GeriGündem Recep Tayyip Erdoğan bir öcü değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    6
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Recep Tayyip Erdoğan bir öcü değil

Recep Tayyip Erdoğan bir öcü değil
refid:15083327 ilişkili resim dosyası

Uluslararası Kriz Grubu'nun Türkiye uzmanı Hugh Pope, Haaretz'in hafta sonu eki için kaleme aldığı makalede Türkiye'nin İsrail-Filistin politikasının her zaman için kamuoyunun görüşlerine göre şekillendiğini hatırlattı.

"İsrail'le yaşanan krizler hep Türklerin Filistinlilere bir haksızlık yapıldığı inancının ardından gelir" diyen Pope İsrailli yorumcuları da Başbakan Erdoğan ve Türkiye hakkında hatalı tablolar çizmek yerine durumu doğru bir biçimde algılamaya çağırdı.         

                                             

İşte Pope'un yazısı:                            

 

"İsrail'in 31 Mayıs'ta sivil Türk gemisi Mavi Marmara'ya düzenlediği saldırının ardından mitler yazılmaya başlandı. Olayların Türkiye versiyonunda inanılmaz detaylar vardı. Türkiye'de pek az insan siyasi aktivistlerle güvenlik takıntılı İsraillileri karşı karşıya getirmenin risklerinin farkına varabildi. Hatta bazı Türkler hala Ankara'nın sıfır sorun politikasının İsrail'le ilişkilerin yıkıntılarının altından sağ çıkabileceğine inanıyor.

 

Ancak bu yanlış algılar bazı İsrailli yorumcuların dile getirdiği "Mavi Marmara 'İslamcı' Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'nin İsrail'le doğal ittifakını yıkma, İslam dünyasının liderliğini ele geçirme ve Türkiye'nin Ortadoğu'daki eski Osmanlı toprakları üzerinde hâkimiyet kurma planının kanıtıdır" görüşünün yanında çok silik kalıyor. Orada bir durmak lazım! Birincisi, açık denizlerde Türklere ateş açan ve dokuz (Ankara’da hastanede hayatını kaybeden kişiyle birlikte 10 oldu) İsrail’di. Türklerin pasif direniş göstermesi daha akıllıca bir hareket olabilirdi elbette, ancak Türk tarafında kimsenin kan dökülmesini planlamadığı da ortada.

 

İHH'nin Ortadoğu koordinatörü Ahmet Emin Dağ, kurumun yıllık 50 milyon dolarlık bütçesi olduğunu, bunun 20 milyon dolarının Filistinlilere gönderildiğini söylüyor. Evet, İHH Hamas'ı destekliyor, Siyonizm karşıtı görüşler dile getiriyor ve kamuoyunda Filistinliler için duyulan sempatiyi artırmaya çalışıyor ancak Dağ'ın deyişiyle "İHH sadece İsrail/Filistin ya da sadece Hamas demek değil."

 

İHH, AK PARTİ'YE YAKIN DEĞİL

AK Parti'yle olan ilişkilerine gelince; aynı muhafazakâr ve dindar temeli paylaştıkları doğru ancak İHH'nin Erdoğan'ın rakibi Saadet Partisi'ne daha yakın olduğu ve milliyetçi sağla bağlantılı olduğu söylenebilir. Erdoğan hükümeti Gazze ablukasının kurulması çabalarına sempati duydu ancak konvoyun düzenlenmesinde hiçbir rol oynamadığı gibi hem kargoyu yakından denetledi hem de partiden de kimsenin katılım göstermemesini sağladı.

 

Kısacası, Türkiye'nin liderlerinin büyük bir kısmının yurtdışında olduğu ve Dışişleri Bakanı'nın ABD'de İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yla buluşmayı planladığı bir dönemde hiç kimse böyle bir şiddet olayını istemiyordu ve dahası beklemiyordu. Ancak Erdoğan'ın bir kavgaya hazırlandığı ve İsrail karşıtı ideolojilere bağlı olduğu eleştirileri sürüyor. Ancak bu fazlasıyla yanlış bir yorum.

 

Başbakan'ın söylemleri çoğu zaman hırçın ve modası geçmiş olabilir ancak ideolojisi İsrail'in yıkılmasını hedeflemiyor. Bundan sadece iki yıl önce Erdoğan dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i Ankara'da ağırlamıştı. Dahası safça bir inanış olabilir ama Erdoğan, İsrail ve Suriye’yi barışın eşiğine getirdiğine de çok inanmıştı. Yine de sadece birkaç gün sonra Olmert Gazze üzerine Dökme Kurşun Operasyonu'nu başlattı. Bu da ilişkilerde bir dönüm noktası oldu.

 

Erdoğan'ın Ortadoğu politikasına da "İslamcı" denemez. Serbest ticaret, ekonomik entegrasyon ve politika koordinasyonuyla istikrar ve refahın sağlanması daha çok Avrupa Birliği'nin sorun çözme reçetesini hatırlatıyor. Ayrıca bu politikadan Rusya, Sırbistan ve Yunanistan da fayda sağlıyor. Türkiye'nin Avrupa ve ABD'yle olan bağları eskiye göre dış politikadaki ağırlığını kaybetmiş olabilir ancak bu Türkiye'nin temel yönünü değiştirdiği anlamına gelmiyor.

 

TÜRKİYE'NİN EKSENİ DEĞİŞMİYOR

Türkiye'nin ihraç ürünlerinin yarısından fazlası hala Avrupa'ya gidiyor, Türkiye'deki yabancı yatırımın yüzde 90'ı AB ülkelerinden geliyor ve Avrupa’da yaklaşık 4 milyon Türk yaşıyor. Buna karşılık Ortadoğu ülkeleri Türkiye'nin ihracatının çeyreğinden azını alıyor, turistlerin sadece yüzde 10'una tekabül ediyor ve sadece 110 bin göçmen Türk işçiyi istihdam ediyor.

 

Mitler yazıp İslamcı öcüler inşa etmek yerine İsrailli yorumcular Türkiye'nin İsrail-Filistin politikasının şekillenişinde kamuoyunun çok önemli bir rolü olduğunu anlamalı. İsrail'le yaşanan krizler hep Türklerin Filistinlilere bir haksızlık yapıldığı inancının ardından gelmiştir. Bu 1967'de Altı Gün Savaşı'nda da böyle oldu, 1980'de İsrail'in Kudüs'ün tamamını başken ilan etmesinde de böyle oldu 2002'de Batı Şeria'nın işgalinde de böyle oldu.

 

Türkiye-İsrail ilişkilerinin altın çağını yaşadığı yıllar bir istisnaydı. Ayrıca unutmamak gerekir ki o dönem de İsrail'le Filistinliler arasında da Oslo Barış Süreci yaşanıyordu. İsrail bir kez daha barış istiyor gibi algılanmaya başladığında, Türkiye'yi yanında bulması an meselesi olacaktır."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle