İki kültür arasında kalanlar

Güncelleme Tarihi:

İki kültür arasında kalanlar
Oluşturulma Tarihi: Ekim 23, 2011 00:53

1961 yılında Almanya ile imzalanan ‘Türk - Alman İşçi Alımı Anlaşması’nın 50’nci yılı anısına TRT; çok sayıda belgesel, haber, tartışma ve konser programı hazırlıyor.

Haberin Devamı

Semra Güzel Korver’in genel yönetmenliğinde yapılan ‘Almanya’da Yarım Asır’ adlı belgesel serisinin ilki olarak hazırlanan ve yönetmenliğini Ayla Karlı Tezgören’in üstlendiği ‘Alamanya Alamanya’ da bunlardan biri. 27 Ekim’de TRT ekranlarında seyirci ile buluşacak belgesel filmin gala gösterimi 19 Ekim Çarşamba akşamı gerçekleştirildi. Gecede, Almanya’daki göçmen çocuklara break dans eğitimi veren ve hayatı belgesele konu olan Almanyalı Türkler’den Çağlar Budak da grubu ile birlikte performans sergiledi.

Almanyalı Türklerin yaşamını gerçek karakterlerle ekrana getiren ‘Alamanya Alamanya’nın yüzlerinden biri Aşık Metin Türköz. Sirkeci’den bindikleri trenden ne halde indiklerini anlatıyor ilkin. 1962 Şubat’ında 18 ila 25 yaşlarında filinta gibi delikanlılar olarak geldik buraya, diyor. Kolalı gömlekler, kravatlar takmış; çakı gibi delikanlılar olarak. Almanya’ya ayak basışlarını mızıkalar, bandolarla karşılandıklarını görünce “Demek ki sonumuz çok iyi olacak” diye düşünüyor. Sonra, ‘Aşık Metin’ olarak anılmaya başlayıncaya dek, yani beş sene süresince çalışacağı Ford fabrikasının kapısından giriyor ve az sonra “kurbanlık koyun seçer gibi soyulup uçtan dişe kadar kontrol edilecek” işçilerin arasına karışıyor. Aradan beş sene geçince, dost meclislerinde sazı ve sözüyle namı yayılıyor da ‘Aşık Metin’ olup çıkıyor. Belgesel de adını, Aşık Metin’in yıllarca göçmen Türk işçilerinin sesi olan taşlamalarının birinden alıyor zaten: “Alamanya Alamanya,/ Türk gibi işçi bulaman ya...”
30 yaşındaki Çağlar Budak, Almanya doğumlu. Bir göçmen çocuğu olmanın zorluklarını hayatı boyunca yaşadı. Çetelere karıştı. Önce hapishanede, sonra hastanede yattı. Şimdi, Berlin’in Kreuzberg semtinde göçmen çocuklarına break dans öğretiyor. Ayrıca kendisi gibi göçmen olan Uganda kökenli Kenan Matovu ile kurdukları ‘K.O.Music’ adlı rap müzik grubuyla göçmenlerin sesini duyurmaya çalışıyor. Sazla sözle başlayan protest kelimeler, bugün karşılığını rap müzikte buluyor.
25 yaşındaki Ceren Koç Gültürk ise, çocukken bozuk Almancası nedeniyle arkadaşlarının alay konusu oldu. Ancak azmederek Alman Dili ve Edebiyatı bölümündeki lisans eğitimini tamamladı. Almanca öğretmeni olmak üzere, yüksek lisans programına devam ediyor. Şimdi, Almanlara Almanca öğretmeye hazırlanıyor. Ceren’in henüz bir çocukken babasından duyduğu şu söz kulağında iyice yer etmiş olsa gerek: “Sen göçmen çocuğusun; bu toplumda yer edinebilmek için bir Alman’dan üç kat daha fazla çalışmak zorundasın.”
MEDENİ İLGİSİZLİK
‘Almanya’da Yarım Asır’ın genel yönetmeni Semra Güzel Korver, Anadolu’dan İstanbul’a göçmüş bir ailenin İstanbul’da doğan ilk kuşağından. Dokuz yıl evvel İstanbul’a göç eden eşi ise, Hollandalı. Dolayısıyla iki dilli ve iki kültürlü çocuklar yetiştirmenin ne demek olduğunu çok yakından deneyimlemiş. Korver, filmi çekerken, çocuklarına daha iyi eğitim olanakları sağlamak için İstanbul’a göç eden kendi anne babasının yaşam mücadelesini hatırladığını belirtiyor ve ekliyor: “Her göç içinde özlem, acı ve hayal kırıklığı barındırır. Almanların misafir kültürünün olmayışı, daha mesafeli insanlar olmaları, en çok da Avrupa’nın geneline hakim olan ‘medeni ilgisizlik’lerine Türkler bir türlü alışamamış. Hani şu kimsenin birbirine değmeden yaşamaya çalışma haline.”
DEDE TORUN AYRI DİLİ KONUŞUYOR
‘Entegrasyon’, Alman hükümetinin sıklıkla altını çizdiği bir kavram. Almanya’da yaşayan Türk kökenli nüfusun Almancayı öğrenmediği veya iyi konuşamadığı sıklıkla vurgulansa da, belgesel ekibinin dikkatini çeken, kendi dillerini konuşmakta sorun yaşıyor olmaları. Ailenin iki dilli ve iki kültürlü olma konusundaki duruşuna bağlı olarak, üçüncü ve dördüncü kuşağın farkındalığı kuvvetleniyor elbette. Ancak öyle ailelere rastlanıyor ki, dede ile torun birbiriyle anlaşamıyor. Çünkü torun Türkçeyi konuşamıyor, dede de Almancayı. Dede torununa masal anlatmak, türkü söylemek istiyor belki ama kültür köprüsünü kuramıyor. İhtiyar, bunun eksikliğini hissediyor elbet. Torun ise, olup bitenin idrakini çok sonra varacak.

Haberin Devamı

Yönetmen Ayla Karlı Tezgören
KONUŞMAKTAN ÇEKİNİYORUZ

Haberin Devamı

Belgeselin çekim sürecinde, aslında bu konuyu iyi bilmediğimizi ve Türkiye’de bunları konuşmaktan çekindiğimizi fark ettim. Bir ara ‘Almancılar’ çok gündemimizdeydi. Çocukluğumuzda şekerlemelerle, oyuncaklarla gelirlerdi. Sonra gelmemeye başladı o insanlar. Çünkü birinci kuşağın çocukları ya da torunları Türkiye’ye değil, başka ülkelere gidiyorlardı artık. Hep döneceklerini düşünüyorduk ama anladık ki geri dönmeyecekler. Onlar artık ‘Almanyalı Türkler’. Aslında Almanya’nın entegrasyon uygulamalarıyla topluma entegre edilmeye çalışılan 3 milyon insan, entegrasyonun bütün şartlarını yerine getirseler bile kendilerini Alman hissedemediklerini söylüyorlar. Almanlar da onların dili öğrenmediklerini, şiddete eğilimli olduklarını ve sosyal sisteme yük olduklarını ifade ediyorlar. Aslında Türkler devamlı Almanya’da kalabilecek şekilde yaşamak istiyor. Ancak bu kabul içsel olarak sağlanmamış sanki. Entegrasyon projesi için inanılmaz paralar harcanıyor. Türk kökenli toplum ise, ‘entegrasyon’ yerine ‘partisipasyon’ kelimesini kullanmak istiyor. Çünkü Almanyalı Türklerin beklediği, karşılıklı birer adım atılması.

Haberin Devamı

ALMANYA’DAKİ GÖÇMENLERE BREAK DANS ÖĞRETEN ÇAĞLAR BUDAK

30 yaşındaki Çağlar Budak, Almanya doğumlu. Çetelere karıştı. Önce hapishanede, sonra hastanede yattı. Şimdi, Berlin’in Kreuzberg semtinde göçmen çocuklarına break dans öğretiyor. Ayrıca kendisi gibi göçmen olan Uganda kökenli Kenan Matovu ile kurdukları ‘K.O.Music’ adlı rap müzik grubuyla göçmenlerin sesini duyurmaya çalışıyor. Belgeselin gala akşamı grubuyla birlikte sürpriz bir performans sergileyen Çağlar, “Hikâyem gençlere örnek olsun” diyor. 
* Belgeselde “Eskisi gibi hayal kurmak artık zor oluyor burada” diyorsun. Neden?
- Eskiden çoğu Türk Almanya’ya gitsem, orada hayatımı kursam diye düşünüyordu. Artık bu bitti. Çünkü, nasıl desem... Orada sevmiyorlar bizi. Onların düşüncesi, onların bakışları insanı mahvediyor. Biz de orada doğduk. Biz de Almanca konuşuyoruz. Onlar bizden nefret ediyor, biz de onlardan nefret. Yani, nefret karşılıklı oluyor hep. Orada çok Türk öldü yabancıların elinde. Sadece Türk olduğu için. Ben orada sıcak bir yuvam olsun istiyorum.
* Herkes senin gibi düşünüyor mu acaba?
- Düşünüyor tabii. Ama korkuyorlar söylemeye. Kendi öz babam bile fazla konuşamıyor. “Sürerler bizi buradan oğlum, fazla konuşma” diyor. Biz bir şey söylemezsek burada bir şey değişmez, diyorum. Bunları söyleyelim ki onların kafalarında bir şeyler değişsin. Annem halen aynı. Devletten bir kağıt geldiğinde kalbi duracak gibi oluyor. Almanya’da yaşadıkları 30 sene hep korku içerisinde geçmiş. Biz serbest büyümedik. Zamanında öğretmenler damgaladı bizi. Siz Türk’sünüz, derlerdi. Okuldan sonra biz kalır, Almanca öğrenirdik.
MAVİ LENS TAKIP SAÇLARIMI SARIYA BOYASAM
* Ama Almanya’da yaşamak istiyorsun... Geleceğe dair hayallerin var mı?
- 30 sene sonra Türkiye’ye dönersem nasıl yaşarım ki? Kötü şeyler geride kaldı. Ben şimdi önüme bakıyorum. Almanlar korkmasın. Biz onların ülkelerini ellerinden almayacağız. Beni böyle kabul etsinler istiyorum. Mavi lens taksam saçlarım sarı olsa, o zaman onlardan biri olabilirim. Bu halimle onlar için hep yabancı kalacağım, biliyorum. İşler gittikçe daha kötüye gidiyor. Şimdi zenginler geliyor semte ve bizi evden atıyorlar. Ama hayatıma Kreuzberg’de devam etmek istiyorum. Benim evim Kreuzberg, Almanya değil. Türk kültürümü de korumak istiyorum.
* Gala akşamı konser verdiniz. Kendini nasıl hissediyorsun?
- Hayatta düşünmezdim İstanbul’da olacağımı. 14 sene sonra ikinci kez geldim buraya. Açıkçası çok heyecanlıyım! O akşam Türk ve Alman konuklar da geldi. Umarım insanlar bizim Almanca olarak vermeye çalıştığımız mesajları almıştır ve bir şeyler değişebilir. Türkiye’ye davet edilmek bizi çok gururlandırdı. Birileri bizim için bir şeyler yapıyor. Bu bizim için çok değerli. Performansımız, teşekkürümüz oldu...

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!