GeriGündem Gezgin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gezgin



Mehmet YAŞİN

Kış gezginine: Troia

Yarıyıl tatiliyle birlikte gezginler yine bavul hazırlamaya başladı. Ben bu hafta size, ATLAS Dergisi'nin son sayısında yer alan gezileri önereceğim. Yani zahmetsiz bir gezi. Atlas'ta yer alan yazıları okuyup, fotoğraflara baktığınız zaman oralara gitmiş kadar olacaksınız. Ama gerçekten yola çıkmaya niyetiniz varsa, Çanakkale yakınlarındaki ünlü Troia harabelerini görmenizi hararetle öneririm.

Yarıyıl tatili başladı. Bu bir anlamda ‘kış gezginleri’nin de tatili. Birçok aile yollara düşmek için okulların kapanmasını bekliyor. Eğer sizler de tatil yapmak niyetindeyseniz ve bunun için bir program arayışı içindeyseniz, size çoluk çocuk Çanakkale'ye, Troia harabelerine gitmenizi öneririm. Çünkü Troia, mart ayında Avrupa'nın gündemine gelecek. Kültür Bakanlığı ile Anıtlar ve Müzeler Müdürlüğü'nün desteğiyle, Almanya'nın Stuttgart kentinde düzenlenecek sergiyle, Troia buluntuları ilk kez geniş kapsamlı olarak izleyicilerin karşısına çıkacak.

‘‘Düş ve Gerçek’’ adını taşıyan sergide, Troia'nın Anadolu kültüründeki yeri ve öneminin, dünyanın birçok yerinden getirilen eserlerle tanıtılması amaçlanıyor.

Homeros'un destanlarına konu olan, büyük komutanların adaklar adadığı, bugüne kadar birçok bilim adamına esin kaynaklığı eden Troia'yı daha önce gördünüz mü?.. Genellikle yakındaki güzellikler, değerler gözden kaçar. ‘‘Nasıl olsa giderim’ bahanesiyle buralara yapılacak olan geziler ertelenir. Gelin bu kez bu ertelemeyi yapmayın. Dünyanın dört bir yanından binlerce kişi, buraya gelebilmek için olanaklar yaratmaya çalışırken, sizler adeta ‘burnunuzun dibinde’ olan bu hazineyi görmeyi ihmal etmeyin.

Tarih ve efsane ile süslenecek bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız, Çanakkale veya Assos'u kendinize ‘üs’ olarak seçebilirsiniz. Hem bölgede bu mevsimde yakalanan balıkların çok lezzetli olduğunu da aklınızdan çıkarmayın. Eğer önerime uyup Troia'ya gitmeye niyetlenirseniz, yanınıza ATLAS Dergisi'nin son sayısını (şubat 2001) almayı ihmal etmeyin.

Türkiye'nin en itibarlı ve en güzel dergisi ATLAS, bu sayısında Troia konusunu işliyor. Dergideki konuyu yolculuğa çıkmadan önce okursanız, bu geziden daha da keyif alırsınız.

Bu hafta, ATLAS'ta yer alan ve Necmi Kural'ın yazdığı yazıdan alıntılar yaparak, Troia'ya gideceklere rehber olmaya çalışacağım:

KOMUTANLAR GEÇİDİ

‘‘Troia efsanelerinin anlatımı Homeros destanlarıyla son bulmaz. Efsaneler çoğu zaman Doğu’nun Batı’yla ya da Batı’nın Doğu’yla hesaplaşmasına bürünür ve tarihin ünlü komutanları kendilerini Troialı kahramanlarla özdeşleştirir. Yunanistan'ı fetih seferinde, Pers Kralı Kserkses'in Troia'ya adaklar adaması gibi, Büyük İskender de Troia'yı ziyaret eder. Troia'ya gelen Roma imparatorlarından Caesar ve Augustus'un ardından, İS 355'te Julianus Troia'ya gelerek bu misyonu sürdürür. Troia, çok sonraları Fatih Sultan Mehmet'i, Konstantinapolis'in alınmasından 9 yıl sonra ağırlayacaktır. Troia efsaneleri geçmişte büyük hükümdarları etkilediği gibi, günümüze kadar birçok bilim adamı ve sanatçının da ilgi alanı, esin kaynağı oldu. Hatta bir çok ulus, köklerini Troia'da aradı. Buna en iyi örnek, Ortaçağ Troia romanları ile 12. ve 13. yüzyıl şövalye öykülerinde görülür. Bu romanlarda olaylara şahitlik eden Kreters Diktys ve Phrygialı Dares'e göre Franklar, Burgonyalılar, Normandiyalılar, İngilizler ve Türkler aynı Romalılar gibi Troialıların soyundandır. Yaşamının büyük bir kısmını Troia'ya adayan kişilerden biri de Heinrich Schliemann'dı. Onun gibi birçok kişi, 18.yüzyıldan itibaren bu efsane kentin peşine düşmüşlerdi. Daha 1785 yılında J.B. Lechevalier, Troia'yı aramaya koyuldu ve kentin Pınarbaşı köyü civarında Ballı Dağ'da olduğunu öne sürdü. Buna karşın 1801 yılında E.D. Clarke, kentin Çanakkale Boğazı'na 4,5 kilometre uzaklıktaki Hisarlık Köyü'nde bulunduğunu iddia etti. Bu iddia o dönemde Ballı Dağı'nda çalışmalar yapan Schliemann'ı Hisarlık Köyü'nde kazı yapmaya yöneltti.

KAÇIRILAN HAZİNE

Alman arkeolog kazı çalışmaları sırasında bulduğu hazineleri, 1873 yılında yurtdışına kaçırdı. Aynı yıl Osmanlı İmparatorluğu, buluntuları geri alabilmek için Schliemann hakkında dava açtı. Davayı kaybeden Schliemann, hazineleri Atina ve İngiltere'de sergiledi. Bu arada bu değerli buluntuları İngiltere ve Rusya'ya satmaya çalıştı. Bu konuda başarılı olamayınca eserleri Berlin Devlet Müzesi’ne bağışladı.

Kızılordu'nun 1945'te Berlin'e girmesi, Troia buluntularını yeni bir yol ayrımına getirdi. Aynı yıl Alman Meclisi'nin emri ve Kızılordu'nun isteğiyle eserler Rusya'ya teslim edildi.

Bugün gelinen noktada Troia buluntuları, Almanya ve Rusya'nın dışında Philadelphia, Atina, Londra, İstanbul, Çanakkale ve Troia arasında dağılmış durumdadır.

ATLAS'ta yazılanların özeti böyle. Stuttgart'ta düzenlenecek sergide, dağılmış halde olan bu eserlerin büyük bir bölümü ilk kez bir araya getirilip, Troia'nın görkemi bir kez daha gözler önüne serilecek. Tüm bunları okuduktan sonra, yanı başınızda duran bu muhteşem kalıntıları, ünlü komutanların uğrak yerini, bir zamanlar dünyanın en ünlü kenti Troia'yı görmek istemez misiniz?

Atlas’la yolculuk

Atlas Dergisi şubat sayısında okurlarını, yine birbirinden görkemli coğrafyalara götürüyor.

Bu yolculuğa katılmak için yakınınızdaki bir gazete bayiine uğramanız yeterli olacak.

DOĞUBAYAZIT

Tarih boyunca kavimlerin, birbirine kavuşup, kaynaştığı bir kent... Bir yanda parlak geçmişinin tanığı görkemli İshak Paşa Sarayı, diğer yanda yüce Ağrı Dağı. Her gün yüzlerce insanın ziyarete koştuğu Ahmed-i Hani Türbesi ve yok olmaya direnen bir kültürün son temsilcisi Beyzadeler. Kenarda köşede kalmış gibi görünse de Ağrı'nın ilçesi Doğubayazıt, sınır ötesine taşan zengin bir kültürün durağı...

VİETNAM’IN KUTSAL MAĞARASI

‘‘Aydınlanmaya’ erişmişken, Budalığını başkalarının kurtuluşu uğruna erteleyenler ve tek bir bedenmiş gibi hareket eden mahşerî bir kalabalık... Atlas gezgini Ali Murat Atay Vietnam'ın başkenti Hanoi'nin güneybatısındaki kutsal mağara Parfüm Pagoda'daydı.

ALPLERİN KATEDRALİ

Brenta'nın doruk noktalarındaki çanların sesi, dağcıların haykırışlarıyla yarışır. Campanile Basso'nun zirvesinden yayılan titreşimler, vadiler boyunca sürer. Güney Alpler’in İtalya'daki uzantısı Dolomit sıradağları, katedrali andıran zirveleriyle adeta bir dağcılık parkıdır.

SİLLE’NİN VARI YOĞU

Kudüs'e giden hac yolu üstündeki tapınaklar yurdu... Dün yasak inançlara, bugün yaşlılara ev sahipliği yapan kayalara oyulu mağaralar... Sönmüş bir volkanın eteğine kurulu, ‘on asrın mamur, son elli yılın mağdur nahiyesi Sille’ iki bin yıldır Konya'nın kıyısında yaşıyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle