GeriGündem Watergate gibi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    133
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Watergate gibi

Watergate gibi
refid:26093147 ilişkili resim dosyası

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, istifasına yol açan görüntülerle ilgili olarak Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kaydı için, “Böyle bir şey kabul edilemez. Vahim bir tezgâh. İddianın muhatabının açıklama yapmasını bekliyorum” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ise “Bu Watergate skandalının bir başka versiyonu. Ahlaksızlığı bu boyuta getiren bir kişi Başbakanlık koltuğunda oturamaz” tepkisini gösterdi.

Watergate gibi Sosyal medyadan kaldırttım

Açıklasın

ESKİ CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifasıyla sonuçlanan süreci başlatan video görüntüsüyle ilgili olarak Başbakan Tayyip Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kaydına ilişkin, “İddiaların muhatabını açıklama yapmaya davet ediyorum” dedi. Yerel seçim kampanyası kapsamında dün Afyonkarahisar’da bulunan Baykal, şöyle konuştu: “Ortaya atılan iddialar yenilir yutulur gibi değil. Böyle bir şey kabul edilemez. Hiçbir hukuk devletinde, demokratik bir siyaset ortamında akla hayale gelmeyecek vahim bir tezgâh. Bu aklın, mantığın, vicdanın, hukukun izah etmesi mümkün olmayan bir tablo. Bu yepyeni vahim bir kırılmadır. Böyle bir olay eğer gerçeği yansıtıyorsa onu gerçekleştiren insanların aynaya bakma, benim yüzüme bakma hakları yok demektir. İddiaların muhatabının açıklama yapmasına ihtiyaç var. Ben iddianın muhatabını açıklama yapmaya davet ediyorum, bir açıklama yapmasını bekliyorum.”

Watergate gibi

AHLAKSIZLIĞIN BÖYLESİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Baykal’ın çağrısına benzer bir çağrıyla Başbakan Erdoğan’a seslendi. Kılıçdaroğlu, “Başbakanlık koltuğunda oturan zatın süratle bir açıklama yapmasını bekliyorum. Ahlaksızlığın bu boyutu dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiştir. Bu, Amerika’da yaşanan Watergate Skandalı’nın bir başka versiyonudur. Zaten bu olayın faillerinin bugüne kadar ortaya çıkmamasının asıl nedeni de budur. Asıl fail odur. Ahlaksızlığı bu boyuta getiren bir kişi Başbakanlık koltuğunda oturamaz” dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

GÖZLÜĞÜNÜ TAKIP NELERİ İZLEDİ BİLİYORUM

“Erdoğan bu oyunun içinde, bütün bu kirli işlerin içinde. Ahlaksızlığın içinde. Bunu gayet net olarak biliyorum. Gözlüğünü takarak neleri izlediğini çok iyi biliyorum. Olay ortaya çıktığında, ‘MİT’e talimat verdim, olay aydınlanacak’ dedi. Ben genel başkan olduktan sonra, MİT’e Erdoğan’ın böyle bir talimat vermediğini söyledim. Hiç ses çıkarmadı, çünkü MİT isteseydi o olayı ortaya çıkarırdı ve suçluyu da Recep Tayyip Erdoğan olarak görürdü ama girmedi o işe. Şimdi ‘O görüntüleri ben kaldırttım.’ diyor. Sen hâkim misin? O görüntüleri kaldırtan, Sayın Baykal’ın avukatları. Gittiler başvurdular ve kaldırdılar. Hâlâ yalan söylüyor. Hayatımda bu kadar yalan söyleyen bir siyasetçiye hiç rastlamadım. Gerçekten bazen hayret ediyorum, bir insan nasıl bu kadar çok yalan söyleyebilir? Montaj diyor, ne montajı? Benim izlediğim görüntü sadece o değil, gözlüğünü takarak izlediği birden fazla görüntü var. Ben bunları gayet iyi biliyorum. Gün olacak, onun önüne çıkarılacak zaten bunların hepsi. O nedenle diyorum, izzetiikbal ile oradan ayrılması lazım. Bataklıkta çırpınan insanlar batarlar, kurtulamazlar. Kendi kurtuluşu yok orada.”

TELEFONDA GÖRÜŞTÜLER

Baykal ve Kılıçdaroğlu, dün sabah itibariyle iki kez telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede ikili, Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kaydıyla ilgili geniş çaplı değerlendirmelerdu bulundu.

İktidarın bilgisi ve onayı olmadan yapılamazdı

10 Mayıs 2010’da düzenlediği basın toplantısıyla CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa eden Deniz Baykal “Anamuhalefet liderinin hukukuna, ahlakına tecavüz eden bu kadar kaba bir komplo tezgâhının, iktidar zirvesinin bilgisi ve onayı olmadan, son 2 hafta içerisinde hazırlanıp piyasaya sürülmesi söz konusu bile olamaz. Olay sonrasında sergilenen sözde iyi niyetli, hakşinas olmaya çalışan yapay tavırlar, üzüntü beyanları, perde arkasındaki tezgâhın suçluluğunu örtbas etmeye yetmez... Komployu ayıplar gibi yapanlar, aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir” demişti.

BAŞBAKAN’IN ‘PARALEL’ İDDİASI

İstifası sonrasında yaptığı açıklamalarda da bu tezini yineleyen Baykal, Başbakan Erdoğan’ın “Komployu paralel devlet kurdu” iddialarına da, “Sayın Fethullah Gülen’in yakınında yer alan birisi beni arayarak, bu işten büyük üzüntü duyduklarını ve olayı ayıpladıklarını samimi olarak bilmemi istediklerini, söylediler. Ben bu ifadeleri reddetmek için bir gerekçe görmedim. Akla gelen bir çevre bana ‘Bu ayıp’ dedikten sonra ben buna inanırım. Sayın Başbakan bu konuda ciddi bir tespit ortaya koyarsa, ben de bu tespiti açık kafayla değerlendirmeye hazırım” karşılığını vermişti.

Ya faili bulur, ya istifa eder

Watergate gibi

Umut Oran (CHP Genel Başkan Yardımcısı): Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanı da dinlenmiş bu da ortaya çıkacak’ ve ‘Eski İçişleri Bakanı’nın da kasetleri var’ AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ise büyük bir yalan söyleyerek “Deniz Baykal’a kurulan komplonun arkasında Umut Oran var, bunu biliyoruz” demişti. Bu açıklamalardan CHP, MHP ve diğer kişilere ait kasetlerin AKP yönetiminin bilgisi dahilinde olduğu görülmektedir. Baykal ve MHP yöneticilerine ait olduğu söylenen kasetlerin çıkmasının üzerinden yıllar geçti, ancak sorumlular bulunmadı, aranmadı, kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmadı. Bu zamana kadar bu kasetlerin hangi yollarla edinildiği, kimler tarafından servis edildiği AKP hükümeti tarafından ortaya konulmamış, sorumlular yargı önüne çıkartılmamıştır. Sükut ikrardan gelir. Unuttuysa hatırlatayım kendisi hükümetin başındadır. Suç varsa suçluyu ortaya çıkartmak kendisinin görevidir. Ya failleri hemen bugün ortaya çıkartacak ya da hemen bugün istifa edecek. Bu kasetlerin AKP yönetimini bilgisi, emri ve talimatıyla çekilerek sızdırıldığı yönünde güçlü şüpheler geçerlilik kazanmaktadır.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle