Üç büyükler ayağa kalkın

Güncelleme Tarihi:

Üç büyükler ayağa kalkın
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 14, 2011 00:00

İsteseniz de istemeseniz de geliyorlar. Borcunuz ne? Geliriniz ne? Gelecekte durumunuz nasıl olacak? Kendilerince bir hesap yapıp size bir not veriyorlar. AAA, BA1, CC... ‘Üç Büyükler’ deniyor bunlara. S&P, Moody’s ve Fitch.

Haberin Devamı

Yapılan neredeyse bütün yatırımlar, Londra’dan Tokyo’ya her gün el değiştiren milyarlarca dolarlık kağıt, onların notlarına göre fiyatlanıyor. Ve geçen hafta olduğu gibi, verdikleri tek bir notla ortalığı alt üst edebiliyorlar. ABD artık AAA değil, AA+! Meşhur skeçteki gibi. “A mı diyim, B mi diyim, C mi diyim?” Farkı... Recep İvedik yapınca gülüyorsunuz. Bunlar yapınca ağlıyorsunuz

Reyting kuruluşlarının işi, borç ödeme kapasitesi notlamak. Borç alan bir ülkenin veya bir şirketin, üstlendiği borcu ödeme kabiliyetini analiz edip bir sicil vermek. Böylece borç anlaşmalarının daha sonra ikinci el piyasada adil bir fiyatla değiş tokuşuna katkı sağlamak. Bu şirketlerden piyasada yüzlerce var. Fakat ‘Üç büyükler’ pazarın yüzden 95’ini kontrol ediyor.
En eskisi S&P. 1860’ta kuruluyor. 1941’de şimdiki halini alıyor. Ve New York merkezli bir ABD şirketi olarak, televizyon kanallarına da sahip McGraw-Hill grubu bünyesinde faaliyetini sürdürüyor.
S&P ile pazarı yüzde 40-40 paylaşan diğer büyük, Moody’s. 1909’da John Moody tarafından kuruluyor. O da ABD merkezli. Ancak ortakları arasında Warren Buffet gibi zenginlerin de bulunduğu, 100’den fazla ülkede faaliyeti bulunan, ülke reytinglerine daha çok odaklanan bir şirket. Lakabı, ‘Sıfırcı Hoca’.
En ufakları ise Fitch. 1913’te New York’ta John Knowles Fitch tarafından kuruluyor. Şimdi New York ve Londra’da iki genel müdürlüğü, 50 ülkede de ofisi var. Çoğunluk hissesiyse Fransızlara ait.

Haberin Devamı

EKONOMİK TERÖRİST DENİYOR

Asıl tartışma konusu olan ve dünyada çalkantılar yaratan işleriyse ülke değerlemeleri. New York Times’ın Nobel ödüllü köşe yazarı Paul Krugman’a göre aslında ABD’nin değerlendirmesini yapacak kişiler arasında bu reyting kuruluşlarından daha vasıfsız kimse çıkamaz. Çünkü ABD’nin mali durumu için getirdikleri öneriler düpedüz saçmalıktan ibaret.
Ancak Krugman ne kadar karşı çıksa da, not veriyorlar ve ortalığı alt üst edebiliyorlar. Eğer notunu düşürdükleri ülke ABD’yse, bu global bir çalkantıya neden oluyor. Portekiz olunca da çalkantı bölgesel kalıyor.
S&P’nin ABD’ye yaptığını, Moody’s geçen ay Portekiz’e yapmıştı. Notunu dört basamak indirdiler. Portekiz hükümeti çıldırdı. Avrupa Birliği Komisyonu, “Durumu daha da spekületif hale getiriyorlar” diye ayaklandı. Portekizliler şirketi ‘ekonomik terörizm’le suçlayıp şirketin internet sitesine organize saldırı başlattı. Ama geri adım atmadılar.
Ancak herkesin içinde en Akdenizli yine İtalyanlar çıktı. Portekiz’i gördükten sonra hem Moody’s hem S&P hakkında soruşturma başlattılar. Ve geçen hafta ikisinin de bürolarını bastılar. “Anlatın bakalım, burada ne çeviriyorsunuz” diye...

Haberin Devamı

ŞANTAJ İDDİALARI VAR

“Madem sorun çıkarıyorlar, kapatın hepsini” diyemezsiniz. Çünkü dünyadaki hemen tüm yatırımcılar, reyting şirketlerinin verdiği notlara bakıyor. Fiyatlama yaparken de yine bu şirketlere göre hareket ediyorlar. Fakat sorun, bu şirketler de raporları karşılığında para alıyor.
1970’lerden beri reyting kuruluşlarına yöneltilen en büyük eleştiri bu. Bir yatırım bankası, bir enstrüman yaratıp müşterilerine pazarlamak istiyor örneğin. Reyting şirketlerine gidiyor. Oluşturduğu enstrüman için bir not istiyor. Şirketler de para karşılığı bir not veriyor. Bunu yaparken de objektif davrandıklarını iddia ediyorlar. Ancak yedi yıl önce Moody’s’e yöneltilen Hannover Re olayındaki gibi şantaj suçlamalarında ikna edici bir açıklama ortaya koyamıyorlar. İddiaya göre Moody’s , Hannover Re için değerleme yapıyor. Şirket bunu istemiyor. Ama Moody’s bedava değerlemelerini devam ettiriyor. Hannover Re yine istemiyor. Bir süre sonra para alamadığı Hannover Re’nin notunu düşürünce de, şirket piyasa değerinden 175 milyon dolar kayba uğruyor.

Haberin Devamı

ANALİZ DEĞİL KANAAT

2008’de dünya mortgage kriziyle boğuşurken ABD Kongresi’nde bir soruşturma başlatıldı. Soruşturmada kredi derecelendirme kuruluşlarının da ifadeleri alındı. İşte o oturumların birinde, Moody’s, Standard&Poor’s ve Fitch’in temsilcileriyle soruşturmayı yürüten milletvekilleri arasında şöyle bir diyalog yaşandı:
Milletvekili: AIG ve Lehman Brothers’ı battıkları gün AAA ve AA olarak notlamışsınız. Bu şirketler batınca, raporları yazan çalışanlarınızı kovdunuz mu?
Reytingci: Hayır. Hükümetin bu şirketlere verdiği desteği göz önünde bulundurmuştuk.
Milletvekili: Ama o zaman buna analiz denilemez ki! En fazla kanaat denilir. Milyonlarca insan buna güveniyorken nasıl yaparsınız?
Reytingci: Bizim kanaatlerimiz bir enstrümanın ödenip ödenmeyeceği inancına dayanır.
Milletvekili: O zaman bayım, sizin yaptığınız politik değerlendirmedir.

Haberin Devamı

ABD’NİN HALİNDEN EN İYİ TÜRKİYE ANLAR

Şimdi ABD nasıl reytingcilerin kurbanı olduysa, 1990’larda da aynısını Türkiye yaşadı. Türkiye yurtdışında bono çıkarmak istiyordu, not gerekince isteksiz işbirliğini kabul etti. 1990’da S&P’den aldığı BBB+’dan sonra da bu şirketlerin ağzının içine bakmaya başladı. Öyle olduğu için, ben de meseleyi 1994 krizinden önce Merkez Bankası Başkanlığı yapan Bülent Gültekin’e sordum. Şimdi ABD’nin bir numaralı MBA okulu Wharton’da öğretim üyesi. “Not indirme kararının ekonomik açıdan bir belirleyiciliği yok” diyerek başladı: “Çünkü ABD’nin çıkardığı tahvillerin ödenmemesi gibi bir risk yok. Bu tahviller dolar olarak belirlenmiş ve ABD’nin dolar basma imkânı var. Bu durum enflasyon yaratır diyorsanız tamam, ama bu kurumların görevi de enflasyon analizi değil.”
“O zaman bunun altında başka ne yatıyor olabilir” diye merak ediyorsanız da, Gültekin aynen şunu dedi: “Obama’nın müesses nizama mensup biri olmamasının da bir faktör olduğunu düşünüyorum. 2008’deki balonda verdikleri kredi notlarıyla mortgage krizinin sorumlularından olan kredi derecelendirme kuruluşları şimdi böyle bir karar alıyor. Baştan beri süreç çok garip.”
Kemal Derviş’le e-posta üzerinden krizi konuşuyorduk. O da mesajlarından birinde şunu yazdı: “Notu düşürülen tahviller değer kazandı, hisse senetleriyse genel bir depresyon korkusuyla perişan oldu. Ne ilginç değil mi?”

Haberin Devamı

ÜÇ BÜYÜKLERİN TARTIŞMALI REYTİNGLERİ

* Bugün batma tehlikesi yaşayan İrlanda’ya, 2009 Mart’ına kadar AAA verdiler.
* Temerrüde düşme riski yüzde 30 olan İspanya’nın notu AA.
* Batmasına ramak kalan İzlanda’nın notu AA+’ydı.
* Ekonomisi can çekişen Yunanistan krizden önce A’ydı.
* Yunanistan’ın borçlarının büyük kısmını sırtlayan ve önümüzdeki beş yılda temerrüde düşme riski ABD’den üç kat fazla olan Fransa’nın notu ise hâlâ AAA.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!