GeriGündem MEDYADAN - Magazinin çeşidi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

MEDYADAN - Magazinin çeşidi

MEDYADAN - Magazinin çeşidi

ÇOK ARIYORLAR MI BUNLARI?

 

/images/100/0x0/55eb1242f018fbb8f8a92a22
Hürriyet gazetesi yazıyor:

 

Zaman zaman ünlü oryantallere taş çakırtırcasına dans eden ünlü şarkıcıyı hayranları fotoğraflamak için yarıştı.(29 ocak)

 

Serdar Devrim temenni ediyor:

 

- Sizi ‘ünlü’ler kovalasın...
- Hayranlar öpsün...
- O ‘taş’ bir tarafınıza kaçsın...1
- ‘Ve fotoğraflamak’ diyen diliniz kopsun...

Ayrıca...

Eksik kalmış: müstekreh bir haber metni olması için “fotoğraflamak için ADETA yarıştı” demeliydiniz.

Not:
‘Haber’in girişini de vereyim ki tam olsun. “Derin göğüs dekoltesi ve beline kadar inen transparan kıyafetiyle güzelliğini gözler önüne seren Gündeş...”


*

 

“ELİNDEN GELEN” LAFIN GELİŞİ! J

 

Sinemacı Sinan Çetin “Bazen (kadınlar) gece yarısı arayıp ‘Geceleri sizinle uyuyorum’ diye ağlıyorlar” diye şikayet ediyordu. Lafın gerisi daha da güzel: “Bu teklifleri bekârken aldığımda elimden geleni yaptım. Ama artık eşim ve çocuklarım var...

 

Talepleri yönlendirmek (!) bir çözüm olabilir mi?

 

Hürriyet-Kelebek, 29 ocak

 

 

*

SERT SEKSÜEL !!!

 

Benim kafam ilişkilerde daha sert seksüel çalışıyor. Çalışmadığı zaman da var ama daha az. O yüzden çocuk sahibi olmak şimdilik bana biraz uzak geliyor.

 

Cem Yılmaz – Sabah, 29 ocak

 


*

 

HERKES ATLADI BU HABERİ

 

Önemli bir haberdi, Türk basınında sadece SABAH yakaladı (30 ocak):

 

Brezilyalı manken Gisele New York’ta köpeklerini gezdirdi

 

Not: Bir bomba haber de benden. Antonio Banderas da dün sabah uyandığında çişini etmiş!



*

 

YAPMAYIN, ALLAH AŞKINA bu kadar hassas ve önemli konuların bokunu çıkarmayın.

 

Bülent Ersoy ‘Hepimiz Hrant’ın – Hepimiz Ermeniyiz’ sloganına karşı ‘Elhamdülillan Müslümanım’ dedi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye Orhan Gencebay’a, Perihan Savaş’a, Yavuz Seçkin’e, Tülin Şahin’e, Kerem Alışık’a sormayın.

 

Allah aşkına yapmayın, bırakın bazı konular da CİDDİ kalıversin!

 

Sabah, 30 ekim

 

 

*

 

Şok’un ŞIRDAŞ KAFE’sine gelen bir abazan mektubu:

 

“Merhaba, ben Antalyalı Mustafa. Kontör sorunu ve mesaj çekme sıkıntısı yaşamayan, duygusal, ciddi ve gerçekçi bayanlar. Dost bir bey fantezi yaşamak için telefon ve mesajlarınızı bekliyor. 0542...”

 

Şok, 30 ocak

 

 

*

 

TÜRKİYE’DEKİ YELİZ YEŞİLMEN GERÇEĞİNİ KİMSE İNKÂR EDEMEZ” demiş... kendini Marilyn Monroe’ya benzeten Yeliz Yeşilmen.

 

“... hangi gerçekten bahsettiği pek anlaşılamadı” diyen Şok, başlık atıyor:

 

BEN TÜRKİYE’NİN MARİLYN MONROE’SİYİM...

 

Monroe’SİYİM diyen kim acaba, Yeliz mi, benim meslektaşım mı?

 

Şok, 30 ocak

 


*

 

GICIKTA SON NOKTA

 

Her hadiseyi bir filme benzetip ‘BENİ GICIK EDİYORLAR’ diye şikayet ediyorum ya sık sık...

 

Sonunda biri, beni MANŞETTEN KIL ETMEYE karar verdi.

 

Spot: Cameron Diaz, başrolünde oynadığı Tatil filmindeki gibi ev değiştirdi, Justin Timberlake ile ayrılınca heyecan olsun diye Beverly Hills’teki evini Miami’de yaşayan biriyle değişen Diaz, yine filmdeki gibi aşık oldu.

 

Manşet: Film gerçek oldu

 

Takvim-Saklambaç, 30 ocak

 


*

 

HEPİMİZ BÜLENT ERSOY’UZ

 

‘Hepimiz Ermeni’yiz ‘ sloganını sulandırıp ‘Hepimiz travestiyiz’ derken ‘Hepimiz ibneyiz’ kalıbına dökünce, Ahmet Hakan dayanamadı:

 

“Madem iş iyice geyiğe sardı, o halde ben de biraz geyik yapayım:
Arkadaşlar!
Bence bu durumun sağlamasını yapmak için bir travestinin öldürülmesi falan gerekmez.
Çünkü elimizde
"kanlı/canlı"
bir örnek var:
Hatırlayalım: Ne dedi
Bülent Ersoy?

"Beni kesseniz Ermeni'yim dedirtemezsiniz."

O halde hadi bakalım
"Hepimiz Bülent Ersoy'uz" diye bağırmaya!”

 

Hürriyet, 31 ocak


*

 

YAPMA NÜKHET HANIM ETME NÜKHET HANIM!

 

Nükhet Duru (bir ara laflaştığı) Neco için “Evli olmasına rağmen bir ilişki yaşamasına ve rahatlığına hayret ettim” demiş. (Hürriyet, 31 ocak)

 

Demişse eğer, Nükhet Duru’nun bu sözlerine hayret ettim: Yıllarca Erol Simavi ile yaşadı, Erol Bey o zaman bekâr mıydı?

 


*

 

ÖNEMLİ BİR HABERDİ, TÜRK BASININDA SADECE BUGÜN YAKALADI (31 ocak) :

 

Dizi için esmer oldu – Altın Portakal ödüllü Vildan Atasever, Yaralı Yürek isimli dizi için saçlarını koyuya boyattı, dizi bitene kadar böyle kalacak.

 

Hani atlamışsınızdır filan...

 


*

 

70’İNDE CİNSİYET DEĞİŞTİRECEĞİM

 

OECD’nin 2006 Ülkeler Raporu’na göre (Allah’tan elin gâvuru istatistik tutuyor da, Türkiye ile ilgili bilgi alıyoruz; iş bizim İstatistik Kurumu’na kalsa, daha 2000 sayımını bitirememiştik) 14 yılda Türkler’in ortalama ömrü 3,3 yıl artmış. 2004’te erkekler ortalama 68,8 yıl, kadınlar ise 73,6 yıl yaşıyormuş. (Milliyet, 1 şubat)

 

Allah’ın emri, 65’inden sonra cinsiyet değiştirip kadın olacağım demektir. Çocuklarım, torunlarım anlayışla karşılarlar artık! J

 


*

 

UYUMLU ÇİFT

 

Oğuz Kayhan (?) ayrıldığı eşi Demek Akalın’ın arkasından “Onun kumaşı iyi değilmiş” dedi. Akalın cevap verdi “Onun yüzünü şeytan görsün!(Türkiye’nin en büyük ve hibrit gazetesi Hürriyet’in ikinci sayfası, 2 şubat)

 

Aslında yazık olmuş, birbirine yakışan bir çiftmiş…

 


*

 

RTÜK NAMAZ SAATLERİNE KARIŞIYOR MU?

 

Diyanet; Züğürt Ağa, Vizontele, Vurun Kahpeye, Yol, Kara Çarşaflı Gelin ve Kemal Sunal filmlerini sakıncalı bulmuş.
Diyanet'in beğendiği filmler ise;
Minyeli Abdullah, İskilipli Atıf Hoca, Oğlum Osman, Kızım Ayşe, Fatma Bacı, Reis Bey
vs...
İlk listeyi mi biliyorsunuz, ikinciyi mi?
Genel bir kanı vardır ya; sinema eleştirmenlerinin beğenmediği filmi seyirci sever diye...
Şimdi buna Diyanet'i de eklemek gerekiyor.
Bir filmi Diyanet sakıncalı buluyorsa o film
sinemada gişe, ekranda reyting yapar demek ki...” diyen Cengiz Semercioğlu soruyordu:


- D
iyanet İşleri Başkanlığı'nın işi midir hangi filmin sakıncalı, hangisinin sakıncasız olduğunu belirlemek? (Hürriyet-kelebek, 2 şubat)

Haklı, Diyanet’in her halta salça olması şart mıdır?

 

RTÜK çıkıp namaz saatleri hakkında vaaz veriyor mu?

 

 

*

Bülent Cankurt ‘
İKİNCİ ÇANTA VAKASI’ diye yazdı:

 

“Eşine aldığı 24 bin liralık çanta işadamı Ercan Canmutlu’nun başını çok ağrıtmıştı. (Maliye hesaplarını incelemeye almışmış…) Sevgilisi Eda Taşpınar’a aldığı 78 bin dolarlık çanta yüzünden de Nurettin Hasman zorda” diyordu. (Bunun da alacaklıları kapıya dayanmış…)

Fakat bu dedikodunun en vurucu yeri son cümle: “Ancak orijinali 78 bin dolar olan Hermes çantanın Kapalıçarşı’da 500 YTL’ye (taklitlerinin) satıldığı ve alacaklılarının Hasman’a boşa yüklendiği söyleniyor!

 

Anam anam anam…

 

Sabah-Günaydın, 2 şubat

 

Not: Konuyla ilgisi yok ama ‘kopya-imitasyon’ deyince aklıma geldi, bir böyük işadamı ile bir böyük star arasında geçtiği iddia edilen böyle bir şehir efsanesi vardı bizim gençliğimizde. İşadamı aynı otelde kalan starın odasına iki kere çiçek, üçüncüsünde de bir orkidenin yanısıra bir ince kolye göndermiş. Kadın artık ne etsin, zengin işadamını ‘teşekkür etmek üzere’ odasına davet etmiş. Ancak iki gün sonra inci kolyeyi ekspere götürüp de ‘çok kaliteli bir imitasyon’ olduğunu öğrenince, söz konusu işadamına telefon edip ana avrat küfretmiş. İşadamı da ‘X Hanım, o kolyenin sahtesi bile 5 bin lira eder, sen kaç para edersin?’ demiş. (O zaman 5 bin lira büyük paraydı. Biz Uludağ Fahri Otel’de tam pansiyon 125 liraya kalırdık.) Şehir efsanesi tabii ki… ama o zaman reytingi çok yüksekti!

 

 

*

 

DİCE KAYEK MONOPRİX’DE

Life+ köşesinde Bülent Cankurt herhalde ‘Vay be!’ diye zıplamamızı bekleyerek diyor ki:

 

Dice Kayek Monoprix’de - Dice Kayek’in yaratıcısı Ece Ege’nin Fransa’nın ünlü Monoprix Mağazası’na özel bir koleksiyon hazırladığını duydum…” (Sabah-Günaydın, 2 şubat)

Yapma Bülent, gözünü seveyim…

Monoprix, doğru, Fransa’nın çok meşhur bir mağazalar zinciridir ama Yeni Karamürsel ile Çetinkaya Mağazaları tarzı bir dükkandır; yani öyle ‘haute couture’ filan değil. Fakir fukara bodrum katında meyve sebze, giriş katında Çin malı makyaj malzemesi, üst katlarında da Hindistan’dan gelen ucuz elbise, ayakkabı, çarşaf filan alışverişi yapar.


*

 

ANADOLU VAŞAĞI DEYİNCE…

Sivas’ta, kangalların kovaladığı bir ‘Anadolu vaşağı’ korkudan bir kavak ağacının ta ucuna kadar tırmanmış, köpeklerin gitmesini bekliyordu, fotoğrafları gördünüz herhalde. Çok sevimliydi. (Bu arada köylüler, köpeklerle ağacın altında durmuş, hayvana inmesi için… taş atıyorlardı!)

 

Meğer bu hayvan nadir görülürmüş.

 

Radikal bu haberi ‘Anadolu vaşağı objektiflere yakalandı’ diye verdi. (2 şubat)

 

Değişiklik oldu bizim için… objektifere poz veren ‘Anadolu yavşağı’ndan bıkmıştık biz de!

 


*

 

7 GÜNDE SADECE 2 KERECİK Mİ?

 

Bolu Tüneli rezaletini yukarıda yazdım.

 

Bayındırlık Bakanı Faruk Nafiz Özak (diye bir bakan varmış demek ki) ‘haticeye değil neticeye bakmamız gerektiğini’ bize hatırlatarak kendini savunuyordu:

 

23 Ocak’ta açılan Bolu Tüneli ‘sadece iki kez kapandı’. (Radikal, 2 şubat)

 

Adam haklı yahu: Tünel, 7 günde SADECE 2 gün trafiğe kapanmış…

 


*

BEN OBEZ DİYE BUNA DERİM…

 

Amerikalı kadın 12 senedir kilo vermeye çalışıyor, başaramıyormuş. Karnından… 42 kilo (iyi huylu) ur almışlar. 42 kilo ur, artı, ameliyattan sonra üç haftada 62 kilo veren kadın artık, sadece… 161 kiloymuş!


Ameliyattan önce kaç kiloymuş, hesabı siz yapın…

Güneş, 2 şubat

 


*

 

BİZ AYNI TORPİLLİ KUŞAĞIN ÇOCUKLARIYIZ

 

“Biz Ay'a ilk gidenleriz. Unutulmaz şarkıları çıktığı anda dinleyen, yandaki mahalleyi boş arsada 7-1 yenenleriz. Biz tiyatroyu radyoda dinleyenleriz. Televizyonu komşuda izleyen, perdedeki yıldızları yıldızların altında seyredenleriz. Laklakla bilekleri, aşı ile kolu şişenleriz. Tren camından sarkan, bir fincan kahve ile mutlu olan, bomboş güney sahillerine cep delik-cepken delik gidenleriz. Biz bayramlarda el öpen, bir blucinle dünyaları fethedenleriz. Olimpiyatı da, Dünya Kupası'nı da, Eurovizyon'u da en iyi bilenleriz.Asya ile Avrupa'yı birleştiren, yerli malı tercih edenleriz. Sevenler, sevilenleriz. Andımızı ezbere bilen, ülkemizi canımızdan önde görenleriz. Yeniden dünyaya gelsek yine aynı yıllarda doğmak isteyenleriz. Kendine Düş Hekim diyen meçhul arkadaş aynen böyle demiş. Peki siz de yeniden dünyaya gelseniz aynı yıl doğmak ister misiniz? Yoksa daha sonraki yıllarda mı? Mektuplarınız bekliyorum.”

 

Aykut Işıklar - Bugün, 2 şubat

 

Hakikaten Aykut abi, yaşça büyüğümsün ama biz hakikaten ‘aynı torpilli kuşağın çocukları’yız…

 


*

APTAL SARIŞIN

Reha Muhtar’ın köşesinde okudum, Gülşen Yüksel yazıyordu:

 

‘Aptal sarışın’ diye horlanan güzeller meğer Albert Einstein kadar zekiymiş.

 

Mesela 2002 Kainat Güzeli İris bilmemnenin IQ’su 156 çıkmış.

 

Bizim ‘aptal sarışınlardan’ Şebnem Scheaffer’in kendi ifadesine göre IQ’su (ay-kû okuyunuz) 120, Hilal Cebeci’ninki (yine kendi ifadesine göre) 156 imiş.

 

Güzellerimiz neredeyse 160’lık IQ’ya sahip olan Einstein’ın ensesindeler…” diyor (kendisi de sarışın olan) Gülşen Yüksel. (Vatan, 3 şubat)

 

Benim IQ’um kaçtır bilmiyorum. 50-60 filandır herhalde. Çünkü anlamıyorum: madem ki bu kadar zekilermiş, niye beyinlerini kullanacaklarına… tevbe tövbe!

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle