GeriGündem Joseph Pulitzer’in mesleği nedir?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Joseph Pulitzer’in mesleği nedir?

Joseph Pulitzer’in mesleği nedir?

Joseph Pulitzer, Amerikan iç savaşı esnasında asker olarak savaşırken, birden gazeteci olarak çalışmaya başlamıştır. Bu alanda kendisini göstermeyi başaran Joseph Pulitzer, bir süre sonra satın aldığı gazete üzerinden önemli haberler vermeye başlamıştır. Peki, Joseph Pulitzer’in mesleği nedir? İşte,o isim hakkında bazı bilgiler

Joseph Pulitzer 10 Nisan 1847’de Mako, Macaristan’da Magyar-Yahudi kökenli zengin bir tahıl tüccarı bir baba ile sofu bir Roman Katoliği olan Alman bir annenin oğlu olarak doğdu. Küçük erkek kardeşi Albert rahiplik eğitimi almış fakat hiçbir zaman bu rütbeye ulaşamamıştı. Baba Pulitzer Budapeşte’de emekliye ayrıldı ve Joseph orada büyüyerek, özel okullarda ve özel eğitmenlerin eğitimini aldı. On yedi yaşında sabırsızlanmaya başlayan uzun boylu genç asker olmaya karar verdi ve böylece Avusturya Ordusuna, Meksika’da görev yapacak Napoleon’un Yabancı Lejyonu’na ve Hindistan’da görev yapacak İngiliz Ordusuna yazılmaya çalıştı.”

Gözlerinin ve sağlının bozuk olması yüzünden reddedildi, bunlar hayatının geri kalan bölümünde hep başına bela olacaktı. Ancak Hamburg, Almanya’da Birleşik Devletler Birlik Ordusu için primli acemi asker alındığını görerek acemi askerin yerini alacak kişi olarak
yazılmayı başardı, bu tür bir işleme İç Savaş acemi asker sisteminde izin veriliyordu.

Söylenenlere göre, Boston’da gemiden aşağı atladı ve kaydolma primini acenteye bırakacağına kendi almaya kararlı bir şekilde sahile yüzdü. “Pulitzer bir yıllığına Lincoln Süvari Birliğine yazılarak prim aldı. Birlikte birçok Alman bulunduğundan bu da ona çok iyi
uyuyordu. Almancası ve Fransızcası mükemmeldi fakat çok az İngilizce biliyordu. Sonraları St. Louis’e gitti. Orada katırcılık, bavul taşıyıcılığı ve garsonluk gibi garip işler yaparken, büyük bir gayretle şehrin Ticari Kütüphanesine giderek İngilizce ve hukuk öğrendi. En büyük kariyer fırsatını son derece garip bir şekilde satranç odasında kendisini buldu. İki kütüphane sakinin maçını incelerken, akıllıca bir hamleyi değiştirdi ve etkilenen oyuncular Pulitzer’le konuşmaya başladılar. Oyuncular, önde gelen günlük Alman gazetesi Westliche
editörleriydiler ve ardında bir iş teklifi geldi. Dört yıl sonra 1872’de gazete sahipleri tarafından kontrol yetkisine sahip bir hisse teklif edildi. 25 yaşında Pulitzer yayıncı oldu ve bunun ardından gelen zekice kurulmuş iş ilişkilerinden sonra 1878’de St. Louis PostDispatch’ın sahibi ve gazetecilik sahesinde ilerleyen bir şahsiyet durumuna geldi. Pulitzer, hükümetin yozlaşmasını, zengin vergi kaçakçılarını ve kumarbazları suçlayan soruşturmacı makalelere ve başmakalelere yer verdi. Bu popülist yaklaşım çekiciydi ve satışlar arttı,
gazetenin durumu çok düzeldi. Pulitzer sonraları kurduğu Pulitzer Ödülü sisteminde gazetecilikteki ödüllerin daha fazlasının diğer konulardan çok yozlaşma ve çürümenin sergilenmesine verildiğini bilseydi çok memnun olurdu.

Pulitzer gazetedeki sakınılmış yoğun çalışmasının bedelini ödedi. Sağlığı bozuldu ve gözlerinin iyice zayıflamasıyla Pulitzer ve karısı 1882’de doktorun emrettiği bir Avrupa tatiline çıkmak üzere gemiye binmek için New York’a gittiler. Ancak, Pulitzer büyük bir inat
göstererek New York’daki buharlı gemiye binmedi ve finsansör Jay Gould’la buluşarak mali sıkıntı içinde olan The New York World’ün satışını görüştü. Ciddi sağlık problemlerini bir yana bırakarak, kendi yolunda yürüdü ve Barret’in tanımıyla “tek adamlık devrim” yaparak
The World’ün editörlük politakasını, kapsamını ve formatını yeniledi. Post-Dispatch’in satışını arttıran aynı tekniklerden bazılarını burada kullandı. Kamudaki ve özel yaşamdaki yozlaşmaya savaş açtı. Haber sütunlarını bir sürü sansasyonel konuyla doldurdu. En başaralı
promosyonlarından birisinde, The World New York limanının girişinde bir heykel kaidesi yapılması için halktan bağış toplatılmasını başlattı, böylece sevk edilmeyi bekleyen Fransa’da mahsur kalmış Özgürlük Anıtı dikilebilecekti.

Bu formül o kadar iyi işledi ki sonraki on yıl içinde The World’ün satışları bütün baskılarıyla 600,000’in üzerine tırmandı, artık ülkede dağıtımı en fazla yapılan gazeteydi.Ancak The Sun gazetesinin yayıncısı Charles Anderson Dana, The World’ün başarısını çekemediğinden, ‘ırkını ve dinini reddeden Yahudi’ olarak kendisine kirli kişisel saldırılarda bulunduğunda Pulitzer, beklenmedik bir şekilde dağıtım savaşının kurbanı oldu. Bu acımasız kampanya New York’un Yahudi topluluğunu The World’den soğutmak için
tasarlanmıştı.

Çok sıkıntı veren bu olay sırasında Pulitzer’in sağlığı daha da bozuldu ve 1890’da 43 yaşındayken The World’ün editörlüğünden ayrılarak haber odasına bir daha dönmedi. Neredeyse kör, şiddetli depresyonunda ayrıca kendisini gürültüye karşı son derece
hassas yapan bir hastalığa tutulan Pulitzer, çılgınlar gibi tedavi çareleri arayarak yurt dışına gitti. Bu tedaviyi bulmayı başaramadı ve hayatının sonraki yirmi yılının büyük bir bölümünü yatı Liberty’de Bar Harbor Maine’deki yazlık evi ‘Sessizlik Kulesi’nde ve New York’daki büyük villasında kendi tabiriyle ses yalıtımlı boşluklarda yaşadı. Sık sık yolculuğa çıktığı halde bu yıllar boyunca Pulitzer yine de gazetelerinin editörlük ve maliye bölümlerinin yönetimini yakından takip etti. Konuşmalarında gizliliği garantiye alma amacıyla, 20,000 isim ve terimden oluşmuş bir kitabı dolduran bir şifreyi kullandı. 1896-1898 yılları arasında Pulitzer, William Ramdolph Hearst’in Journal’i ile sansasyonellik ve haberlerin üretilmesinde kısıtlamanın bulunmadığı acı bir dağıtım savaşına sürüklendi. Kübalılar İspanyol idaresine isyan ettiklerinde, Pulitzer ve Hearst İspanyollara karşı öfke uyandırma ve haberde birbirlerini geçmeye çalıştılar. 16 Şubat 1898’de Birleşik Devletler savaş gemisi Maine gizemli bir şekilde havaya uçarak Havana limanında battığında, her ikisi de İspanyollara savaş açılması için çağrıda bulundu. Kongre bu çağrıya savaş kararıyla cevap verdi. Dört aylık bir savaştan sonra, Pulitzer sansasyonel gazetecilik olarak bilinen tarzdan editörün sesi olarak hizmet verdi. Tarihçilerin görüşüne göre, Pulitzer’in sansasyonel gazeteciliğe başvurması kamu hizmetinde gösterdiği başarılarla dengelendi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle