GeriGündem Şehit arkadaşlara veda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şehit arkadaşlara veda

Bu, iki şehit arkadaşın ardından yazılmış bir yazıdır. Biri sivil, biri askerî uçakta, ölüm iki genç arkadaşı aynı gün yakaladı. Ve Ankara'dan genç meslektaşım, arkadaşım Metehan Demir, devre arkadaşlarının arkasından ağıt yaktı. Öyle ağlama yakarma değil, askerce... Okumalısınız!

Ailesinde pilot olmayan bilmez. Her uçak kazası haberi geldiğinde, kanınız donar. Ve, şehit pilotların adı açıklandığında, belli etmeye utansanız da, derin bir nefes alırsınız. Bu sefer de piyango bize vurmadı, çok şükür!.. diye.

Bizim ailenin yüreğini hoplatan da Özer Abim. Askerî pilotken beni F-104'e bindirecekti, fırsat olmadı. Şimdi THY'de görevli, Kaptan Pilot Özer Güzelkazzaz.

Diyarbakır'da düşen uçak haberi gelince, pilotların adı açıklanmadığından, annem hemen Özer Abi'nin evini aramış, Lâle Abla açmış telefonu. Daha "Alo" derken cevap vermiş:

- Gülseren Abla merak etme, Özer evde!

Allah hepsini korusun!

*

Ankara'da görevli genç ve başarılı arkadaşımız Metehan Demir, Hava Harp Okulu mezunudur. 10 ocak tarihli Hürriyet'te şehit arkadaşları için bir yazısı çıktı. Metehan'ın bu ağıtını (Hürriyet yer yokluğundan biraz kısaltmak zorunda kalmıştı) orijinal haliyle buraya aldım. Bütün hava şehitlerinin aziz anısına...


*


ELVEDA MAVİ BONCUK

Metehan DEMİR

Hiç tahmin edemezdim günün birinde yazdığım bir yazının her kelimesinin, bir arkadaşımın mezarını kazmak için toprağa saplanan birer kürek darbesi gibi geleceğini. Hiç tahmin edemezdim, yazdığım bir yazının bir arkadaşıma ebediyen veda yazısı olabileceğini.
Değirmendereli Alaattin Yunak. Onu 1986 Eylülünden bu yana tam 17 yıldır tanıyorum. Okulda, "Yumoş", kimi zaman da mavi gözlerinden dolayı "Mavi boncuk" derdik. Hafif boğuk sesi ile beni gördüğünde "Metehan n'aber ya, ulan hiç arayıp sormuyorsun" diyen sesi hâlâ kulaklarımda.

Diyarbakır uçağının Kaptan Pilotu Alaattin Yunak'ı diğerleri ile birlikte kaybettik. Benim en uzun gecemdi. 1986'da İstanbul Hava Harp Okulun'a beraber başladık. Maltepe Askeri Lisesi'nden gelmişti.

Geçen yaz, bizim 1990 devresinin sivile geçen ilk kaptanı olmayı başarmıştı. Eylül'de Deniz adlı eski bir hostesle evlendi. Her şey yeniden başlıyor, hayat ona tekrar gülüyordu. Alaattin 1994'te bir trafik kazasında "öldü" diye hastaneye bırakıldıktan sonra, mucize eseri hayata dönmüştü.

Ardından Alaattin, Merzifon F-5'e tayin oldu. Bu kez de Hava Kuvvetleri uçuş muayenelerinde sorun çıktı, askerlikten malulen emekli oldu. Uçuş muayenesine tekrar girdi, uçuşa hak kazandı. Sekiz yıl önce bu kez THY'ye başvurdu. Boeing 737'lere atandı. Geçen yaz kaptanlığına dek bu uçakla uçtu. Sonra "genç kaptan" statüsü ile RJ uçaklarına verildi. Çok sakindi, hep gülerdi.

UNUTAMADIĞIM ANI

Onunla, bir anım var ki, hiç unutmuyorum...

22 Haziran 1989'du. 3000 metre koşusu sınıf geçme sınavı vardı. O boğucu yaz sıcağında Hava Harp Okulu'ndaki 400 metrelik stadın çevresinde 7.5 turu 12 dakikada atmamız gerekiyordu. Start verildi. Tam dört sınıf, 120 kişiydik. Sahanın yanındaki 3000 metre engelli için açılan çukuru gözüme kestirdim. İlk turda "çukura atlar, son turda da çıkar, koşan kalabalığa karışarak koşuyu bitiririm" diye düşündüm. İlk turda çukura atlayamadım. "Neyse" dedim "ikinci turda atlarım." İkinci turda gözümü kararttım ve beş metre ötedeki çukura adeta uçtum. Bir de ne göreyim, içerisi ilk turda ağzına kadar dolmuş.

Ezilen arkadaşlarım, "Metehan, bunu önceden planladık. Sen nerden çıktın?" diye sitem ettiler. Bu sırada "toplu mezarın" altından gelen bir inilti ile irkildik. Bir de baktım ki, bizim 1.68'lik Alaattin!

"Ne işin var senin burada be, sen okulun kros takımında değil misin" diye sordum. O da bana, "Bıktım kardeşim, yıllardır koşuyorum. Elalemin enayisi ben miyim, koşmayacağım işte" dedi. Nasıl da gülmüştük o çukurda. Ama bir arkadaşımız yakalanınca tam 14 gün hapis cezası yedik.

THY'de pilot olunca sevinmiştim. Ona takılırdım, "Ya benim THY'de kaptan sınıf arkadaşlarım var. Artık karizmadan yanıma varılmaz" diye...

BİR HABER DAHA

Önceki gece, Malatya'da havacı lojmanlarında Alaattin'in ölüm haberini alınca bir arkadaşımızın daha yüreği parçalanmıştı. Malatya'daki devre arkadaşımız Fatih Fazıl Taşkın, Alaattin'e çok üzüldü. Televizyondan haberi duyunca, "Benim sınıf arkadaşımdı. Çok gençti, pırlanta gibiydi" dedi, kendi RF Fantom savaş uçağının ertesi sabah Akçadağ yakınlarında düşeceğini bilmeden.

Bu satırları yazarken, yıllardır canını dişine takan, bu millet için gecesini gündüzüne katan Sevgili Fatih Fazıl'ın şehit olduğu haberi geldi.

Yarım günde iki sınıf arkadaşımı kaybettim. Tıpkı, okulda okuduğumuz şiirin dizeleri gibi: 

          Daha düne kadar en korkunç ölümlere güldünüz
          Bugün bütün milletin kalbine gömüldünüz
          Rahat rahat uyuyun son aşiyanınızda

Rahat uyuyun çocuklar, devre arkadaşlarınız sizi hiç unutmayacak!

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle