GeriGündem Ulusal servetimiz giderken
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ulusal servetimiz giderken

SEVGİLİ okuyucularım, bugün size somut bir olay anlatacağım. Daha doğrusu Hüseyin Tutar anlatacak, ben onun ağzından yazacağım. Kimdir Hüseyin Tutar? Tekstil sektörünün içinden gelen bir makine mühendisi. Adana AKP kurucu İl 2. Başkanı. Son seçimde AKP’den milletvekili aday adayı. Yine AKP iktidarı tarafından geçtiğimiz eylül ayında Çukobirlik Genel Müdürlüğü’ne atandı. Fakat olanları görünce dayanamadı, karşı çıktı ve derhal görevden alındı. Şimdi Hüseyin Tutar’ın bana yazılı ve sözlü olarak anlattıklarını size özetleyerek aktarıyorum. Lütfen dikkatle okuyunuz: ‘Çukobirlik Adana’da kurulu, dünyanın en büyük 3. entegre tekstil tesisi. Bu dokuma fabrikalarında tarladan alınan pamuk işleniyor ve baskılı bez olarak müşteriye satılıyor. Fabrikalar 2 yıldır çalışmıyor. Bu süre içerisinde makinelerin bakımı yapıldı. Fabrikalar zarar ediyor diye kapatılmış; çünkü başında işten anlayan kimseler yok. Geçmişte burada tam 5500 kişi çalışırdı. Geçen yıl yönetim, fabrikalardaki makineleri satma kararı alıyor. İhale açılıyor. Ağustos 2004’te bir Pakistan firması bu makinelere 8 milyon 65 bin dolarlık teklif veriyor. Pazarlık sonrasında fiyat 8 milyon 900 bin dolar oluyor. Son derece düşük bir bedel. Bunlar satılıp Dubai’ye gidecek. İhale sadece makineler için açılıyor. Oysa orada 250 bin metrekare kapalı alan var, ekmek yiyen işçiler var. Onlar ne olacak? Eylül ayında bu işi önlemek için Çukobirlik Genel Müdürü yapıldım. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül durumu zaten biliyordu. Gül, Sanayi Bakanı Ali Coşkun’u arayıp olanları anlattı. Coşkun benimle görüştü. Bu satıştan vazgeçelim, makineler gitmesin, fabrikalar çalışsın, büyük kazık yiyoruz diye çok yalvardım. Fakat yönetime kabul ettiremedim. Abdullah Bey de yurtdışı gezileri nedeniyle konuyla daha fazla ilgilenemedi.Üstelik genel müdür olduğumda, önüme firma lehine hazırlanmış bir ek sözleşme geldi. Soyguna alet olmayacağımı söyleyip imzalamadım. Yönetim Kurulu hemen savunma istedi ve ertesi gün kendileri tarafından görevden alındım. Bu makineler en az 50 milyon dolara satılır. Bu tesisleri Türkiye’de yeniden kurmaya kalksak maliyeti yüzlerce milyon doları bulur. Bu olay Adana’da yerel medyada çok çıktı; ama Türkiye geneline yansımadı. Satılan makine sayısı 604. Şimdi bunların 72’si Mersin limanında Dubai yolculuğunu bekliyor. Ötekiler de yavaş yavaş gidecek. Makineler, koskoca kazanlar, petekler, metal aksam ne varsa hepsi bedavaya gidiyor. Savcılığa suç duyurusunda bulundum, bakanlıktan müfettiş istedim, CHP milletvekili Tacidar Seyhan soru önergesi verdi; ama sonuç sıfır. Bu işin içinde bazı AKP milletvekilleri ile Adana İl Yönetimi’nden bazı kimseler olduğu duyumunu alıyorum. Bu tesisler aslında 6 ay içerisinde birkaç bin kişiye iş verecek şekilde çalıştırılırdı. Ortada büyük bir yağma var. Adana’da tekstil sektörünü zaten bitirdiler. Şimdi dünyanın 3. büyük tesisi de elden böyle çıkarılıyor. Hem de yok pahasına.’ * * *Bunları sıradan biri iddia etmiyor. Konuşan kişi AKP’li. Bu parti tarafından yakın geçmişte Çukobirlik Genel Müdürü yapılan, ancak tekere çomak sokunca kısa süre sonra görevden alınan bir uzman. Hüseyin Tutar sözlerini sürdürüyor:‘Ömrünü tekstille geçirmiş bir kişiyim. Bu Pakistan firması paravan. Araştırsınlar, işin içinde kimlerin olduğunu ve nasıl büyük bir avanta paylaşımı yapıldığını görecekler. Bu konularda ne yazık ki bakanlığı ve devletin öteki birimlerini aşamadım. Çukobirlik Genel Müdürü olarak, yan ödemelerle birlikte aylık net elime geçen para 25 milyar lira dolaylarındaydı. Ayrıca sonsuz harcama yetkim vardı. Bütün bunlara karşın, yapılan bu işleri içime sindiremedim ve karşı çıktım. Karşı çıkınca da, derhal görevden alındım. Devleti yönetenler buyursun, bu anlattığım olaylara el koysun. Acı gerçeği o zaman görecekler; ama korkarım iş işten geçmiş olacak.’İşte size işin tam göbeğindeki kişinin, hem de bir AKP’linin ağzından somut bir olay. Somut bir ihbar. Haydi bakalım, başta hükümet olmak üzere ilgili ve yetkililer bu hortum iddiasının üzerine gitsinler! Eğer gidebilirlerse!