Gündem Haberleri

    Güya düşünce adamı

    Sefa ÖZKAYA
    13.01.2015 - 02:02 | Son Güncelleme:

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Topkapı Sarayı’nda restorasyonu tamamlanan bölümlerin açılışında restorasyonu yapılan Vahdettin Köşkü ile ilgili konuştu: “Yani bu eserleri ayağa kaldırmaktan, bunları yeniden kazanmaktan rahatsız olan, güya düşünce adamı, yazıyor, çiziyor, arasına da her türlü hakareti sıkıştırmaya çalışıyor.” Erdoğan’ın, isim vermeden söylediği bu eleştirileri, “Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya sitem etti” yorumlarına neden oldu. Ancak Erdoğan, salondan ayrılırken Ortaylı ile tokalaştı.

    Erdoğan, özetle şunları söyledi:

    ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN

    Bu mekânı özel kılan en önemli hususların başında bünyesinde yer alan kutsal emanetlerdir. Buraya ayrı bir önem, ayrı bir zenginlik kazandırıyor. Burayı adeta bir cazibe merkezi haline getiriyor. Sadece bu vasfıyla dahi Topkapı Sarayı her türlü hizmeti, hürmeti ziyadesiyle hak eden bir saraydır. Fatih Sultan Mehmet Han’dan başlayarak Topkapı Sarayı’nın kurulmasında ve bugüne kadar gelmesinde iradesi, katkısı, emeği olan herkesten Allah razı olsun diyorum. Yavuz Sultan Selim’den Fahrettin Paşa’ya kadar kutsal emanetleri bu şehre kazandırarak İstanbul’u manevi olarak taçlandıran tüm ecdattan, onları gözü gibi koruyan, ihtimam gösteren milletten de Allah razı olsun.

    CUMA AYASOFYA’DA KILINIRDI

    Manidar olan şey şurada Sur-i Sultani’de 10 tane mescidimiz var. Ama bunlar cuma mescidi değil. Sultan işte namazın sünnetini evinde kılar ama farza mescide gelir. Cumayı ise Ayasofya’da kılarlardı. Cuma Camii dediğimiz işte odur. Örneği de burada. Bu arada Topkapı Sarayı’nın içinde bulunan ama suları bugüne kadar akmayan veya akıtılmayan pek çok havuz, sebil ve şadırvan da yeniden asli işlevlerine kavuşturuldu. Sofa Mescidi’nin de müzenin açık olduğu saatlerde vakit ve cuma namazlarında hizmet vermeye başlamasından memnuniyet duyduğumu ifade ediyorum.
    m Bu mekânda 400 yıl boyunca sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun değil, onunla birlikte tüm bölgenin, dünyanın önemli bir bölümünün yönetildiğini bilmeleri dahi gençlerimizin ufkunu açacaktır, vizyonunu genişletecektir. Tarihi kim bilir hangi saiklerle yazılmış kitaplardan okumak, yalan, yanlış televizyon dizilerinden, sinema filmlerinden öğrenmek başkadır, burayı bizzat görerek yaşamak çok daha başkadır. Muhteşem tarihimizin, kadim medeniyetimizin bu en önemli fiziki eseri, içinde barındırdığı manevi değerlerle birlikte benliğine kazıyan her gencimizin, kendisini Fatih’in, Kanuni’nin, Yavuz’un hakiki mirasçısı olarak göreceğine inanıyorum.

    AHIR OLARAK KULLANDILAR

    Bu tür restorasyon faaliyetleri işte bu bakımdan çok önemlidir, çok hayırlıdır. Burada öyle yerler var ki üzülerek söylüyorum, buraları ahır olarak kullandılar. Oraları bizzat geldim gördüm. Ve ancak yeni yeni buraları kazanıyoruz ve yeni kuşaklara kazandırıyoruz. Maalesef geçmişte gerek ülkemiz sınırları içinde olsun gerek sınırlarımız dışında olsun ecdadımızdan kalan eserleri koruma, ayakta tutma, yaşatma konusunda yeterli hassasiyet gösterilmemiştir. Bugün Batı’daki birçok müzeye giderseniz, bu coğrafyadan götürülmüş eserleri oralarda görürsünüz. Çalınmamış eserlerin de büyük bir duyarsızlıkla çürümeye, yıkılmaya terk edildiğini, yağmalandığını, yok edildiğin görüyorsunuz. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. İşte İstanbul’un durumu ortada.

    RAHATSIZ OLUYORLAR

    Geçenlerde birileri gene yazıyor, çiziyor. ‘Vahdettin Köşkü’nü niçin yaptınız, ne yapacaksınız?’ Bunların rölövelerini bulduk, çıkardık ve bu eseri ortaya koyduk. Şimdi, ‘Bunu Başbakan kendisi için kullanacak’ diyor. Şu anda Cumhurbaşkanlığı makamındayız. Bunu ne yapacaksınız? Yani bu eserleri ayağa kaldırmaktan, bunları yeniden kazanmaktan rahatsız olan, güya düşünce adamı, yazıyor, çiziyor, arasına da her türlü hakareti sıkıştırmaya çalışıyor. Biz de diyoruz ki nerede, hangi eserler varsa bunları bugüne, yarına kazandıracağız. Buradan ama Cumhurbaşkanı istifade eder, ama Başbakan istifade eder, ama değişik kurumlarımız istifade eder. Sadece 12 yıl içinde hamdolsun günümüze ve geleceğimize kazandırdığımız eserlerle iftihar ediyoruz. 5 bine yakın eser Türkiye genelinde hamdolsun bugüne, yarınlara kazandırıldı. Kültür Bakanlığımızın aynı şekilde... Bütün bunlar artarak devam edecek. Şunu bilmemiz lazım: Geçmişini bilmeyen, geçmişine sahip çıkamayan geleceğini inşa edemez. Biz geleceğin inşasıyla görevliyiz. Bu şuuru, bu anlayışı 7’den 70’e tüm insanlarımıza kazandırmak mecburiyetindeyiz. Milletin bizatihi kendisi sahip çıktığında hiç kimse bu eserleri ne çalmaya ne de yıkmaya cesaret edemez.”

    Adres bensem benimdir...

    PROF. Dr. İlber Ortaylı, Tarabya Köşkü’nde 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Genel Sekreteri Mustafa İsen’in 26 Ağustos 2014’teki basın toplantısı sonrası Erdoğan’ın kullanacağı iddia edilen Vahdettin Köşkü restorasyonunu eleştirmiş ve “Vahdettin Köşkü’nün restorasyonunu hiç beğenmiyorum. Tarihi realiteye, mimari kurallara sadık bir restorasyon olmadığını herkes biliyor” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden yönelttiği eleştiriler için sosyal medyada “Hedef İlber Hoca” yorumları yapılınca Ortaylı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Siz benim beyannameyi okuyun, orada restorasyonla uğraşıyorum, binayı almakla ilgili değil. Adres bana mı geldi bilmiyorum, ben de oradaydım. Bensem benimdir, yapacak bir şey yok yani. Niye köşkü aldın da, oturuyorsun da, niye gidiyorsun dediğimi hatırlamıyorum.” - Ali DAĞLAR

    Güya düşünce adamı

    Açılışını yaptılar

    CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte Topkapı Sarayı’nda restorasyonu tamamlanan Zülüflü Baltacılar Ocağı, Hünkar Sofası, Harem Müzik Odası, Karaağalar Mescidi ve Harem Kadınlar Mescidi’nin açılış törenine katıldı. Zülüflü Baltacılar Ocağı, 15’inci yüzyılda ordunun yolunu açmak üzere kurulmuştur. Zülüflü Baltacılar sarayda harem ve selamlık kısmının temizlenmesi, padişahın güvenli ve hızlı haberleşme işleri, cülus ve bayram törenlerinde tahtın taşınarak kurulması, eşyaların taşınması, padişah ve ailesinden kişilerin cenazelerinin taşınması gibi işlerden sorumlu olmuşlardır. Ocak mensuplarına verilen ‘Zülüflü’ terimi, başlarına giydikleri sivri serpuşun iki yanından sarkan saç örgüsü benzeri zülüflerden gelmektedir.

    Güya düşünce adamı

    Etiketler: gündem
    Son Dakika Haberler
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı