GeriGündem Kitabınızı yayımlatmanın yolları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kitabınızı yayımlatmanın yolları

Kitabınızı yayımlatmanın yolları
refid:22111381 ilişkili resim dosyası

İlk kitabınızı nihayet tamamladınız ve yayımlanmasını istiyorsunuz. Peki, ne yapmalısınız? Birbirinden farklı çizgisi olan yayınevlerine sorduk, size bir yol haritası çıkardık.

Dosya nasıl gönderilir nasıl müracaat edilir?

Hangi yayınevi olursa olsun, istediğiniz yayınevine kitap dosyasını gönderebilirsiniz. Bunun önünde bir engel yok. Ancak birçok yayınevi program yoğunluğundan gelen dosyaların kontrolünü zamana yayıyor. Haliyle sabır gerektiren bir bekleme sürecine hazır olacaksınız. Kitabımı nasıl yayımlarım, diye sorduğumuz Can Yayınları, Doğan Kitap, Everest, Kırmızı Kedi, Notos, OkuyanUs, Sel ve diğer bütün yayınevleri posta veya e-posta ile, diyor. Gönderirken, kendi özgeçmişiniz ve dosyanızın içeriği hakkında kısa bir bilgi bölümü de ilave ederseniz, süreci hızlandıracaksınız demektir. Bu sayede, dosyanın türü veya içeriği hakkında bilgi sahibi olan yayınevi, kısa sürede olumlu veya olumsuz geri dönüş yapacaktır. Olumsuzsa başka bir yayınevinde şansınızı deneyeceksiniz, olumluysa bir sonraki aşamaya geçebilirsiniz.
İlknur Özdemir (Kırmızı Kedi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni): “Kırmızı Kedi Yayınevi olarak hiç bilimkurgu türünde kitap yayımlamadık ve yayımlamayacağız gibi görünüyor. Haliyle bize gelen yeni yazar adayının dosyası bilim kurgu olursa, en baştan eleniyor.”
Sırma Köksal (Everest Yayınları Genel Yayın Yönetmeni): “Edebiyatta uzmanlaşmış bir yayınevi, kişisel gelişimle ilgili bir dosyayı okuma gereği görmez. Bu nedenle başvurduğunuz yayınevinin yayın çizgisini dikkatle inceleyin. Yayınevinin etkin politik görüşü de önemli. Sözgelimi, dini eğilimleri güçlü bir yayınevine ateizm üzerine övgü dolu metinler göndermeniz zaman kaybı. Dosyanız sadece göz atılarak reddedilir.”

/images/100/0x0/55ead298f018fbb8f898eec8

Nelere dikkat edilmeli?

2000’li yılların başında yüzlerce yeni yazar çıkmıştı karşımıza. Yıl sonu bilançosunda 200 küsur tane ilk roman vardı. Yayınevlerine sorduğumuzda, gelen dosya sayısıyla yayımlanmaya değer dosya sayısı arasında korkutucu bir fark olduğu yönünde cevaplar aldık. Doğan Kitap, Everest, Sel, Can Yayınları, Kırmızı Kedi, OkuyanUs... yıllık ortalama 300-400 kitap dosyası okuduklarını fakat bunlardan yayımlanmaya değer dosya sayısının iki elin parmaklarını geçmediğini belirtiyor. Güzel bir Türkçe: Kaleme aldığınız metinlerde kullandığınız Türkçeye, dile özel hassasiyet göstermeniz gerekiyor. İyi bir Türkçe ile yazılmış her eser, editörlerin dikkatini çekiyor.
Bakın Can Yayınları Türkçe Yayınlar Editörü ve Yazar Faruk Duman durum hakkında neler öneriyor: “Gönderilen dosyanın Can Yayınları tarafından yayımlanıp yayımlanmaması konusunda tek bir kriter yok. İmkânımız sınırlı. Yani birini basmak diğerini basamamak anlamına geliyor. Seçtiğimiz kitaplar genellikle, bizim okur olarak okuduğumuz, okuyacağımız, okumak istediklerimiz oluyor. Yani biraz okuma zevki, dil beğenisi bugüne kadar edindiğimiz birikimden yararlanarak kurgu başarısı, anlatımı, dili üzerine kriter belirlemekte ‘iyi bir okur’dan hiçbir farkımız yok.”
İyi kurgu: Bilhassa roman, öykü ve benzeri kurmacaya dayalı türler için olay kurgusu iyi oluşturulmalı. Fahiş mantık hatası olmadığı müddetçe yayınevleri editöryal yardımla bu sorunları giderecektir.
Özgünlük: Yıl olmuş 2012, anlatılmamış hikâyenin kalmadığı bir zaman dilimindeyiz. O yüzden ne anlattığınız değil, nasıl anlattığınız önemli.
Önce okur olmalı: Görüşüne başvurduğumuz yayınevleri kadar hali hazırda kitap yayımlayan bütün yayınevleri yetkilileri “Kendi okuduğumuz, okumaktan mutluluk duyacağımız kitapları basıyoruz,” cevabını veriyor. Hayatınız roman olabilir, ama o romanı sizin bile okumayacağınız bir dil ve anlatımla kaleme aldıysanız, başkalarının da okumasını beklemeyin. Önce iyi okur olun.

Ortak çalışmaya açık mısınız?

Tamam, hayatınız roman. Bu sizin eseriniz, ona da kabul. Aylarca yıllarca gecenizi gününüze katıp yazdınız masa başlarında, sizin en kıymetli varlığınız elinizdeki dosya, ona da itiraz yok. Ama bu işin de uzmanlık gerektiren tarafları var. Çok iyi giden bir kitabın aceleye gelmiş finali, okuru şüpheye düşürecek mantık hataları, kimi dil kullanımları, bölüm kısaltmalar, yeniden yazılması gereken bölümler, çıkarılması veya değiştirilmesi gereken yerler... Eksiksiz olduğuna inandığınız en iyi dosyanıza bile yayınevleri bu ve benzeri birçok soru işaretiyle gelecektir. Size önerilense, ortak çalışmadır...
Dosyanızı yayımlama kararı almış bir yayınevi size kitabınızı yeniden yazdırmayacaktır. Sadece birkaç düzenlenmesi gereken noktayı gösterip, işbirliği isteyecektir. Şayet uzmanlar haklıysa, “Hayır bu benim eserim, dokunamazsınız” diye inat etmeyin. En makul sonucu bulun. Bakın, Notos Kitap Genel Yayın Yönetmeni ve Eleştirmen Semih Gümüş izledikleri yolu nasıl anlatıyor; “Önce yazardan bağımsız olarak yapabileceğimiz hareketleri yapar yazara gösteririz. Bu arada tabii öyle bazı değişiklikler yapmak gerekir ki, yazarla da temasa geçmemiz gerekir. Metne müdahale etmek gerekiyorsa ve yazar ısrarla reddederse yazarın isteğini dikkate alırız. Önerimizi kabul ederse, ona göre devam ederiz.”

Kılın Kırk Yarıldığı Anlar

Güzel bir Türkçe, iyi bir kurgu ve anlatımla, yayınevinin çizgisine uygun kitap dosyanızı ulaştırdınız. Yüzlerce dosya arasından sıyrıldınız ve olumsuz bir haber gelmedi. Dosyanız ilk önce yayınevlerinin dosyaları okumakla görevlendirdikleri bir editör/okutman tarafından okunup bir raporla yayın kuruluna sunuluyor. Olumsuz rapor, büyük bir istisna olmadığı müddetçe baştan kaybediyor. Rapor olumluysa, yayınevleri dosyanızı çapraz okutmaya tabi tutuyor demektir. Peki, nedir çapraz okuma? En az iki farklı editör veya edebiyat bilgisi ve birikimine güvendikleri okutmanlara aynı anda okutup onların olumlu/olumsuz raporları yayın kurulunda değerlendiriliyor. Bu rapor da olumlu olduktan sonra kitabı hazırlayacak editör veya yayın yönetmeni nihai bir okuma yapıp son notlarını alıyor. Bundan sonra yayınevi yetkilileriyle birlikte çalışma süreci başlıyor.

Büyük sona doğru!

Kitabın hazırlık süreci tamamlandıysa artık ‘baskı’ aşamasına geçilmiş demektir. Yani büyük sona doğru uzun yolculuğun son virajı... Kitaba en uygun kapak da tasarlandıktan sonra, teknik işlemler devreye giriyor.
Baskı adedi: Neredeyse bütün yayınevleri ilk kitapların baskı sayısını bin olarak belirliyor. Zaman zaman daha üstüne çıkılsa da bu, dosyanızın onlara verdiği cesaretten kaynaklı. Yayınevinin de güvendiği bir dosyaya sahipseniz iki binin üzerinde baskı adediniz olabilir!
Fiyatlandırma: Kitabın fiyatlandırılması, neredeyse aklımızın hiç alamayacağı işlemler sonrası belirleniyor. Kitabın sayfa sayısı, kullanılan kağıt türü, matbaa masrafı, verilecek ilan sayısı, yürütücelecek dağıtım stratejisi ve daha birçok ‘pazarlama’ ekibinin ilgilendiği işlemler ve elbette alınacak telifle beraber kitapların fiyatı belirleniyor. Az çok her yayınevinin kendi ortalaması var. Bunun çok üzerinde veya altında olmayacaktır.
Telifiniz ne kadar olacak: İlk kitabı yayımlanacak yazar adayıysanız telif konusunda büyük hayaller kurmayın. Ama enseyi karartmayın, kimse size telif vermez demiyoruz. Bütün yayınevleri ‘ilk kitap’ yayımlayan yazara en fazla yüzde 10 telif veriyor. Birçok yayınevinin standart rakamı böyleyken kimileri yüzde 7-8’lerde de kalabiliyor. Telifiniz ne zaman artacak diye düşünüyorsanız; ikinci kitabınızı yazıp yayınevine teslim ettiğinizde ve onlar da onay verdiğinde...

Alternatif isteyenlere: ‘Kendiniz basacaksınız!’

Diyelim ki, dosyanızı birçok yayınevine gönderdiniz ve cevap gelmedi. Ya da aradan aylar geçmişti. Hattâ kitabınızı basmak istediklerini söylediler ama yüzde 10 telifi beğenmediniz. Öyleyse uzman desteğiyle kendi kitabınızı kendiniz basacaksınız... Kısa süre sonra bininci kitabını yayımlayacak olan Cinius Yayınları Genel Koordinatörü Zeynep Aytekin, nasıl çalıştıklarını anlattı:
Cinius Yayınları’ndan çıkan kitaplar, ‘self publishing’ olarak adlandırılanlardır. Yazar adayı, dosyasını internet sitesine yükleyebilir ve biz oradan okuyup gerekli işlemler için kendisiyle temasa geçebiliriz. Ya da el yazısıysa kargoyla yollayabilir, buraya getirebilir (artık Kadıköy’e ya da Ankara’ya da götürebilirsiniz), e-mail ya da msn’le de yollayabilirler... Hangisi kolaysa ve tercih ettikleri metotsa bir engel yok.
Bir yazarın bizi seçmesi için çeşitli sebepler var. Başka bir yeri seçmeyeceği için seçer, beklemek istemez seçer, normalde ya hiç telif alamayacak ya da yüzde 6-10 alacakken, yüzde 40 alabilmek için seçer, her şeye (boy, en, renk, foto vs) kendi karar verebilir diye seçer... Çünkü kendi kitabını kendi istediği gibi yayımlatma hakkı vardır.
Bize gelen dosyalarda, devletle veya kimi kurumlarla başımızı belaya sokacak bir şey yazmadıysa her türü yayımlıyoruz. Kötü yazdıysa elimizden geldiği kadar düzeltiyoruz. Baskı adedi, genelin çok dışına çıkmıyor. Eğer kestirilebilecek durumdaysa başta satış ihtimalinin olup olmadığını açık açık söylüyoruz, adet için genellikle bini öneriyoruz. Çünkü 500 taneyle arasında 200-300 lira fark var, olur da satarsa zarar etmesin diye belirtiyoruz ama nihai karar yazara ait. Şimdi bir de dijitalle baskı yaptığımız yayın paketlerimiz var, 100 tane basılıyor 50’sini yazar alıyor, kalanı internet kitapçıları üzerinden satılıyor. Satıldıkça basılıyor ama yazar bir daha para ödemiyor, normal yayın paketine göre daha ucuza şansını denemiş oluyor.

OkuyanUs Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Cem Mumcu
Binlerce takipçisi var diye kimseye kitap basmadık
Gelen dosyalardan yayınlanmaya değer metin sayısının çok az olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Bu da tahmin edilebilecek bir durumdur. İnternet elimize yığılan onlarca okunamaz dosyadansa, bu imkânı daha avantajlı koşullarla sağlıyor bize. Birinin kısa bir metnini okuyorum bir yerlerde ve bu kumaştan bir şeyler ortaya çıkarsa ne güzel olur diyorum. Ona ulaşıp, yazdığı bir şey olup olmadığını soruyorum ve bir elbise dik bize diyorum. Şu elbiseyi dik diyemem elbette. Oturup konuştuğumuzda sen şöyle bir yolda yürüsen ne dersin diye sorarım, aklına yatarsa ve elindeki kumaşın ona uygun olduğuna kanaat getiriyorsa oradan devam eder. Yazar olmak için kitap yazanların kitapları yayımlanmaz. Yazıyordur, yazdığı da iyidir ve yazar olur insan. Dizüstü Edebiyat örneğinden cevap vermek gerekirse... Binlerce takipçisi var diye kimseye kitap basmadık. Basılmaz da. Kumaşı önemli. Yazdıklarına dair görüştüklerim arasında son derece az sayıda takipçisi olan insanlar da var. Takipçinin bir önemi yok. Kumaşı önemli. Metnin sahiciliği, kişinin metinle ilişkisi önemli.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle