GeriGündem Denizkızı'ndan şarkılar
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Denizkızı'ndan şarkılar

Yirminci yüzyılın başlarında Boğaziçi'nden bir deniz kızı gelip geçti.

O günlerde İstanbullular, gecenin karanlığında denizden gelen ve şarkılar söyleyen esrarengiz sesi duymak için Boğaziçi'ne akın ederdi. Kim olduğunu bilmedikleri bir genç kıza ait bu sesi dinleyenler, sahibine ‘‘Denizkızı’’ lakabını yakıştırdı. Denizkızı Eftalya efsanesi işte böyle başladı.

Jandarma yüzbaşısı Yorgaki Efendi'nin kızıdır Deniz Kızı Eftalya, nam-ı diğer Eftalya Sadi Hanım. Müziği çok seven babası, eve gelen konuklarına çalgısıyla müzik ziyafeti verir, Eftalya da babasına sesiyle eşlik ederdi. Mehtabiye denen müzikli Boğaz gecelerinde de Eftalya, Büyükdere'den denize açılır, kimi zaman yalnız, kimi zaman da babasının eşliğinde gece boyunca şarkılar söylerdi. Birçok insan Büyükdere kıyılarına sadece onu dinlemek için gelirdi. Hatta onlardan biri de müzisyen Aleko Baconos'tu (Udi Yorgo Baconos'un ağabeyi). Onun sesinden çok etkilenmiş olacak ki ‘‘Gel ey denizin nazlı kızı’’ sözleriyle başlayan dönemin ünlü şarkılarından birini besteledi.

Lakabıyla hayatı efsaneleştirilen Eftalya'nın hikayesi, 1891'de gözlerini açtığı Büyükdere koyunda başladı ve yine denizlerde son buldu. 1936 yılında sanatçı için Şirket-i Hayriye vapurunda ‘‘Mehtabiye’’ düzenlendi. Bu aynı zamanda Denizkızı'nın jübilesiydi. Jübilesinden sonra üşütüp hastalanan sanatçı bir daha toparlanamadı ve 1939 yılında hayata gözlerini yumdu.

Denizkızı Eftalya assolist olarak bilinirdi. Ancak, onun öncesinde de bir assolist kadar tanınmıştır. Müzikhollerde ve bahçelerde şarkı söyleyebilecek kadar meşhur değilken eşi ve arkadaşlarıyla katıldığı yemekte, bir konuşmaya tanık olur. Daha sonraları Hikmet Feridun'la yaptığı röportajında o anı şöyle anlatır:

‘‘Tam karşımızdaki masada iki erkek hararetli bir münakaşaya tutuşmuşlardı. Biri diyordu ki:

- Sana Denizkızını dinledim diyorum yahu...

- Haydi canım... Sen onu dinleyemezsin.

- Dinlerim!

- Dinleyemezsin!

- Dinlersen 500 lira var...

- Söz mü?

- Söz...

Münakaşa beni de alakadar etmişti... Hemen bir şarkıya başladım... Yüzümde maskem olduğu için kimin şarkı söylediği belli değildi... Evvela sustular, sonra alkışladılar... Şarkı bitince önümdeki masaya doğru ilerledim. Biraz evvel 500 liraya iddiaya tutuşan beyin önüne geldim. Yüzümdeki maskeyi çıkardım. 'Beş yüz lirayı kaybettiniz beyefendi' dedim...’’

Avrupa'da, hatta Ortadoğu'da birçok konser veren müzisyen, babasından sonra en büyük desteğini iyi bir eşlik sazendesi olan eşi kemani Sadi Bey'den aldı.

Konserlerinin yanısıra Darülelhan, Colombia gibi plak şirketleriyle anlaşarak şarkı ve türkü formunda okuduğu plaklarını piyasaya çıkardı. Gayrimüslim oluşu ticari amaç güden plak şirketlerini huzursuz etti. Bu nedenle bazı plaklarını isimsiz olarak doldurdu. Ancak, Atatürk'ün önünde şarkı söylemesi ve takdirini kazanması Eftalya Sadi Hanım'ın önünü açtı. Artık ‘‘Denizkızı Eftalya Sadi Hanım’’ imzası artık plaklardaydı.

Galata gibi, kanto söylenen mekanlarda sahneye çıkmışsa da adı kantocularla anılmamıştır. Genellikle şarkı ve türkü yorumlayan Eftalya Sadi Hanım'ın sesinden aksak ritmli kantolar da duymak mümkün.

Şimdiye kadar sadece arşivcilerin ruhunu besleyen bu efsane ses, Kalan Müzik'in çıkarttığı Denizkızı Eftalya albümüyle artık herkesin ruhuna amade.

Kaset ve CD'lerde, 11'i şarkı, dördü fantezi ve altısı da türkü formunda toplam 20 şarkı var. Albümün adı ‘‘Kadıköylü’’, aynı zamanda açılış şarkısı. Aksak ve hareketli ritmiyle kanto türüne benzeyen bu nihavend fantezi Refik Fersan'a ait.

Ayrıca Yesari Asım ve Aleko'nun da besteleri var. Dönemin ünlü müzisyenlerine, gerek sazı gerek sesiyle bu kayıtta rastlamak mümkün. Kalan'ın hazırladığı bu arşiv, müzikle sunulan ve işin ustalarına hazırlatılmış zengin yazılı bilgiler ve görsel malzemeyi de içeriyor.

Size nostalji yaşatacak kaset 500 bin, CD ise 2 milyon lira.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle