Müekkebi Kurumadan

Güncelleme Tarihi:

Müekkebi Kurumadan
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 31, 2007 00:00

Balkan Blues

Petros Markaris

Çev. İlknur Özdemir

Merkez Kitaplar

Bir yandan finale giden Yunan Milli Takımı’nın tek tek aldığı galibiyetlerle bayram yerine dönen Atina, diğer yanda emniyetle ve CIA ile dalga geçercesine sağda solda bırakılan cesetler. Mültecilere ait olan cesetlerin ortak özellikleri ise gövdelerinde Amerika’ya savaş ilan etmiş olan radikal İslamcı örgütlerin adının yazılı olması ve orta parmaklarıyla da hareket çekmeleri.

Şaka gibi ama öyle. Bir diğer ortak özellikleri ise hiçbirinin cinayet sonucu değil doğal yollardan ölmüş olmaları. Gel de çık işin içinden.

Hayatını yeni kaybetmiş mültecileri kentin çeşitli yerlerine dalga geçer gibi kim götürüp koyabilir ki?

Olayın altında yatan neden Yunan muzipliği midir, yoksa dünyanın her yerinde işlere burnunu sokan CIA’ya ders verme amacı mı?

Heybeliada doğumlu Yunan yazar Petros Markaris, dokuz öyküden oluşan kitabında Balkanlar’dan ve Afrika kıtasından göç alan Atina’nın farklılaşmaya başlayan yaşamından ilginç kesitler anlatıyor.

Ortaya çıkan karmaşaya da doğal olarak Balkan Blues diyor Markaris.

Cinayete kurban giden yaşlı ve yalnız Atinalı’dan mafya tarafından parmağı kırıldığı için ayakkabı boyacılığı yapmak zorundan kalan Bulgar keman virtüözüne, yazamadığı için kendine kiralık katil tutan yazara kadar pek çok insan hikayesi giriyor bu blues parçasının içine.

Genç Matematikçiye Mektuplar

Ian Stewart

Çev. Zeynep Ertan

Profil Yayıncılık

En ileri teknolojilerden en basit aletlere kadar her şeyin temeli matematik. Ama o hep perde arkasında, çünkü yeri orası.

İnternete girdiğimizde ya da telefonun tuşlarını çevirdiğimizde dört işlemi, rakamları düşünmeyiz ama işin temeli onlara dayanır.

Warwick Üniversitesi matematik profesörü Ian Stewart, pek çok kişiye soğuk gelen matematik biliminin aslında göründüğü gibi olmadığını, yani gerekliliğinin yanında aslında sevilesi bir şey olduğunu anlatmak için yola çıkmış kitabında.

Meg adlı bir gence yazılan mektuplar, lise yıllarından başlayıp üniversitede kadrolu akademisyen olana kadar devam ediyor.

İnsanı hayata hazırlayan bir kitap ve bunu da pratik yaşamla uzaktan yakından ilgisi yokmuş gibi görünen ama onun temelini oluşturan bir bilimdalı aracılığı ile yapıyor.

Tüm ortaokul ve lise yılları boyunca başı matematikle beladan kurtulamamış benim gibi birine bile sevdirmeyi başardığına göre varın düşünün gerisini.

Bir macera romanı ya da iyi yazılmış bir edebi hikaye gibi de okunabiliyormuş meğer matematik. Ya da içinde onları da barındırabiliyormuş.

Çarpım cetvelini ezberlemediğiniz için dayak yemek de yok. Daha ne olsun.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!