna Kan, İdil Biret, Fazıl Say, Ayşegül Sarıca, Ayla Erduran, Anna Tomowa-Sintow, George Zamphir, Stanislav Loudenitch gibi saygın virtüözler; Igor Oistrakh, Emil Tabakov, Giuseppe Lanzetta, Fabiano Monica, Ender Sakpınar gibi tanınmış şefler ve Wiener Singverein korosuyla konserler verdi. Eylül 2008’de orkestranın sanat yönetmenliği ve sürekli şefliğine Viyanalı şef Sascha Götzel atandı. Gürer Aykal ise onursal şef olarak görevini sürdürüyor. BİFO, 25 Temmuz 2010’da dünyanın en saygın klasik müzik etkinliklerinden Salzburg Festivali’nin iki güne yayılan açılış etkinlikleri kapsamında sürekli şefi ve sanat yönetmeni Sascha Goetzel yönetiminde bir konser verdi.

    Gürer Aykal
    Müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuarı’nda başlayan Aykal, 1969 yılında devlet bursu kazanıp İngiltere’ye giderek Londra’da Guildhall Müzik Okulu’nda André Previn ve George Hurst gibi önde gelen şeflerin yanında orkestra şefliği okudu. Avrupa ülkelerinin önde gelen orkestraları ile sayısız konserler verdi; İngiliz Oda Orkestrası’nı Güney Amerika ve Karayipler Turnesi’nde yönetti. Amsterdam Concertgebouw Oda Orkestrası’nın da şefliğini yaptı. 2008 Mayıs ayında Türkiye ile Finlandiya arasındaki kültürel işbirliğine sağladığı katkılardan ötürü Finlandiya Devlet Nişanı ile ödüllendirilen, Temmuz 2008’de Lazio Avrupa ve Akdeniz Festivali kapsamında Roma’da düzenlenen törende Uluslararası Gösteri Sanatları Kategorisinde “Başarı Ödülü” alan Gürer Aykal, bugün, 1999’da kurduğu ve 2008 Eylül’üne dek sürekli şefliği ile genel müzik yönetmenliğini sürdürdüğü Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın onursal şefi olarak görevine devam ediyor.

    VLADIMIR ASHKENAZY & VOVKA ASHKENAZY

    /images/100/0x0/55eac751f018fbb8f8962484Vladimir Ashkenazy
    Dünya klasik müzik sahnesine 1955 yılında Varşova’da düzenlenen Chopin Yarışması’ndaki performansıyla çıkan Vladimir Ashkenazy, sadece günümüzün en ünlü piyanistlerinden biri değil, yaratıcılığıyla dünyanın dört bir yanındaki müzik tutkunlarını kucaklayan bir sanatçı… Ashkenazy, her ne kadar şefliğiyle ön plana çıksa da özellikle Asya ve Avrupa turnelerindeki Mozart ve Beethoven konçertolarında piyanosunun başına geçmeyi ihmal etmiyor. Sanatçı zamanının büyük kısmını şefliğe ayırsa da piyano kayıtlarını sürdürmeyi ihmal etmiyor. 1999 çıkışlı Grammy Ödüllü Shostakovisch prelüd ve fügleri kaydı, Rautavaara’nın 3 No’lu Piyano Konçertosu kaydı ve Rahmaninof transkripsiyonları kaydı bunlardan sadece bazıları… Sanatçının yakın zamanda çıkardığı heyecan verici kaydı ise Bach’ın prelüd ve füglerinden oluşan Wohltemperierte Klavier.
    Son 20 yılın büyük kısmını orkestra şefi olarak geçiren, 1998-2003 yılları arasında Çek Filarmoni Orkestrası’nın şefliğini yürüten, Japon NHK Senfoni Orkestrası ile 2004-2005 sezonunda büyük bir Avrupa turnesi gerçekleştiren sanatçı, Avrupa Birliği Gençlik Orkestrası’nın da Müzik Direktörlüğü görevini yürütmektedir.

    /images/100/0x0/55eac751f018fbb8f8962486Vovka Ashkenazy
    Vovka Ashkenazy, dünyaca ünlü piyanist ve şef Vladimir Ashkenazy’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Tıpkı babası gibi piyanoya dersi almaya başladı, ancak babası dahil hiçbir piyanistin izinden gitmeden kendi özgün tarzını oluşturmayı başardı. Manchester’daki Kraliyet Akademisi’ndeki müzik çalışmalarının ardından 1983 yılında Richard Hox yönetimindeki Londra Senfoni ile verdiği konserlerle Avrupalı müzikseverlerle tanıştı. Bu performansının ardından önce Avrupa, sonra da Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Amerika turnesine çıktı. Los Angeles Filarmoni, Avustralya Oda Orkestrası ve Berlin Senfoni ile konserler verdi. Çalıştığı şefler arasında Semyon Bychkov, Martin Fischer-Dieskau ve Stanislaw Skrowaczewski gibi isimler yer alıyor. Konserlerinin ve kayıtlarının dışında kendisini öğretmeye adayan Ashkenazy, başta İtalya olmak üzere Avustralya, Danimarka, İngiltere, Yunanistan, Guatemala, İzlanda, Norveç, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ustalık sınıflarında ders veriyor.

    LONDRA FİLARMONİ ORKESTRASI & VLADIMIR JUROWSKY & HÜSEYİN SERMET

    Londra Filarmoni Orkestrası
    Londra Filarmoni Orkestrası, uluslararası klasik müzik sahnesinin en iyi orkestralarından birisi… Kurucusu Sir Thomas Beecham’dan sonra orkestranın şefliğini Sir Adrian Boult, Bernard Haitink, Sir Georg Solti, Klaus Tennstedt ve Kurt Masur gibi sıra dışı isimler üstlendi. 2007 yılında 75. kuruluş yıldönümünde ise Orkestra’nın şefliğine Vladimir Jurowsky getirildi.  Uzun süre film endüstrisi için kayıtlar yapan, Hollywood ve İngiliz film endüstrisi için film müzikleri kaydeden orkestra, Oscar ödüllü Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin de film müziklerini kaydetmiştir. 1956 yılında Rusya’da konser veren ilk İngiliz Orkestrası olan Londra Filarmoni,  Çin’i ziyaret eden ilk batılı orkestra /images/100/0x0/55eac751f018fbb8f8962488olmuştur. Orkestra dünyanın dört bir yanındaki coşkulu dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor.

    Vladimir Jurowsky
    Londra Filarmoni’nin şefliğini yürüten Vladimir Jurowsky,  Rus asıllı bir Alman… Müzik eğitimini Dresden Müzik Okulu’nda tamamlayan Jurowsky, 1995 yılında Wexford Festivali’nde Korskakof’un Mayıs Gecesi eserini büyük bir başarıyla icra ederek adını dünya klasik müzik sahnesine duyurdu. Royal Opera House Covent Garden, Opéra Bastille de Paris, Welsh National Opera ve Metropolitan Opera gibi dünyanın en önemli operalarından şef olarak davetler aldı.
    2001 Ocak ayında Glyndebourne Opera Festivali’nin müzik direktörlüğünü üstlenen, Berlin ve Oslo Filarmoni’den Los Angeles Filarmoni’ye dünyanın önde gelen orkestraları tarafından konuk şef olarak davet edilen Jurowsky,  2006 yılından bu yana Londra Filarmoni’nin şefliğini yürütmektedir. Deneyimli şefin kontratı başarılı yönetimi ve aldığı övgü dolu kritikler sonucunda LPO tarafından 2014-2015 sezonuna kadar da uzatıldı.

    Hüseyin Sermet
    1955 yılında İstanbul'da doğan Hüseyin Sermet müzik çalışmalarına yedi yaşında başlamıştır. 1965 yılında Ankara Devlet Konservatuarı'na giren sanatçı ünlü Türk müzikçileri ve bestecileri Ferhunde Erkin, Ulvi Cemal Erkin ve Ahmet Adnan Saygun ile çalıştı. Türk hükümetinin verdiği parasal destekle 1968 yılında Fransa’ya “Conservatoire Superieur de Musique de Paris”e gönderildi. Sanatçı 1974 yılında Münih uluslararası oda müziği yarışmasını kazandı ve “Lili Boulanger” ödülünü aldı. 1975 yılında Maurice Ravel uluslararası yarışmasında üçüncülüğü elde etti ve bu bağlamda SACEM'in özel ödülünü aldı. 1981 yılında İspanya'da “Jaen” ve Milano'da “Ettore Pozzoli” uluslararası yarışmalarında birincilik ödüllerini kazandı. 1983 yılında Brüksel “Reine” yarışmasında finalist oldu. İtalya'da “Francesco Paolo Neglia” yarışmasında ödül aldı. 1985 yılında Zürih'de “Geza Anda” yarışması ödülünü elde etti. 1988 yılında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi tarafından onursal doktor unvanına layık görüldü ve 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını aldı. Hüseyin Sermet Milano, Venedik, Bolonya, Lizbon, Barselona, Valensiya, Zürih, Londra, Brüksel, Amsterdam, Paris (Champs-Elysee Tiyatrosu, Gaveau, Pleyel ve diğerleri) gibi hemen hemen bütün büyük Avrupa kentlerinde konser vermekte ve Meksika, ABD ve Japonya'da seçkin orkestralarla sahne almaya devam etmektedir.

    YENİ YIL KONSERİ: STRAUSS GECESİ

    /images/100/0x0/55eac751f018fbb8f896248aStrauss Festival Orchestra Vienna
    1978 yılında şef Peter Guth ile orkestranın menajeri ve obuacı Prof. Herbert Vedral  tarafından kurulan Strauss Festival Orchestra başlıca müzik festivallerdeki sayısız parlak performansları, yankı uyandıran TV konserleri, CD kayıtları, Amerika, Asya ve hemen hemen tüm Avrupa’da verdiği konserlerle dünya çapında geleneksel Viyana müziğinin otantik yorumcusu olarak tanınmakta. Şeflik görevini Willy Büchner ile paylaşan Guth, Johann Strauss geleneğine uygun olarak orkestrayı kemanı ile yönetiyor. 1993 yılından bu yana 12 kez Çin’de konser veren ve 1999 yılında Strauss’un ölümünün 100. yılında Viyana şehrinin elçisi olarak Güney Amerika’da konser veren topluluk, 2000 yılından bu yana her yıl Wiener Konzerthaus’ta da Yeni Yıl konserleri vermekte.

    Peter Guth
    Viyana’da klasik müzik eğitimi gören Peter Guth, Johann Strauss tarzını izledi. Bugüne dek 50 farklı orkestrada şeflik yapan Guth, 3 yıl David Oistrakh’ın öğrencisi olarak Moskova’da çalıştı. İlk uluslararası konserini solist olarak Vienna Trio ile “Munich ARD Competition”da verdi. Şefliğinin yanı sıra eğitmenliğe de devam eden Peter Guth, Vienna Symphony Johann Strauss Ensemble, The Vienna Strauss Soloists ve ORF Symphony Orchestra’nın direktörlüğünü yürütmekte… 

    Mara Mastalir
    1984 Viyana doğumlu Mara Mastalir, tiyatro sahnesinde başladığı kariyerini önce opera sahnesine oradan da klasik müziğe taşımayı başardı. Manfred Equiluz’un öğrencisi olan Mastalir, Viyana Üniversitesi’nde master yaptı. 2008’de uluslararası “Schloss Rehinsberg Opera Yarışması”nda birinci oldu. Mastalir genç yaşına rağmen pek çok ülkede verdiği konser ve resitallerle bugünün aranan sopranolarından…

    Daniel Serafin
    1981 Viyana doğumlu tenor Daniel Serafin Viyana’da başladığı şan eğitimini Salzburg Mozarteum Üniversitesi’nin ardından Viyana Konservatuarı’nda tamamladı.  Almanya, İsviçre, Fransa, İspanya, Kore, Japonya ve Amerika’da konserler veren sanatçı geniş bir operet repertuarının yanı sıra Ravel, Britten, Puccini’yi kapsayan zengin bir opera repertuarına da sahip. Serafin 2009 yılında Frederick Loewe’nin müzikali My Fair Lady’de Freddy Eynsford-Hill rolünde ilk kez bir müzikalde sahne aldı.


    THE ENGLISH CONCERT & HARRY BICKET & IAN BOSTRIDGE

    İş Sanat’la müziğe doyacaksınız İş Sanat’la müziğe doyacaksınız

    The English Concert
    Dünyanın en seçkin barok orkestralarından biri olan The English Concert 1973 yılında Trevor Pinnock tarafından kuruldu. Obuacı Alfredo Bernardini, keman virtüözü Fabio Biondi ve klavsenci Kenneth Weiss gibi seçkin direktörlerle konseler verdi. Harry Bicket şefliğinde çıkardıkları ilk albümü Rosemary Joshua ve Sarah Connolly’nin katıldıkları Handel düetleri ve Berlin Filarmoni’nin obuacısı Albrecht Mayer ile yaptıkları kayıtlar izledi. Deutsche Grammophon tarafından yayınlanmış 100’ün üzerinde albümü bulunan The English Concert, kayıtları ve dünya çapında verdiği konserlerle haklı bir üne sahip…

    Harry Bicket
    Liverpool doğumlu Harry Bicket, Kraliyet Müzik Akademisi’nde eğitim aldı. 2007 yılında The English Concert’ın sanat direktörlüğü görevine getirilen Bicket, uluslararası arenada büyük bir opera şefi olarak tanınsa da kendisini özellikle barok ve klasik müzik repertuarıyla ifade ediyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’da sıkı takipçileri bulunan Bicket, aralarında The Handel and Haydn Society ile Orchestra of the Age of Enlightenment’ın da bulunduğu dönem müziği orkestraları ve topluluklarıyla yaptığı çalışmalarla biliniyor. 2001 yılında “Opera Eleştirmenleri Ödülleri”nde en iyi şef ödülüne layık görülen Harry Bicket, bugün dünyanın önde gelen şef ve klavsencilerinden biri.

    Ian Bostridge
    Opera sanatçısı Ian Bostridge,  Oxford ve Cambridge’de modern tarih ve felsefe eğitimi aldı. Tezini 1650-1750 yılları arasındaki cadı avı ve İngiliz toplumuna etkileri üzerine yapan Bostridge bu alandaki başarısına rağmen, kariyerine şarkıcı olarak yön vermeyi tercih etti. 90’lı yıllardan aralarında Grammy, Edison, Japanese Recording Academy, Brit, Echo Klassik’in de bulunduğu 30’un üzerinde albüm yayınladı.  New York’ta resitaller veren Bostridge, ilk Carnegie Hall konserini Sir Neville Marriner yönetiminde verdi. Ian Bostridge, tenorluğunun yanı sıra Standpoint dergisinde müzik yazıları yazıyor.

    MÜNİH ODA ORKESTRASI & ALEXANDER LIEBREICH & JOHANNES MOSER

    Münih Oda Orkestrası
    İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından kurulan Münih Oda Orkestrası 60 yıllık geçmişiyle Alman klasik müzik camiasının öncü orkestralarından biri olarak tanımlanıyor ve her sezon belirlediği farklı temalarla her geçen gün izleyicilerine yenilerini eklemeye devam ediyor. Şef Alexander Liebreich’in sanat yönetmenliğindeki Münih Oda Orkestrası, geçmişle bugünü bir araya getiren yaratıcı projeleriyle dünya klasik müzik sahnelerinin en ilham verici orkestralarından…

    İş Sanat’la müziğe doyacaksınız İş Sanat’la müziğe doyacaksınız

    Alexander Liebreich
    Münih Oda Orkestrası’nın en etkileyici şeflerinden biri olarak adlandırılan Alexander Liebreich yeni nesil şefler arasında öncü bir pozisyona sahip. Devasa senfoni orkestralarının yanı sıra küçük topluluklara da şeflik yapan Liebreich, sanatsal ustalıkla sosyal sorumluluğun mükemmel bir sentezini tüm doğallığıyla bir araya getiriyor. Aralarında Concertgebouw Orchestra, Orchestre National de Belgique,  BBC Symphony Orchestra, Auckland Philharmonia,  Radio Sinfonieorchester Berlin ve Münih Filarmoni’nin de bulunduğu pek çok prestijli orkestrada misafir şeflik yapan Liebreich, Lisa Batiashvili, Maxim Vengerov, Claron McFadden, Frank Peter Zimmermann gibi solistlerle çalıştı. Liebreich, 2011 yılında Asya’nın en büyük ve seçkin festivallerinden Tongyeong Uluslararası Müzik Festivali’nin sanat direktörlüğünü üstlenecek.

    Johannes Moser
    Alman asıllı Kanadalı çellist Johannes Moser,  Gramophone Dergisi tarafından genç virtüöz çellistler arasında en etkileyici isimlerden biri olarak gösteriliyor. Aralarında Chicago Senfoni, New York Filarmoni, Londra Senfoni ve İsrail Filarmoni gibi dünyanın önde gelen topluluklarının bulunduğu pek çok orkestra ile konserler veren sanatçı ayrıca Riccardo Muti, Lorin Maazel, Mariss Jansons, Valery Gergiev, Zubin Mehta ve Vladimir Jurowski gibi en saygın şeflerle çalıştı. 2010-2011 yılında Münih Oda Orkestrası ile turneye çıkan Moser, 2002 Tchaikovsky Yarışması birinciliği ve ECHO Klassik ödülleri sahibidir.


    THE DEUTSCHE KAMMERPHILHARMONIE BREMEN & JOHN STORGÅRDS & HÅKAN HARDENBERGER

    The Deutsche Kammerphilharmonie Bremen
    1980 yılında sıra dışı bir grup müzik öğrencisi tarafından temelleri atılan Deutsche Kammerphilharmonie Bremen, kısa sürede uluslararası alanda şöhrete kavuştu. Klasik müzik dünyasının göz bebeği olan orkestra, çağdaştan barok müziğe uzanan zengin repertuarıyla ve farklı türlerden müzisyenlerle yaptığı işbirlikleriyle dikkat çekiyor. Topluluk kuruluşundan bu yana Ton Koopman, Trevor Pinnock, Marc Minkowski ve Heinz Holliger gibi isimlerle çalıştı. Katıldığı festival ve yarışmalardan pek çok prestijli ödüls ahibi olan orkestra İstanbullu klasik müzikseverlerle son olarak 2009 yılında İş Sanat sahnesinde Janine Jansen’a eşlik ettikleri nefis bir konserle buluşmuştu.

    John Storgårds

    Helsinki Filarmoni Orkestrası şefi John Storgårds, son yıllarda klasik müzik fırtınası estiren müzisyenlerden biri…  Keman eğitimini Helsinki’deki Sibelius Akademi’de Esther Raitio ve Jouko Ignatius’tan alan sanatçı eğitimine İsrail’de Chaim Taub ile devam etti. İsrailli ünlü Avanti! Oda Orkestrası’nın kurucu üyelerinden biri… Uzun yıllar dünyanın önde gelen orkestralarında keman çalan Storgårds, Helsinki Üniversitesi Senfoni Orkestrası’ndan aldığı davetle kariyerine şef olarak devam etme kararı aldı. Storgårds, 2002 yılında müzik alanında devlet nişanına layık görüldü.

    Håkan Hardenberger

    İsveç Malmö’de doğan Hardenberger, sekiz yaşındayken trompet eğitimi almaya başladı. Paris’teki eğitiminin ardından Los Angeles’ta Thomas Stevens ve Pierre Thibaud ile çalışmalarına devam etti. Tartışılmaz virtüözitesiyle günümüzün en iyi trompet sanatçılarından olan Håkan Hardenberger, klasik repertuardaki ustalığının yanı sıra trompet alanındaki öncü çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Håkan Hardenberger, Los Angeles Filarmoni’den Stockholm Kraliyet’e seçkin topluluklarla ve Pierre Boulez’dan, David Zinman’a sıra dışı şeflerle çalışıyor.

    ACADEMY OF ST MARTIN IN THE FIELDS & JOSHUA BELL & STEVEN ISSERLIS & IAN BROWN

    Academy of St Martin in the Fields

    Sir Neville Marriner tarafından 1958 yılında kurulan küçük İngiliz orkestrası ilk konserini 1959’da verdi. Londra’nın önde gelen müzisyenlerinden oluşan ve şefsiz çalan orkestra, gördüğü ilgi ile giderek büyümeye başladı. Böylece Sir Neville kemanını bırakarak batonu almak durumunda kaldı. Başarılarını giderek arttıran topluluk kısa sürede özellikle kayıt stüdyolarının en çok aranan orkestralarından biri oldu. İngiltere’nin en saygın, prestijli müzik topluluklarından biri olan orkestra, oda grubundan senfonik orkestraya geniş bir yelpazede sahne almaktadır. Academy of St Martin in the Fields, Murray Perahia, Joshua Bell, Julia Fischer, Julian Rachlin, Janine Jansen ve Anthony Marwood gibi heyecan verici sanatçılarla da konserler vermektedir. The Times yazarı Richard Morrison, topluluğun adının yarattığı etkinin başka hiçbir orkestra İngiliz orkestrası ile kıyaslanamayacak kadar büyük olduğunu dile getirmiştir.

    Joshua Bell

    1967 yılında Indiana eyaletinde dünyaya gelen Joshua Bell, daha küçük bir çocukken evde bulduğu lastik bantları çamaşır çekmecesine gererek annesinin piyanoda çaldığı melodileri tekrar edince, ailesi müzik dehasının farkına varmış ve 4 yaşında keman derslerine başlatmıştır. Bell 2007’de klasik müzikte sıra dışı başarıları ödüllendiren Avery Fisher ödülünü, 2008’de ise sanattaki olağanüstü başarısından dolayı Akademi başarı ödülünü almıştır. Bell bugün hem virtüöz, hem oda orkestrası müzisyeni, hem de orkestra lideridir. 1713 yapımı  “Gibson Ex Huberman” adlı Stradivarus kemana sahip olan Bell, sosyal bir deney kapsamında Washington DC metrosunun duraklarından birinde kot pantolunu ve ceketiyle 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalmıştır. Karşılığında 32,17 dolar kazanmıştır. Bu denemesinden iki gün önce Boston’da verdiği konserin biletleri 100 dolardan satılmıştır.
    John Corigliano'nun Oskar ödüllü Kırmızı Keman soundtrack’inin solo keman partisini seslendiren Bell, film müziği bestecisi Hans Zimmer’la yaptığı ortak çalışmada Dan Brown’ın romanından uyarlanan 2009 yapımı Melekler ve Şeytanlar film müziğinde de solo keman partisyonlarını seslendirmiştir. Sanatçının geçtiğimiz sezon İş Sanat’ta verdiği konser büyük ilgi görmüştü.

    Steven Isserlis
    1958 yılında Londra’da doğdu. Isserlis solist ve oda müziği sanatçısı olarak ihmal edilmiş, unutulmuş eserleri gündeme getirmeyi kendisine görev edinmiştir. 1967'den bu yana çalmadığı önemli orkestra kalmayan, 15 albüm kaydeden, filozof Marks, besteci Mendelssohn ve kozmetikçi Rubinstein'ın akrabası olan İngiliz çellist Steven Isserlis, olağanüstü bir virtüöziteye sahip. Sanatçı ile ilgili dikkat çekici bir not şöyle: Önceki yıl ilk kez Prag konserinde Avrupa basınında ilk sayfada haber olmasının nedeni ön sıraya oturup uyuyakalan dinleyicisine attığı çiçekti. Gramophone dergisi hakkında “müzik ve müzik dünyasını varlığıyla zenginleştiriyor.” yorumunu yapmıştı.

    Ian Brown
    Müzik kariyerine fagot çalarak başlayan Ian Brown daha sonra piyanoda ustalaşmıştır. Çok yönlü bir müzisyen olarak dikkat çeken sanatçı, aynı zamanda orkestra şefliği de yapmaktadır. Solo olarak İngiltere’nin ünlü orkestralarıyla sahne alan Brown, Bach’tan Rachmaninof’a ve Bartók’a zengin bir repertuara sahiptir. Avrupa ve İskandinav ülkeleri dışında Orta Doğu, Güney Amerika, Singapur, Hong Kong ve Japonya’da konserler veren Brown duo olarak Mstislav Rostropovich, Henryk Szeryng, Ruggiero Ricci, Elisabeth Söderström, Felicity Lott, György Pauk, Ralph Kirshbaum ve James Galway gibi klasik müzik dünyasının önemli isimleriyle birlikte sahne almıştır.


    VADIM REPIN & NIKOLAI LUGANSKY

    Vadim Repin

    Vadim Viktorovich Repin 1971 yılında Batı Sibirya’da dünyaya geldi. Küçük yaşta müzik dehası olarak ünü Rusya’nın dışına ulaştı. 17 yaşında, dünyanın bir numaralı keman yarışması olan Kraliçe Elizabeth Müzik Yarışması’nı kazanan en genç isim oldu. Sanatçı, Sir Yehudi Menuhin, Pierre Boulez, Riccardo Chailly, Charles Dutoit, Michael Tilson Thomas, Esa-Pekka Salonen, Mstislav Rostropovich ve Riccardo Muti gibi şeflerle çalıştı. Albüm ve konserlerinde piyanist Boris Berezovsky, Martha Argerich ve Mikhail Pletnev, viyola ustası Yuri Bashmet ve çellist Mischa Maisky gibi dünyaca ünlü isimlerle bir araya geldi. Beethoven, Brahms, Mozart, Sibelius, Tchaikovsky, Prokofiev, Shostakovich ve Myaskovsky’nin keman konçertolarını kaydeden ve özellikle Rus ve Fransız müziğine yoğunlaşan Repin,  repertuarında 20. yüzyılın çağdaş bestecilerinin eserlerine de yer veriyor. Ana dili müzik olan Rus kemancı hem enstrümanıyla yarattığı zengin ses paletiyle hem de hayret uyandırmayı başaran ve baş döndüren tekniğiyle tüm dünyada seyircileri büyüleyen bir isim.

    Nikolai Lugansky

    Piyano eğitimini Tatiana Kestner, Tatiana Nikolayeva ve Sergei Dorensky’den alan Lugansky, 80’li yıllarda ve 90’ların başında uluslararası piyano yarışmalarında pek çok ödül kazandı.  10. Uluslararası Tchaikovsky Yarışması’ndaki performansı Pioneer Classics etiketiyle yayınlandı. Bu kaydı, Japonya’da yayınlananlar izledi. Dünyanın dört bir yanından sıra dışı şeflerle ve Vadim Repin, Alexander Kniazev, Anna Netrebko, Joshua Bell, Yuri Bashmet, Vadim Rudenko gibi müzisyenlerle çalıştı. Lugansky sahne performansları ve albüm kayıtlarının yanı sıra, Moskova Konservatuarı’nda eğitmenliğe devam ediyor.

    CAMERATA SALZBURG & ANDREA MARCON & THOMAS QUASTHOFF

    Camerata Salzburg
    Avusturya’nın önde gelen oda orkestralarından Camerata Salzburg, 1952 yılında Bernhard Paumgartner tarafından kuruldu. 1978-1997 yılları arasında topluluğun artistik direktörlüğünü üstlenen ünlü keman sanatçısı ve keman eğitmeni Sándor Végh, Camerata Salzburg’a bugünkü özgün tarzını ve duruşunu kazandırdı. 2007/2008 döneminde de Leonidas Kavakos Orkestrası’nın başına geçti. Camerata Salzburg’un ellinin üzerinde yayınlanmış kaydı bulunuyor.

    Andrea Marcon
    İtalyan şef, org ve klavsen sanatçısı ve erken dönem müziği uzmanı Andrea Marcon, eğitimini Basel Music Academy's Schola Cantorum Basiliensis’te tamamladı. Aynı dönemde İtalyan müziği üzerine uzmanlaştı. 1985 yılında Uluslararası Bach-Händel Yarışması’nda birincilik kazanan sanatçı, Barok operasını yeniden keşfetmeye yönelik çalışmalar yapıyor. 1983’ten 1987’ye kadar Basel müzik akademisinde çalışan Andrea Marcon,  org ve klavsendeki ustalığını orkestra yönetmekteki yeteneğiyle birleştirmeyi başaran nadir isimlerden. 2009 yılından bu yana La Cetra Barok Orkestrası’nın sanat yönetmenliği görevini yürüten Marcon, Schola Cantorum Basiliensis’te eğitmenlik yapıyor. Şef olarak gerçekleştirdiği kayıtları aralarında Diapason D’Or,  Vivaldi Award of the Cini Foundation ve Germany’s Echo Award’un da bulunduğu pek çok ödüle layık görüldü.

    Thomas Quasthoff
    1959 doğumlu Thomas Quasthoff, annesinin hamileliğinde Thalidomide adlı bir ilaç kullanmasından dolayı kol ve bacakları gerektiğinden çok daha az gelişmiş olsa da başarılı bir piyanist ve bas bariton olarak tüm engelleri yıkmayı başaran bir isim…  Hannover Konservatuvarı tarafından fiziksel engeli nedeniyle piyano çalamayacağı gerekçesiyle reddedilen sanatçı, bir hocadan özel dersler aldı. Hukuk eğitimine 3 yıl devam eden Quasthoff, radyoda sunuculuk, televizyonda dublaj gibi işler yaptı. 1988’de katıldığı “ARD Uluslararası Müzik Yarışması”nda birincilik ödülüne layık görüldü. 2003 Salzburg Festivali’nde Beethoven’ın ‘Fidelio’sunda Don Fernando rolüyle sahneye çıkan sanatçının 2006 çıkışlı “Watch What Happens” adında bir caz albümü bulunuyor. Solistlik kariyerine ek olarak Detmold Müzik Akademisi’nde eğitmenliğe devam eden sanatçı, 2000 yılında Klasik Vokal Performansı dalında Grammy Ödülü’ne layık görüldü. Ses aralığı Bach’ın barok kantatlarından solo caz emprovizelere kadar uzanan, kuşağının en çok dikkat çeken şancılarından Alman bas bariton Thomas Quasthoff, Berlin ve Viyana Filarmoni Orkestraları tarafından da sıklıkla konuk sanatçı olarak davet ediliyor.

    BASEL ODA ORKESTRASI & GIOVANNI ANTONINI & VIKTORIA MULLOVA

    Basel Oda Orkestrası
    1984 yılında İsvirçre’nin farklı konservatuarlarından mezun olan genç müzisyenler tarafından kurulan Basel Oda Orkestrası günümüzde Avrupa’nın en prestijli orkestralarından biri.  2006 yılında Förderpreis der Ernst von Siemens Musikstiftung ödülüne layık görülen topluluk, Windrose eğitim projeleriyle ayrıca “Junge Ohren”’ yarışmasının birincilik ödülünü de aldı. Topluluğun Giovanni Antonini yönetimindeki Beethoven senfonileri kaydı 2008’de ECHO Klassik ödülüne layık görüldü.

    Giovanni Antonini
    İtalyan şef Giovanni Antonini eğitimini Milano ve Cenevre’de tamamladıktan sonra flüt üzerine yoğunlaştı. Gustav Leonhardt, Christophe Coin ve Katia & Marielle Labèque gibi isimlerle birlikte çalışmalar ve ayrıca solo çalışmalar yapan müzisyen, 1985’te Luca Pianca ile birlikte “Il Giardino Armonico/The Harmonic Garden” adlı uluslararası müzik grubunun kuruculuğunu üstlendi. Farklı müzikal geçmişlerden ve disiplinlerden gelen müzisyenlerle birlikte yapılan bu çalışma sonucu “Italian Period Instruments Movement” ile hem İtalya’da hem de ülke dışında büyük ilgi ve takdir gördü. Şimdiye dek “Diapason d'Or”, “Choc de la Musique”, “Grand Prix des Discophiles”, “Gramophone Award”, “Echo-Preis”, “Cecila Award of Belgium”, “Fondazione Cini Award of Venice” ve de “Vivaldi Record Prize” gibi ödüllerin sahibi olan ünlü müzisyenin albüm ve kayıtları da klasik müzikseverlerin arşivlerinin vazgeçilmezleri arasına girdi.

    Viktoria Mullova
    1983 yılında, ülkesi Sovyetler Birliği’nden İsveç’e kaçan Mullova, henüz yirmi yaşındayken Sibelius Yarışması’nı kazandı. 1982’de Tchaikovsky Yarışması’nda altın madalya alan sanatçı müzik eleştirmenleri tarafından dünya üzerindeki en zarif, yaratıcı ve etkileyici kemancılardan biri olarak yorumlandı. Yaptığı klasik müzik kayıtları, özellikle de Bach’ın partitaları ve Brahms’ın konçertoları, sanatçıya birçok ödül kazandırdı ve kazandırmaya devam ediyor. Klasik müziğin yanı sıra Miles Davis, Beatles ve Bee Gees’in aranjmanlarından oluşan kayıtlar ve konser turneleri yapıyor. Dünyanın en büyük orkestraları eşliğinde konserler veren ve önemli şeflerle çalışan Viktoria Mullova, çok sayıda müzik festivalinin konuğu olmaya devam ediyor.

    JORDI SAVALL & HESPERION XXI & MONTSERRAT FIGUERAS

    Jordi Savall
    Dünyaca ünlü Jordi Savall, otuz yıldır Avrupa’nın müzikal mirası üstüne araştırmalar yapıyor, bulduğu eserleri viola da gambası ve Hesperion XXI adlı topluluğu yorumluyor. Yeniden hayata kavuşturduğu unutulmuş eserleri tüm dünyadaki müzikseverlere ulaştıran sanatçı, duyguyla yüklü bir müzik evrenini milyonlarca müziksevere tanıtmasıyla erken dönem müziklerinin ve viola de gamba’nın koruyucusu sıfatını kazandı. Avrupa Birliği’nin barış elçilerinden biri olan sanatçı; araştırmacı, yorumcu, öğretmen, proje yönetmeni nitelikleriyle tarihsel müziğe yeniden hayat veren en önemli yaratıcılardan biri kabul ediliyor. Alain Corneau’nun Dünyanın Tüm Sabahları adlı filmine yaptığı müzikle 2001 yılında “En İyi Film Müziği Cesar Ödülü”nü kazanan Savall, yılda yaklaşık altı albüm kaydı ve 140 konserle dünyanın en üretken sanatçılarından biri. Kudüs, İki Barışın Kenti başlıklı kitap-CD projesi ile 2008 yılında Müzik Akademisi’nin verdiği “Altın Orhphée” ve müzik yazarlarının verdiği “Caecilia 2008” ödüllerini kazanan sanatçı son olarak Cannes’da  “Midem Klasik Müzik Ödülü 2010”u aldı.
    Jordi Savall, geçen yıl Almanya’da “Händelpreis der Stadt Halle 2009” ve Katalan Hükümetine bağlı Ulusal Kültür ve Sanat Konseyi’nin verdiği “2009 Ulusal Müzik Ödülü”nü kazandı. 170’i aşkın albümü bulunan Jordi Savall aralarında “Grand Prix de Disque”, “Double Disc of Gold”, “Diapason d’Or”un da bulunduğu pek çok ödüle sahip.

    Hesperion XXI
    1974’te İsviçre Basel’de İspanyol müzik direktörü Jordi Savall, Montserrat Figueras, Hopkinson Smith ve Lorenzo Albert tarafından Hesperion XX olarak kurulan orkestra,  21. Yüzyılın başında ismini Hesperoion XXI olarak değiştirdi. Uluslararası arenada yüzlerce konser veren topluluk, 16. ve 17. yüzyıl İspanyol müziğini yaşatan en önemli orkestralardan.

    Montserrat Figueras
    1948 yılında Barselona’da doğan Figueras, küçük yaşta müzik ve sahne eğitimine başladı. 1968 yılında sanatçı Jordi Savall ile evlenen Figueras, Basel’de “Schola Cantorum Basiliensis” ve “Müsik Akademie”de eğitim aldı. Burada, erken dönem müziğinin çekiciliğine kapılıp bu alanda uzmanlaşmaya yöneldi. Barok ve Rönesans müziklerini yorumlamasıyla tanınan Ars Musicae topluluğuna katılarak 16. Yüzyıl İspanyol müziği üzerine çalışmalar yaptı. 1974’te Hesperion XXI topluluğunun kurucuları arasında yerini aldı.

    ARCADI VOLODOS

    Arcadi Volodos
    1972 doğumlu Rus piyanist, yaşayan en büyük piyanistlerden biri olarak kabul ediliyor. İlk albümünü 1997 yılında çıkaran ve “piyano dahisi” olarak anılan Rus sanatçı daha şimdiden bir fenomen kabul ediliyor. Olağanüstü virtüözitesi, eşsiz renk ve ritim duygusu ile şiirselliği onu yoğun hikâyelerin romantik anlatıcısı yapıyor.  Volodos, aralarında Berlin Filarmoni, New York Filarmoni, İsrail Filarmoni, Boston Filarmoni, Chicago Senfoni ve Concertgebouw Orkestrası’nın da bulunduğu pek çok toplulukla sahne aldı.


    VARŞOVA SENFONİ & MAXIM VENGEROV & RENAUD CAPUÇON

    Varşova Senfoni
    1984 yılında efsanevi keman sanatçısı Yehudi Menuhin tarafından kurulan Sinfonia Varsova, aralarında New York Carnegie Hall, Paris Théatre des Champs Elysées, Londra Barbican Hall, Viyana Musikverein, Buenos Aires Teatro Colon ve Tokyo Suntry Hall’un da bulunduğu dünyanın en ünlü konser salonlarında gerçekleştirdiği performanslarıyla büyük ilgi görüyor. 18. yüzyıldan çağdaş kompozisyonlara oldukça geniş bir repertuara sahip olan Orkestra’nın yayınlanmış, 200’ün üzerinde kaydı bulunuyor. Hakkında ünlü piyanist Martha Argerich’in “harika birinci sınıf, sadece Polonya’nın değil dünyanın en iyi orkestralarından biri” ve şef Yehudi Menuhin’in “başka hiçbir orkestra hem şef hem de solist olarak çalışmalarımda bana Varşova Senfoni kadar tatmin vermedi” dediği Varşova Senfoni’nin günümüzdeki müzik direktorü ünlü Fransız şef Marc Minkowski.

    Maxim Vengerov
    Maxim Vengerov, 1974 yılında Sovyet Birliği’nde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası müzisyen olan sanatçı, 5 yaşında keman eğitimi almaya başladı. Babası Novosibirsk Filarmonik Senfoni Orkestrası’nın ilk obua sanatçısı olan Vengerov 11 yaşında 8. Uluslararası Tchaikovsky Yarışması’nın açılış konserinde çaldı. 15 yaşında Londra’da düzenlenen Carl Flesch Uluslararası Keman yarışmasında 5 ödül kazandı. Aralarında Londra’daki Kraliyet Müzik Akademisi’nin de bulunduğu çok sayıda uluslararası konservatuardan fahri profesörlük unvanı alan Vengerov, 1997’de UNICEF tarafından müzik elçisi tayin edilen ilk klasik müzik sanatçısı oldu. Vengerov 2008 yılında keman kariyerine ara vererek akademisyenlik ve şefliğe yöneleceğini açıkladı. Akıl hocası Mstislav Rostropovich’in izinden giderek enstrümantalist olarak zirvede olduğu bir dönemde şefliği seçti. Sanatçı kariyerine hem keman virtüözü hem de şef olarak devam ediyor.

    Renaud Capuçon
    1976 doğumlu Renaud Capuçon Paris Konservatuvarı’ndaki eğitimini tamamladıktan sonra, Berlin’de Thomas Brandis ve Isaac Stern ile çalıştı. 34 yaşındaki genç kemancı, Fransa’da “Yılın Genç Yeteneği” ve “Yılın Yükselen Yıldızı” ödüllerine layık görüldü. Claudio Abbado tarafından davet edildiği Gustav Mahler Jugendorchester’de Pierre Boulez, Seiji Ozawa, Daniel Barenboim, Franz Welser-Moest ve Abbado gibi şeflerle çalıştı. Oda müziği konserlerine de çok önem veren Capuçon’un çalıştığı sanatçılar arasında kardeşi Gautier Capuçon, Martha Argerich, Daniel Barenboim, Elena Bashkirova, Hélène Grimaud, Yefim Bronfman, Myung-Whun Chung, Stephen Kovacevich, Katia and Marielle Labèque, Mikhail Pletnev, Jean-Yves Thibaudet, Vadim Repin, Yuri Bashmet, Truls Mork, Paul Meyer gibi klasik müziğin önde gelen isimleri var. Virgin Classics’ten çıkan son albümünde Beethoven ve Korngold konçertolarını Rotterdam Filarmoni ve Yannick Nezet-Seguin ile birlikte yorumlayan Capuçon, daha önce Isaac Stern’e ait olan 1737 yapımı Guarneri del Gesù “Panette” kemanını eline aldığında sıra dışı bir performans sergiliyor.

    Tango Fire Company of Buenos Aires – Tango Fire
    Buenos Aires’in en ateşli tango topluluğu Tango Fire Company of Buenos Aires, topluluğun baş dansçısı ve koreografi direktörü Yanina Fajar ve sahne aldığı 3’ü tango şampiyonu 10 göz kamaştırıcı dansçıya 4 virtüöz müzisyen, aralarında tango kralı Carlos Gardel’in şarkılarının ve efsanevi Piazzola’nın müziklerinin de bulunduğu, tangonun en görkemli yapıtlarıyla eşlik ediyor. Gösterilerinde dünyanın en etkileyici ve heyecan verici dans biçimi olan tangonun tarihine doğru bir yolculuğa çıkaran Tango Fire Company of Buenos Aires bugün dünyanın en önde gelen tango topluluklarından…  Arjantin’in kırmızı ışıklı sokaklarından balo salonlarına uzanan hikâyesini sahneye taşıyan Tango Fire, Londra, Sydney, New York, Shanghai ve Hamburg başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaptığı gösterilerle tango ateşini yakmaya devam ediyor. New York, Londra, Barselona, Şanghay ve Capetown’daki tüm sezon biletleri tükenen, göz kamaştıran performanslarıyla dünyanın en çok alkışlanan tango topluluklarından Tango Fire Company of Buenos Aires akılları baştan alan ve büyük ses getiren gösterileri Tango Fire İş Sanat’ta olacak.

    Michel Camilo
    Besteci ve piyanist Michel Camilo, 1954 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde dünyaya geldi. Çocukluğundan itibaren müziğe ilgi duyan Camilo, ilk şarkısını 5 yaşında besteledi. 16 yaşına geldiğinde Dominik Cumhuriyeti Ulusal Senfoni Orkestrası’na dahil oldu. Müzikal arayışlar içerisinde Mannes ve Julliard’da okudu. New York’taki Carnegie Hall’daki ilk konserini 1985 yılında veren sanatçı, Dominik Senfoni Orkestrası’na davet edildi. 1988’de kendi ismiyle yayınladığı ilk albümü büyük başarıya ulaştı. Ardından On Fire albümüyle Billboard Dergisi tarafından “Yılın Caz Albümü Ödülü”ne layık görüldü. Caribe adlı eseri Katia ve Marielle Lebeque ve Dizzy Gillespie tarafından kaydedilen Camilo’nun Blue Note ve Grammy Ödülleri bulunuyor.

    Chucho Valdes
    Ünlü caz piyansiti Bebo Valdes’in oğlu olan Chucho Valdes, 1941 yılında Küba’da doğdu. Piyanist, besteci, aranjör ve grup lideri olan Valdes, 1972 yılında Küba’nın en meşhur Latin Caz grubun Irakere’yi kurdu. Üç Grammy ödüllü Chucho Valdes, 2006 yılında Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi seçildi. 1961'den bu yana başta efsanevi Irakere olmak üzere kurduğu topluluklar, 50'yi aşkın ülkede verdiği konserler, 52 albümü ve beş Grammy Ödülü'yle caz dünyasının son derece üretken figürlerinden biri olarak tanınan Chucho Valdes; kariyeri boyunca Herbie Hancock, Kenny Barron, Michael Camilla, Chick Korea, Gonzalo Rubalcaba, Brandford ve Winton Marsalis, Carlos Santana, Dizzy Gillespie, George Benson, Taj Mahal, Jack Dejonnette, Ron Carter ve daha birçok ünlü müzisyenle aynı sahneyi paylaştı. Valdes, caz tarihinin en iyi beş piyanistinden biri olarak kabul ediliyor.

    David Sanborn
    Saksafonun simgeleşen ikonu David Sanborn, içten yorumu ve kendine özgü stiliyle imza attığı sayısız çalışmayla bugün enstrümanın modern tınısının tanınmasında büyük bir paya sahip. Kariyerine başladıktan çok kısa bir süre sonra enstrümanına altın dokunuşlarıyla fark edilen usta saksafon, David Bowie, Eric Clapton, Miles Davies, Eagles, The Rolling Stones, Bruce Springsteen ve Stevie Wonder gibi pek çok ünlü isim ve grubun albüm kayıtları ve konser turlarında yoğun bir şekilde yer aldı. 6’sı Grammy ödüllü 23 solo albümü bulunan sanatçı, eşsiz performansı duyulduğunda tanınabilen çok az sayıdaki müzisyenden biri. Rock‘n roll’dan R&B, pop ve caza uzanan eklektik tarzıyla çok sayıda müzisyene esin kaynağı olan Sanborn, tüm zamanların en ünlü saksafon icracılarından biri olarak kabul görülüyor.

    David Murray
    Amerikalı saksafon ve bas klarinet sanatçısı David Murray,  Albert Ayler ve Archie Shepp gibi cazcılardan etkilendi. Bestelerinde ve performanslarında çeşitliliği benimseyen Murray, kendi kuşağının aksine John Coltrane yerine Coleman Hawkins, Ben Webster gibi isimleri örnek aldı. Buna rağmen Coltrane anısına yaptığı kayıt büyük beğeniyle karşılandı. Oliver Lake, Julius Hemphill ve Hamiet Bluiett ile birlikte World Saxophone Quartet’i kuran Murray, Henry Threadgill, James Blood Ulmer, Olu Dara, Tani Tabbal, Butch Morris, Donal Fox, McCoy Tyner, Elvin Jones, Ed Blackwell, Johnny Dyani ve Steve McCall gibi isimlerle çalıştı. Nefes alma tekniği sayesinde şaşılacak derecede uzun parçaları çalabilen Murray, dünyanın dört bir yanında konserler veriyor.

    Omara Portuondo
    Omara Portuondo, İspanyol kökenli zengin bir ailenin kızı olan bir anne ve beysbol oyuncusu bir babanın çocuğu olarak Küba’da dünyaya geldi. Kariyerine Havana’daki bir kulüpte dans ederek başlayan Omara, 50’lerin başında Cuarteto Las D’Aida isimli bir grup kurdu. Omara o zamanlar Nat King Cole’un temsil ettiği Amerikan cazı ve Küba müziğinin romantizm efsanesini benimsedi. Grubu dağıldıktan sonra Küba’da pek çok gruba, pek çok albümde vokalistlik yaptı. Buena Vista Social Club ile tanışması ise hayatının dönüm noktası oldu.  Bugün Buena Vista Social Club’ın hayatta kalan tek üyesi olan Portuondo yoğun turne programının yanında Kübalı hayranlarını ihmal etmiyor. Bu sene 80. yaşını kutlayan Omara, yeni albümü Gracias’ta hayranı olduğu besteci ve söz yazarları ile çalıştı. Chucho Valdés, Richard Bona ve Cihico Buarque gibi efsanevi isimler de bu albümde Omara için ilk kez bir araya geldi.

    Eliane Elias
    Caz piyanisti, aranjör, vokal ve söz yazarı Eliane Elias piyano çalmaya 6 yaşında başladı. Sao Paulo’da bir müzik merkezinde eğitim aldı. Brezilyalı şarkıcı ve gitarist Toquinho ve şair Vinicius de Moraes iel birlikte Güney Afrika turnesine çıktı. 1981 yılında Avrupa turnesi sırasında caz basçısı Eddie Gomes, New York’a taşınması konusunda onu cesaretlendirdi. Burada Steps Ahead grubuyla bir albüm yapan Elias, ardından trompetçi Randy Brecker ile evlendi. Eliane Elias, 1988 yılında caz eleştirmenleri tarafından “yılın yeni yeteneği”  ödülüne layık görüldü. Dikkate değer pek çok albümü bulunan ve bir albümünde Herbie Hancock ile düet yapan Elias, bu çalışmayla Grammy’ye aday gösterildi. 2009 çıkışlı albümü Bossa Nova Stories ile Bossa Nova klasiklerini dinleyicilerle buluşturan müzik devleri arasındaki yerini aldı.

    Jane Monheit
    New York, Long Island’da büyüyen Jane Monheit, şarkı söylemeye küçük yaşta başladı. Manhattan Müzik Okulu’ndan birincilikle mezun olan Monheit, dünyanın belli başlı konser salonlarında, kabare ve caz kulüplerinde konserler verdi. İçten ve romantik yorumuyla caz ve kabare dünyasının en beğenilen isimlerinden biri haline geldi. Son albümü Home ile ilgili olarak Monheit, “Eve dönmek ve en çok sevdiğim şeyi yapmak istedim yani köklerime döndüm. Benim için eski bir caz standartını söyleyip ona kendi yorumumla hayat vermek gibisi yoktur.” diyor. Bugüne dek yedi albüm yayınlayan şarkıcı, Over the Rainbow şarkısıyla milyonlarca dinleyiciye ulaştı. Zamanının büyük kısmını grubuyla birlikte turnede geçiren Monheit’ın uluslararası senfonik topluluklarla verdiği konserler büyük ilgi görüyor.

    Dianne Reeves
    Dört Grammy ödülü sahibi Dianne Reeves günümüzün tartışmasız en etkili kadın caz vokallerinden birisi olarak kabul ediliyor.  Albümlerinden çok sahnede gösterdiği muhteşem ses performansıyla ün yapan Reeves, yumuşak ama güçlü sesiyle pop cazdan “gospel”e, blues’dan caza uzanan geniş repertuarı ve doğaçlamalarıyla büyük beğeni topluyor.
    Müzisyen bir aileden gelen Reeves, müziğe çocukluk yaşlarında başlayan sanatçılardan. Sergio Mendes ve Harry Belafonte gibi önemli müzisyenlerle çalıştıktan sonra 1977 yılında Welcome To My Love albümüyle solo kariyerine adım atan Reeves, 1994’ten beri sadece caz söylüyor. Bir konuşmasında "Ben, öldü denilen caz müziğine hayat vermeye çalışıyorum." diyen Reeves, aldığı ödüller ve dünya çapındaki hayran kitlesiyle bunu kesinlikle başarıyor.

    Mayra
    Cesaria Evora’nın topraklarından gelen ve onun tahtına aday gösterilen Mayra Andrade, 1985 yılında Küba’da dünyaya geldi. İlk yıllarını Cape Verde’de geçiren sanatçı 90’lı yıllarda başta Senegal, Angola ve Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde yaşadı. 6 yaşından itibaren Fransızca konuşabilen sanatçı, 2000’li yıllarda farklı kültürlerin buluştuğu kozmopolit şehir Paris’e taşındı. Bu şehir Mayra’nın hayatında hem müzikal hem de kişisel anlamda çok büyük anlam ifade etmeye başladı. Gitarla kendi bestelerini ve şarkı sözlerini yazan sanatçı ilk albümünün ardından verdiği konserlerle hayran kitlesini genişletti. 2006 çıkışlı Navega ve 2008 çıkışlı Storia.. Storia… albümleri büyük ilgi gördü.

    Soweto Gospel Choir
    3 Grammy ödüllü Güney Afrikalı gospel topluluğu Soweto Gospel Choir, David Mulovhedzi ve Beverly Bryer tarafından kuruldu. 30’dan fazla üyesi olan topluluk “Afrikan gospel”, siyahi dini figürler, reggae ve popüler Amerikan müziği öğelerini harmanlıyor. İlk kez Nelson Mandela Günü’nde sahne alan Soweto, o zamandan beri dünya çapında turnelere çıkıyor. Blessed and African Spirit albümleriyle “geleneksek dünya müziği” dalında iki yıl üst üste Grammy ödülüne layık görülen topluluk, 2007 yılında Live Earht’ün Güney Afrika ayağında muhteşem bir konser verdi. 81. Akademi Ödülleri’nde WALL-E filminde John Legend’a eşlik ettikleri Down To Earth şarkısıyla ödülü kucaklayan Soweto Gospel Choir, son olarak 2010 Dünya Futbol Şampiyonası finalinde yaptıkları gösteriyle milyonlarca insana ulaşmayı başardı.

    Viktor Lazlo
    Asıl adı Sonia Dronier olan sanatçı sahne adını ünlü Casablanca filminde Paul Henreid’in oynadığı Viktor Lazlo karakterden almıştır. Fransız asıllı Belçikalı olan sanatçı profesyonel kariyerine 1980'li yılların başında mankenlikle başlamıştır. Müzikteki başarılarının yanı sıra, TV programı sunuculuğundan, dizi ve tiyatro oyunculuğuna kadar farklı alanlarda başarılı çalışmalara imza atmıştır. Soft müzik tarzıyla Türkiye'de ve dünyada büyük beğeni toplayan Lazlo, özellikle Latin müziğine getirdiği romantik yorumla dikkatleri çekmektedir.

    /images/100/0x0/55eac751f018fbb8f8962494Paco Peña
    1942’de İspanya Córdoba’da doğan Francisco Peña Pérez gitar çalmaya 6 yaşında başladı. İlk profesyonel konserini 12 yaşındayken verdi. 1960’ların sonuna doğru İspanya’dan ayrılarak Londra’ya yerleşti. New York Carnegie Hall, Londra Royal Albert Hall, Amsterdam Concertgebouw gibi önemli yerlerde konserler verdi. Dünyada ilk defa, 1985 yılında flamenko gitar üzerine Rotterdam Konservatuarı’nda ders açtı. Ünlü gitarist Eduardo Falú dışında Chilean ve Inti Illimani gibi gruplarla da çalan Peña, 1997’de İspanya Kralı Juan Carlos tarafından kraliyet madalyası ile ödüllendirildi. Doğduğu şehir olan Córdoba’da “Centro Flamenco Paco Peña” adında bir merkez kuran sanatçı aynı zamanda ünlü Córdoba Gitar Festivali’nin gerçekleşmesinde büyük katkı sağlamaktadır.

    Ute Lemper
    Dans, tiyatro, kabare, sinema, yazı, resim ve tabii ki müzik... Dokunduğu her alanda başarısını kanıtlayan Lemper, buğulu ve tarihin sayfaları arasından kopup gelen sesi, gizemli güzelliği ve karizması ile yirmi yılı aşkın süredir attığı her adımla büyüyen bir efsane…  Cats’den All That Jazz’e, Peter Pan’den Mavi Melek’e büyük yapımlardaki rolleri, Philip Glass, Nick Cave, Tom Waits, Elvis Costello gibi sanatçıların yalnız onun için yazdığı şarkılara kattığı muhteşem yorum, Marlene Dietrich ve Edith Piafın şarkılarına hayat verişi, rol aldığı filmlerdeki karakterlere getirdiği renk ve derinlikle dört dörtlük bir sanatçı.

     

     

     

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı