GeriGündem Kimseye güvenmiyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kimseye güvenmiyoruz

15 yaşındaki Cihan ve 24 yaşındaki Mehmet, ‘‘Güven kelimesi sizin için ne ifade ediyor?’’ sorusuna gülerek şu yanıtı veriyorlar. ‘‘Bu soru babamızı hatırlattı. Bize hep kimseye güvenmeyin derdi. Biz de o yüzden kimseye güvenmiyoruz. Her işimizi kendimiz yaparız.’’

1993 yılınının şubat ayında Türkiye'nin harika çocuğu, mucit politikacı Adnan Kahveci ve eşi Füsun Kahveci'nin trajik bir kaza sonucu hayatlarını kaybetmesiyle yalnızlığa terk edilen iki kardeş 24 yaşındaki Mehmet ve 15 yaşındaki Cihan. Geçen beş yılda yaşadıkları, babalarının ‘‘dostlarının’’ birer birer el etek çekmesi, iki kardeşi başlarının çaresine bakma gerçeğiyle başbaşa bırakmış. Babalarının ‘‘kimseye güvenmeyin’’ öğüdünün ne kadar doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyorlar. Bilgisayarı için bir soğutma sistemi icat eden, internette web sayfası hazırlayan Cihan, ‘‘Para kazanmalıyım. Kendi başımızın çaresine bakmalıyız’’ diyor.

Babalarından kalan maaş ve diğer yardımlarla devletten 200'er milyon lira alan Kahveci kardeşler teyzeleri Fulya Bekpınar'ın yanında kalıyorlar. ‘‘Amca ve halamız aramıyor. Zaten onlardan bir talebimiz yok.’’ diyen Kahveciler, babalarının akrabalarıyla görüşmüyorlar.

SİGORTALAR FOS ÇIKTI

Kazadan sonra ‘‘Çocukların sigortası benim’’ diyen Turgut Özal'ın iki ay sonra vefat etmesinin ardından, Özal Ailesi ve ANAP'tan kimsenin kapılarını çalmadığı iki kardeş, ‘‘Semra Hanım hiç aramadı. Karşımızda ANAP ilçe binası var (gülüyorlar) bir kez bile kapımızı çalmadılar. Mesut Bey kazadan sonra bize bakacağına dair sözler söylemiş. Ama o da aramadı, tabii işi başından aşkın’’ diyorlar.

Kimseye kırgın olmadıklarını, bunun böyle olacağını zaten bildiklerini belirten Cihan, ‘‘Bunun doğal olduğunu düşünüyorum. O zamanlar herkes babamdan menfaat sağlamak için çevresindeydi. Şimdi arayanımız soranımız en çok 2-3 kişi. Bu ayıp onlara yeter’’ diyor. Kardeşler kazadan sonra kendilerini aramaya devam edenlerin sadece Devlet Bakanı Işın Çelebi ve politik danışman Erhan Göksel, bir de İstanbul Belediyesi eski başkanı Bedrettin Dalan olduğunu söylüyorlar.

Mucit babanın mucit çocuğu

Cihan, babası Adnan Kahveci'nin en tipik özelliğini almış. Özel separatörlü çöp kutusu, akıllı mini yazar kasa ve elektronik oy verme makinesinin patentini alan Kahveci'nin küçük oğlu Cihan, bilgisayarının içine yerleştirdiği fanlar sayesinde bilgisayarın daha hızlı soğumasını sağlayarak işlem hızını arttırmış. ‘‘Arkadaşların sana mucit diyorlar mı?’’ sorusuna, ‘‘Evet, tüm arkadaşlarıma bilgisayar konusunda yardım ediyorum. Bugüne dek çok arkadaşıma web sayfası düzenledim. Bilgisayarımı sökerim takarım. Sanal dünyadan çok arkadaşım var chat sayesinde. Programlar yazıyorum’’ diye cevap veriyor.

Adnan Kahveci kimdi?

1949 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde doğdu. Hayatı birinciliklerle geçti. Üniversite giriş sınavlarında da Türkiye birincisi oldu. İstanbul Üniversitesi burs sınavında hâlâ rekoru kırılamayan en yüksek puanı tutturdu. İndiana'da Purdue Üniversitesi'nden elektrik mühendisi olarak mezun oldu. Missouri Üniversitesi'nde doktora, Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. İçişleri Bakanlığı Teknik danışmanlığı sırasında Turgut Özal ile tanıştı ve 1983 yılında ANAP kurucuları arasında yer aldı. İstanbul Kartal'dan Meclis'e girdi ve Maliye Bakanlığı yaptı. Semra Özal ile takışınca 1989'da kabine dışı kaldı. Yine aynı yıl partinin dağılacağı gerekçesiyle Özal'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıktı. Kızı ve oğlunu Kolej'den alarak normal okullara kaydettirdi. Kahveci, 5 şubat 1993 tarihinde eşi Füsun, çocukları Aslı ve Cihan ile birlikte 34 AK 162 plakalı Toyota marka otomobiliyle Ankara'dan İstanbul'a giderken Bolu-Gerede oto yolununun açılışı için konulan bariyerler yüzünden ters yöne girdi. Karşıdan gelen otomobille çarpıştı. Kazadan sadece Cihan kurtuldu.

Mehmet’ten espiri

‘‘Bu günlerde Semra Hanım'ın elini öpmeye gideceğim. Belki bana bir Kawasaki ya da Ferarri alır’’ diyen Mehmet, ‘‘Onun çocuklarının bir dikili ağacı bile yok ki’’ dediğimizde gülerek şunları söylüyor:

‘‘Florida'daki palmiyelerinden birini kessin yeter. Onda para yoksa ben de uzaylıyım.’’


Yorumları Göster
Yorumları Gizle