GeriGündem Popvirüs...İyi şeyler, kötü şeyler...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Popvirüs...İyi şeyler, kötü şeyler...

Lale Barçın İMER

İyi müzik vardır kötü müzik vardır. Tür önemli değildir... Sizi yakalamayı biliyorsa... Dudak çevrenizdeki kasları harekete geçirebiliyorsa, duygularınıza seslenebiliyorsa, o zaman müzik iyi demektir. Hayat da böyle değil mi?

Perşembe gecesi Goran Bregoviç'in Açıkhava'daki son konserine gittim ve o gece, bir kaç gün süren konserlerin ilk ve son gösterilerine gitmeme kararı aldım. Gişelerin ve girişin önünde biraz daha gayret etse Taksim'e kadar uzanacak bir kuyruk vardı. İtiş kakış, güç bela içeri girmeyi başardık. Bu sırada konser izleme şevkim de kaçmıştı sanki. Neyse sevgili Gül Oğuz'un sayesinde sakinleşmiş, tam konser başlarken yerime oturmuştum. Konserin 11. dakikasında ise tüm gerginliğimi atmış dahası mutlu bir Lale olmuştum. Goran Bregoviç ve arkadaşlarının Bregoviç'in film müziklerinden oluşan repertuarı zenginliğinin yanı sıra büyüleyiciydi de.

Bregoviç'le yaptığım röportajda, sanatçı bana aslında çok farklı şey yapmadığını sahip olduğu kültürü işlediğini söylemişti. Ama Bregoviç bunu sunarken farklıydı, samimiydi, düzeyliydi. Seyirciye öylesine yumuşak sokuluyordu ki konser sırasında sık sık kopan çoşku seli kaçınılmazdı.

Goran Bregoviç, sempatik, sevimli, samimi ve çok ihtiraslı bir müzisyen... İşini inanarak, severek yaptığı yüzündeki en ufak mimikten belli. Ve samimiyeti, izleyicile öylesine kolay geçiyor ki... Sık sık kendimi gülümserken yakaladım ve iyi ki girişteki mücadele sırasında pes edip konser izlemekten vazgeçmemişim, dedim. Kafamdaki bir sürü sorun uçup gitmişti, çevremdeki herkes Goran gibi mutluydu. Sanıyorum sanatçının söylediği gibi, etnik müzik çok iyi sunulduğunda insanın üzerinde etkili oluyordu.

Rüya konser bitip de çıkarken düşündüm; Bregoviç'in İstanbullu hayranlarını doyurmak için buralara daha çoook gelip gitmesi gerekiyor...

Sertab samimi!

Hani geçtiğimiz hafta kliplere ilişkin minik bir uyarım vardı ya, hani klipte mekan değil, fikir önemli diye yazmıştım ya, bu fikrimi bir örnekle daha perçinlemek istiyorum.

Şarkının adı; İncelikler Yüzünden'di... Sözler ‘‘Küçük bir kız çocuğu'' diye başlayıp sürerken, ekrana 4-5 yaşlarında bir kız çocuğu geliyordu. Görüntü, besbelli 25 yıl kadar öncesine aitti ve amatör biri tarafından yapılmıştı. Siyah-beyaz görüntülere daha sonra güzel bir kadın ile güzel bir erkek ve de bir çocuk daha giriyordu. Küçük bir sevgi öyküsüydü izlediğim. Ve o masum, o çok samimi karelerde yaşama, sevgiye, umuda dair öylesine önemli mesajlar vardı ki... Bu arada Türkiye'nin bir dönemki manzarasını da kıyısından köşesinden keşfedebilirdiniz de. Üstelik bu görüntüler şarkının önüne asla geçmiyordu, sözlerle bire bir uyuşuyordu. Ve biz o küçük kız çocuğunu tanıyorduk, Sertab'tı o... Sertab Erener.

Not: Sertab Erener'in albümü belki beklenilen noktaya gelmedi henüz, ama ben inanıyorum ki o bu albümle önemli bir adım attı... İnşallah bu adımını geri almaz...

Mirkelam'ın doğru kararı

Geçtiğimiz hafta Tarkan Radyo D'de konuğumdu ve sohbet öncesinde bir şarkı çaldım. Mirkelam'ın ‘‘Her Gece''sini... Stüdyodakiler, dinleyiciler, Tarkan ve ben bu şarkının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladık. Mirkelam farklı bir şey yapmıştı ve müzik piyasasına yeni bir sound kazandırmıştı. Bu albümden sonra, bu tarzın değişik örneklerini dinledik ama hiç biri batı ile doğu rock motiflerini bu kadar güzel ve düzeyli bir şekilde biraraya getirmeyi başaramamıştı. Mirkelam'ın ikinci albümünün hazır olduğunu biliyorum, ama plakçısı ile birlikte önümüzdeki yılın başında piyasaya çıkmayı tercih etmişler. İlk albümüyle kalıcı olmayı başaran biri için hiç de riskli bir adım değil bu... Evet Mirkelam, yaptığın doğru...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle