GeriGündem Padişahın 28 yıllık hapsi 90 dakikalık bale oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Padişahın 28 yıllık hapsi 90 dakikalık bale oldu

Padişahın 28 yıllık hapsi 90 dakikalık bale oldu
refid:20342024 ilişkili resim dosyası

Ankara Devlet Opera ve Balesi, tahtta 93 gün gibi kısa bir süre kalan Padişah V. Murad’ın hayatını iki perdelik bale halinde sahneye aktardı. Deli diye tahtan indirilip Çırağan Sarayı’nda 28 yıl tutsak hayatı yaşayan ve bu sürede besteler yapan V. Murat’ın bale gösterisinin ilki yarın gece İstanbul Çırağan Sarayı’nda. Bale gösterisinin dünya prömiyeri de 3 Mayıs’ta Ankara’da

V. Murad’ın hayatı padişahın ismiyle bale oldu. Çırağan Sarayı zindanlarında geçen 1876 ile 1904 arasındaki 28 yıllık yaşamı 90 dakikalık bale gösterisine çeviren kişi müzikolog Emre Arıca. Arıca, uzun araştırmalar sonucunda padişahın eserlerini de bulmuş. Hatta bazı eserlerini yurtdışındaki kütüphanelerden toplamış. Emre Arıcı, V. Murad balesinin öyküsünü şöyle anlatıyor: “İki yıl önce onun dördüncü kuşak torunlarından Osman Selahaddin Osmanoğlu’nun 70’inci yaş günü nedeniyle Bodrum’da bir konser sundum. Orada karşılaştığım Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürü Erdoğan Davran bana V. Murad’ın bestelerinden bahsetti. Ben de aklımda her zaman koreografiye yatkın bulduğum bu eserlerin bir baleye dönüştürülme düşüncesi olduğumu kendisiyle paylaşmıştım. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen’in de teklifime sıcak bakmasıyla kısa bir sürede librettosunu hazırladım.”

PADİŞAHIN İKİ YÜZÜ

Arıcı oyunun librettosundan söz ederken “V. Murad balesinde didaktik bir tarih sürecine sıkışmaktan ziyade, padişahın hapis hayatından bir gününün kesitinden geçmişe yapılan hatırlamalarla konuyu ele aldım. Sinir hastalığı esasta bir insanın kendi benliğiyle çatışmaya girmesi olduğuna göre, ben de Murad’ı balede iki karakter olarak düşündüm. Çırağan’da hapis hayatı süren gerçek Murad ve hayalinde bir türlü olamadığı o kuvvetli padişah V. Murad... İki karakter arasındaki tansiyonu geçmişinden hatırladığı mizansenlerle besledim. Tabii burada koreografiyi hazırlayan Armağan Davran ve Volkan Ersoy’a çok büyük bir mesuliyet düştü. Müzikleri araştırıp, ortaya çıkartıp tesbit ettim, konuyu yazdım, ama onlar bu eseri daha da soyut bir boyutta, kelimelerle dillendirdiğimi, figürlerle ifade ederek hayata geçirdi” diyor.

SULTAN V. MURAD’IN HAYATI

93 günlük kısa saltanatıyla tarihimizde en az tahtta kalmış hükûmdarı unvanına sahip ve geçirdiği sinir krizleri nedeniyle ‘deli padişah’ olarak Çırağan Sarayı’na kapatılan V. Murad ölümüne kadar geçen 28 yıl boyunca burada hapis yattı. Amcası Sultan Abdülaziz yerine, 30 Mayıs 1876’da tahta çıkartıldığında sinir buhranları geçirdi. Ancak V. Murad son derece kültürlü, zarif ve sanatkâr ruhlu biriydi. Tahttan indirildikten sonra Çırağan Sarayı’na ailesiyle birlikte kapatıldı. 1904’teki vefatına kadar burada hapis tutuldu. Sabık padişah, Çırağan’daki günlerini daha çok kitap okuyarak ve piyanosu başında ailesine ithafen şaşırtıcı derecede neşeli besteler yaparak geçirdi. El yazması notaları üzerine Çırağan’daki tutuklu hayatına dair Fransızca notlar da düştü. Besteleri şimdi onun hayatına göndermeler yapan bir sahne eserine dönüştürüldü.

İKİ KOREOGRAF BİRLİKTE ÇALIŞTI

Eserin koreografisini Ankara Devlet Opera ve Balesi Bale Başkoreograflığı yapan Armağan Davran ile bir dönem aynı yerde bale başöğretmenliği yapan Volkan Ersoy birlikte yaptı. İki sanatçı bu durumu “Dünyada çok örneği olmayan bir özellik var. Bu eser, iki koreografın imzasını taşıyor. Yıllardır aynı sahneyi paylaşmamız nedeniyle birbirimizi tamamladık. Zor olarak görünse de inanılmazı gerçekleştirmek gibi bir durum söz konusu. Düşünün ki; bir resmi iki ressamın yaratması veya bir şiiri iki kişinin kaleme alması gibi bir şey” diye yorumluyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi Başdekoratörü Savaş Camgöz Çırağan Sarayı’nda araştırmalar yaptı. O döneme ait yayınları buldu. Saray tiyatrosu içerisinde yapılmış bir ilüzyon gösterisini eserde kullanarak, bu konuda sahne illüzyonisti Kubilay Tuncer’den yardım aldı.

EMRE ARACI KİMDİR

1968’de Ankara’da doğdu. Nişantaşı Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden sonra Londra’ya gitti. Orada Kingsway College’da klasik Batı müziği eğitimine yöneldi. Londra Okulları Senfoni Orkestrası’na katıldı. Kabul edildiği Edinburgh Üniversitesi Müzik Fakültesi’nin ardından Lady Lucinda Mackay ve Inchcape Vakfı bursuyla doktora derecelerini aldı. Edinburgh Üniversitesi Yaylı Çalgılar Orkestrası’nı kurarak beş yıl şefliğini yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Avrupai müzik geleneği üzerine yoğunlaştı. 1999-2001 yıllarında Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Skilliter Osmanlı Araştırmaları Merkezi’nde çalıştı. Türk edebiyatı ve tarihi dersleri verdi. Osmanlı devri ve çağdaş Türkiye’nin müzik kimliğini ele yazdığı makaleler birçok yerli ve yabancı dergi ve gazetede yayımlandı. Oxford, New York, Viyana ve Ottawa Üniversiteleri, British Museum ve Royal Academy of Arts’ta tebliğler sundu. Londra’da Osmanlı Saray Müziği Akademisi Orkestrası kurdu. Çeşitli albümler yaptı. Bir keman konçertosu yazdı. Halen İngiltere’nin Kent bölgesinde yaşıyor.

BALE İÇİNDE BALE

İki Murad karakteri gibi, birinci perdede iki bale var. Daha doğrusu Murad şehzadeliğinde babası Sultan Abdülmecid ile birlikte gittiği ve bugün ne yazık ki yerinde olmayan Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu’ndaki bir bale temsilini hatırlıyor. Buranın dekorunu hazırlamak için Savaş Camgöz çok emek sarf etti. Bu yitik tiyatronun bugün elimizdeki tek görsel olan Fransız L’Illustration’daki gravürden yola çıkarak yeniden yaratıldı. Esasında bütün baleyi organik bir bağ olarak Murad’ın yaşadığı dönemde İstanbul’a da sıklıkla gelip gitmiş olan, İstanbul doğumlu Chevalier August d’Adelburg’un Sultan Abdülmecid’e ithafen bestelediği ve matbu notasını Viyana’da bastırdığı beş bölümlü ‘Aux Bords du Bosphore’ (Boğaziçi Kıyıları’nda) dramatik ve lirik senfoni-fantezisi kenetliyor. Boğaz kıyısında rüyalı ve efsunlu bir yolculuğu anlatan bu eser balenin esasta bir rüyaya dayalı düşsel yapısıyla da mükemmel bir şekilde bütünleşti. Sultan Murad’ın piyano öğretmeni Guatelli Paşa’nın besteleri hatta onun Murad’a ithaf ettiği Élegie - Sermüezzin Rifat Bey’in tahta çıkışı için bestelediği Prière, Bartolomeo Pisani ve Charles d’Albert’in besteleri de hazırladığım orkestrasyonları balenin akışına göre yer yer tekrar düzenleyen ve eseri idare eden şef Bujor Hoinic’in elinden geçti. Sultan Abdülaziz’in bestesi La Gondole Barcarolle’u ise sisli bir İstanbul sabahında tahta indirilişini müteakip kayıkla sürgüne götürüldüğü sahnede kurguladık. V. Murad’ın pek çok bestesi arasında balede büyük orkestrasyonla çalınacak iki görkemli valsinin bilhassa çok ilgi uyandıracağını düşünüyorum. Üç eserimiz için maestro Bujor Hoinic’in yardımına ihtiyaç duyduk. Sultanların bestelerini ve ona ithaf edilen bestecilerin eserlerini yeniden baleye uygun halde birlikte düzenledik.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle