GeriGündem Terzi kendi söküğünü dikti
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Terzi kendi söküğünü dikti

Terziler Sinagogu olarak da bilinen Galata'daki ‘‘Schneidertemple'' yıkılmak üzere olan metruk bir binayken şaşırtıcı bir şey oldu. Bu 110 yaşındaki güzelim yapıya aslına uygun bir şekilde pansuman yapıldı ve sinagog bir sanat merkezi olarak canlandırıldı. Bu çok sade ama etkileyici mabedin kültür merkezine dönüşme öyküsünü dinlemek ister misiniz?

Schneidertemple, Yahudilerin bir kolu olan Aşkenaz Topluluğuna ait bir sinagog. Aşkenazlarsa, geçmişi Hazar Türkleri'ne kadar uzanan Doğu ve Orta Avrupa kökenli bir topluluk. Hatta bir kısmı İstanbul'un fethinden önce İstanbul'da bulunuyormuş, bir kısmı da 1890'larda Kırım'dan göçmüş. Bu göçle İstanbul'a gelen 400 aile Galata çevresine yerleşmiş. Hayatlarını Osmanlı Topluluğu içinde ama daha Avrupai bir tarzda idame ettiren Aşkenazlar azınlık nüfusunun da azınlığı sayılıyormuş ama İstanbul'da o dönem tam üç tane sinagogları varmış.

Bize bu bilgileri kendisi de bir Aşkenaz olan ama Aşkenaz kimliği ve kültürüyle bu mekan yeniden hayata geçirilene kadar pek ilgilenmeyen İzel Rozental veriyor. Rozental, hem karikatürist hem de Galata Aşkenaz Kültür Derneği'nin başkan yardımcısı. Schneidertemple'in ayağa kalkmasında en çok emeği geçenlerden biri olan Rozental, o zamanlar sinagoglarda bir sosyal sınıf farkı olduğunu söylüyor. Mesela daha üst sınıf olan Avusturya Aşkenazları, Yüksekaldırım'daki Avusturya Sinagogu'nu kurmuşlar, şu an ayakta olan tek Aşkenaz sinagogu da o zaten.

Terziler loncası

Rozental, Schneidertemple'in varoluş sebebinin de bu sınıf farkı olduğunu söylüyor. Sinagog, bir tür ‘‘lonca'' sayılabilicek bir meslek örgütü, yani o zamanki Terziler Birliği tarafından yaptırılmış. İbadet ederken kendilerini rahat hissetmek isteyen sosyal sınıfın yansıması olduğu için de daha mütevazı ve daha sade.

‘‘Yüksekkaldırım'in terzileri, şapkacıları hep buraya gelirmiş. Benim babaannem de burada ibadet edermiş, bunu çok sonradan öğrendim. Dedem gömlek dikerdi, onu hep boynunda bir mezurayla hatırlıyorum,'' diyor İzel Rozental.

Peki Schneidertemple'in kendi kaderine terk edilmesi süreci nasıl başlıyor? Rozental bu soruyu şöyle cevaplıyor: ‘‘Zamanla Aşkenaz nüfus azaldıkça, cemaat erimeye ve Taksim'in öbür tarafına taşınmaya başladıkça insanların buraya gelmesi güçleşiyor. An geliyor Beyoğlu'nun o zamanki durumunun da etkisiyle insanlar buradan el etek çekiyor ve Schneidertemple kendi haline bırakılıyor.''

1960'lı yıllardaki içler acısı bu durum, Yüksekkaldırım Aşkenaz Sinagogu Vakfı'nın ‘‘yazıktır, bina elden gidiyor'' demesine kadar sürüyor. Bina vakfın çabasıyla onarılıp elden geçiriliyor ama Allah'tan özüne hiç müdahale edilmiyor. Böylece ayağa kaldırılan bina Galata Aşkenaz Kültür Derneği'ne teslim ediliyor.

Binanın Galata Aşkenaz Derneği tarafından bir sanat merkezine dönüştürülmesine karar veriliyor. Schneidertemple’ın akustiği her tür konsere çok uygun ama öncelikle sergi mekanı olması düşünülüyor. Bunun için geçen yıl Tan Oral'ın başını çektiği bir ekip kuruluyor ve aralarında Aykut Köksal, Ferruh Doğan ve Doğan Hızlan'ın bulunduğu danışma kurulunun önerisiyle ilk kez Mayıs ayında ‘‘Yeni Binyılın Eşiğinde İnançlar'' adlı uluslararası bir karikatür sergisi düzenleniyor. Schneidertemple'in bir kültür ve sanat merkezi olarak siftah yapması bu karikatür sergisiyle oluyor ve 2000 kişinin gezdiği sergi gördüğü ilgi üzerine uzatılıyor. Schneidertemple'in ikinci büyük sanat etkinliğiyse şu an ev sahipliği yaptığı Ferit Öngören'in 31 Ekim'e kadar sürecek ‘‘Çizgilerle Haliç'' adlı karikatür sergisi.

Hahama danışılmış

İzel Rozental ile konuşurken laf mekanın zor telaffuz edilen ismine geliyor. Bu isim yumuşatılmış bir Almanca'yı ihtiva eden Aşkenazların konuştuğu Yiddiş lisanında ‘‘terzi mabedi'' anlamına geliyor. Rozental, ‘‘Bu mekanda hiçbir şeyi bozmadığımıza göre adını neden bozalım?'' diye düşündüklerini söylüyor. Bunun üzerine Rozental'a hassas bir soru soruyoruz, o da dindar insanların ve Yahudi topluluğunun bir ibadet mekanının sanat merkezine dönüştürülmesini hiç eleştirmediğini ve hoşgörünün en güzel örneklerinden birini göstererek kendilerini sonuna kadar desteklediklerini söylüyor. Hatta İsrail'den gelen bir hahama, ‘‘Bizim yaptığımızda dinen günah sayılacak bir şey var mı?'' diye sormuşlar, haham gülmüş ve ‘‘Burayı siz bu şekilde kullanmasanız ya dükkan ya da depo olacaktı. Siz en kutsal şeyi yaparak burayı değerlendiriyorsunuz'' diye cevap vermiş.

Schneidertemple'in sürekli açık tutulması, içinde daimi bir kitap sergisinin bulunması ve küçük dinlenme yerlerinin yapılması ileriye dönük projelerden bazıları. ‘‘Schneidertemple ancak bu şekilde yaşayan bir mekan olur,'' diyor Rozental ve ekliyor: ‘‘Galata giderek değer kazanan ve canlanan bir bölge. Hem bu canlılık, hem de Aşkenazlar'ın yurtdışında yaşayan ve bir kimlik sahibi olmak isteyen torunlarının da köklerine ulaşma arzusu mekanı besleyecek ana damarlar olacak.''

Sade ama görkemli

Schneidertemple, 1894'te Aşkenaz Terziler Birliği tarafından kuruluyor, tam adıysa ‘‘Beth ha Kenesseth Tofre Begadim''. 1960'lı yıllara kadar sinagog olarak hizmet veren bu bina, Bankalar Caddesi (eski Voyvoda Caddesi) üzerindeki Kamondo merdivenleriyle ulaşılan Banker Sokağı (eski Kamondo Sokağı) ile Felek Sokağı arasında yer alıyor. Yani yapının iki kapısı var ama asıl kapı Felek Sokak üzerinde bulunuyor. Schneidertempel'in iki ayrı sokağa bakan cepheleri on dokuzuncu yüzyılın eklektik mimarlığının tipik örnekleri olarak gösteriliyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle