‘Özal'ın çizgisinde hizmet edeceğim parti bulamazsam, parti kurabilirim’

Güncelleme Tarihi:

‘Özalın çizgisinde hizmet edeceğim parti bulamazsam, parti kurabilirim’
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 08, 2006 13:28

Sekizinci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın büyük oğlu Ahmet Özal, siyasette babasının izinde yürümekte kararlı olduğunu açıkladı. Malatya bağımsız eski Milletvekili Ahmet Özal, “Turgut Özal gibi siyaset yapmak istiyorum. Tecrübelerimle siyasette aktif rol almak için gerekirse bir parti de kurabilirim” dedi.

Haberin Devamı

Ahmet Özal, babası Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili olarak ortaya atılan çeşitli iddialar bulunduğunu anımsatarak, “Turgut Özal’ın ‘Adriyatikten Çin Seddine kadar 21’inci asır Türklerin asrı olacaktır’ demesi iddialı bir laftır. Bu çöken bir Sovyetler Birliği’ni rahatsız etmiştir. Babamın Türk Cumhuriyetlerine verdiği önem ve bunların hepsini topladığımız zaman çok enteresan, denklemler ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Erzurumspor Başkanı Tevfik Özel’in davetlisi olarak kente gelen ve Erzurumspor’un Çankırı Belediyespor’u 1-0 yendiği karşılaşmayı izleyen Malatya Bağımsız eski Milletvekili Ahmet Özal, kaldığı Palandöken Dağı’ndaki Palan Otel’de Doğan Haber Ajansı muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini ve önümüzdeki birkaç senenin çok önemli olduğunu söyleyen Özal, babası Turgut Özal’ın çizgisinde aktif siyasette rol almak istediğini dile getirdi. Ahmet Özal, şöyle dedi:

Haberin Devamı

“Rahmetli babam eğer hayatta olsaydı, ne yapacağını, ne yapması gerektiğini çok iyi bilirdi. Allah’a şükürler olsun, rahmetlinin sayesinde Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nü gördüm, bağımsız milletvekilli seçildim. Daha görebileceğim bir üst makam yok. Rahmetlinin yapmak istediklerini fakat ömrünün yetmediği şeyleri yapabileceğime inandığım bir parti bulursam, gidip orada hizmet vereceğim.

Bu kadar zamanlık tecrübemle önümüzdeki dönem siyasette rol almak isterim. Rahmetlinin ekonomik, siyasi ve sosyal çizgisinde hizmet edeceğim bir parti bulamazsam, o zaman açık söylüyorum bir parti kurabilirim. Ben şimdi sadece davetlere gidiyorum. İnsanların çok ciddi bir sıkıntısı, özlemi var. Siyasette hizmet vermek önemli ve ben makam, mevki peşinde değilim.”

KALKINMA HIZI İYİ, CARİ AÇIK TEHLİKELİ

Türkiye’de ekonomik konularda çok acil önlemler alınması gerektiğini ifade eden Ahmet Özal, tarihin en büyük cari açığının yaşandığını vurguladı. Ülkenin borçlanarak kalkındığını öne süren Özal, şunları söyledi:

“Bakın şu anda Türkiye’de yüzde 8 - 10 dolaylarında bir kalkınma hızı var. Doğrudur. İyi bir kalkınma hızı. Ancak bu düşük kur, yüksek faiz politikasına bağlı olarak cari açığın çok büyüdüğü bir ortamdayız. Cari açık tarihinin en büyük noktasına geldi, 35 - 36 milyar doları buldu. Şimdi sizin tasarruflarınız yetmiyor, dışardan tasarruflarla kalkındırıyorsunuz. Yani borçlanarak kalkınıyorsunuz.

Haberin Devamı

Bu bir yerde durursa, gelen para, sıcak para durursa ekonomi çöker. Dolayısıyla yapılması gereken sosyal güvenlik sisteminde çok büyük bir reforma ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bunun modelleri dünyada yapıldı. Türkiye’nin iç tasarruflarını, kendi iç tasarruflarını dinamiklerini hareketlendirmesi lazım. Dış tasarrufları borçlanarak kullanmak yerine, iç tasarruflarımızı arttırmamız gerek. Bu da sosyal güvenlik sistemindeki, sosyal sigortalar sisteminin yeniden revize edilmesiyle olur. Üçünün bir çatı altında toplanması esasen genel bir çözüm değildir. Toplam sermaye ihtiyacı olan tasarrufları artırmaz.”

IMF’YE YOL VERİN

Türkiye’nin seçim atmosferine girdiğini ve bunun daha da hızlanacağını kaydeden Özal, AKP hükümetinin özellikle ekonomik konularda daha radikal yaklaşımlar sergilemesi gerektiğinin altını çizdi. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile bir an önce ilişkilerin kesilmesini isteyen Özal, “Ben Sayın Tayyip Erdoğan’ın danışmanı olsam kendisine önereceğim şudur: ‘Ödeyelim 14 milyar doları IMF’yi bir gönderelim.’ Bakın, şu anda siz vergi indirimi yapmak isterseniz, çiftçiye yardım edeyim deseniz, işçiye, memura zam yapayım deseniz IMF müsade etmez. Çünkü kıskacın içindesin. Şimdi bizim dolaylı vergilerimiz yüzde 75’lere gelmiş vaziyette. Fabrikaların kapanması nedendir? Çünkü adam girdi fiyatları ve vergilerle mücadale edemiyor. İthalatımızın yüzde 60 civarı ara malı ithalatıdır. Bunun için Türkiye’de yeniden yapısal bir reforma gitmek için bazı ekonomik tedbirlerin alınması lazım ve bunları da IMF ile yapmanız mümkün değildir. Bir an önce gönderin IMF’yi. Halkı biraz rahatlatın, seçime gidiyorsunuz. Enflasyonu bir an önce aşağı çekmek, sıfıra indirmek başarı değildir. Bu 200 kilometre hızla giden bir otomobilin frenine basıp, arabanın içindeki herkesi camdan dışarı çıkartmaktır. Yani bugün işadamının, esnafın, memurun, köylünün yaşadığıdır. Yani perişan olmaktır. Dolayısıyla enflasyonu yavaş yavaş aşağı çekin, IMF’nın projeleriyle yürümeyin. IMF’siz bir modelle Türkiye’yi yürütün” diye konuştu.

Haberin Devamı

TÜRBAN, TÜRKİYE İÇİN KOMİK

Başörtüsü sorunu çözümünde de bugüne kadar en önemli gelişmeyi babası merhum Turgut Özal’ın sağladığını anlatan Ahmet Özal, şunları kaydetti:

“Başörtüsü meselesinde bütün siyasi iktidarlar, özellikle sağ iktidarlar hep, ‘biz bu işi çözeceğiz’ demiştir. Ancak bugüne kadar kaç tane hükümet geldiyse, bu işi çözmemiş, üzerine eğilmemiştir. Bu iş 1988- 89 yıllarında Anavatan Partisi döneminde türban değil, başörtüsü adı altında, yani bizim tipik Anadolu insanının başını bağlama tipiyle çözülmüştü. Fakat rahmetli babamın vefatından sonra 1997 yılında bu iş tekrar krize girdi. Bunun doğrusu şudur, inancı olanlar tarif edilen şekilde saçlarını başlarını örtebilirler. Bununla ilgili kanun maddesini çıkarmak zor bir iş değil. Bu çıkarıldı daha önce, fakat Anayasa Mahkemesi’nin yorumu oldu ve uygulanmadı. Bu meselenin Türkiye’de artık çözülmesi lazım. 21’inci asırda biz hala ‘türbandı, başörtüsüydü, kızlar okula giremedi’ meselelerini konuşmamamız lazım. Bunlar Türkiye için çok komik hadiselerdir. Toplumsal barışı sağlamamız şart. İnşallah fırsat olursa elimizden geleni yapacağız. Bakın, Refah Partisi, MHP hepsi iktidara geldi, hiçbiri hiçbir şey yapmadı.

Haberin Devamı

Ben şuna inanıyorum: Gerçek müslüman insanların dini inançlarını bazı partiler, yıllardan beri gelen bir şekilde özellikle bu başörtüsü konusunu suistimal etmişlerdir. Çünkü bu konu çözüldüğü zaman bazı partilerin suistimal edecekleri başka bir konu kalmıyor. Dini konuların Türkiye’de kaşınmaması gerekir. Bunlar oy almak, kaybetmek için yapılmaz, inandığın için yapılır.”

CUMHURBAŞKANI’NI HALK SEÇSİN

Siyasi partiler, seçim kanunlarının yeniden düzenlenmesine gerek duyulduğunu vurgulayan Ahmet Özal, “Bu modelde partiler çok şahsiyetsiz bir şekilde kendi girmedikleri yerlerden, başka listelerden aday oluyorlar. Bu doğru değil. Türkiye’de çok partili sistemde muhakkak ittifak modellerinin yeniden düzenlenmesi lazım. Bununla birlikte Anayasa’nın 101 ve 102’inci maddeleri uyarınca Cumhurbaşkanı’nı Millet Meclisi seçer. Fakat 102’inci maddede, yapılacak bir madde değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesini sağlamak şarttır. Neden, çünkü Milletvekili adı üzerinde milletin vekilidir. Asil millettir, yani şunu diyebilir vekiller, ‘Ben bu görevi millete iade ediyorum. Lütfen siz seçin Cumhurbaşkanını.’ Bu federalizm, başkanlık sistemi değildir, üniter yapının bozulması değildir. Bu sadece vekillerin yaptığı görevi, asillerin yapmasını sağlamaktır. Bu Türkiye’de birçok gerilimi engeller, çünkü halkın seçtiği insanlara hiç kimse bir şey diyemez” dedi.

Haberin Devamı

ARINÇ’IN BAŞBAKANI DİKKATE ALACAĞINI SANMIYORUM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı konusunda net bir tavır koyması gerektiğini vurgulayan Ahmet Özal, bu konudaki belirsizliğin gerilime neden olduğunu anlatttı. Erdoğan’ın ‘adayım’ veya ‘değilim’ demesi gerektiğine dikkati çeken Özal, “Şimdiden söylemesinden fayda var. Hem parti içi, hem parti dışı, hem de toplumsal gerilimi azaltmak açısından bu önemlidir. Türkiye açısından bu çok önemlidir. Sayın Arınç Meclis Başkanlığı konusunda da aynı şeyi yaptı. Sayın Erdoğan yurt dışındayken kendi kendine Meclis Başkanlığı’na adaylığını koydu, kimse de birşey diyemedi. Çünkü o zaten altyapıyı hazırlamıştı. ‘Genel Başkanım evet derse olur’ gibi açıklamalar yapması pek de önemli değil. Çünkü Sayın Arınç’ın Tayyip Bey’in müsade edip etmemesi konusunu çok dikkate alacağını sanmıyorum” diye konuştu.

BABAM, ÇÖKEN SOVYETLER’İ RAHATSIZ ETTİ

Ahmet Özal, babası merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümüyle ilgili olarak da hiç kimsenin elinde net bir bilgi olmadığını söyledi. Bu konuda çeşitli dedikodular ve spekülasyonlar yapıldığını ifade eden Özal, babasının ölümünden 5 yıl sonra katıldığı bir TV programında yapılan anketi hatırlatarak şunları söyledi:

“Babamın ölümünden sonra Kanal D’de yayınlanan Fatil Altaylı ile Teke Tek programına çıkmıştım. Canlı yayın sırasında bir anket yapıldı. Anketten Türk insanının yüzde 94’ünün babamın normal öldüğüne inanmadığı çıktı. Ben de bunun üzerine ‘Cumhurbaşkanıdır, mecliste bir komisyon kurulsun, incelensin araştırılsın’ dedim. Bunun açıklanması kamuoyu vicdanını rahatlatır. Fakat o dönemden bu yana hiçbir hükümet, hiçbir Meclis bu konuda bir adım atmadı. Vallahi vicdanım tam olarak rahat diyemem. Herşey Allah’ın takdiridir. Hiçbir şey gizli kalmaz varsa birşey ortaya çıkar bir gün. İç güçler, dış güçler hiç bilmiyorum. Fakat rahmetlinin çok iddialı sözleri vardı: ‘Adriyatikten Çin Seddine kadar 21’inci asır Türklerin asrı olacaktır’ demesi iddialı bir laftır. Bu çöken bir Sovyetler Birliği’ni rahatsız etmiştir. Babamın Türk Cumhuriyetlerine verdiği önem ve bunların hepsini topladığımız zaman çok enteresan, denklemler ortaya çıkıyor. Hiçbiri gizli kalmaz bir gün ortaya çıkar. Ama rahmetlinin vurulduğu gün dediği gibi ‘Allah’ın verdiği canı ondan başkası alamaz’ demek ki, vakti zamanı o zamanmış. Bu konuda çok da spekülasyon yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!