GeriGündem Kozmik şiirin yazarı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kozmik şiirin yazarı

Bugüne kadar iki kere Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen Kıbrıslı ozan Osman Türkay, ‘‘Uzay Şairi’’ olarak tanınıyor. Şiirleriyle, sayısız edebiyat ödülü kazandı. Kitapları dünyanın dört bir yanında çeşitli dillere çevrildi. ‘‘Evrende Rastgele Bir Gezinti’’ adlı kitabıyla, Amerikan Başarılar Enstitüsü'nün ‘‘Yılın Adamı’’ ve ‘‘Bin Yılın Şöhretler Sarayı’’ ödüllerini, Amerikan Biyografi Enstitüsü'nün ‘‘Altın Plak’’ ödülünü, ‘‘Başkanlık Onur Mühürü’’nü, Avustralya'da ‘‘Uçan Altın Kumru’’ ödülünü kazandı. Türkay'ın son yıllarda aldığı ödül sayısı 50'yi aştı. Türkay ayrıca, dünyada en çok mektup alan Türk edebiyatçısı. Hayranları arasında Tayland Prensesi Vemulchadra, Türkoloji Profesörü Anna Masala, Hindistan eski başbakanının eşi Sheila Gürjal ve çok sayıda aristokrat bulunuyor.

Müjde. Güzel haberler var sana Neptün'den

Bal ırmaklardan, süt denizlerden

Erkeğin dişiyle bu çiftleşme anında

Açık denizlerimizi görmeye gelmiş

Jüpiterli dev martıların

Transmiterlere benzeyen kanatlarında

...

Bu satırlar, dünyada ‘‘Uzay şairi’’ olarak tanınan Osman Türkay'ın ‘‘Evrende Rastgele Bir Gezinti’’ şiirinden birkaç mısra.

Osman Türkay, Amerika'dan Rusya'ya, Japonya'dan Tayland'a, Hindistan'dan Avustralya'ya beş kıtada kitapları yayınlanan, edebiyat dünyasına yıllardır damgasını vuran bir ozan... Kıbrıs'ta doğduğu köye ‘‘Ozanköy’’ adını verdirten 67 yaşındaki Türkay, belki de en az Türkiye ve Kuzey Kıbrıs'ta tanınıyor. Oysa Türkay adı, dünya edebiyat çevrelerinde saygıyla anılıyor.

Beyaz saçları, beyaz gür sakalıyla bu dünyadan çok, başka dünyaların adamı görüntüsü veren, içine kapalı, sakin yapılı Türkay'ın son birkaç yılı çok hareketli geçti. Ünlü ozan, bir kıtadan diğerine, bir ödül töreninden başkasına, durup dinlenmeden, yorulmadan koşup duruyor.

Londra'da yaşayan sanatçının ödülleri sıralamakla bitmiyor. Evrende Rastgele Bir Gezinti kitabı Osman Türkay'a, sadece Amerika'da üç değişik ödül kazandırdı. Başarılar Enstitüsü'nün ‘‘Yılın Adamı ve Bin Yılın Şöhretler Sarayı’’, Amerikan Biyografi Enstitüsü'nün ‘‘Altın Plak’’ ödülü, Amerikan ‘‘Başkanlık Onur Mühürü’’, Avustralya'nın ‘‘Uçan Altın Kumru’’ ödülü, iki kıtadan bu eser için aldığı ödüllerden birkaçı.

FEKALETLER VARKEN ROMANTİZM NİYE!

Eserleri ‘‘Uzay Çağı Mistiği’’ olarak da tanımlanan Osman Türkay'ın bugüne kadar biri deneme türü 13 şiir kitabı Türkçe ve İngilizce basıldı. Eserleri, beş kıtada sayısız dile çevrildi. Defalarca baskısı yapıldı, onbinlerce satıldı.

İlk kitabı, 1959 yılında Kıbrıs'ta Beşparmak Yayınevi tarafından yayınlanan ‘‘Şengül'ün Dünyası’’... Sanatçı uzay şiiri alanına ciddi olarak ‘‘Uyurgezer’’ kitabıyla girdiğini belirterek, ‘‘Uzay çağı şiiri, kozmik şiir nedir?’’ sorularını yanıtlarken, meslekdaşlarını eleştirmekten de geri kalmıyor:

‘‘Uzay çağında yaşadığımıza göre, bu çağda yazılan-çizilenlerin bu çağa ait olması gerekir. 20. Yüzyıl birbirini kısa aralıklarla izleyen yeni çağlar yüzyılı oldu. Asrın başında makina çağına, sonra atom çağına, hemen arkasından da uzay çağına girdik. Yazarlar, sanatçılar bu başdöndürücü hız içinde yaşadıkları çağın gerçeklerini kavramakta şaşalayıp, şiirin ta mağara devirlerinden başlayıp, yüzyılımızın başına kadar gelen temalarını işlemeyi sürdürdüler. Uzay çağında o kadar global sorunlar ortaya çıkmıştır ki bunlara gereği kadar ilgi gösterilmemiştir. Şairlerin keskin gözlemci olması gerekirdi. Çağın korkunç sorunlarının başında nükleer savaş tehlikesi, kimyasal ve biyolojik silahların tüm dünya insanlığını on kez değil, yüz kez öldürecek boyutlara ve miktarlara ulaşması, terörizm, uyuşturucu ticareti, çevre kirliliği, doğal dengelerin altüst olmaya başlaması, erozyon gibi felaket habercileri geliyor. Bunlara karşı barışı idealize etmek yerine, realize ederek uğraşmamız gerekirdi. Ne yazık ki bu kadar duyarlı olmaları gereken şairler, hele Türk şairleri, böyle bir çağda romantik şiir yazmayı sürdürdüler.’’

BİRGÜN NOBELİ KAZANACAĞIZ

Türkay'a göre, Türkiye'de dünyaca ünlü bir iki şair ve yazar yetişti. Fakat onlar Türk şairi ve Türk yazarı olmaktan çok, etkilendikleri Fransız şair ve yazarlarıyla kıvanç duydular.

‘‘Türk şairleri, özellikle Batı edebiyatını, genellikle dünya edebiyatını inceleyip, Batılı ve Doğulu şairlerin yüzyıllarca yaza yaza hangi noktaya geldiklerini saptayarak, onlardan bir adım olsun öne gitmeyi düşünmediler. Tek bir örnek. Lütfi Özkök, Orhan Veli'nin şiirlerini İsveç'te yayınladı. İyi etti. Ama, Orhan Veli'yi Rimbaud'un torunu olarak gösterdi. Bundan da kıvanç duydu. Orhan Veli ile Rimbaud arasında ne gibi bir bağ, ne gibi bir benzerlik var. Biri Fransız olduğu için dünyaca ünlüdür. Orhan Veli ise Türk olduğu için ünlü değildir. Birisi aramızdan çıkıp da Nobel'e aday gösterilse, millet protestolarla ayağa kalkar. Türkiye ve TÜrkler kendi kendilerine değer vermezlerse, yabancılar hiç vermez. Elbette ki Türkler Nobel'i bir gün kazanacaklar. Ama belki de yolu Avrupa ve Amerika'da bulunan Türkler açacak.’’

KADIN HAYRANI ÇOK

Kıbrıslı şair Osman Türkay için, tüm dünyadan en çok mektup alan Türk edebiyatçı demek hiç de yanlış değil. Ona beş kıtadan mektup gönderenlerin yüzde 90'ını, Türkay'ın ifadesine göre, olgunluk çağına ermiş ‘‘entel kadınlar’’ oluşturuyor. Türkay hayranları arasında Hindistan eski başbakanının eşi Sheila Gürjal, Tayland Prensesi Vemulchadra, ünlü Türkolog Prof. Anna Masala ile sayısız İngiliz aristokrat bulunuyor. Hatta Lordlar Kamarası'nda, Türkay'ın bazı şiirlerinden zaman zaman alıntılar bile yapılıyor.

Türkay hayranı Leydi Rosanard Harworth, uzay şairine yazdığı mektubunda şiirlerinin gücü karşısında ezildiğini belirterek, satırlar arasındaki mesajı sindirmenin çok uzun zaman alacağını belirtiyor. Prof. Masala ise Türkay'ın şiirlerinin yalnız sesler, imgeler ve anılardan örülü olmadığını belirterek, onları şöyle tanımlıyor:

‘‘Senin şiirin geniş ölçüde Türk kalmakla birlikte, arı Türkçe'den yeryüzündeki tüm dillere çevrilebilen ozanca bir bildirgedir. Hepimizin 'Türk' olan yanıdır. Doğu'nun mistik noktasıyla, Batı'nın belirsiz bir noktası arasında köprü kuruyorsun. Akrobat türünden profesyonel ozanların eskimiş oyunlarına kaçmıyorsun. Senin şiirinde klasik kültürden, Orta Asya kozmogonisinden, Aristo'nun felsefesinden, Yunus Emre'den, Kerem'den edindiğin kalıtlardan, Türk'ün özgürlük duygusundan, iyi ile kötü üstüne Zerdüştçe bir düşünceden, sevgi, melankoli, makine ve metafizikten oluşmuş kültür tabakaları görmekteyim.’’


Yorumları Göster
Yorumları Gizle