GeriGündem Cumhurbaşkanı Sezer, Truva eserlerinin iadesini istedi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cumhurbaşkanı Sezer, Truva eserlerinin iadesini istedi


Ahmet KÜLAHÇI / Alaverdi TURHAN / STUTTGART

Almanya'nın Stuttgart kentinde Truva'da bulunmuş eserlerin yeraldığı Truva, Düşler ve Gerçek sergisinin açılışını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau birlikte yaptılar. Baden-Württemberg Eyaleti Bankası Sergi Salonu'ndaki serginin açılışına çok sayıda Türk ve Alman davetli katıldı. Sezer, serginin açılışında yaptığı konuşmasında, dolaylı bir şekilde yurtdışına kaçırılan eserlerin Türkiye'ye iade edilmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, açılışta yaptığı konuşmada, Truva'nın tarih boyunca birçok uygarlığa beşik olduğunu söyledi. Truva'nın, Anadolu'nun olağanüstü kültür zenginliğinin yalnızca bir parçası olduğunu dile getiren Sezer, ‘‘Burada sergilenen kültür hazinesi, dünya kültür mirasının bir parçasıdır. Bu yapıtlar, ait oldukları uygarlıkların topraklarında daha büyük bir anlam ve zenginlik kazanmaktadırlar’’ derken, dolaylı bir şekilde, Türkiye'den kaçırılan tarihi eserlerin ait olduğu yere iade edilmesinin önemini de vurguladı. Sezer, Alman şair Goethe'nin, ‘‘Son 3 bin yılda olup bitenlerin hesabını veremeyen bir insan karanlıkta kalmaya, gününü gün ederek yaşamaya mahkumdur’’ dediğini hatırlatarak, ‘‘Biz de son 3 bin yılda olup biten herşeyin hesabını kendi kendimize verip, aydınlıkta kalmaya, geçmişle gelecek arasında ışıklı bir köprü kurmaya kararlıyız’’ dedi.

Baden-Württemberg Eyalet Başbakanı Erwin Teufel de, yaptığı konuşmada, Truva'nın tanrıların dünyası ve kutsal kent olduğunu söyledi. Böyle önemli bir serginin, 350 bin Türk insanının yaşadığı Baden-Württemberg Eyaleti'nde açılmasından özellikle memnuniyet duyduğunu belirten Teufel, Anadolu'nun Doğu ile Batı, Avrupa ile Asya arasında bir kültür köprüsü oluşturduğunu vurguladı.

Sezer'e protesto

Cumhurbaşkanı Sezer sergi açılışı için Almanya'ya giderken, uğurlama törenine hükümetten yine hiçbir bakan katılmadı. Sezer'i, yerine vekalet eden TBMM Başkanı Ömer İzgi ile havaalanında görevli bürokratlar uğurladı. Bu durum geçen ay MGK'da yaşanan kriz sonrası hükümetin Çankaya'ya karşı soğuk tavrının devamı olarak yorumlandı.

Sergi açılışı sırasında da serginin bulunduğu binanın önündeki meydanda yaklaşık 50 kişi, Türkiye'deki cezaevi olaylarını protesto etti. Cumhurbaşkanı aleyhinde pankartlar da taşıyan göstericiler polis tarafından dağıtıldı. Bazı göstericilerin polise direnmesi üzerine, olaylar çıktı. Göstericilerden bir kaçı polis araçlarına bindirilerek, emniyette kimlik kontrolünden geçirildi.

Sergide neler var

Konukları 16 metre yüksekliğinde ve 13 metre uzunluğunda 40 tonluk tahta-çelik bir dev Truva atının karşıladığı sergide eserlerden 550 tanesi doğrudan doğruya Truva kazılarından, İstanbul ve Çanakkale Arkeoloji müzelerinden, Ankara Anadolu Kültürleri Müzesi'nden ve Anadolu'nun çeşitli müzelerinden getirildi. Sergide başta Berlin ve Gürcistan olmak üzere, toplam on dört ülkedeki müze ve özel koleksiyonlar da 300 adet eser ödünç verdi. Sergiye Truva eseri vermeyen tek ülke ise Yunanistan. Sergi Temmuz ile Ekim ayları arasında Braunschweig'da, Kasım ile Şubat arasında da Bonn'da (Hitit sergisine paralel) açılacak.

Uygarlıklar arası köprü: Truva

Prof. Manfred Korfmann, elde ettiği verilerin Truva tarihinin yeniden yazılması gerektirdiğini söylüyor. Truva bir Yunan kolonisi olmadığı gibi, Helen uygarlığının da bir uzantısı değil. Anadolu uygarlığına ait olan Truva İ.Ö. 2920 ile İ.S. 500 arasında Asya ile Avrupa arasında kültürel ve ticari bağlantıyı oluşturmuştur. Afganistan'dan Baltık'a kadar uzanan bir ticaretin merkezi olen kentin ilişkileri Afganistan'a kadar uzanmaktaydı. Korfmann, sergi açılışından önce 300 kadar gazetecinin katıldığı basın toplantısında ‘‘Truva Ulusal Parkı'na mutlaka uluslasarası bir müze yapılmalı ve Unesco'nun denetiminde bir araya getirilmesi gereken Troya eserleri bu müzede tüm bilim adamlarının incelemesine açılmalı.’’ dedi. Korfmann, bu konuda da ilk adımı Türkiye'nın atması gerektiğine inanıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle