Cumhurbaşkanlığında muhtarlar toplantısı

Güncelleme Tarihi:

Cumhurbaşkanlığında muhtarlar toplantısı
Oluşturulma Tarihi: Mart 10, 2015 15:58

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi partilerin "temelli" kapatılması hükmünün yürürlükten kaldırılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifiyle ilgili olarak "Dört parti bir araya gelse hatta dört partiye de gerek yok. Anamuhalefet ile iktidar partisi bir araya gelse bu işi bitirir. Bu tamamen artık milletin gündeminden düşsün. Ondan sonra da hiç kimse 'Kuşlardan haber aldım, benim partimi kapatacaklar' diye ortalıklarda dolaşmasın" dedi.

Haberin Devamı

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen dördüncü muhtarlar toplantısındaki konuşmasında, Ankara, İstanbul, Yalova, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale, Kocaeli, Kırklareli ve Bilecik'ten gelen 424 muhtarı Cumhurbaşkanlığı'nda misafir ettiğini söyledi.


Türkiye'deki 50 bin muhtarın tamamıyla bir araya gelmeyi hedeflediğini ifade eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda muhtarların yanı sıra esnaf, iş adamları, sanatçılar, bilim adamları, sporcular ve her kesimden vatandaşla bir araya geldiğini kaydetti.


İnşaatı devam eden kongre merkezi tamamlandığında 2 bin kişiyi aynı anda ağırlayabileceklerini, o zaman sürecin daha da hızlanarak devam edeceğini dile getiren Erdoğan, böylece Türkiye'nin geniş katmanlı bütün sivil toplum kuruluşları ve gruplarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geleceğini, devlet-millet kaynaşmasının farklı bir şekilde hayata geçeceğini belirtti.

Haberin Devamı


"Burası milletin evi, biz milletiyle arasına duvarlar örmüş, tel örgüler çekmiş, bariyerler kurmuş bir siyasetçi, bir Başbakan, bir Belediye Başkanı olmadığımız gibi böyle bir Cumhurbaşkanı da asla olmadık, olmayacağız" diyen Erdoğan, her gün milletle iç içe, beraber olmaya devam edeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanlığındaki programlar, katıldığı diğer programlar ve il ziyaretleriyle milletle kesintisiz irtibat ve muhabbet içinde olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Açık söylüyorum, bu bağ koptuğu gün, bizim de bittiğimiz gündür. İnsan nasıl oksijeninin olmadığı yerde nefes alamaz, yaşayamazsa, biz de milletimizle muhabbetimizi kaybettiğimizde adeta nefessiz kalırız çünkü biz milletimizin bağrından doğduk, orada yetiştik, orada ilmi, irfanı, hizmeti öğrendik. Bunun için de başka bir dünyayı ne hayal edebiliriz ne de orada yaşayabiliriz.


Beni en iyi siz muhtar kardeşlerimin anlayacağına inanıyorum çünkü sizler demokrasi çınarının köklerine en yakın dallarısınız. Bakmayın siz kendi aklınca muhtarları küçümseyen, görmezden gelenlere. Şundan eminim onların hiçbiri oturdukları mahallelerinde muhtarlığa aday olsalar kazanamazlar. Kendi mahalle halkının gönlüne girip, orayı fethedip muhtar olamayacakların ülkenin, milletin, memleketin meseleleri hakkında iri iri laflar etmeleri bizi sadece acı acı gülümsetir. Bugün ülkemizde siyasi parti genel başkanı, yöneticisi sıfatı taşıyanlardan pek çoğunun parti amblemlerini bir kenara koyun, mahalle muhtarlığa aday olduklarında hüsrana uğrayacaklarını gayet iyi biliyorum."

Haberin Devamı


"Kapatılsa zil takıp oynayacaklar"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletle, vatandaşla irtibatı zayıf olanlar için seçimlerin adeta bir yük haline geldiğini dile getirerek, onların oturdukları yerden "Cumhurbaşkanı şöyle söyledi, hükümet böyle yaptı" diyerek siyaset yapmak istediklerini söyledi.


"İzmir'de bir vatandaşımız, bir hanımefendi, bunlardan birine gayet güzel dersini vermiş. Sürekli iş değil laf üreten bir siyasi genel başkanına, kendi partisinden olduğunu söyleyen bir hanımefendi 'Bırakın dalaşmayı, proje üretin' diye seslenmiş" diyen Erdoğan, kendilerinin de yıllardır "Bırakın kötülümeyi, karalamayı, bu millet için ne yapacaksınız, ne yaptınız onu söyleyin" dediklerini aktardı.

Haberin Devamı


"Söylüyoruz söylemesine de karşı taraftan proje namına tık yok. Onun yerine varsa yoksa tezvirat. Şimdi bu ara ne söylüyorlar, neymiş 'partilerini kapatacaklarmış'. Niye senin partini kapatsınlar? Genel Başkan olduğum parti, 2007'de kapatılmak istendi. Bunların hiçbirinin sesi çıkmadı. Hatta o zaman bir parti genel başkanı 'Ankara'da da hakimler, savcılar varmış' dedi. Kapatılsa zil takıp oynayacaklar. Bunu söyleyenler şimdi 'partimiz kapatılacak' diyor" değerlendirmesini yapan Erdoğan, 2010'da "partilerin kapatılmasını yasaklayalım" dediklerini, TBMM'deki görüşmeler sırasında muhalefetin Genel Kurul'u terk ettiğini, AK Parti'nin içinden ihanet edenler de çıkınca düzenlemenin hayata geçemediğini ifade etti.

Haberin Devamı


"Tekrar sağa sola kaçmayın"


Düzenleme o zaman yapılsaydı şimdi bunların konuşulmayacağını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ben geçenlerde Sayın Başbakan'a da söyledim. Meclise getirin bu işi, buyrun gelin bir hafta içinde hemen birlikte yasa teklifini getirelim. Fazla bir şey değil, üç beş maddelik iş, partilerin kapatılmasını ortadan kaldıralım. Zorlaştıralım demiyorum, kapatılmayı tamamen ortadan kaldıralım. Bunun adımı atılsın. Milleti aldatmaya gerek yok. Dürüst olmak gerek, dürüst. Şimdi iktidar partisi adım attı, hadi gelin destekleyin. Tekrar sağa sola kaçmayın. Neyin şikayetini yapıyorsunuz? Üstelik iş işten geçmiş değil. Şu anda iktidar partisi Anayasa değişikliği teklifini Meclis'e sunuyor. Temenni ederim ki süratle bu iş hallolur. Dört parti bir araya gelse hatta dört partiye de gerek yok. Anamuhalefet ile iktidar partisi bir araya gelse bu işi bitirir. Bu tamamen artık milletin gündeminden düşsün. Ondan sonra da hiç kimse 'Kuşlardan haber aldım, benim partimi kapatacaklar' diye ortalıklarda dolaşmasın."

Haberin Devamı


"Laf değil, iş ürettik"


AK Parti göreve geldiğinde 6 bin 100 kilometre olan bölünmüş yollara 12 yılda 17 bin 500 kilometre yol eklendiğini, "ecdad mirası" olarak nitelediği projeyle Marmaray'ın hayata geçirildiğini anlatan Erdoğan, çalışmaları hızla süren Avrasya Tüneli'nin gelecek yıl tamamlanacağını, yeni açıklanan projeyle birinci ve ikinci boğaz köprüsü arasından deniz altında üç katlı tünel yapılacağını, temelini 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile attıkları Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ndeki çalışmaların da hızla sürdüğünü kaydetti.


Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi Bakir İzzetbegoviç'e geçen hafta Boğaz'da yaptıkları gezintide kuleleri gösterdiğini aktaran Erdoğan, 320 metrelik kulelerin bittiğini, fevkalade bir durum olmazsa köprünün 29 Ekim 2015'te açılacağını söyledi.


150 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın üçüncü büyük havalimanı inşaatıyla tüm bu çalışmaların bütünleşeceğini belirten Erdoğan, "Bunlar artık Türkiye'de yapılıyor. Bunlar icraatlar, laf değli. İş ürettik, üretmeye devam ediyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da modern bir havalimanı ve şehir bağlantısı için bulvarlar yapıldığını da anımsatarak, "Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili, Anamuhalefetin başındaki zat 'Kaçak saraydı, yok şuydu, yok buydu' durmadan atıyor, tutuyor. Büyük devletlere buralar yakışır, bunu böyle bileceksin. Büyük hedefleri olmayanlar, büyük hayaller gözetmeyenler, görmeyenler işte buraları düşünemezler. Bu millet büyük, güçlü bir millet ve dolayısıyla ona yakışan neyse onu yapacaktır, onu yapıyor" ifadesini kullandı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen dördüncü muhtarlar toplantısında yaptığı konuşmada, Ankara'da doğru dürüst bir toplantı salonu olmadığını, sadece ATO'nun bir salonu bulunduğunu belirtti.

Bunun dışında büyük otellerin salonlarının da bin kişilik olduğunu dile getiren Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın bulunduğu yerleşkede, kamunun büyük toplantıların yapılacağı bir salon yapmak istediklerini söyledi.

Bölgede büyük cami de bulunmadığını, bu nedenle salonun altında 2 bin 500-3 bin kişilik, Osmanlı ve Selçuklu mimarisini içeren büyük bir cami yapacaklarını bildiren Erdoğan, ayrıca sergi salonlarının bulunduğu bir yer de inşa etmek istediklerini kaydetti.

Erdoğan, toplantı salonu ve cami inşaatının devam ettiğini, sergi salonu için ise ihale yapılacağını ifade ederek, 2 bin kişinin yemek yiyebileceğini salonda, sanat eserlerinin sergileneceğini belirtti.

Türkiye'nin en büyük kütüphanesi olan Milli Kütüphane'de 1,5 milyon kitap bulunduğunu ancak dünyada 150 milyon kitabı olan kütüphaneler olduğunu aktaran Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı kütüphanesini de inşa edeceklerini, burada asgari 5 milyon kitap ve yazma eserlerinin bulunacağını söyledi.

Erdoğan, İstanbul'da da daha büyük bir kütüphane inşa edilmesinin
planlandığını bildirdi.

İlk emri "oku" olan bir dinin mensuplarını ifade eden Erdoğan, kütüphanenin göstermelik olmayacağını, 24 saat halka açık bulunacağını bildirdi.

Avrupa'da gençlerin geceleri, kütüphanelere giderek ders çalıştığını anımsatan Erdoğan, dijital sistemlerle modern şekilde inşa edilecek kütüphanede, hem ulusal hem de uluslararası tüm yayınların bulunacağını söyledi.

"Samimi değilseniz millet de size ona göre değer verir"

Siyasetin samimiyet işi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Siz samimi değilseniz, millet de size ona göre değer verir, ona göre destek verir. Siz samimiyseniz eninde sonunda, verdiğiniz mücadelenin neticesini görürsünüz" diye konuştu.

"Oy vermediği için millete kızarak, serzenişte bulunarak, hakaret ederek siyaset yapılır mı? İktidara talip olunur mu? Buradaki muhtarlarımızdan hangisi 'mahalleli kendisini seçmedi' diye onlara kızabilir?" diye soran Erdoğan, muhtarların, köyünde, mahallesinde ev ev dolaştığına, adeta bir aile dostu gibi olduğuna ve muhtaçlara yardım ettiğine inandığını belirtti.

Erdoğan, muhtarların, mahallesindeki kişilerin çoğunun künyesini de bildiğini ifade ederek, bunu yapmayan muhtarların zaten 3, 4 veya 5. dönem seçilemeyeceğini anlattı.

Gelen muhtarlar arasında 5. dönem muhtarlık yapanları da gördüğünü aktaran Erdoğan, milletin sevdiği kişileri 5. dönem muhtar yaptığını, sevmezse ilk dönemde kapıya koyacağını belirtti.

"Bu millet, kendisine sahip çıkana sahip çıkar" diyen Erdoğan, kendini sevdiren, kabul ettiren muhtarların parlamentoya girme şansının yüksek olduğunu dile getirdi.

"Muhtarlığı olmayan, muhtarı olmayan demokrasi sakattır"

Muhtarların, siyasetin ve demokrasinin en alt damarı ve temel taşı olduğuna işaret eden Erdoğan, "Demokrasi sizde başlar ve muhtarlığı olmayan, muhtarı olmayan demokrasi sakattır. Sizinle bu iş yükselir. Onun için de ben inanıyorum ki muhtar kardeşlerimin vermiş olduğu mücadele Türkiye'yi güçlendirecek mücadeledir, Türkiye'yi yüceltecek mücadeledir" ifadelerini kullandı.

"Milletin taleplerine rağmen onu bir başka yöne zorlamak olmaz"

İçişleri Bakanlığında birim kurulduğunu, daha önce kaymakama ulaşmakta zorlanan muhtarların, bakanlıklara bu formlar vasıtasıyla ulaşacağını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Millete liderlik etmek, önderlik etmek, milletin değerlerine, milletin kültürüne, milletin taleplerine rağmen onu bir başka yere, başka yöne zorlamak da olmaz. Şimdi diktatörlük diyorlar. İşte bunun da adı diktatörlüktür. Ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına, seçilmiş hükumetine diktatör yaftası vuranlar aslında kendi gönüllerindeki özlemi ifade edenlerdir. Üstelik bu şekilde iftira ettikleri Cumhurbaşkanı, son 12 yılda bir değil, iki değil, üç değil tam 9 defa, hem de oylarını sürekli artırmak suretiyle milletin desteğine mazhar olduğunu göstermiştir.

Kendilerine güvenmek suretiyle cumhurbaşkanı adayı olamadılar. 13-14 tane parti birleşerek bir tane cumhurbaşkanı adayı çıkardılar, netice ortada. Millet zannediyorlar ki bu noktalarda değerlendirmesini iyi yapmıyor. Ya bu millet çok uyanık ya siz bu millet ne zannediyorsunuz."

Erdoğan, muhtarlar toplantısındaki konuşmasında, milletin aklıselimiyle kimsenin dalga geçmemesini, aksi halde cevabını sandıkta en güzel şekilde alacağını söyledi.

Türkiye'de çok partili siyasi dönemde 16 ayda bir hükümet değiştiğine dikkat çeken Erdoğan, güvenin, istikrarın olmadığı bir ülkede kalkınmanın da olmayacağının altını çizdi.

Erdoğan, tek partinin iktidarda olduğu son 12 yılda milli gelirin bire üç arttığını ifade ederek, 27 Mayıs öncesinde uydurulan, "yüzlerce öğrencinin Et ve Balık Kurumunun fabrikalarında kıyma yapılıp Konya Asfaltı'nın altına serildiği" yalanlarını, 12 Eylül öncesinde kardeşi kardeşe kırdırmak için kurulan tezgahları, söndürülen ocakları, katledilen evlatları unutmadıklarını dile getirdi.

"Gezi olayları sırasında sergilenen 'gözümün önünde şu kadar adam öldürüldü, panzer insanları ezip geçti, kurşunlar havada uçuşuyor, annelerin kucaklarından çocuklarını alıyorlar' ahlaksızlıklarını unutmadık" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kardeşlerim, dönemimizde 3,5 milyar fidan ve ağaç diktik biz. Bize kalkıp Taksim'de 12 ağacın söküldüğünü ve şöyle yapıldı böyle yapıldı... Hepsi yalan. 12 ağaç sökülerek -artık biliyorsunuz modern imkanlarla ağaç sökme makineleri ağacı söker bir başka yere de gider diker- Taksim'den alınıp Hürriyet Tepesi'ne dikilecek olan bu ağaçlarla ilgili kıyameti koparttılar ama Yalova'da maalesef asırlık çınarı kestiler, hiç bunların sesi çıkmadı. Aynı şekilde Sarıyer'de hiç sesleri çıkmadı. Neredesiniz tencere tavacılar?"

"Gezi olaylarını yeniden alevlendirme rüyası görenler var"

Erdoğan, şu günlerde üniversitelerden sokaklara kadar bazı yerlerde tezgahlanmaya çalışılan oyunların gerisindeki niyeti de çok iyi bildiklerini belirterek, "Hala masum gençlerin canı pahasına üniversiteleri kavgaların merkezi haline getirme, hala Gezi olaylarını yeniden alevlendirme rüyası görenler var. Türkiye bu karanlık günleri artık geride bıraktı. Artık hiçbir vatandaşım bu oyunlara, bu kirli tezgahlara, bu provokasyonlara rağbet etmiyor, etmeyecek" diye konuştu.

İçinde şiddetin, baskının, zulmün, tehdidin olduğu hiçbir fikrin, hareketin, grubun milletten güç alması, destek bulmasının mümkün olmadığını, bunun, Çözüm Süreci için de Gezi heveslileri için de böyle olduğunu kaydeden Erdoğan, "Milletimiz demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin, hakkın, hukukun, istikrarın, güvenin, refahın, huzurun tadını aldı. Artık geri dönmez. Artık bu kazanımlarının hiçbirinden de en küçük bir geri gidişe izin vermez. Buna tevessül eden herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ben inanıyorum ki dersini verir" dedi.

"Kadına şiddet insanlığa ihanettir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca İstanbul'da düzenlenen ve kendisinin de katıldığı programa değinerek, burada, kadına şiddete karşı kamuoyunda duyarlılık oluşturmayı hedefleyen bir spot film gösterildiğini anımsattı.

Hatırlatmasının ardından filmi muhtarlarla birlikte yeniden izleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kadına şiddet insanlığa ihanettir. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, engelli dediğimiz herkes nihayetinde insandır. Neşet Ertaş, 'kadın insan, erkek insanoğlu' diyor. O meşhur Roman şarkısında ne diyorlar 'o da Allah kuludur, her kim olursa olsun...' Gerçekten de karşımızdakine kadın diyerek, erkek diyerek, şu etnik kökenden, şu mezhepten, şu bölgeden diyerek değil de insan olarak baktığımızda pek çok meselenin kendiliğinden çözüm yoluna girdiğini görürüz. Allah hepimizi insan olarak, eşrefi mahlukat olarak, yani yaratılmışların en şereflisi olarak yaratmıştır. Diğer tüm farlılıklar bunun altındadır. Siz cinsiyet başta olmak üzere alttaki farklılıklardan herhangi birini en üstü çıkarttığınızda sorun başlıyor. Buna bizim ne inancımız, ne kültürümüz, tarihimiz cevaz veriyor."

Bir bütünün iki yarısını oluşturan kadın ve erkekten herhangi birinin çıkartıldığında diğer tarafın tümden yok olacağını vurgulayan Erdoğan, kadına şiddet başta olmak üzere, kadın hakları konusundaki hassasiyetinin gerisinde böyle bir anlayışın olduğunu, mahallelerdeki temsilcileri olarak gördüğü muhtarlardan da aynı hassasiyeti beklediğini dile getirdi.

"Gören gözüm, uzanan elim duyan kulağım olun"

"Gören gözüm, uzanan elim, duyan kulağım sizler olun" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığında bir birim inşallah oluşturuyorum. Bu birimdeki kardeşlerimiz, hanım kardeşlerim, özellikle Türkiye genelinde kadına şiddetle ilgili gelecek bütün haberleri bizzat buradan takip edeceğiz, bizzat buradan takip edeceğim. Böylece nerede, ne oluyor anında inşallah bunlara müdahale etme fırsatını bulacağız" ifadesini kullandı.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığındaki muhtarlar toplantısında yaptığı konuşmada, 2006'da Uşak'ta yaptığı konuşmada "Devletin bireysel suçları, yani bir kişinin bir kişiyi öldürmesine karşı affetme yetkisi yoktur. Devlet kendine karşı işlenen suçları affedebilir. Öbürünü affetme yetkisi mağdurundur, mazlumundur" dediğini hatırlattı.

"Diyelim ki Özgecan'ın annesi, babası affederse affedebilir. Devlet, Özgecan'ın katilini, failini ki hemen yakalandılar biliyorsunuz, affetme yetkisine sahip değildir" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bütün bunlara karşı, ağırlaştırılmış müebbet hapis, bunun tavanı, o getirildi ve ağırlaştırılmış müebbet hapisle bu süreç şu anda işliyor. Bu konuda artık sorun veya bu konuda artık sorumluluk yargınındır. Yargı bu konuda adaletle karar vermek durumundadır ki o anne, o baba ne yapsın? Huzura ulaşmaz ya hiç olmazsa kısmen, biraz huzur bulur. Niye? Ağırlaştırılmış müebbet hapistir diye."

Mahallesinde, şiddete uğrayan, mağdur, mazlum durumuna düşen kadın bulunan muhtarın, bu sıkıntı kendi aile fertlerinden birinin başına gelmiş gibi hissedip, gerekli mücadeleyi vereceğine inandığını vurgulayan Erdoğan, "Vermiyorsa, işini iyi yapmıyor demektir" diye konuştu.

Allah'ın emanetine sahip çıkmayanın, milletin emanetine de sahip çıkamayacağını dile getiren Erdoğan, "Kadınlar Allah'ın tüm insanlığa bir emanetidir. Bu eşitliğin çok ötesinde bir değeri ifade ediyor. Ben bunu söyledim diye bir kadın STK'sının başında olan bayan diyor ki 'Kadın emanetmiş' diyor, 'Nasıl bu söylenir' diyor. Şu hale bak ya. Bu yüceltmedir, bu kadının önemini ortaya koymadır. İnsan emanetinin kıymetini bilmezse insan değildir. Emanete hıyanet neyse odur" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarlardan bu konuda çok daha fazla hassasiyet beklediğini ifade ederek, muhtarlara "Bakanlığımızla, valiliklerimizle, kaymakamlarımızla, belediyelerimizle işbirliği içinde hiçbir kadınımızın şiddete uğramasına, mağdur olmasına izin vermeyeceğinize inanıyorum" diye seslendi.

"Nasıl bir milletvekilisiniz siz ya, parlamentoda maske"

TBMM'de görüşülen İç Güvenlik Yasa Tasarısı'na işaret eden Erdoğan, birilerinin bundan rahatsızlık duyduğunu söyledi.

"Durmadan, engelliye engelliye, daha şurada 50 küsur maddeye ancak gelebildiler" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çıkacak, o ayrı mesele. Ama niye bize zaman kaybettiriyorsunuz? Bir an önce parlamento görevini yapsın. Parlamentoda olanlar niye var? Bu kanunları çıkarmak için var. Bunu yasal yönden engelleyebiliyorsan engelle ama buna gücün yetmiyorsa, müsaade et de söylediklerini söyledin, ondan sonra bu işin oylaması yapılır, bir an önce bunlar çıkar, gelir. Zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramıyor. Ama bu İç Güvenlik Yasasında düşün, adam elinde molotofkokteyliyle dolaşıyor. Bunlar ne yaptılar? Bütün meydanları yaktılar, yıktılar. Esnaflarımızın dükkanlarını yaktılar yıktılar, araçları yaktılar yıktılar, kamunun araçlarını, otobüslerimizi yaktılar yıktılar. İstanbulumuz'da bir Serap kızımızı molotofkokteyliyle yaktılar yıktılar. Bunları hep yaşadık."

"Eskiden eğlence için üretilen bu havai fişekleri şimdi neye dönüştü? Artık can almaya dönüştü" ifadesini kullanan Erdoğan, "Demir bilyeyle sapan. Biz sapanı eskiden biliyorsunuz, çocuklukta farklı kullanırdık ama şimdi bunlar sapanı, demir bilyeyle maalesef insan canı almada kullanıyor ve bunun suç olmasından rahatsız oluyorlar. Şimdi bunların hepsi suç aletine dönüştü. Silah neyse molotofkokteyli de o havai fişek de o sapan da o" diye konuştu.

Bunların ceza miktarlarının arttığına işaret eden Erdoğan, "Arttığından dolayı rahatsızlar" dedi.

"Bakınız çok daha enteresan, maskeyle dolaşıyorlar. Niye maskeyle dolaşıyorsun? Eğer terörist değilsen zaten maske takmana gerek yok. Niye maske, niye etek? Erkeksen pantolonunla dolaş, niye etek?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Orada da yine hanım kardeşlerimize saygısızlık var. Tanınmayalım diyor. Alttan etek, yüzüne maske. Bir kısmı da parlamentoda aynı şekilde maskeyle oturuma katılıyor, böyle bir şey olabilir mi ya? Nasıl bir milletvekilisiniz siz ya, parlamentoda maske. Neymiş? Poşu takmış. Poşu öyle takılmaz, poşunun takılma şekli farklıdır. Bütün bunlarla yasal olmayan şeyleri meşrulaştırma gayretleri var. Yazıktır. Bir taraftan 'Çözüm Süreci' diyeceğiz, bir taraftan 'özgürlükler' diyeceğiz ama bu özgürlükleri söylerken, konuşurken başkalarının özgürlük alanına ne yapacağız, müdahale edeceğiz. Olmaz."

"Artık mevcut gömlek, bu vücuda dar geliyor"

Erdoğan, Türkiye'nin kritik bir dönemden geçtiğini, yeni vizyonlar yeni hedefler doğrultusunda büyüyen, güçlenen Türkiye'nin buna uygun bir yenilenmeye, yapılanmaya ihtiyacının her geçen gün daha iyi ortaya çıktığını dile getirdi.

Eski Türkiye'nin alışkanlıklarıyla, kurallarıyla, kurumlarıyla bu dönüşümü tamamlayamayacaklarını, hedefe ulaşamayacaklarını bildiren Erdoğan, "Bunun için köklü bir değişime ihtiyacımız var. 7 Haziran seçimlerinin bunun için bir fırsat olduğuna inanıyorum. Ben, yeni Türkiye için yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Başkanlık sistemi bizim milletimizin yabancısı değil" dedi.

Daha önce Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurduklarını anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"O zaman Başbakan ve Genel Başkanım. Bizim 320 milletvekilimiz var, bakıyorsunuz, bu komisyonda olan mesela bir partinin 30 milletvekili var, o komisyonda o da 3 kişiyle temsil ediliyor, biz 320, yani on katıyız, biz de 3 kişiyle temsil ediliyoruz. Niye bunu kabul ettim? Kabul etmemin sebebi şuydu: Biz üzümü yiyelim, bizim bağcıyla işimiz yok. Yeter ki şu kanunu çıkaralım. Yani diğer üç partinin toplam milletvekili sayısı 220, bizimki 320. İnanın kabul etmediler. 47 maddeyi görüştüler, 'Hadi gelin şunları çıkaralım', yanaşmadılar. Daha sonra kendileri 60 madde teklif getirdiler. Arkadaşları gönderdim, dediler yine 'Olmaz.' Çünkü hep ipe un serdiler. Netice almak değildi dertleri. Orada da başkanlık sistemiyle ilgili bizim hazırlanmış, çalışılmış bir teklifimiz vardı. Çünkü artık mevcut gömlek, bu vücuda dar geliyor."

Erdoğan, muhtarlar toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana başkanlık sistemine ilişkin tartışmaların devam ettiğini belirterek, "Gazi Mustafa Kemal'den beri, Özal, Demirel, Erbakan, Türkeş dahil kimsenin bu değişimi gerçekleştirmeye, ya zamanı ya da gücü yetmemiştir" dedi.

Türkiye'nin halkın oyuyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanlığı için adaylığını açıklarken, 'yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi' ihtiyacını açıkça ifade ettiğini anımsatan Erdoğan, "Milletim yüzde 52'lik desteği bana bu şartlarla verdi. Öyle değil mi? Bugün benim bu talebimi dile getirmem, asla günlük siyasete müdahale etmem, herhangi bir partiye entegre olmam anlamına gelmiyor. Ülkemiz şartlarında böyle bir değişimi ancak 400 civarında milletvekiliyle iktidara gelen bir parti yapabilir" diye konuştu.

"Başkanlık sistemi benim şahsi arzum asla değildir" diyen Erdoğan, "Benim bu konudaki ısrarımın sebebi, Türkiye'nin 2023 hedeflerine de 2053 ve 2071 vizyonuna da ancak şekilde ulaşılacağına inanıyor olmamdır" dedi.

Erdoğan, küresel sistemin çok ciddi bir değişim sürecinden geçerken, Türkiye'nin mevcut mekanizmalarıyla bu değişimi, fırsata dönüştürebilmesinin çok zor olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Demokratik sistem içinde hızlı karar alabilme, bunları uygulama mekanizmalarına ancak başkanlık sistemiyle sahip olunabilir. Bunu 12 yıllık başbakanlık dönemimde yaşadım, gördüm. Yani damdan düştüm. Damdan düşerek de nerede sıkıntı var, bunu bizzat yaşadım. Nerede eksik var, bunu bizzat yaşadım. Bu konu sıradan bir teori olayı değildir. Teorinin pratikle, uygulamayla bütünleşme olaydır. Bu konuşulmaz, bu yaşanır. Ben bunu aynı zamanda yaşadığım için anlatıyorum. Bugün G7 ülkelerinin de G20 ülkelerinin de önemli bölümü, başkanlık veya yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Bu adamlar akılsız mı? Bunlar şimdi en ileri olan ülkeler. Bunlar niye acaba başkanlık sistemiyle yönetiliyor? Geri kalmış ülkelere baktığınız zaman, oralarda da rastgele şeyler görürsünüz."

"Daha işlerliği olan bir sistem"

Dünya çapında da başkanlık siteminin diğer yönetim sistemlerinden daha yaygın, daha işlerliği olan bir sistem olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Başkanlık sisteminden diktatörlük, padişahlık, imparatorluk anlayanlar her şeyden önce kendi milletlerine güvenleri olmayanlardır. O zaman Amerika'da şuanda diktatörlük mü var? Konuşulduğu zaman ne deniyor, dünyanın en ileri demokrasi ülkesi Amerika'dır. En ileri ekonomisi oradadır. Peki şuanda Fransa'da diktatörlük mü var, yarı başkanlık. Meksika'da, Arjantin'de, Brezilya'da diktatörlük mü var. Oralar şuanda bizim beraber yürüdüğümüz ülkeler. G 20'deki 10 ülkeye baktığınız zaman, hiçbirinde böyle bir şey göremezsiniz. O 10 ülke başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Böyle bir gidişe, ben inanıyorum ki, milletimiz asla izin vermez."

Erdoğan, darbe yönetimlerinin kısa süre iktidarla kalabildiğini hatırlatarak, "Sanıyor musunuz ki onlar kendi iradeleriyle ülke yönetiminden ayrıldılar? Hayır, milletimizin bu ara dönemlerin daha fazla sürmesine izin vermeyeceğini gördükleri, bildikleri için orayı bıraktılar. Her ne kadar kurdukları vesayet sistemiyle kontrolü hiçbir zaman ellerinden bırakmadılarsa da, fiilen ülke yönetiminde uzun süre kalamadılar. Çünkü millete rağmen iktidar olunmaz. Dikkat ederseniz, böyle dönemlerin hemen arkasından da milletle bütünleşmiş liderler, kadrolar işbaşına geldiler" ifadelerini kullandı.

Milletin demokrasi kavrayışı ve bu yöndeki iradesinin gerçekten çok güçlü olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Başkanlık sisteminden diktatörlük çıkarmak isteyen, herkesten önce bu milleti karşısında bulur. Dolayısıyla benim yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi teklifimin gerisinde yine milletimin arzu ve desteği vardır. Siz muhtarlarımızdan da bu konuda destek bekliyorum. Gittiğimiz il ve ilçelerimizde mahalle halkına bu gerçekleri anlatmanızı istiyorum. 7 Haziran genel seçimlerinin bu bakımdan Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu, bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiği mesajımızı vatandaşlarımıza iletmenizi rica ediyorum."

"Ülkesine bu binayı çok görenler oldu"

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilgili eleştirilere de değinerek, şunları kaydetti:

"Ülkesine bu binayı çok görenler oldu. Tabii biz Türkiye'ye büyüklüğüne, tarihine, kültürüne, şanına yakışır bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı kazandırmak için çalıştık, hamd olsun başarılı olduk. Sadece bu kadarla kalmıyoruz. Az önce anlattıklarımı sizlere tekrar etmeye gerek yok. İnşallah bittiğinde, sizler de buraya tekrar geldiğinizde, inşallah oralarda da bulunacaksınız ve ülkenizin büyüklüğünü yaşayacaksınız. Bir dostumuzun, büyüğümüzün güzel bir sözü var. O da bizi gerçekten baya duygulandırdı. O da, 'Bir milletin bu tür eserlerinde asla bu tür yatırımlardan asla tasarruf olmaz. Çünkü bunlar bir milletin şanıdır, bir milletin büyüklüğünün ifadesidir."

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!