GeriGündem Türkiye-İsrail ilişkilerinde 57 yıl önce
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    15
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türkiye-İsrail ilişkilerinde 57 yıl önce

Yıl 1953. Kütahya'nın Yenice ilçesinde 7.4 büyüklüğünde bir deprem oluyor.

KİTAPTAN DİKKAT ÇEKEN KARELER

 

Dönemin İsrail Başbakanı David Ben Gurion. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi, genç İsrail devletinin kurucu başbakanı.

 

İrem KÖKER yazıyor
hurriyet.com.tr

Ben Gurion, olayı duyar duymaz İsrail Hava Kuvvetleri komutanını arayarak, en iyi pilotunu göndermesini istiyor.

 

Ben Gurion, pilota en iyi uçaklarından birini alması, içine alabileceği kadar yardım malzemesi doldurması ve Yenice'ye gitmesi talimatını veriyor ve ekliyor:

 

"Türkiye'ye herkesten önce biz yardım etmeliyiz. Özellikle Amerikalılar bile gitmeden önce biz varmalıyız oraya. Hemen yola çık."

 

O pilot, Yehuda Arbel, yıllar sonra bu yardım operasyonunu, "Tam bir intihar göreviydi. Pisti bile bulmakta zorlandık. Hava koşulları çok zorluydu. Ama Başbakan'ın talimatı olduğu için zor da olsa görevi yerine getirdik" diye anlatıyor.

 

İLİŞKİLERİN 61 YILI

Arbel, bugün 90'lı yaşlarında. Halen İsrail'de yaşıyor.

 

Bu anekdotu, Can Yirik'ten dinliyorum. Yirik, İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesindeki Küresel Siyasi Eğilimler Merkezi'nde (GPOT) araştırmacı ve proje yöneticisi olarak görev yapıyor.

 

Yirik, İsrailli emekli diplomat Alon Liel ile hazırladıkları bir kitap için kısa bir süre önce Arbel ile bir araya gelmiş.

 

Yirik ile Liel'in kısa bir süre önce piyasaya çıkan "Türkiye-İsrail İlişkileri" adlı kitabında 1953'teki yardım operasyonuna ilişkin ilginç fotoğraflar da yer alıyor.

 

Türkiye ile İsrail'in arasının oldukça tatsız olduğu bu dönemde yayımlanan kitap, 61 yıl önce kurulan ilişkilerin tarihini fotoğraflarla anlatıyor.

 

Hem kitabı hem de Türkiye-İsrail ilişkilerini konuşmak üzere kısa bir süre önce Yirik'le bir araya geldik. Kitabın hikayesini Yirik'ten dinledim:

 

"Kitap fikri, 2008 yılında Alon Liel ile konuşurken ortaya çıktı. 2009 diplomatik ilişkilerin kurulmasının 60'ıncı yılıydı. Bununla ilgili bir şey yapalım dedik ve sonunda da ilişkilerin tarihini fotoğraflarla anlatmaya karar verdik. Böyle bir çalışma daha önce yapılmamıştı."

 

SIKI BİR ARŞİV TARAMASI

Yirik ve Liel, hemen kolları sıvamış. Yapılan temaslar neticesinde iki ülke dışişleri bakanlıkları projeyi beğenmiş ve destek vermiş.

 

Ardından da işin zor kısmı başlamış. Yani önce ilişkilerin tarihini çıkarıp ardından konuyla ilgili fotoğrafları bulmak.

 

Liel, 1981 ve 1983 yılları arasında İsrail'in Türkiye'deki misyonun şefliğini yürütmüş bir isim. Liel’in özellikle o dönemde topladığı şahsi arşivi de kitabın en önemli kaynaklarından biri olmuş.

 

Kişisel arşivlerin yanı sıra Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri ile Anadolu Ajansı'nın fotoğrafları da kitapta yer alıyor.

 

SIKINTILI SÜREÇ

Yirik, çok önemli gördükleri bazı olayların fotoğraflarına ulaşamamış olduklarını söyledi.

 

Ancak kitabın başına gelen en büyük sıkıntı bu değil:

 

"Kitabı 2009'da 60'ıncı yıl nedeniyle büyük bir konferans düzenleyerek lanse etmeyi düşünüyorduk. Ancak önce Davos krizi patladı. O ortamda çıkarmak uygun olmayacağı için bekleyelim dedik. Dizi krizleri, alçak koltuk, Mavi Marmara derken 2010'un sonuna kadar beklemek zorunda kaldık."

 

Kitap, Türkiye-İsrail ilişkilerini dört bölümde inceliyor.

 

İLİŞKİLERİN KURULMASI

Birinci bölüm 1949-1954 yılları arasındaki dönemi anlatıyor ve “Diplomatik İlişkilerin Kuruluşu” adını taşıyor. Bu bölümde ilişkilerin başlangıcı ve ilk dönemleri ele alınıyor.

 

Bölümün en dikkat çekici kısımlarından biri geçtiğimiz günler de büyük bir yangının yaşandığı Carmel dağındaki Atatürk Ormanı'nın kurulmasına ilişkin.

 

1953 yılında Carmel dağının güney bölümünde bir Atatürk Ormanı'nın açılışı yapılıyor. Ormanı açan isim İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi. Türk Büyükelçisi Şefket İstinyeli de ormana ağaç dikiyor.

 

Türkiye'nin de söndürme uçağı gönderdiği yangında Atatürk Ormanı'nın akıbetini öğrenmek için İsrailli yetkililerle temasa geçtik.

 

Yetkililer, ormanın tepenin güney kesiminde olduğunu ve buranın yangından etkilenmediğini, yani Atatürk Ormanı'nın zarar görmediğini bildirdi.

 

Kitapta mavi renkle gösterilen birinci bölümde yer alan diğer ilginç detaylar arasında 1954 yılında İsrail deniz kuvvetlerine mensup askerlerin Taksim Meydanı'nda yaptığı resmigeçit ve İsrail'in İstanbul Konsolosluğu’nun açılışına 20 bin kişinin katılması yer alıyor.

 

EN KÖTÜ DÖNEM BUGÜNKÜ DEĞİL

Kitabın ikinci bölümünün rengi ise siyah. Yirik, 1955 ve 1989 yılları arasını kapsayan bu bölümü, ilişkilerin en kötü olduğu dönem olarak nitelendiriyor ve nedenini açıklıyor:

 

"Bu bölüme, 'Bölgesel Politikalardaki Gelişmelerin Gölgesinde' adını verdik. Çünkü Türkiye ile İsrail'in Ortadoğu politikaları birbiriyle çatışıyordu. 1945-1980 arasında Filistin meselesi Türk toplumu tarafından tam algılanmış değildi. 1980'den sonra Filistin Kurtuluş Örgütü Türkiye’de ofisler açmaya başladı ve durum değişti. Bu dönemde gerilimin yanı sıra askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda da durgunluğa girildi."

 

Bu dönemdeki krize Süveyş Kanalı'nın millileştirilmesi üzerine çıkan savaş damgasını vurdu.

 

Bu gelişme üzerine Türkiye, Bağdat Paktı'nı güçlendirmek amacıyla İsrail Büyükelçisi'ni geri çekerek, ilişkileri maslahatgüzar seviyesine indirdi.

 

Yirik'e göre, ilişkilerin en kötü dönemi olmasına rağmen, iki ülke arasında kapalı kapılar ardındaki temaslarda herhangi bir kesinti yaşanmadı. Bu yıllar, bu açıdan da son dönemdeki süreçten önemli bir farklılık teşkil ediyor.

 

İLİŞKİLERİN EN İYİ DÖNEMİ

Kitabın üçüncü bölümü, 1990-2000 yıllarını kapsıyor. “Çok Boyutlu İşbirliği” adı verilen bu bölümün rengi kırmızı. Yani ilişkilerin en iyi olduğu dönem.

 

Oslo süreciyle birlikte Ortadoğu sorununda yaşanan sükunetin etkisiyle İsrail ve Türkiye arasında yeniden bir yakınlaşma süreci başlıyor.

 

Bu dönemde birbirinden önemli gelişmeler yaşanıyor. 1993 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, İsrail'e gidiyor. Böylelikle Çetin, İsrail'i ziyaret eden ilk Türk dışişleri bakanı oluyor.

 

Çok sayıda ikili anlaşma da bu dönemde imzalanıyor. Bunlar arasında Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde 1997 yılında imzalanan 632 milyon dolarlık savaş uçağı modernizasyonu anlaşması ön plana çıkıyor.

 

1999 yılındaki Marmara depremi ve İsrail'in yardımı da Türk kamuoyunda büyük yankı buluyor. Yirik ve Liel'in kitabında bu döneme ait çok sayıda fotoğraf da bulunuyor.

 

İsrail arama ve kurtarma ekiplerinin enkaz altından çıkardığı Elif Buse Gündüz'ün bir yıl sonraki doğum günü partisine İsrail Başkonsolosu ev sahipliği yapıyor.

 

KİTABIN BİTİŞİ MAVİ MARMARA İLE

Kitabın dördüncü ve son bölümü 2000 ile 2010 yılları arasını kapsıyor. Bölümün rengi gri, başlığı da "İsrail-Filistin Sorununun Gölgesinde".

 

Yirik bu döneme ilişkin olarak, "2002-2010 yılları arasında yani AK Parti iktidarı sırasında bakan düzeyinde Türkiye'den İsrail'e yapılan ziyaret sayısı 1949-2002 arasındaki toplamdan daha fazla. Yani esasında kötü bir başlangıç söz konusu değil" diyor.

 

Hem bölümün hem de kitabın son fotoğrafı Mavi Marmara baskınından. Dokuz kişinin hayatını kaybettiği bu baskının "ilişkilerde yeni bir dönem açacağı" gerekçesiyle kitabın da bu fotoğrafla bitirilmesi kararlaştırılmış.

 

ERDOĞAN’A HAKSIZLIK EDİLİYOR

Yirik'le sohbetimizin kalan kısmını yeni bölümün nasıl yazılması gerektiğine ayırıyoruz.

 

"Yangın sırasında yardım uçağı gönderilmesiyle ilişkilerin tekrar düzeleceğini sanmıyorum. İsrail tarafından bakıldığında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze ile Ankara'yı aynı çizgiye oturtan, baş düşman İran'la yakınlaşan, Davos'taki çıkışı yapan bir lider. İlişkilerin Ortadoğu sorununun çözümüne endekslenmesi, normalleşmeyi zorlaştırıyor.

 

"Bununla birlikte her ne kadar Hamas'a destek vermiş olsa da İsrail hükümetinin Erdoğan'a haksızlık ettiğini düşünüyorum. Bu olaylardan önce Erdoğan İsrail'e gitti, Lübnan savaşında kaçırılan askerler için devreye girdi, Gilad Şalit'in serbest bırakılması için çaba gösterdi, Hamas ile el Fetih arasındaki çatışmaların bitmesi için çalıştı, Suriye ile arabuluculuk yaptı, Yahudi düşmanlığının yani anti-Semitizm'in insanlık suçu olduğunu defalarca ve açıkça dile getirdi. Böyle bir liderin Ahmedinejad'la aynı kefeye konması bence haksızlık."

 

İNİŞ-ÇIKIŞLARLA ŞEKİLLENEN İLİŞKİLER

Kuşkusuz Türkiye ile İsrail ilişkileri, tarihinin en krizli dönemlerinden birinden geçiyor.

 

Ancak Yirik ve Liel’in kitabının da hatırlattığı gibi iniş-çıkışlar, krizler ve parlak dönemler her iki ülkeye de hiç yabancı değil.

 

Bugün kapalı kapılar ardında Mavi Marmara krizinin her iki tarafın da kabul edeceği bir çözümle atlatılması için formül arayışı sürüyor.

 

Tarihsel gelişimin yanı sıra Ortadoğu’da dengelerin sürekli değiştiği göz önüne alınırsa, Türkiye ve İsrail ilişkilerin iniş-çıkışların, krizlerin, parlak dönemlerin önümüzdeki sürece de şekil vermesini beklemek şaşırtıcı olmaz.

 

ikoker@hurriyet.com.tr

http://twitter.com/ikoker


Yorumları Göster
Yorumları Gizle