Huzurevi sakinlerinden ramazan anıları

Güncelleme Tarihi:

Huzurevi sakinlerinden ramazan anıları
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 22, 2018 11:57

Huzurevi sakinlerinden ramazan anıları

Haberin Devamı

Yavuz YILMAZ/ İNEGÖL (Bursa), (DHA) –BURSA’nın İnegöl ilçesindeki huzur evinde yaşayan yaşlılar, eski dönemlerdeki ramazan aylarını anlattılar.

İnegöl Belediyesi Huzurevinde kalan eski topraklar, “Ah şu eski Ramazanlar” diyerek eski Ramazanları arıyorlar. Geçmişteki Ramazanlarda manevi havanın çok daha yüksek olduğunu belirten yaşlılar, eskiden insanların çok zor şartlarda olmalarına rağmen oruçlarını yemediklerini ifade ettiler. Eskiden yokluk olduğunu ama huzurla yaşadıklarını belirten yaşlılar, “Şimdi ise bolluk var ama insanlarda huzur yok” dediler.

ESKİ RAMAZANLARI ARIYORUZ

İnegöl Belediyesi Huzurevinde kalan 83 yaşındaki Nurettin Aydın, Ramazan aylarının eskiden çok güzel geçtiğini belirterek, “Eskiden yaşlılar sayılıyordu. Ramazanlarda akrabalara gidiliyordu. Büyüklerin küçüklere, küçüklerinde büyüklere sevgisi, saygısı vardı. Birlik beraberlik eskiden daha fazlaydı. Yokluk insanları bir arada tutuyordu. Şimdi varlık insanları birbirinden uzaklaştırdı. Bunun için eski Ramazanları arıyoruz. Şimdi alt kattaki komşu üst kattaki komşusuna çıkmıyor. Komşuluk dahi kalmadı. Benim üç tane çocuğum, 11 tane torunum var. Bayramdan bayrama ‘Baba ne yapıyorsun.’ ‘İyiyim’ O kadar. Eskiden böyle değildi. Babalar, anneler baş tacıydı. Her zaman onların sözü dinlenirdi. Şimdi küçükler, büyüklere otobüste olsun, kahvede olsun yer vermiyor. Bu duruma geldik. Neden geldik? Herhalde bunu varlık, para yaptı. Biz para görmedik. Ben 1952 yılında evlenirken, ayağımda lastik ayakkabı vardı. Şimdi insanların ayakkabıları dolaplara sığmıyor. Bir de olanı da beğenmiyorlar” dedi.

ASIL FAKİRLİK O GÜNLERDE YAŞANIYORDU

“Bizler yokluğu da gördük, varlığı da gördük” diyen Aydın, “Biz çok çektik. Allah bu günlerimizi aratmasın. Bugünlerde aç kalmaz, parasız kalmaz. Biz köyde yaşardık. Kendimiz biçip, kendimiz ekiyorduk, kendimiz yiyorduk. Ben 30 kuruş biriktirdiğimde merkeze yürüyerek gelerek sinemaya giderdim. Bugün ise bin lira cebimde geziyor. Fakirlik o günlerde yaşanıyordu. Babamdan 25 lira harçlık beklerken, 25 kuruş alırdık. Sorduğumuz ‘Oğlum ne yapayım, yok’ derdi. Ben 12 yaşında 30 kuruş yevmiyeyle çalışırdım. Hem gece hem gündüz çalışırdım. 32 lira o zaman un çuvalının fiyatı. Bir hafta çalışıyorduk bir çuval unun parasını çıkaramıyorduk. Bugünlerimize çok şükür. Yokluktan bugün ganimete geldik. Devletten yaşlı aylığı alıyorum. Harcayamıyorum bile. Devlet burada bana bakıyor. Her şeyim bedava. Ben bu devlete nasıl şükretmeyeyim?” diye konuştu.

RAMAZAN AYLARI ESKİDEN BİR HOŞTU

Huzurevi sakinlerinden 86 yaşındaki Ahmet Altın ise, “Eskiden gıda anlamında bolluk yoktu. Medeniyette geriydi, cahillik vardı. Şimdi bolluk var, medeniyet var ama birlik ve beraberlik yok. Ramazanlarda kadınlar, çocuklar ve yetişkinler için farklı programlar yapılırdı. Yoklukta insanlar orucunu bozmazken, şimdi varlıkta oruç tutmayanlar çok. Hastalık nedeniyle tutmayanlar hariç, keyfi oruç tutmayan çok insan var. Sağlığı yerinde, gücü kuvveti yerinde ama oruç tutmuyor. Bu olmaz. İnsanlar eskiden yokluk içindeyken, oruçlarını aksatmadan tutardı. Ramazan ayları eskiden bir hoştu. Çocuk dahi olsak biz Ramazanda sahur yemeğine kalkmayınca oturup ağlardık. Şimdi ise tam tersi” diye konuştu.

ŞİMDİ RAMAZANLAR BİR DEĞİŞİK

Huzurevi sakinlerinden Nazif Can’da, “Ramazanlar da hep birlikte yemekler yenildiğini ifade ederek, “Akrabalarımızla, komşularımızla bir araya gelip, yemek yer sohbetler ederdik. Şimdi ise bir değişik. Kimse kimseye gitmiyor. Eskiden millet birbirini iftara almak için koştururdu. Şimdi herkes kendi kendine iftar ediyor. Sadece iftarlarda değil, iftardan sonra da komşular birbirlerine gider, çay içerdi. Yaşlılar bir araya gelip gençlere nasihatler ederlerdi. Kur’an okurlardı. Millet birbirine yemek taşırdı” şeklinde konuştu.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!