Kelebeğin Rüyası'na Amerika basınından büyük ilgi

Güncelleme Tarihi:

Kelebeğin Rüyasına Amerika basınından büyük ilgi
Oluşturulma Tarihi: Kasım 28, 2013 09:41

Türk sinema tarihinin en büyük yapımlarından ve en büyük prodüksiyona sahip film olarak anılan, Amerika’da yapılacak ‘86. Oscar Academy Ödülleri’ için “En İyi Yabancı Film” dalında ülkemizi temsil etmek üzere seçilen “Kelebeğin Rüyası”, Oscar yolunda Los Angeles’ta adım adım başarıya koşuyor.

Haberin Devamı

Oscar adayı 5 filmden biri olmak için Los Angeles'da yapılan çalışmalar kapsamında Yılmaz Erdoğan ve Belçim Erdoğan pek çok organizasyona katılıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Variety dergisi için özel bir gösterim düzenlendi. Amerika’da gerçekleştirilen özel gösterimler ve davetlerle büyük ilgi ve beğeni toplayan filmin her gösteriminde olduğu gibi burada da Yılmaz Erdoğan izleyiciler tarafından soru yağmuruna tutuldu.

Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun hayatlarından bir dönemi yansıtan ve iki genç şairin, “aşk”ı “şiir”e bahane ederken geçen kısacık yaşamlarının anlatıldığı filmin yapımcısı Yılmaz Erdoğan ve filmin oyuncularından Belçim Bilgin Erdoğan, filmin çıkış hikayesini ve uzun süren çalışma süreçlerini Los Angeles’ta filme özel verilen davette bir araya geldiği basın mensuplarına şu sözlerle anlattı;

Yılmaz Erdoğan;

Haberin Devamı

“Çok yakın arkadaşım olan aktör Erdal Tosun bana Zonguldak şairlerinden bahsetti. ‘Zonguldak şairleri’ diye araştırdığımda, karşıma 3 isim çıktı. Bunlar Muzaffer, Kemal ve Rüştü oldu. Erdal, bana bu 3 şairin hikayelerini araştırmamı söyledi ve çok enteresan, üzücü bir hayat hikayesi bulacağımdan bahsetti. Açıkçası bu konuda fazla bir bilgim yoktu ve şairlere ait 2-3 şiirden başka, onları tanımıyordum. Onları araştırmaya başladığımda, çok eski bir kitapçıda Rüştü Onur'a ait eski bir kitap buldum. O kitabı araştırmak için Zonguldak'a gittiğimde Muzaffer'e ait başka bir kitap daha buldum ve bu bulduğum iki kitapla bu insanların karakterlerini anlamaya, onları tanımaya çalıştım. Bu süreç o kadar kolay olmadı, yaklaşık 5 senemi aldı.”

Belçim Bilgin Erdoğan;

“Açıkçası benim ailem şiir okumaya ve şiir sanatına çok yakın olduklarından, çocukluğumdan erişkinliğime kadar birçok şairin şiirlerini kendilerinden dinleme fırsatım oldu. Filmin tarihi, Türkiye'nin şiirdeki altın çağlarında geçiyor. O zamanın şiirleri, bugünkü sinema filmleri kadar popülerdi. Biz de buradan yola çıkmak istedik.

Filmde oynarken fark ettim ki şiirin büyülü dünyası, bizim eski nesillerimiz ile beraber çok uzakta kalmış. Ama aslına bakarsanız bu filmi yapmamızın ana sebeplerinden biri de, şiirin zannedildiği kadar karmaşık, sadece sanatsal bir akım yada edebiyat değil, günlük yaşantımızın en doğal, en saf parçası, etrafımızda bizi çevrelemiş ve yaşamımızın her anında var olan bir oluşum olduğunun altını çizmekti. Günümüzün neslinin şiir sanatından çok uzak kalmış olmasından dolayı, böyle bir izlenim oluşmuş olabilir ki, bizim bu filmi yapmamız, benim bütün bunları fark etmemi sağladı ki bu da çok güzel bir duygu.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!