GeriGündem Sert Laz rock'çu romantik popçu oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sert Laz rock'çu romantik popçu oldu

Gençliği siyasi sürgün olarak gittiği Almanya'da geçen Fuat Saka, hala Almanca rüya görüyor ama Lazca türkü söylüyor. Daha doğrusu söylüyordu çünkü son albümü Perçem Perçem'de farklı bir tarz deneyerek romantik aşk şarkıları söyledi. Sultans of The Dance gösterilerinde Karadeniz bölümünün müziklerini de yapan Saka, şimdilerde ortalığı toza dumana boğan Davut Güloğlu ve Kont Adnan'ın yolunu kendisinin açtığını söylüyor.

Laz müziğini rock formuna ilk uyarlayanlardansınız. Ne kadar Lazsınız?

Lazca bilmiyorum ama türkülerde Lazcayı Lazlardan daha iyi söylüyorum (gülüyor). Anne tarafım Gürcü, Kars'tan göçüp Trabzon'un Akçaabat ilçesine yerleşmişler, baba tarafım Batum'dan Trabzon'a gelmiş. İstanbul Kasımpaşa'da doğdum ama Trabzon'un Sotka Mahallesi'nde büyüdüm.

Türkiye'de beşinci albümünüzü çıkardınız ve şirket değiştirdiniz. Yeni albümünüz Doğan Music Company'den (DMC) çıktı. Neden?

Eski şirketim Kalan Müzik ve Hasan (Saltık) ile hala iyi iki dostuz. ‘‘Lazutlar 1’’ albümüm 1998'de çıktığında ben Türkiye'ye giremiyordum, sonra aftan yararlandım. Son çalışmam ‘‘Perçem Perçem’’ farklı bir deneme oldu ve Hasan'ın konseptine çok fazla uymaz diye düşündüm. Açıkçası ben bu işi biraz daha büyütmek istedim. Büyük firmalarla çalışmanın da dezavantajı var tabii, küçük firmalarda 40-50 bin kötü rakamlar değildir ama büyük şirketlerde biraz daha fazla satmanız gerekiyor. Bunun için bir hareket ve bu harekette benim de rol oynamam gerekiyor.

‘‘Oy Nurcanım’’ı söyleyen Davut Güloğlu sizden esinlenmiş midir?

- Benden esinlenmesi şöyle, ben bir müzikal yol açtım. Önceden böyle şeyler düşünülmezdi Karadeniz'de, korkulurdu. Diğerlerine ipuçlarını ben bıraktım.

Dinleyiciler sizi ‘‘Lazutlar 1’’ ve ‘‘Lazutlar 2’’ albümleriyle tanıdı, bir nevi etnomüzikolog gibi çalışmıştınız ama şimdi tarzınızı değiştirdiniz. Neden?

- ‘‘Lazutlar 1’’i yurtdışında yapmıştım. O çalışma biter bitmez ‘‘Perçem Perçem’’i kaydetmiştim çünkü aslında ‘‘Lazutlar 2’’yi yapma niyetim yoktu. O arada Türkiye'ye geldim, ‘‘Perçem Perçem’’i de Avrupa'da bir sürü firmaya göndermiştim. Yani bu albüm iki yıl bekledi, yeni yapılmış değil. ‘‘Lazutlar 1’’ çok tutunca ikincisini de çıkardık, ‘‘Perçem Perçem’’ hala bekliyordu. Benim toplam on beş albümüm var ama herkes beni sadece ‘‘Lazutlar’’la tanıyor ve sadece o tarz müzik yaptığımı sanıyor. Bir şey daha var, Hamburg'ta yaşayan arkadaşım Ayhan Evci'nin katkıları olmasaydı ‘‘Perçem Perçem’’ ortaya çıkamazdı.

Karadeniz müziğinin insana adrenalin yükleyen bir ritmik yapısı var. Bu hali techno ve club müziğine uyarlanamaz mı?

-Benim ‘‘Lazutlar’’ da yaptığım müziğe ‘‘etno-beat’’ denilebilir. Söylediğniz şey de yapılabilir, şimdi tüyo vermeyeceğim ama bunlar zaten düşünülen şeyler.

Siz mi düşünüyorsunuz?

Ekim'den sonra büyük büyük bir projeye hazırlanıyorum, her şey olabilir. Türkiye'de bir şey öğrendim, projelerini ifşa etmeyeceksin.

Karadenizli sert rock'çu nasıl Akdenizli romantik bir pop şarkıcısına dönüştü?

-Tekdüze olmak istemedim, hem ben aslında romantik bir çocuğum. '68 dönemini 17-18 yaşındayken yaşadım, bilmeyenler için şaşırtıcı olabilir ama benim geçmişteki çalışmalarım arasında bir sürü romantik şey var. ‘‘Perçem Perçem’’ bir pop albümü ama ‘‘temiz pop’’ diyebileceğim bir tarzı var. Bütün aletleri akustik çaldık. Flamenko esprisi olan bölümleri bir İspanyol Romanı olan Juan, romantik bölümleri bir Alman gitarist çaldı.

Türkiye'de sizin çalışacağınız kalitede müzisyenler yok mu?

-Var ama alet çalan müziyen arkadaşlarımız bir yaşam savaşı verdikleri için birkaç soliste birden eşlik ediyorlar. Bu sefer de sound aşağı yukarı hep aynı oluyor. Bunu değiştirmek için bir grup olmak lazım, belki o zaman çalışabiliriz.

Romantik birisiniz ve evlisiniz. Karınıza aşık mısınız?

-Tabii.

Kaç yıllık evlisiniz?

- 24 yıldır tanışıyoruz ama bir buçuk yıldır evliyiz. Eşim resim öğretmeni. İlk eşim Almandı ve Almanya'da yaşayan on dört yaşında bir kızım var, adı Ronya Marlena.

Gece hayatınız filan var mı?

-Tünel'de bir stüdyom var, orada başka müzisyen arkadaşların da kayıtlarını yapıyoruz. Akşam işim bittikten sonra saat yedi-sekizde evde olmazsam eşim beni döver (gülüyor).

Davut Güloğlu'na

KARADENİZ MÜZİĞİ BÖYLE HARCANMAZ

Ben ‘‘Lazutlar’’ı yaptıktan sonra bir arkadaşımız çıkmış ‘‘Oy

Nurcanım, Nurcanım’’ diye bir şey yapmış. Bunlar bir günlük, bir atımlık şeyler. Aslında o parçayla horon da oynanmaz, ritmi uygun değil çünkü; ama oynuyorlar işte. Karadeniz müziğini böyle harcamamak lazım.

Kont Adnan’a

ADAM PARÇAMI ALMIŞ ALTINA DA ANONİM YAZMIŞ

Mesela adı Adnan bilmemne olan vatandaş... Neyse, kont koymuş adını. Kontluğun ne olduğunu bilmeyen insanlar bunlar. Kont tarihte hangi sosyal sınıfta yer alır?'' diye sorsan cevap veremez. Bu adam benim ‘‘Rapatma’’ adlı parçamı almış, altına da ‘‘anonim’’ yazmış. Bir telefon açıp sorma ihtiyacı bile hissetmedi. Ben o kadar enayi miyim, otantik bir parçayı alıp kendi ismimi yazayım. ‘‘Bir milyon satalım, cebimiz parayla dolsun ama adımız hırsız olsun’’ diyorlar.



Yorumları Göster
Yorumları Gizle